Amerikali Turk

Neredeyse şehitleri suçlayacak

  • June 15, 2010 10:57 AM
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuştu.

CHP liderinin gündeminde emeklilerin durumu vardı.

 

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ''CHP'nin iktidarında bize eleştiren medyaya da hak ve özgürlükleri sonuna kadar tanıyacağız. Çünkü biz halkımıza hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden siyaset anlayışından geliyoruz'' dedi.

 

Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında gündemdeki konulara ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Toplantıya başkanlık eden Grup Başkanvekili Muharrem İnce, oturum açarken İstanbu İl Başkanlığı'na atanan Berhan Şimşek'in de aralarında olduğunu belirterek, Şimşek'e başarılar diledi.

 

Kılıçdaroğlu da konuşmasının başında Şimşek'e başarılar dileyerek, ''İstanbul il başkanımızdan İstanbul'un tümünü istiyoruz. Değerli hizmetler veren Sayın Gürsel Tekin ile beraber çalıştık, varoşlara girdik. Siz de aynı çabayı göstereceksiniz. Genel merkez olarak biz de size her türlü desteği vereceğiz'' dedi.

 

Geçen hafta sonu gerçekleştirdiği Tokat ve Amasya gezileri hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, CHP'ye gösterilen ilginin sevindirici olduğunu söyledi.

 

AK Parti iktidarının görevde olduğu 8 yıl içinde ''Amasya'ya tek çivi çakmadığını, yaptığı birkaç yatırımın da bitmediğini'' savunan Kılıçdaroğlu, ''Amasya kan kaybediyor, Amasyalı kan kaybediyor. Amasyalılara düşen bir görev var, önümüzdeki seçimlerde Amasya'da halkın iktidarını kurmak'' diye konuştu.

 

Organize sanayi bölgesinin gelişmediğini, iş yerlerinin kapandığını, çiftçinin borç içinde olduğunu, esnafın ekonomik sıkıntılar nedeniyle güçlükle ayakta durduğunu ileri süren Kılıçdaroğlu, Tokat'ta da benzer durumla karşılaştıklarını anlattı.

 

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın 30 Ekim 2002'de Tokat'ta gerçekleştirdiği mitingde vatandaşlara ''Şeker pancarından kotanın, tütündeki yanlışlıkların kalktığını bizimle göreceksiniz. Çiftçi bizimle traktörüne mazot koyacak. Yakın ışıkları Türkiye boydan boya aydınlansın. Yakın ışıkları herkese iş bulalım'' diye seslendiğini anlatan Kılıçdaroğlu, iktidara gelmelerine rağmen bu vaatlerin yerine getirilmediğini savundu. Kılıçdaroğlu, ''Geldiğimiz noktada Tokatlılara bir görev düşüyor. Işıkları yaktılar şimdi ampulü söndürmenin zamanıdır'' şeklinde konuştu.

 

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

 

''AKP artık Türkiye'yi sağlıklı yönetme gücünü kaybetmiştir. AKP Türkiye için artık bir karabasandır. AKP Türkiye'yi yönetme gücünü kaybetmenin ötesinde günlük kısır tartışmalara mahkum olan ve halkın gündemini çalarak onun gerçeklerden kopmasını sağlayan bir konuma gelmiştir. Halkın sorunlarından kopmuştur, çözüm de üretemez noktaya gelmiştir. Sayın Başbakan'ın yaptığı dedikodu üreterek başka partilerin iç işlerine karışarak, suni gündemler üreterek Türkiye'yi gerçek gündeminden koparmaktır. Ama bizim görevimiz var. Biz Türkiye'nin gündemini halkın önüne koymaya her zaman kararlıyız ve aynı kararlılıkla devam edeceğiz.''

 

''BAŞINIZA ÇALIN"

 

AK Parti'nin ''açılım'' söylemini gündeme getirdiği günden bu yana Türkiye'nin 118 şehit verdiğini, son olarak da terörle mücadele eden kocasını yalnız bırakmamak için zor koşullarda eşinin yanında olan Pınar Akdağ'ın şehit edilmesinin milletin yüreğini burktuğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, ''Öyle bir noktaya geldik ki neredeyse Sayın Başbakan şehitleri suçlayacak. Akılla ve mantıkla bağdaşır yönü yok. Zemin kaybediliyor, zemin kayıyor, zemin kaybettikçe AKP daha baskıcı bir hal almaya başladı'' diye konuştu.

