Amerikali Turk

El Kaide yeni stratejisiyle tehdit yaratıyor

  • January 12, 2010 1:25 AM
El Kaide’nin yok olma noktasına geldiği yönünde özellikle 2008 ve 2009 yıllarında yaygınlaşan kanıya karşılık, örgüt son dönemdeki operasyonlarıyla canlılığını koruduğunu gösteriyor.

El Kaide’nin yok olma noktasına geldiği yönünde özellikle 2008 ve 2009 yıllarında yaygınlaşan kanıya karşılık, örgüt son dönemdeki operasyonlarıyla canlılığını koruduğunu gösteriyor. ABD’li yetkililer ise El Kaide’nin yeni stratejilerine cevap vermekte yetersiz kalıyor.

 

Washington Post gazetesi yazarı Bruce Hoffman, tıpkı 11 Eylül saldırıları ardından olduğu gibi Washington’ın yılbaşı günü yaşanan uçak bombalama girişimi ve birkaç gün sonraki yedi CIA ajanının öldürüldüğü saldırı sonrasında da “ipuçlarını birleştirmeyi” başaramadığını savundu.

 

Geçtiğimiz Salı günü Başkan Obama’nın sarf ettiği “ABD hükümeti yılbaşı günü saldırısıyla ilgili planları ortaya çıkarabilecek ve onu engelleyebilecek yeterli bilgiye sahipti ancak istihbarat kurumları noktaları birleştirmeyi başaramadı” sözlerini hatırlatan Hoffman, bütün bu söylenenlere karşın Detroit uçağı bombacısıyla, Afganistan’daki intihar saldırısını düzenleyen iki kişi arasındaki bağlantının kurulamadığını belirtti.

 

Detroit bombacısı Ömerfaruk Abdulmuttalib 23 yaşında Nijeryalı bir makine mühendisliği öğrencisi. Güvenilir bir CIA muhbiri olan Humam Halil Ebu-Mulal el-Belevi ise 36 yaşındaki Ürdünlü bir doktor. Bu iki isim her ne kadar birbirlerinden alakasız insanlar gibi görünseler de Hoffman’a göre, her ikisi de El Kaide’nin en az bir yıldan beri yürüttüğü yeni kapsamlı stratejinin birer parçası.

 

Geçen iki yıl içinde ABD’li yetkililer sürekli olarak El Kaide’nin sonunun yaklaştığını öne sürmüştü. Hatta Mayıs 2008’de, Washington Post’a bir röportaj veren dönemin CIA başkanı Michael Hayden, örgütün “stratejik mağlubiyete çok yakın olduğu” müjdesini vermişti. Dahası, Başkan Obama’nın Pakistan’daki El Kaide hedefleri üzerine düzenlenmesine izin verdiği yoğunlaştırılmış insansız hava aracı operasyonlarında örgütün geriye kalan kıdemli liderlerinin yarısından fazlasının öldüğü duyurulmuştu.

 

Ancak sonu geldi denilen El Kaide geçtiğimiz ay, bir hafta içinde düzenlediği biri başarılı diğeri başarısız iki saldırıyla ABD ulusal güvenlik politikalarının 2001’den bu yana en yoğun şekilde değerlendirilmesine neden oldu.

 

El Kaide operasyonlarındaki bu canlanma örgütün ilişki ağlarına odaklandığı yeni stratejisinden kaynaklanıyor ve militanların sayısal açıdan azalmasının yarattığı dezavantajı örtüyor. Hoffman, 11 Eylül örneğindeki gibi “nakavt edici darbeler” yerine, El Kaide liderlerinin bu sefer ABD’ye “küçük ama çok sayıda” darbe vurmayı tercih ettiğini ifade etti.

 

BEŞ TEMEL FAKTÖR

Bu yeni stratejinin beş ana ayağı var:


Birincisi, El Kaide zaten ağır yük altındaki ulusal istihbarat sistemlerini sayısız tehdit ve tehdit söylentisiyle olabildiğince boğarak dikkat dağıtmayı amaçlıyor. Bu şekilde kafası karışan istihbarat yetkililerinin Noel saldırısı gibi olaylara işaret eden temel ipuçlarının atlaması bekleniyor.

