Amerikali Turk

Yıldırım: ABD'ye kimse 'El Kaide'nin yaptığına dair kanıt var mı?' diye sormadı

  • November 12, 2017 11:22 AM


Başbakan Binali Yıldırım, CNN'e verdiği röportajda ABD ile Türkiye arasındaki Fethullah Gülen'in iadesi konusunda açıklamada bulundu. Yıldırım, "15 Temmuz'da bir darbe girişimi oldu. Benzeri 11 Eylül'de ABD'ye oldu. ABD, ‘Bu saldırının arkasında El Kaide var' dedi. Kimse ABD'ye 'El Kaide'nin yaptığına dair kanıt var mı' diye sormadı" dedi.

Washington Büyükelçiliği'nden Gülen açıklaması: Derhal iadesi beklenmektedir
Hürriyet'te yer alan habere göre Başbakan Binali Yıldırım Amerikan CNN televizyonunda yayınlanan GPS programının sunucusu Fareed Zakaria'nın sorularını yanıtladı.
Zakaria röportajda, "Trump yönetiminin, (eski ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı) Michael Flynn'in Türk hükümetiyle çalıştığı, Türk hükümetine çalıştığı için Gülen'i iade edeceğini umdunuz mu? ABD Başkanlık seçimi günü Flynn, iadeyi savunan bir yazı yazmıştı" dedi.

'BUNUN GERÇEKLEŞECEĞİNİ BEKLEMİŞTİK'

Yıldırım bu soruya, "Biz, bunun gerçekleşeceğini beklemiştik. Ama zaman geçtikçe iadenin olacağına dair bir sinyal olmadığını gördük" yanıtını verdi.

'FLYNN İLE MUHATAP DEĞİLİZ'

Bunun üzerine Zakaria, Flynn'in iadenin gerçekleşeceğine dair Türk hükümetine bir güvence verip vermediğini sordu. "Hayır" yanıtını veren Yıldırım, "Biz Flynn ile muhatap değiliz. Biz ABD hükümeti ile muhatabız" dedi.


Flynn 'Gülen'i kaçırma' iddiasını reddetti
Zakaria, Flynn'in o dönem ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı olduğunu hatırlatınca, Yıldırım, Flynn'in sonrasında o görevden ayrıldığını söyleyerek, "Hem Türk hem de ABD Adalet Bakanlıkları temastaydı. Bu konuda ilerleme sağlamak için halen temastalar" ifadesini kullandı.
'TÜRKİYE YARDIM ÖNEREN İLK ÜLKE OLDU'

Zakaria, "Washington'daki kaynaklarım Türk hükümetinin sağladığı kanıtların güçlü ve inandırıcı olmadığını söyledi. 'Bu kanıtlar güçlü olsa kamuoyuna duyururlardı' diye düşünüyorlar" şeklinde konuştu.

Yıldırım da bunun üzerine, "15 Temmuz'da bir darbe girişimi oldu. Benzeri 11 Eylül'de ABD'ye oldu. Bush, 'ABD saldırı altında' dediğinde Türkiye, ordusunu Afganistan'a göndererek ilk yardım öneren ülke oldu. ABD, ‘Bu saldırının arkasında El Kaide var. El Kaide sorumlu' dedi. Kimse ABD'ye ‘El Kaide'nin yaptığına dair kanıt var mı' diye sormadı" cevabını verdi.

'Şİİ MEZHEBİNİN BÖLGEDE DAĞILMASI BÜYÜK TEHLİKE'

ABD'nin İran politikasına ilişkin bir soru zerine Yıldırım, geçen 500 yıl boyunca İran ve Türkiye arasında hiç savaş yaşanmadığını ve Türkiye'nin bölgesel konulara ilişkin tutumunun net olduğunu kaydetti.

Yıldırım, "Biz, herhangi bir mezhebin yayılmaya çalışılmasının istikrar, güvenlik ve bölgesel barış için iyi olmadığını söylüyoruz. Bu yüzden, Şii mezhebinin bölgede dağılması bölge için büyük tehlikedir. Dini bir savaş başladığında bunun ne zaman biteceğini ya da ne boyutlara erişeceğini kimse bilemez. Bu yüzden komşumuz İran'ı zaman zaman bu aktiviteleri cesaretlendirmemesi için dostça bilgilendiriyor ve uyarıyoruz" diye konuştu.

