Amerikali Turk

Çifte vatandaşlığa hayır

  • December 13, 2017 1:34 PM

Almanya’da kana dayalı ‘ius sanguinis’ vatandaşlık yerine, doğulan yere (ius soli) dayalı vatandaşlık, Gerhard Schröder’in başbakanlığı döneminde Sosyal Demokrat Parti (SPD) ile Yeşiller’den oluşan koalisyon hükümeti tarafından 1 Ocak 2000 tarihi itibariyle uygulamaya konuldu.

ANNE babaları Alman vatandaşı olmayan, ancak belirli bir süre bu ülkede yaşayan yabancıların (göçmenlerin) Almanya’da dünyaya gelen çocuklarına otomatik olarak bu tarih itibariyle Alman vatandaşlığı da verilmeye başlandı.
Ancak aynı yasal düzenleme çerçevesinde opsiyon model devreye sokularak, bu durumda olanların 18-23 yaşları arasında tek vatandaşlıkta karar kılmaları öngörüldü.

Ama zamanla bu uygulamanın bazı sıkıntılar yarattığı ortaya çıktı.
Tabii dışlayıcı ve ayırımcı nitelikte olduğu da.

Avrupa Birliği (AB) ülkelerinin yanı sıra daha birçok başka ülkelerden gelen yabancıların (göçmenlerin) Almanya’da dünyaya gelen çocuklarına sınırsız çifte vatandaşlık imkanı tanınırken, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu diğer ülkelerden gelen insanların çocuklarına tek vatandaşlıkta karar kılma uygulamasının Alman Anayasası’ndaki eşitlik ilkesiyle bağdaşmadığı da nihayet anlaşıldı.
Ve opsiyon model uygulamasına 13 Kasım 2014 tarihi itibariyle son verildi.

***
Zaten baştan beri göçmen kökenlileri Alman olarak görmeyen, görmek istemeyen sağ popülist Almanya İçin Alternatif (AfD), Almanya’nın başka hiçbir sorunu kalmamış gibi, 24 Eylül’deki genel seçimlerde yüzde 12.6 oranında oy alarak Federal Meclis’e girer girmez, Alman Vatandaşlık Yasası’nda değişiklik yapılarak yeniden opsiyon model uygulamasına dönülmesini içeren bir yasa tasarısı sundu.
Gerekçe: Yabancı ebeveynlerin çocuklarına çifte vatandaşlık hakkı verilmesi, Almanya’daki çifte vatandaş statüsündekilerin sayısının artmasına ve bu yüzden de sorunların çoğalmasına yol açmakta.
Ne kadar da haklı (!) bir gerekçe değil mi?
Almanya’da çifte vatandaş statüsünde kaç kişinin olduğu tam olarak bilinmemekle beraber
Federal İstatistik Dairesi’nin 2011 yılına dönük verilerine göre ülkede 4 milyon 260 bin çifte vatandaş vardır.
2016 yılı verilerine göre bu rakam bir milyon 872 bine düşmüştür.
Ancak 2011 verileri temel alındığında, Rus Federasyonu’ndan 712 bin 73, Polonya’dan 686 bin 777, Türkiye’den 530 bin 596, Kazakistan’dan 479 bin 275, Romanya’dan 185 bin 555, İtalya’dan 154 bin 470 kişi çifte vatandaş statüsündedir.
Alman kökenli Rusların, Kazakların, Polonyalıların, Romanyalıların, İtalyanların çifte vatandaşlıklarına son verilmesi mümkün değildir.
Çünkü hem Uluslararası Sözleşmeler hem de Avrupa Birliği (AB) düzenlemeleri buna imkan kılmamaktadır.
Bunu AfD’li politikacılar da bal gibi bilmektedir.

***
Ama onların asıl amacı, Türklere ve Türk kökenlilere süresiz çifte vatandaşlık hakkının verilmesini engellemektir.
Nitekim Federal Meclis’e sundukları tasarıda da bu açık bir biçimde yer almaktadır.
AfD’nin tasarısında, aydınlanma dönemi yaşamamış yabancı kültürlerin Almanya’ya uyumu zorlaştırdığı yer almaktadır.
Ama bununla ilk planda Türklerin ve Türk kökenlilerin kültürü kast edilmektedir.
Aynı tasarıda çifte vatandaşlık yoluyla yabancı ülkelerin kendi çıkarlarını kabul ettirmek için Almanya’ya politik baskı yapabileceği ve Almanya’nın dış politikasını yönlendirebileceği de yer almaktadır.
Bununla da doğrudan Türkiye kast edilmektedir.
Nitekim bu olgu da çok açık bir biçimde tasarıda yer almaktadır.
AK Parti’nin politikası yüzünden Almanya’daki Türk kökenlilerin Almanya’ya sadakatinin azalacağı da ileri sürülmektedir.
“Kimse iki efendiye birden hizmet edemez” denilerek, çifte vatandaşlık yüzünden çifte dış politik çıkarların çarpışacağı da.
Aynı tasarıda, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Almanya’da yaşayan Türklere, Türk kökenlilere ve çifte vatandaşlara “Asimile olmayın!” (kendi kültürünüzü, dilinizi ve benliğinizi kaybetmeyin!) çağırısında bulunduğuna da yer veriliyor.
Tabii Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Almanya’da yaşayan Türk kökenlilere “3 değil 5 çocuk yapın. Gelecek sizsiniz” diyerek Almanya’yı “içten istila edeceği” yalanına da.
Erdoğan’ın Almanya’daki genel seçim öncesi, “Türkiye aleyhinde politika yapan partilere oy vermeyin!” çağırısında bulunup seçim sonuçlarını dıştan etkilemeye çalıştığına da.
AfD’nin tasarısında, yeniden opsiyon model uygulamasına geçilmesiyle dış güçlerin Almanya’nın iç politikasında etkin rol oynamasının engelleneceği de yer alıyor.
Ama AfD’liler mertçe ortaya çıkıp, “Biz Türklere çifte vatandaşlık hakkı verilmesini istemiyoruz” demiyorlar, diyemiyorlar.