 

İkincisi, ekonomik krizin hemen öncesinde El Kaide ekonomik savaş stratejisini benimsemeye başlamıştı. Özellikle son bir yıl içinde internet üzerinden açıklamalar, videolar, sesli mesajlar ve mektuplar göndererek “Sizi batıracağız” tehdidi savuran El Kaide, bugün Batı’nın finans sistemini hedef alıyor, hatta küresel krizden kendine pay biçiyor. Bu iddiaların gerçekliği tartışmalı olsa da El Kaide’nin hedef aldığı kitleler de krizle örgüt arasındabir ilişki olabileceği fikrine destek veriyor.

 

Üçüncüsü, El Kaide hâlâ kendisine karşı oluşan küresel ittifakın kilit koalisyon ortaklarını hedef alarak ittifak içinde bölünmeler yaratmaya çalışıyor. Örneğin 2004’te Madrid ve 2005’te de Londra metrosunda gerçekleşen bombalı saldırılar, El Kaide’nin İspanya ve İngiltere’yi, ABD’nin Irak operasyonuna ve “teröre karşı savaşına” destek verdikleri için cezalandırma çabalarıydı.

 

Dördüncüsü, El Kaide, karışıklık ve kanunsuzluğun hakim olduğu bölgelerde istikrarsızlığa yol açmak ve bu bölgelerin durumundan faydalanmak istiyor. ABD, geçtiğimiz 10 yılın sorunlu ülkesi Afganistan’la meşgul olurken, El Kaide, Pakistan, Cezayir, Yemen ve Afrika’daki Sahel gibi bölgelerde artırdığı eylemlerle etki alanını genişletmeyi amaçlıyor.

 

Son olarak, El Kaide, Müslüman olmayan ülkelerde Batı’ya yönelik saldırılarda kolayca kullanabileceği üyeler arıyor. Sonradan İslam’ı seçtikleri için isimleri ve görünümleriyle Müslüman ülkelerden gelenlere kıyasla daha az dikkat çekeceği düşünülen bu kişiler El Kaide’nin yeni stratejisinin beşinci ayağını oluşturuyor. ABD’ye vize uygulamayan ülkelerden olması özellikle tercih edilen bu kişilerin Batı’da rahatça seyahat etmesi ve gittikleri yerlerde dikkat çekmemeleri amaçlanıyor.

 

EL KAİDE İNTERNETE YÖNELİYOR

El Kaide bu potansiyel teröristleri tespit etmek ve bu gençlere ideolojisini aşılamak için interneti kullanıyor. İngiliz ve ABD’li yetkililerinin bildirdiğine göre, son 18 ayda El Kaide’nin hedefi olan ülkelerden 100’ü aşkın militan Pakistan kamplarındaki eğitimlerini tamamladı ve terörist operasyonlara katılmak Batı’ya gönderildi.

 

Hoffman, El Kaide’nin ABD’nin güvenlik sistemlerini bir açık bulmak amacıyla sürekli takip ettiğini dile getirdi. Kongre’deki oturumlardan, düşünce kuruluşlarının analizlerinden ve medya raporlarından stratejik istihbarat elde eden El Kaide ve bu bilgileri gizli izleme faaliyetleriyle bir arada kullanarak önüne çıkan güvenlik önlemlerini aşmayı başarıyor.

 

Makalede son yedi ay içinde gerçekleşen saldırıların El Kaide’nin kullandığı taktiklerin Batı’ya yönelttiği tehditlerin çeşitliğinin ortaya koyduğunu belirtiliyor. Diğer yandan El Kaide ABD’nin zayıflıklarını yeni yöntemlerle ortaya çıkartırken, Washington, örgütün hamlelerini öngörmek ve önleyici stratejiler geliştirmek yerine geç kalmış tepkiler gösteriyor.

 

Hoffman, ABD’nin istihbarat analizi ve havaalanı güvenliği üzerindeki “sistematik başarısızlığının” sadece bölümlere ayrılmış bürokrasi ve analitik dikkatsizlik sonucu olmadığını ancak El Kaide’nin yeni stratejisinin anlaşılamaması olduğuna vurgu yaptı.