Amerikali Turk

IMF ile iki yıllık STAND-BY anlaşması

  • December 30, 2009 1:05 AM
Babacan 2010 yılına ilişkin beklentiler konusunda bilgi verdi.

Devlet Bakanı Babacan, IMF ile olası bir Stand-By anlaşmasının süresi konusunda mutabakat içinde olduklarını belirterek, ''IMF ile olası bir anlaşmanın iki yıl süreli bir Stand-by olması konusunda mutabakat sağlamış durumdayız'' dedi.
 
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Türkiye'nin küresel krizde büyük bir sınavdan geçtiğini belirterek, ''sınavı başarıyla verdik'' dedi. Başbakan Yardımcı Ali Babacan, bir televizyon kanalında, 2009 gerçekleşmeleri ve 2010 yılına ilişkin beklentiler konusunda bilgi verdi.

Babacan, ''dünya ekonomi tarihindeki en derin ekonomik kriz'' olarak tanımladığı küresel krizde, Türkiye'nin, daha önceden gerçekleştirdiği reformlar ve zamanında aldığı tedbirlerle sınavı başarıyla verdiğini kaydetti.

Ali Babacan, ''biz rayları döşedik ve treni raylarda yürütmeyi başladık'' şeklinde konuştu.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Uluslararası Para Fonu (IMF) ile yapılan görüşmeler konusunda yaptığı değerlendirmede, Orta Vadeli Programı (OVP) hazırladıktan sonra IMF'nin, OVP'yi genel çerçeve olarak olumlu bularak, ''destekleyeceğimiz bir programdır'' görüşünü ifade ettiğini söyledi. Daha sonra IMF'ye, OVP'nin detaylarını gönderdiklerini belirten Babacan, Stand-by ile ilgili detay müzakerelerin elektronik ortamda devam ettiğini kaydetti.

IMF ile müzakerelerin sürdüğünü vurgulayan Babacan, tamamıyla anlaşmaya varılması halinde bunun açıklanacağını ifade etti.

IMF ile bugün itibarıyla iyi bir noktada olduklarını vurgulayan Babacan, sonuca varmadan hiçbir beklenti yaratmak istemediklerini, bazı küçük detaylarda iki tarafın da takılabildiğini söyledi.

Babacan, IMF ile ana sorunların çoktan aşıldığını, detaylar konusundaki görüşmelerde de onların, istedikleri bazı şeylerden vazgeçtiklerini anlattı.

IMF yapılacak olası bir anlaşmanın, 2 yıllık bir Stand-by çerçevesinde, Türkiye'nin OVP'si ile uyumlu ve ekonomik büyümeyi destekleyecek bir program olacağının altını çizen Babacan, anlaşmanın yapılması halinde Türkiye'ye gelecek kaynağın, Merkez Bankasına rezerv olarak gideceğini söyledi.

Başbakan Yardımcısı  Babacan, Hazine'nin de, Merkez Bankasındaki rezerv kadar Türk lirası kaynağı kullanarak daha az borçlanarak, daha az borçlanacağı miktar kadar piyasaya kaynak yaratmış olacaklarını bildirdi. Babacan, şu görüşleri dile getirdi:

''IMF ile olası bir anlaşmanın iki yıl süreli bir Stand-by olması konusunda mutabakat sağlamış durumdayız. Biz 2011'in sonu geldiğinde o günkü şartlara bakmak için 2011 yılının sonuna kadar iki yıllık bir anlaşma istiyoruz.

IMF ile bugün itibarıyla iyi bir noktadayız. olası bir anlaşma aciliyetten kaynaklanan değil, Türkiye'nin büyümesini destekleyen bir program olacak. (IMF ile anlaşma olursa) demek, anlaşma olmama ihtimalini de içeriyor.''

''2010 YILI, HER AÇIDAN BU YILA GÖRE DAHA İYİ BİR YIL OLACAK''
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, çok boyutlu bir dış politika yürüttüklerini söyledi.

Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, kanal 24 televizyonunda, Türkiye ekonomisindeki son gelişmeler, 2009 gerçekleşmeleri ve 2010 yılına ilişkin beklentiler konusunda konuştu.

Türkiye'nin son zamanlarda dış politikasında ekseninin kaydığına dair iddiaları yorumlayan Babacan, Türkiye'nin, ihracatının yarısından fazlasını AB ülkeleri ile bir kısmını ise komşu ve çevre ülkelerle gerçekleştirdiğine dikkati çekti.

AB'deki piyasanın daralmasıyla, Türk ihracatçısının yeni alternatif pazar arayışlarına girdiğine dikkati çeken Babacan, bu çerçevede komşu ve çevre ülkelere de yöneldiğini ve bu ülkelerle olan ticaret hacmini artırdığını ifade etti.

