Amerikali Turk

Türkiye ekonomisinde ‘kur’ krizi

  • January 11, 2017 12:10 PM

Son birkaç günde hızla değer kaybeden Türk Lirası, yatırım çevrelerinde ‘kriz’ endişesi yaratıyor. Finansal gelişmeler ile birlikte siyasi gerilime de dikkat çeken iş dünyasına göre çözüm, güven bunalımını aşmakta.

Türkiye'de son günlerde döviz kurlarının rekor üstüne rekor kırarak tarihinin en yüksek seviyelerine çıkması, ekonomik kriz endişesine neden oldu. Türkiye ekonomisi, 90’lar ve 2000’li yılların başında Türk Lirası’nın aşırı değer kaybetmesinin ardından birkaç yıl süren ekonomik krizler yaşamıştı. Şu anda ise Türkiye’de hem siyasal hem de ekonomik bir güven bunalımı yaşanıyor.

DW Türkçe’ye konuşan iş dünyası temsilcileri, Türk Lirası’ndaki değer kaybının sürmesi halinde yeni yatırımlar ve büyümede ciddi sıkıntıların baş gösterebileceğine dikkat çekiyor. Türkiye ekonomisi açıklanan son verilere göre, 2016’nın üçüncü çeyreğinde 7 yıl aradan sonra ilk kez küçülmüştü.

Merkez Bankası müdahale etti
Gerek Amerikan Merkez Bankası’nın (Fed) yeniden faiz yükseltilebileceğine dair beklentilerin artması gerekse uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody’s’in Türkiye’deki güvenlik sorunlarının makroekonomik baskıları artırdığı ve Türk bankalarının varlık kalitesinin bozulmaya başladığına ilişkin raporu, Türkiye’de dolar kurunu 3,77 TL’nin üzerine taşıyarak tarihi zirveye çıkardı. Son birkaç günde yaşanan kur artışlarıyla Euro da tarihinde ilk kez 4 TL seviyesini aştı. Böylelikle yılbaşından bu yana Türk Lirası’ndaki değer kaybı yüzde 6'ya yaklaştı.

Piyasalardaki dalgalanma sonrasında Merkez Bankası, döviz kurlarındaki yükselişi frenlemek için hamle yaptı. Yabancı para zorunlu karşılık oranları tüm vade dilimlerinde 50 baz puan indiren Merkez Bankası, bu değişiklik ile finansal sisteme yaklaşık 1,5 milyar dolarlık ek likidite sağlanacağını açıkladı. Merkez Bankası’nın piyasaya müdahalesinin ardından dolar ve euro bir miktar gerilese de kurun ulaştığı kritik seviye ciddiyetini koruyor.

Hükümet 'saldırı' yorumu yapıyor
Döviz kurlarındaki yukarı yönlü gidiş, hükümet ve Saray'da da yankı buldu. Ancak AKP'nin ekonomi kurmaylarında Türk Lirası'ndaki değer kaybının 'art niyetli bir operasyon' olduğu görüşü hakim. Başbakan Yardımcısı Nurettin Canikli, Moody's'in Türk bankalarına yönelik değerlendirmesine ilişkin "Hiçbir rasyonel hiçbir temele dayanmamaktadır. Rasyonel değilse o zaman subjektiftir, adeta bir saldırıdır" değerlendirmesi yaparken, Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Cemil Ertem de AA'ya yaptığı değerlendirmede, "Döviz talebi çok sığ, spekülatif amaçlı ve yurt dışı kaynaklı. TL'yi hızlı bir şekilde değersizleştirme operasyonu yapılıyor" görüşünü dile getirdi.

“Kriz algısı oluşuyor”
Döviz kurundaki rekor artış, ihracatının yüzde 50’sini AB pazarına gerçekleştiren Türkiye özel sektörü tarafından tedirginlikle karşılanıyor. Üretiminin büyük kısmını enerji ve ara malı ithalatı ile karşılayan iş dünyası açısından nerede duracağı bilinmeyen döviz kurları, yeni yatırımların önündeki en büyük engel.