 

Son bir ayda kömür ocaklarında yaşamını yitiren işçilerin sayısının ise 31 olduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, 21. yüzyılda mevcut teknoloji ile iki işçinin cesedine hala ulaşılamamış olmasını eleştirdi.

 

''Bu hükümet halka hizmet etmek için değil, halka hükmetmek, zulüm uygulamak, halkı baskılamak, onun özgürlüğünü elinden almak için çaba harcar bir konuma gelmiştir'' diyen Kılıçdaroğlu, toplumun tüm kesimlerinin sıkıntılı olduğunu, ancak bu sıkıntıları özgürce dile getiremediğini ileri sürdü.

 

Gitti tüm illerde meslek odaları ve kuruluşlarla bir araya geldiklerini belirten Kılıçdaroğlu, yaşadıkları sıkıntıları sorduklarını aktardı. Kılıçdaroğlu, ''Bizimle konuşmak istiyorlar ve şunu söylüyorlar, 'acaba sizinle yapacağımız konuşmayı medyanın olmadığı bir ortamda yapabilir miyiz?' Şaşırdık, 'niye' dedik, 'Sizinle konuşur, dertlerimizi anlatırsak ertesi gün vergi denetçileri bizim kapımıza gelir.' Biz sanıyorduk ki bu baskı sadece Ankara'da, İstanbul'da ve medya üzerinde var. Bu baskı Anadolu'nun her tarafında var ve gittikçe de yayılıyor'' şeklinde konuştu.

 

''BİRİLERİ GİBİ HESAP VERMEKTEN KORKMUYORUZ''

 

Bugün bir köşe yazısında ''bir kitap nedeniyle açılan adli soruşturmadan ve kitabı basan yayınevine de vergi denetim elemanlarının gönderildiğinden'' bahsedildiğini aktaran Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu:

 

''Bu ne adına yapılıyor? Demokrasi adına, hak adına, hukuk adına özgürlükler adına yapılıyor. Onun için her yerde söyledik, burada da söyleyeceğiz: Eğer siz bunları demokrasi adına, hukuk adına, hak adına, özgürlükler adına yapıyorsanız, alın o hakkı da, özgürlüğü de, demokrasiye de başınıza çalın. Tam bir korku imparatorluğu yaratmış durumdalar. Vatandaş telefon ediyor, 'efendim acaba telefonda söyleyebilir miyim?' Nedir sorun? 'Bizi dinliyorlar.' Nereden çıktı, nasıl oldu bu... Ama buradan yurttaşlarımıza söz veriyoruz, halkın iktidarında, CHP'nin iktidarında özgürlükler, demokrasi sonuna kadar olacak, haklar sonuna kadar kullanılacak.

 

CHP'nin iktidarında bize eleştiren medyaya da hak ve özgürlükleri sonuna kadar tanıyacağız. Çünkü biz halkımıza hesap vermeyi namuslu bir görev kabul eden siyaset anlayışından geliyoruz. Biz birileri gibi hesap vermekten, eleştirilmekten korkmuyoruz. Eleştirilmekten ve hesap vermekten korkarsanız bunun sonu baskıcı rejimdir, bunun sonu korku imparatorluğuna gitmedir, bunun sonu yurttaşın ağzını açmamasıdır, bunun sonu demokrasi değil, faşizmdir.''

 

Kılıçdaroğlu'nun konuşmasında öne çıkanlar şöyle:

 

"Başbakan övünür. Geçmişte söylediklerimizin arkasında durduk diyor. 2002’de Tokat’ta söylediği sözü getirdik. Bakalım ne kadarını yerine getirmiş. Hiçbirini yerine getirmiş değil.

 

AKP artık Türkiye’yi sağlıklı yönetme gücünü kaybetmiştir. AKP Türkiye için artık bir karabasandır. AKP halkın sorunlarından kopmuştur. Sayın Başbakan’ın yaptığı dedikodu üreterek, suni gündemler yaratarak, gerçek gündemden koparmaktır.

 

Açılımdan bu yana verdiğimiz şehit sayısı 118. Son olarak kocasını yalnız bırakmamak için, eşinin yanında olan Pınar Akdağ’ın şehit edilmesi de hepimizin yüreğini burktu. Neredeyse Başbakan şehitleri suçlayacak. Zemin kaybediliyor, zemin kayıyor, bu oldukça AKP daha baskın olmaya başladı.

 

Son bir ayda kömür ocaklarında yitirdiğimiz işçi sayısı 31. İkisinin cesedine hala ulaşılamadı. Bu hükümet halka hizmet için değil halka hükmetmek, zulüm uygulamak, onun özgürlüğünü elinden almak için çaba harcayan bir hükümet konumuna gelmiştir. Anadolu kan kaybediyor, Türkiye kaybediyor.