ABD ile yeni bir model ortaklığın da hayata geçtiğini belirten Babacan, bununla ilgili ilk adımların, kendi Dışişleri Bakanlığı dönemindeki temasları çerçevesinde atıldığını söyledi.

Babacan, yeni model stratejik ortaklık çerçevesinde Türkiye'nin ve ABD'nin, ekonomik ve ticari ilişkilerin stratejik çerçevesini çizdiğini, söz konusu çerçeveyle ekonomik ilişkilerin daha da yükseltilmesinin amaçlandığını, buradaki tarafların üst düzey yetkililerinin, ilişkilerde en üst düzeydeki yetkililer olan Başbakan Erdoğan ve Başkan Obama'ya bilgi vereceklerini kaydetti.

Türkiye'nin bugün, hem Avrupa, Asya, Karadeniz, Hazar hem de Akdeniz ve Ortadoğu ülkesi olduğunu vurgulayan Babacan, Türkiye'nin, coğrafyası ve tarihinin getirdiği sorunlarla mutlaka ilgilenmesi gerektiğini kaydetti.

Doğru bildikleri yolda ilerlemeye devam edeceklerinin altını çizen Babacan, İran, Suriye ile ilişkilerini geliştirdiklerini, Ermenistan ile ilişkilerini normalleştirdiklerini kaydetti.

Türkiye'nin uzun yıllar ihmal ettiği Hindistan ve Meksika gibi ülkelerle yeniden ilişkileri canlandırdığına dikkati çeken Babacan, ''biz çok boyutlu bir dış politika yürütüyoruz'' dedi.

KÜRESEL KRİZ VE TÜRKİYE
Başbakan Yardımcısı Babacan, 2009 yılında dünya finans sektörünün toplu bir çöküşün eşiğine geldiğini ve 2. Dünya Savaşı'ndan bu yana ilk kez daraldığını kaydetti.

Ali Babacan, ''2009 yılı, dünya ekonomisi açısından kayıp bir yıl olacaktır'' dedi.

Babacan, küresel krizin, ABD'de finans sektöründe gerekli adımların zamanında atılmamasından kaynaklandığına da dikkati çekti.

Türkiye'nin krizden, finans sektörü açısından etkilenmediğini belirten Babacan, finans sektöründe çok önceden reformların yapıldığına işaret ederek, gerek Merkez Bankası, gerekse BDDK'nın zamanında aldığı tedbirlerin de etkili olduğunu ifade etti.

Babacan, Türkiye'nin, OECD içinde bankalarla ilgili operasyon yapmayan tek ülke olduğunu kaydetti.

Avrupa Birliği (AB) başta olmak üzere, daralan küresel pazarların ihracatı da olumsuz etkilediğini kaydeden Babacan, ihracatın azalmasının da üretimi olumsuz etkilediğini vurguladı.

Küresel krizin tamamen aşılmadığını vurgulayan Babacan, sisin tam olarak dağılmadığını, ancak sisin azaldığını ve gelecek yılın daha net olacağını bildirdi.

Küresel gelişmelere paralel olarak Türk iç piyasasında bir miktar moral bozukluğu bulunduğunu ifade eden Ali Babacan, ekonomideki yavaşlamanın reel nedenlerden değil, beklentilerden kaynaklandığını söyledi.

Türkiye'nin, küresel krize birçok gelişmiş ülkeye göre daha hazırlıklı hale geldiğini vurgulayan Babacan, ''ABD, bizim aldığımız tedbirleri henüz yeni yeni alıyor. Sağlık reformu ve diğer ekonomik tedbirleri Türkiye çok önceden almıştı'' dedi.

Türkiye'nin bu krizde, daha önceden aldığı tedbirler nedeniyle, diğer ülkelere göre önemli ölçüde ayrıştığını belirten Babacan, gelişmiş ülkelerin yeni yeni aldığı önlemleri Türkiye'nin çok önceden aldığını ifade etti.

Orta Vadeli Program'ı (OVP) açıkladıklarından bu yana üç buçuk geçtiğini belirten Babacan, bu süre zarfında tüm makro ekonomik tahminlerin OVP'ye uygun sürdüğünü, 2010 yılı bütçe hedefinin de OVP ile uyumlu bir bütçe olduğunu söyledi.

Bütün gerekli tedbirleri ve orta vadeli programı ortaya koyduklarını anlatan Babacan, ''biz rayları döşedik ve treni raylarda yürütmeye başladık'' şeklinde konuştu.

TÜRKİYE'NİN KREDİ NOTU
Kriz döneminde reyting kuruluşlarının, 80'in üzerinde kredi notu düşüşü gerçekleştirdiklerini kaydeden Ali Babacan, 10 küsur ülkede not artarken, sadece Türkiye'de iki kademe birden not artışı yaşandığını anlattı.

OVP'nin açıklanmasının ardından Türkiye'nin ekonomik görünümünün değiştiğini hatırlatan Babacan, 2010 yılı bütçesinin komisyondan geçmesinin ardından da kredi notunun iki kademe birden arttığına dikkati çekti.

