Amerikali Turk

Yaşanan iyileşme kalıcı mı geçici mi?

  • November 25, 2009 5:07 PM
Küresel finans krizi, birçok yıkımı beraberinde getirmiş olsa da ülkelerin hem kendi içindeki hem de kendi aralarındaki birçok makro dengesizliği de azaltıcı etki yaratıyor. Ancak bu etkinin ne kadar kalıcı olup olmadığı halen tartışma konusu.

Dünyanın önde gelen gazetelerinden Financial Times, bugünkü sayısında “Recovery takes an unclear path” başlığıyla yayımladığı bir haber analizde, ekonomistler arasındaki bu tartışmaya yer verdi.

FT’nin analizine göre, tartışmaların gündeminde dünya genelinde dengesizliklerden kaynaklanan sıkıntıların, kalıcı bir biçimde küresel ekonomi için risk yaratmayacak boyutlara indirgenip indirgenemeyeceği sorusu yatıyor.

Kendi içindeki dengesizliklerle ilgili yeni ayarlamalara giden ülkelerin başında dünyanın en büyük ekonomisi olan ABD geliyor. ABD ekonomisinin içine girdiği resesyondan çıkışının özellikle harcamalardaki artışa bağlı olması, tüketici eğilimlerini de mercek altına sokuyor.

TÜKETİCİ EĞİLİMLERİ 

ABD’de tüketim harcamaları geçtiğimiz yıldan bu yana olumsuz bir seyir izliyor. Bu da tüketicinin harcama yapmaktan çok tasarrufa yönelmesinden kaynaklanıyor.  

FT’nin verdiği rakamlara göre, 2007 yılında yüzde 1.7 olan hane halkı tasarrufunun harcanabilir gelire oranı, Mayıs 2009’da yüzde 5.9 gibi rekor bir orana yükseldi. Teşvik programlarının yarattığı olumlu etkiyle Eylül ayında yüzde 3.3 oranına geriledi.

Ekonomistlerin dikkat çektiği bir diğer noktada bireysel borçlanmanın yüksek seviyelerini koruyor olması. 

Geçtiğimiz yılın ilk çeyreğinde yüzde 136 gibi rekor bir seviyeye çıkan hanehalkı borcunun gelire oranında çok fazla bir düşüş yaşanmaması, ABD’li tüketicilerin bilançolarını düzeltmelerinin belli bir zaman daha alacağını gösteriyor. 

Küresel ekonominin motoru olan ABD’de hane halkının eğilimlerini gösteren bu verilerin, bu noktadan sonra da köklü düzenlemeler yapılması gerektiğine işaret ettiği vurgulanıyor.

ÖZEL SEKTÖR BORÇLANMASI

Küresel ekonomik krizin etkilediği bir diğer dengesizlik de özel sektör borçlanmasında görülüyor. 

Başta ABD ve İngiltere olmak üzere bazı büyük ekonomilerde, özel sektörün borçlanmasındaki düşüş, hükümetlerin finansal teşviklerle talebi canlı tutma çabaları sayesinde kamudaki borçlanmanın artmasıyla kısmen dengelenmiş durumda. 

Ancak ABD Başkanı Barack Obama’nın Asya turunda da dile getirmeye çalıştığı gibi, bir yandan ekonomik toparlanma sürdürülebilir bir hale getirilirken, diğer yandan da ABD ve yüksek cari açığa sahip gelişmiş ekonomilerin talebi artırmak için diğer ülkelere ihtiyacı var. 

EKONOMİ BİRAZ TOPARLANDI

Krizin başlamasından bu yana, aşırı yüksek cari veya dış ticaret açıkları ya da fazlaları olarak ortaya çıkan ekonomik dengesizliklerin dizginlendiği görülüyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF), ABD’nin 2007’de gayrısafi yurtiçi hasılanın (GSYİH) yüzde 5.2’sine denk gelen cari işlemler açığının bu yıl yüzde 2.6’ya gerileceğini tahmin ediyor.

İngiltere’nin şu anda yüzde 2.7 olan cari açığının hafif bir düşüşle yüzde 2 seviyesine gerilemesi bekleniyor. 

Kriz sürecinde, gelişmekte olan Asya’da GSYİH oranının yüzde 7’sine denk gelen ticaret fazlasının yüzde 5’e geriledi. Ortadoğu’nun yüzde 18.1’lik ticaret fazlasının ise yüzde 2.6’ya indi.
 
Her ne kadar rakamlar umut verici görünse de oluşan bu dengenin yapısal mı yoksa konjonktürel mi olduğu tartışılıyor.
 
Harvard Üniversitesi profesörlerinden, IMF’nin eski baş ekonomisti Ken Rogoff, “Net bir şey söylemek zor ancak yine de bunun büyük bir bölümünün konjontürel olduğu yönünde şüpheler var… Güçlü politika değişikleri olmazsa, ABD’nin cari açığı yüzde 5 seviyelerine geri dönebilir” diyor.

ABD’nin önde gelen işletme okullarından Chicago Booth öğretim üyelerinden IMF eski baş ekonomisti Raghuram Rajan da açıklanan son verilere göre bir yandan iyileşme işaretleri gelirken diğer yandan ABD’de cari açığın artmaya başladığı uyarısını yapıyor