Amerikali Turk

Rıza Sarraf Davasında Üç Sır Dosya

  • September 11, 2017 1:53 PM

 

Rıza Sarraf’ın 1,5 yıldır New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde süren davası, eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da aralarında da bulunduğu dört yeni ismin sanık olarak eklenmesiyle yeni bir boyut kazandı.

Bugün öğle saatlerinde Manhattan Federal Mahkemesi’nde görülecek duruşmada Hakim Richard Berman, Rıza Sarraf’ın yüzüne yeni iddianameyi okuyacak. Sarraf davasında yeni bir sürece girilmesi, gözleri dava envanterinde yer alan üç sır dosyaya çevirdi.

Gizlilik kararı olan dosyalar

Sarraf davası New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nin davayla ilgili resmi kayıtlarına göre Türkiye’de gerçekleşen 17 Aralık 2013 rüşvet ve yolsuzluk operasyonunun tam iki yıl sonrasında, 1 numaralı dosya sayısıyla açıldı.

1 numaralı dosyada Sarraf’ın aleyhine hazırlanan ve hakkında gizlilik kararı olan ilk iddianame vardı.19 Mart 2016 tarihinde Sarraf’ın Miami’de tutuklandıktan sonra, 21 Mart tarihinde mahkeme kararıyla gizlilik kararının kalkmasıyla birlikte ilk iddianame kamuoyuna açıklandı.

Sarraf davasının başından bugüne kadar 293 ayrı dosya işleme kondu. Bu dosyalardan kamuoyuna açıklanan 1 numaralı dosya dışında, üç ayrı dosyada halen gizlilik kararı var. 11 Aralık 2016 tarihinde 126, 3 Mart 2017 tarihinde 200 ve son olarak 21 Ağustos 2017 tarihinde 289 sıra numarasıyla davaya eklenen dosyalarda hala gizlilik kararı var. Bu dosyalarda ne tür bilgi ve belgelerin yer aldığı ise bilinmiyor. Gizlilik kararı olan dosyalar ya savunma ya da iddia makamının talebiyle, hakim tarafından istenirse kaldırılabiliyor.

Sarraf davasını başından beri izleyen New York Barosu avukatı Cahit Akbulut gizli dosyalarda yeni isimlerin ve bankaların da olabileceğini söyledi.

‘Kamuoyunun bilmesi sakıncalı görülüyor’

Akbulut, “Gizli kararı olan belgeler savunma veya iddia makamının davanın gidişatına darbe vurabilecek belge ve bilgiler içeriyor olabilir. Bu yüzden kamuoyu tarafından bilinmesinde sakınca görüldüğü için açıklanmaz. Bu gizli belgelerde muhtemelen tutuklanması talep edilen isimler, davada adı geçen isimler olabilir. O isimlerin bu aşamada bilinmesinde sakınca görülmüş olabilir. Veya savunmanın bilinmesi halinde kendilerini engelleyeceğini düşündüğü bir belge olabilir. İddia makamının iddialarının geçerliliğini etkileyecek bilgi ve belgeler olabilir. Bu aşamada bilinmesi sakıncalı görülmüş olabilir. Zaman hassasiyeti olan bilgi ve belgelerdir. Bu belgelerin gizli kalmasında menfaat vardır diye mahkemeye sunulur. Mahkemenin de kabul etmesiyle dosyalar gizlilik altında saklanır” dedi.

‘Yeni isimler de olabilir’

Akbulut, “Bu durum bize ileride açıklandığı taktirde başka isimlerin, müesseselerin, şahsi ve tüzel kişilerin bu soruşturmaya dahil edilebileceğini izlenimini veriyor. Rıza Sarraf ile beraber belirli aralarla bu davaya bazı kişilerin dahil edilmesi, bu soruşturmanın ilerde daha farklı isimlere uzayabileceğini gösteriyor. Bu belgelerde Sarraf davasıyla anılan başka kritik isimler yer alabilir. Başka bankalar yer alabilir. Bu üç gizlilik kararı olan dosyadaki bilgiler, kamuoyunun bilmesi halinde davanın gidişini olumsuz olarak etkileyeceği için hala gizlilik kararları kaldırılmamıştır. Gizlilik kararını sadece hakim kaldırabilir. Savunma ve iddia makamları gizlilik kararı olan bu belgelerle ilgili olarak bilgi veremez, yorum yapamaz. Burada verilen kararlar uluslararası bir nitelik kazandığı için adı dosyada olan kişilerin bilinmesi halinde bu durum Türkiye’yi de etkileyebilecektir. Dışişleri ve devletlerarası ilişkilerde bir zedelenme olmasın diye daha dikkatli davranmış olabilirler” dedi.

‘Başka Türk bankaları var’

Akbulut, aralarında eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın da bulunduğu ek iddianamede diğer iddianamelerden farklı olarak yeni suçlamalar yer aldığını belirterek,“Suçun işleyiş yöntemleri daha açık anlatılıyor. Bazı yeni kanıtlar konmuş. Bu kanıtların Türkiye’de üstü kapatılan 17 Aralık soruşturmasından alındığını görüyoruz. Turkish bank 1 olarak bir banka adlandırılıyor anlaşılıyor ki bu işin içerisinde başka Türk bankaları da var” şeklinde konuştu.

'Sarraf serbest bırakıldı' iddiası

ABD’de tutukluların kayıtlarının tutulduğu federal hükümet sisteminde, cezaevi değişikliği veya kişisel bir hatadan kaynaklanan bilgiye göre Rıza Sarraf isminin 9 Eylül 2017’de serbest kaldığıyla ilgili görselin sosyal medyada hızla yayılması, “Sarraf’ın serbest bırakıldı" iddialarının ortaya atılmasına neden oldu. Amerika’nın Sesi’nin ulaştığı New York Güney Bölgesi Federal Başsavcılığı, Sarraf’ın New York’ta tutukluluğunun devam ettiğini belirterek federal mahkum arama sistemindeki bilgilerin hatalı olduğunu muhtemelen sabah saatlerinde gerekli güncellemenin yapılacağını belirtti. (AMERIKANIN SESI)