Türkiye'nin ''risk primi (CDS)'' olarak da isimlendirilen sigorta primlerinin gerilediğini ifade eden Babacan, mevcut risk primi düzeyinin, ''A'' notuna sahip ülkelerde dahi bulunmadığını vurguladı.

Merkez Bankasının, krizde doğru ve zamanında tedbirler aldığına da değinen Babacan, Merkez Bankasının temel amaçlarından birinin fiyat istikrarı olduğunu, Türkiye'nin, bu alanda 7 yıllık kazanımlarını feda edemeyeceğini kaydetti.

İŞSİZLİK
Türkiye'deki işsizlik konusuna da değinen Babacan, gelecek yıl işsizliğin bir miktar düşeceğini, daha sonraki yıllarda ise daha da azalacağını söyledi.

Ekonomik büyümeyle alakalı olduğunu belirttiği işsizliğin hemen her ülkenin sorunu olduğunu, gelişmiş ülkelerin de çok yüksek işsizlik yaşadığını kaydeden Ali Babacan, işsizlik sorununun çözümü için birtakım tedbirler ve teşvikler sağladıklarını, hem genel ekonomik büyüme hem de tedbirlerle işsizliği azaltacaklarını ifade etti.

Mesleki eğitimin ihmal edilmesinin de işsizlikte önemli bir etken olduğunu bildiren Babacan, ''eğitim sistemimiz, ekonomik yapıyla uyumlu bir hale getirilmelidir'' dedi.

Yeni teşvik sistemine de değinen Babacan, yeni teşvik için yeni tesis başvurularının oldukça yüksek olduğunu, sisin dağılması halinde ise çok ciddi bir yatırım potansiyelinin beklediğini vurguladı.

Ticari kredi faiz oranlarının da düştüğünü hatırlatan Babacan, Türk şirketlerinin artık yüzde 10'un altında borçlanabildiğini söyledi.

2010 yılının her açıdan bu yıla göre daha iyi bir yıl olacağını belirten Babacan, gelecek yılki Doğrudan Yabancı Sermaye girişinin, bu yıla göre daha fazla olmasını beklediklerini bildirdi.

''DAVOS'A GİDİP GİTMEMEYİ HENÜZ DEĞERLENDİRİYORUM''
Babacan, 2010'daki Davos Zirvesi'ne katılıp katılmayacağı yönündeki bir soruya verdiği yanıtta ise gidip gitmemenin artısı ve eksisine bakarak karar vereceğini, henüz değerlendirme aşamasında bulunduğunu kaydetti.

Davos yetkililerinin kendisini ısrarlı bir şekilde toplantılara davet ettiklerini anlatan Babacan, Davos'un, Türkiye'ye yatırımcı çekebilmek açısından önemli bir platform, ekonomik açıdan önemli bir forum olduğunu söyledi.

Davos'a gitme konusunda bundan önceki toplantıda yaşanan malum olay nedeniyle bazı tereddütlerinin bulunduğunu belirten Babacan, gidip gitmemenin artısına, eksisine bakarak nihai kararı vereceğini anlattı.

NÜKLEER SANTRAL İHALESİ
Babacan, Türkiye'nin enerjide dışa bağımlılığını azaltması açısından nükleer santralin mutlaka gerekli olduğunu söyledi.

Türkiye'nin nükleer santral konusunda stratejik öncelikleri ve risk yönetimine bakacaklarını vurgulayan Babacan, ''hangi ülkeyi seçerseniz o ülkeyle uzun vadeli bir ilişkiye giriyorsunuz'' dedi.

ARINÇ'A SUİKAST İDDİALARI
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç'a yönelik ''suikast'' iddialarına yönelik bir soruya verdiği yanıtta, Türkiye ekonomisinin artık siyasetten daha az etkilendiğine dair geçenlerde yaptığı açıklamanın tam anlaşılamadığına değinen Babacan, siyasetin kendi kuralları içinde gerçekleşen gelişmelerin ekonomiyi eskisi kadar olumsuz etkilemediğini kastettiğini söyledi.

Ancak, siyasetin kendi kuralları dışında demokrasinin sorgulanması halinde ise siyasetin bir kenara konulacağını, çünkü bu tür gelişmelerin ekonomiyi çok olumsuz etkileyen gelişmeler olduğunu ifade etti.

Kurumların korunmasının önemine işaret eden Babacan, en önemli kurumların itibarının mutlaka korunması gerektiğini vurguladı.

TEKEL İŞÇİLERİ
Başbakan Yardımcısı Ali Babacan, Tekel işçileri konusunda da, Hükümetleri döneminde, işini kaybeden işçilere 4-C kapısını açarak, asgari ücretin üstünde bir gelir imkanı sağladıklarını, bunun önemli bir fırsat olduğunu ifade etti.