Amerikali Turk

Erdoğan'dan ABD ve Trump'a sert sözler...

  • October 21, 2017 4:10 PM


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Uluslararası Medeniyet Şurası'nda ABD ve Donald Trump'ı sert sözlerle eleştirerek 'Bizim anlayışımızda biz farklı düşünce insanlarına kapıları kapatmadık ama şu anda eğer Amerika'da Müslümanlar oradan kovulmanın hesapları içerisine mahkum edilmişse Amerika'da bir sıkıntı var demektir. Önce Trump'ın bunu masaya yatırması lazım' dedi.

İşte Erdoğan'ın açıklamalarından satır başları

Bugün aziz dinimizi terör örgütleri üzerinden öylesine bir yere konumlandırmaya çalışıyorlar ki böyle olmadığını anlatmaya çalışmaktan çoğu zaman hakikati ifade etmeye fırsat bulamıyoruz. Şu anda birçok insanlar çıktı, türedi. Bu türedi tipler sünneti ciddi manada tartışır hale geldiler. Bu tartışmaların özellikle ülkemizde yapılması bizler için ciddi manada bir üzüntü sebebidir. Şunu açık, net söylemek zorundayım. Hoca olmak, ahkam kesmek yetkisini kimseye vermiyor ve dolayısıyla Sevgili Peygamberimizin sünnetini tartışma yetkisini de onlara vermiyor. Bu tartışmaları açmak aslında bir neslin ifsadı anlamınadır. Ve bu nesli ifsat etme hakkını da kimse onlara vermemiştir. Kendileri de böyle bir tarzla siyasetin içerisine giremezler, girerlerse bedelini onlar da ağır öderler."

'AMERİKA'DA BİR SIKINTI VAR'

Bir şehrin Batı ölçüsüne göre medeni sayılması için yollarda aydınlatma olması, sokaklarda çamur bulunmaması gibi görünür özelliklere bakılır, halbuki İslam'ın ölçüsüne göre bir şehrin medeniliğinin işareti, mesela kapı kilitlemeden dışarı çıkılabilmesi, ihtiyaç sahibi herkese el uzatılması, sokak hayvanlarına dahi şefkatle davranılması demektir. Bizim medeniyetimizde medenilik budur. Fakat bu tuzağın içine biz farklı şekilde düştük. 40 kat, 100 kat bu tür binaları yapmak sizi medeni yapmıyor ama biz de bu tuzağın içine düştük, onu da söyleyeyim. Sayın Trump, bana göre medeniyet olayını şekil olarak değerlendiren bir tipolojidir. Bizim anlayışımızda biz farklı düşünce insanlarına kapıları kapatmadık ama şu anda eğer Amerika'da Müslümanlar oradan kovulmanın hesapları içerisine mahkum edilmişse Amerika'da bir sıkıntı var demektir. Önce Trump'ın bunu masaya yatırması lazım. Bizim hedefimizde insan, yaratılmışların en şereflisidir. Fakat görüyorum ki Amerika'da durum böyle değil ve şu andaki gidiş orada sıkıntıdadır.

BÖYLE ADALET OLUR MU?

Benim 13 tane korumam kendi davetine gittiğim bir ülkede eğer kalkıp da daha Amerika'da tanımadan, görmeden, bilmeden haklarında, gıyaplarında kalkıp gözaltına alma kararı çıkıyorsa kusura bakmasınlar, ben bu ülkeye medeni demem. Beni davet edeceksin, yanımda korumalarım, ben bir ülkenin Cumhurbaşkanıyım ve teröristlere orada adeta bizi dövdürmeyle, tehditle karşı karşıya bırakacaksın ve kendi korumalarım bizimle ilgili tedbir alacak, hele hele iki tanesi orada hiç yok, eşimin korumaları ve bunlarla ilgili savcı gözaltına alma kararı verecek. Böyle adalet olur mu?

'5 ÜLKE DÜNYANIN KADERİNİ BELİRLİYOR'

Dünya 5'ten büyüktür itirazımız, adalete çağrı boyutuyla aynı zamanda bir medeniyet çığlığıdır. Ne demek dünya 5, olur bu böyle bir şey? İkinci Dünya Savaşı'nın şartları bir kenarda, bugünün şartları bir kenarda. Beş ülke dünyanın kaderini belirliyor, onların dudaklarından ne dökülürse netice o. Böyle bir şey olamaz. İkinci Dünya Savaşı geride kaldı, bugün başka bir dünya var. Bütün hadiseler güncellenirken siyasetin bu noktadaki kaderinin güncellenmesi gerekir.

BUDİSTLERLE İLGİLİ AYNI ŞEYİ SÖYLEYEBİLİYORLAR MI, YOK. NİYE? ONLAR YOGA YAPIYOR

Amerika'da Sayın Trump bakıyorsunuz Müslümanlara 'terörist' ifadesini kullanıyor. 'Bak böyle bir şey yok' dediğimizde de savunamıyor. Hadi buyur, Myanmar'da bazı Budistler terörist olarak Rohingya Müslümanlarını öldürdüler. Peki Budistlerle ilgili aynı şeyi söyleyebiliyorlar mı, yok. Niye? Onlar yoga yapıyor. Böyle bir saçmalık olabilir mi? Hristiyan teröristler için böyle bir şey söylüyorlar mı, Yahudi teröristler için böyle bir şey söylüyorlar mı, yok. Varsa yoksa İslami terör diyorlar. Defaatle anlatıyoruz, olamaz.