 

Bir arkadaşımız kitap yazıyor. Yazdığı kitap dolayısıyla soruşturma açılıyor. Daha da önemlisi o kitabı basan yayın evine vergi denetim elemanları geliyor. Bu hukuk halk demokrasi adına yapılıyor. Eğer siz bunları demokrasi hak hukuk adına yapıyorsanız alın o hakkı da demokrasi başınıza çalın.

 

HESAP VERMEKTEN KORKMUYORUZ

 

Biz birileri gibi hesap vermekten, eleştirilmekten korkmuyoruz. Bundan korkarsanız bunun sonu baskıcı rejimdir. Bunun sonu demokrasi değil bunun sonu faşizmdir.

 

Siyaseti iş dünyasına, medya dünyasına sokmak doğru değildir. Biz birleşelim entegre olalım, dost olalım, farklı düşünceleri dile getirelim diyoruz. Onlar özgürlüğü bile kabul etmiyorlar.

 

Düşünebiliyor musunuz, AKP iktidarı döneminde üniversitelerin sesinin çıktığını görüyor musunuz? Her yeri ele geçireceksiniz, her yer sizin düşüncelerini söyleyecek ve siz buna demokrasi diyeceksiniz, bu doğru değil.

 

KILIÇDAROĞLU'NDAN EMEKLİLERE: İKİNCİ SINIF VATANDAŞ MISINIZ?

 

Geçen Salı günkü konuşmada ağırlığı tarıma vermiştik ve şunu ifade etmiştik. Halkın iktidarında, köylü ÖTV’siz mazotu alacak ve traktöre kavuşacak.

 

Çıkardıkları yasaya sahip çıkmadılar. O yasaya biz sahip çıkacağız. Ama bugün farklı bir gündemimiz var. Bugün emeklilerden söz edeceğiz.

 

Bakınız 9 milyonu aşkın emeklimiz var. Eşleriyle beraber 13-15 milyon arasında. Emeklilere AKP’nin yaptığı oyunları anlatacağım ve bir şeyler söyleyeceğim.

 

Önce emekliye bakalım, kimdir? Emekli gençliğinde çalışan, üreten alın teri döken, evine helal lokma götüren, çoluk çocuğunu besleyen, zamanı gelince de emekli olup, aylığını alıp köşesine çekilen kişidir. Emekli budur. Çalışırken gezmediği görmediği yerleri, dünyayı tanımak ister emekli. Ama emekli bu hakkını birileri lütuf verdi diye kazanmaz, emekli emekli olmak için çalışırken primini ödeyen, karşılığını almak isteyen kişidir. Emekli sosyal devletin tapu senedidir.

 

Şimdi emekliler de diğer vatandaşlar gibi bu ülkede yaşıyorlar. Hiç kimseyi ötekileştirmeyiz derken emekliyi de ötekileştirmeyeceğiz. Emeklilere Adalet ve Kalkınma Partisi, nasıl bir adalet ve kalkınmaysa, ikinci sınıf vatandaş muamelesi yapıyor.

 

55. madde dedi ki, emeklilere milli gelir artışından pay verilmeyecek. Emeklilerin çocukları çalışıp, kazanıyor, katma değer kazanıyor. Yasa diyor ki bölüşeceğiz, ama emekliyle değil.

 

Soru bir. Siz bu ülkenin ikinci sınıf vatandaşı olmayı kabul ediyor musunuz? Bunu kabul etmiyorsanız, bir yıl sonra sandık önünüze gelecek. Kendinize birinci sınıf vatandaşlık yolunu açın.

 

Yine soruyorum. AKP iktidarında çok önemli bir gelişme oldu. Türkiye’deki dolar milyarderi sayısı Japonya’yı geçti.

 

Size verilmeyen paylar, kime gitti acaba, bunu da oturup düşünün emekli kahvesinde.

 

Biliyorum Adalet ve Kalkınma Partisi emeklileri sevmiyor. Nereden çıktı bu emekliler diyor ve neden sevmediğini sorun. Niye sevmiyor? Çünkü AKP sosyal devleti istemiyor, sosyal devlet kavramı yok. Hakça bölüşmeyip, birisini ikinci sınıf yurttaş sınıfına getirirseniz, sosyal devletin dibine dinamit koyarsınız. Yani seçim sandığının bu dinamitin yönü de belli olacak."