Amerikali Turk

Avrupa Birliği'nde 'Türkiye kutuplaşması'

  • October 19, 2017 9:37 AM

AVRUPA Birliği devlet ve hükümet başkanları, Türkiye ile ilişkilerin de masaya yatırılacağı zirve için Brüksel’de bir araya geldi. Almanya Başbakanı Angela Merkel’in seçim kampanyası sırasında çıtayı yüksek tutarak ‘müzakerelerin kesilmesi’ vurgusuyla gündeme taşıdığı Türkiye konusunda AB ülkeleri arasında görüş ayrılıkları devam ediyor. Zirvede konuşma yapan Merkel ise ilk açıklamasında Türkiye'ye ilişkin olumlu bir açıklamada bulundu. Merkel, "Avrupa Birliği'nin Türkiye'deki mülteci tesislerine maddi yardımına devam etmesi gerektiğini söylerken, "Türkiye, mülteci krizinde Avrupa Birliği'ne olağanüstü yardımda bulundu" ifadesini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan son dönemde AB’ye yönelik mesajlarında, ‘minderden kaçanın’ Türkiye olmayacağının altını çizdi. Benzer bir yaklaşım Türkiye konusunu akşam yemeğinde ele alacak AB kanadında da mevcut. Bugün başlayıp yarın sona erecek zirve, bir bakıma AB’nin, “Bizim de minderden kaçma niyetimiz yok” mesajı niteliğinde olacak.

Almanya ile birlikte Avusturya, Hollanda ve Danimarka, Ankara’ya karşı sert tavır takınılmasından yana olsa da karşılarındaki blok bu yönde adım atılmasını engellemekte kararlı. Bu blokta İngiltere, Fransa, İtalya, İspanya, Polonya, Macaristan, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Romanya, Litvanya ve Dönem Başkanı Estonya yer alıyor. Hatta Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve Yunanistan da ilişkilerin kopmasına neden olabilecek adımlar atılmasına karşı.

Bu belirgin kutuplaşma, mevcut politika ve statükoda, en azından şu aşamada, belirgin bir değişikliğe gidilmesinin mümkün olmadığına işaret ediyor. Farklı görüşlerin bulunması zirvenin sonuç bildirisinde Türkiye’ye detaylı bir atfı da imkansız kılıyor. Hürriyet’in geçen hafta sayfalarına yansıttığı zirve sonuç bildirisinin ilk taslağında sadece, ‘AB Konseyi, Türkiye ile ilişkileri görüştü’ ifadesine yer veriliyordu. Nihai bildiride de bu vurgunun ya da bu vurguya yakın bir söylemin benimsenmesi öngörülüyor.

AB liderlerinin sonuç bildirisinde detaylı Türkiye vurgusu yapmama niyetinde olmaları, kamuya açık ya da kapalı kapılar ardında köşeli mesajlar verilmeyeceği anlamına gelmiyor. Bununla birlikte AB’nin bir yandan Türkiye ile ilişkilerin ve farklı alanlarda işbirliğinin önemini öne çıkaran diğer yandan son dönemde insan hakları, demokrasi ve hukukun üstünlüğü alanlarında yaşanan olumsuzlukların altını çizen ‘dengeleyici’ bir yaklaşım benimsemesi bekleniyor.

Müzakerelerin askıya alınması fikrine destek bulamayan Almanya son dönemde katılım öncesi fonlarından Türkiye’ye tahsis edilen mali yardımları öne çıkarmış durumda. 2014-2020 dönemi için Türkiye’ye 4.4 milyar Euro düzeyinde kaynak ayrılmış durumda olsa da proje üretimi konusunda yaşanan sorunlar nedeniyle bu paranın çok az bir bölümü kullanılmış durumda. Berlin, bu yardımların yeniden planlanması, kullanım şeklinin değiştirilmesi ya da kesilmesi opsiyonlarını masaya getiriyor. Bu yaklaşıma diğer ülkelerden destek gelme ihtimali oldukça yüksek. Türkiye’nin büyük bölümünü kullanamadığı bu yardımlarda kesintiye gidilmesinin Ankara üzerinde siyasi ya da ekonomik ‘yaptırım etkisi’ yaratma olasılığı ise oldukça düşük.

AB-Türkiye ilişkilerinin bu zirveden fazla zarar görme ihtimali bulunmasa da 2018 baharı ‘kritik önemde’ olmayı sürdürüyor. AB Komisyonu’nun o dönemde hazırlayacağı ülke raporu (eski İlerleme Raporu) ilişkilerin geleceği açısından belirleyici olacak. AB yetkilileri, Türkiye’nin önündeki süreyi iyi kullanmaması ve mevcut olumsuzlukları giderici adım atmaması halinde AB Komisyonu’nun, Kopenhag kriterlerinin uygulanmadığı gerekçesiyle, müzakerelerin askıya alınmasını resmen önerme dışında fazla bir opsiyon kalmayabileceği uyarısında bulunuyorlar.