ÜCRETSİZ SİLAHLARI DA VERİYORLAR... BİZ PARAMIZLA SİLAH İSTİYORUZ, BİZE SİLAH VERMİYORLAR

DEAŞ'a karşı en büyük mücadeleyi veren ülke biziz. Ve bu mücadelemizi verirken de DEAŞ'ın İslam'la alakası olmadığını söylüyoruz. Bunu çok açık, net tüm uluslararası toplantılarda, İslam ülkeleriyle yaptığımız görüşmelerde DEAŞ'ın İslam'la alakası olmadığını söylüyoruz. Ama bunlara bunu anlatamıyorsunuz ve ne yazık ki Müslümanı Müslümana bunlar kırdırıyor. Ücretsiz silahları da veriyorlar. Biz savunmak için paramızla silah istiyoruz, bize silah vermiyorlar. Böyle garip bir dünyanın içerisindeyiz.

GERÇEK YÜZLERİ ORTAYA ÇIKIYOR

Sömürgecilik üzerine kurulan, insanları görünmez zincirlerle köleleştiren, sınırsız tüketime dayalı, insanı metalaştıran bir düzenin ilanihaye devam etmesi düşünülemez. Dün sanayileşme adına kurdukları sömürge düzenini bugün demokrasi adına sürdürenlerin yüzlerindeki makyaj dökülüyor ve gerçek yüzleri ortaya çıkıyor. Halbuki İslam medeniyeti, köklerinin derinliği ve beslendiği kaynaklar itibarıyla ilelebet ayakta kalacak bir medeniyettir. Tüm saldırılara rağmen medeniyetimizin çelik çekirdeği sağlamdır.

Dünyayı insani çizgide tutabilecek yegane güç, İslam medeniyetidir. Bu hakikati ne DEAŞ gibi ne El Kaide gibi ne Boko Haram gibi terör örgütleri ne de kendi toplumlarını inim inim inleten kifayetsiz yöneticilerin zulümleri değiştiremez. Mücevher çamura bulanmakla değerinden bir şey kaybetmez. Bize düşen bu kıymetli hazineyi üzerindeki çamurlardan arındırıp insanlığın hizmetine sunmaktır. Bunun için de tek yapmamız gereken, kendimizi sürekli geliştirmek, ikmal etmek, çalışmak, mücadele etmektir.

Müslümanlar diğer medeniyetlerin, kültürlerin, inançların dolgu malzemesi, tüketim pazarı, deneme sahası asla değildir. Eğer bugün böyle bir manzara varsa, İslam dünyası terörle, geri kalmışlıkla, mezhep kavgalarıyla, siyasi çekişmelerle harap haldeyse bizlere bir anımızı bile huzurlu geçirmek haramdır. Bugün Suriye'deki, Irak'taki, Libya'daki, Yemen'deki, Somali'deki, yakın geçmişte Balkanlar'daki, Kafkaslar'daki, daha da gerilere gidecek olursak tüm Asya coğrafyasındaki yaşanan acıların müsebbibi Müslümanlar olarak bizleriz.

Medeniyetimizin gereği olan duruşu sergileyemediğimiz için birileri kadim tarihimizin nadide eserlerini yerle yeksan edebiliyor. Birileri, kolayca kardeşli kardeşe kırdırabiliyor. Müslüman feraseti ile bakamadığımız için fitne, çatışma, yoksulluk coğrafyamızda kol geziyor. Irak, Suriye'de olanlar. Kim kimi öldürüyor? Yine Müslümanlar değil mi? Bomba yağdırılıyor. Davet edenler sözde Müslüman...

11 EYLÜL'DE İKİZ KULELER TERÖR SALDIRISI İLE YIKILDI DİYE DÜNYAYI KANA VE ATEŞE BOĞDULAR

11 Eylül'de Amerika'da batı medeniyetinin sembollerinden olarak gördükleri ikiz kuleler terör saldırısı ile yıkıldı diye dünyayı kana ve ateşe boğdular. Oysa bizim coğrafyamızda neredeyse yıkılmamış eserimiz, mabedimiz kalmadı. Irak diye bir şey kalmadı. Halep, İdlib ne halde? Bütün tarihi eserler yıkıldı. Yani medeniyet çöktü. Daha ne kadar yıkabiliriz onun için geliyorlar.

MÜCADELESİNİ VEREMİYORSAK YAZIK BİZE

Yani bu asrın hülagüları da var. O nasıl bütün kütüphaneleri yakıp yıktıysa aynı şekilde gelip buraları yakıp yıkanlar var. Kendi Rönesanslarını bize borçlu olduklarını söyleyenler karşısında ortaya koyacak neyimiz var? Kaynaklarımız sağlam yerinde. Ama değerlendiremiyorsak hayatınız zayıf kalır. Bugün tüm Müslümanlar İslam medeniyetini boynu bükük bıraktıkları için kayıpta, ziyandadır. Dinimizin isminin terör örgütlerinin istismar malzemesi haline getirilmesini dahi önleyemiyorsak vah bize. Mücadelesini veremiyorsak yazık bize. Kararlı mücadelesini vermemiz lazım. İslam medeniyetini yeniden ayağa kaldırmak bizlerin, İslam dünyasının, Müslümanların elinde. İstanbul'a Mimar Sinan'ın eserlerinin teknik ve estetik boyutunu aşacak bir abide kazandırdığımız gün medeniyetimizi yeniden kaldırdığımız gün olacaktır.