Türkiye ekonomisinde otomotivden sonraki en büyük ihracatı yapan sektör olan hazır giyim ihracatçılarını temsil eden İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Hikmet Tanrıverdi, döviz borcu olan Türk şirketlerinin bu dönemde çok ağır mali kayıplar verdiğine dikkat çekiyor.

Borçlarını ödemekte zorlanan şirketlerin kredi notlarının düştüğünü, para kaynaklarının kesildiğini anlatan Tanrıverdi, “Türkiye’de döviz hareketliliği hem toplumda hem iş dünyasında hemen ‘kriz’ algısı yaratıyor. Bu nedenle yeni yatırımlar erteleniyor, tüketim kısılıyor. Kimse önünü görmeden bir şey yapmak istemiyor” diye konuşuyor. Tanrıverdi, kurların böyle devam etmesi halinde, ithalata bağımlı olan şirketlerin ürünlerine zam yapmasının ve enflasyonun artmasının kaçınılmaz olduğunu söylüyor.

İş dünyası KHK’lardan endişeli
Yalnızca finansal değil, siyasi risklerin de artıyor oluşu, Türkiye’de iş dünyasının bir başka sıkıntısı. 2016’da gerçekleştirdiği yaklaşık 7 milyar dolarlık cirosu ile Türkiye’nin önde gelen otomotiv ve alüminyum üreticilerinden olan Kibar Holding’in Yönetim Kurulu Başkanı Ali Kibar, kur artışında son çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerde şirketlere yönelik mevzuat düzenlemelerinin etkisi olduğu görüşünde.

OHAL döneminde çıkarılan kararnamelerle şirketlere el konulması ve kayyum atanması gibi olayların iş dünyasında dikkatle takip edildiğini ifade eden Kibar, “OHAL sona erdiğinde bu el koyma ve kayyumların ne olacağı konusunda bir belirsizlik var. Burada netlik olmaması şirketleri sıkıntıya sokuyor. Meclis’te görüşülmeye başlanan Anayasa değişikliği de bir başka önemli nokta. Acilen bir güven ortamı yaratılmasına ihtiyacımız var” şeklinde konuşuyor.

Anayasa değişiklik süreci kritik
Türkiye ekonomisi için 2017’deki en önemli konu finansal istikrar ve bunu sağlayacak ekonomi politikaları olacak. Çünkü Türk Lirası’ndaki değer kayıpları kısa vadede ihracata olumlu yansıyacak olsa da orta vadede enflasyon, küçülme ve işsizlik gibi olumsuz sonuçlara kapı aralayabilir.

Döviz kurlarının geldiği seviyelerin hem fiyat hem de finansal istikrar açısından kritik boyutlara ulaştığına işaret eden Odeabank Ekonomik Araştırma ve Stratejik Planlama Müdürü Şakir Turan’a göre, Merkez Bankası’nın yeteri kadar faiz artışına gitmesi orta vadede kurun ateşini düşürebilir. Ancak kurlardaki yükselişi frenleyecek adımlar atılmadığı takdirde hem enflasyonda çift haneli seviyelerin görülebileceğin, hem de büyümenin birkaç çeyrek art arda kesintiye uğrayabileceğini dile getiren Turan, ülkedeki siyasi gelişmelerin ekonomi üzerine etkilerine de dikkat çekiyor.

Turan, şöyle konuşuyor: “Anayasa değişiklik süreci politik belirsizliği artırırsa, önümüzdeki aylarda yatırım ve tüketim kararları üzerinde olumsuz etki yapabilir. Dolayısıyla, politik cephede yaşanabilecek olumsuzluklar bu yönüyle doğrudan, döviz kurlarındaki yükselişi tetikleyerek de dolaylı yönden ekonomik görünüm üzerindeki belirsizlikleri artırabilir.”