ABD'nin İran politikasının da bilindiğini belirten Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Irak'ın ilk ve ikinci işgalinden bu yana ABD ve İran ilişkileri iyi değil. Obama yönetimi sırasında, Birleşmiş Milletler'in (BM) diğer daimi üyeleriyle birlikte Almanya da dahil nükleer konularda yaptırımlar karşısında bir anlaşmaya vardılar. Şimdi yeni yönetim, Trump yönetimi İran'la karşı karşıya kalmaya daha istekli. Anlaşmayı saf dışı etmek, ortadan kaldırmak istiyorlar. Bunun yasal olarak mümkün olmadığını düşünüyorum çünkü bu ikili değil, çoklu bir anlaşma."

Yıldırım, anlaşmanın Avrupalı taraflarının ABD ile aynı görüşte olmadığını vurgulayarak, "Biliyorsunuz, ABD bugünlerde bölgede yeni bir koalisyon kurmaya çalışıyor. Suudi Arabistan ve İran ilişkilerinin uzun zamandır iyi gitmediği de sır değil. Bu, birinci faktör. Diğer faktör ise küçük ülkeler bir araya geliyor ve Katar'a karşı bir ittifak oluşturuyor" diye konuştu.

'KÜRT, MARKSİST-LENİNİST GRUPLAR BUNLAR'

S-400
© SPUTNİK/ ALEKSANDR DANİCHEV
Yıldırım: S-400'ler tercih değil mecburiyet
Bu tür tutumların çok zararlı olduğuna işaret eden Yıldırım, "Biliyorsunuz, bölgede zaten çok sayıda sorunumuz bulunuyor. Suriye'de ve Irak'ta iç savaş var, yönetim eksikliği, DEAŞ var. Herkes DEAŞ'la mücadele etmeye çalışıyor. PKK, YPG ve PYD var. Kürt, Marksist-Leninist gruplar bunlar, bunlar Türkiye için sıkıntı oluşturuyor. Ayrıca ABD, DEAŞ'ı yenmek için bu örgütlerle birlikte çalışıyor. ABD'nin içinde bulunduğu tarzda bir iş birliğinin bölgede barış ve istikrarı inşa etmeye katkı sağlayacağını düşünmüyorum." ifadesini kullandı.
Yıldırım, Suriye'de milyonlarca kişinin yerinden edildiğinin, bir milyondan fazla masumun gereksiz yere öldürüldüğünün altını çizerek, şöyle devam etti:

"Yerinden edilmiş 3,5 milyondan fazla Suriyeli hayatlarını kurtarmak için Türkiye'ye sığındı. 6 yıldan uzun süredir, onlara ev sahipliği yapıyoruz, eğitim ve barınma imkanı sağlıyoruz. Bu bizim için büyük bir sorun. İhtiyacı olanlara, tehdit altında olanlara sizi kabul etmiyoruz diyemeyiz, onlara her zaman kapımız ve kollarımız memnuniyetle açık. Eğer bölgede yeni bir tehdit, yeni bir savaş ortaya çıkarsa bunu bedelini kim ödeyecek? Endişemiz bu. Aksine Türkiye bölgede güçlü ve istikrarlı bir ülke, Asya ile Avrupa arasında medeniyetler, Hristiyan ve Müslüman toplumlar arasında köprü vazifesi gören bir ülke. Türkiye, her türlü terör tehdidinin Avrupa'ya, deniz aşırı ülkelere yayılmamasında önemli bir rol oynuyor. Bu takdir edilmeli."

'AB GİDECEĞİ YÖNE KARAR VERMELİ'

Türkiye'nin Avrupa Birliği (AB) üyesi olma isteğini kararlı şekilde yineleyen Başbakan Yıldırım, "Evet, tabii ki Türkiye AB'nin üyesi olmak istiyor ancak AB gideceği yöne karar vermeli. Bölgelerini tanımlamalılar, bu bölgeyi genişletecekler mi ya da Hristiyan kulubü olarak mı kalacaklar" ifadesini kullandı.

Yıldırım, Türkiye'nin Batı'nın parçası olmak konusunda net olduğunu, zaten coğrafi ve bir anlamda kültürel olarak da Avrupalı olduğunu kaydetti.

Avrupa ve Asya kıtaları arasında bulunan Türkiye'nin yüzyıllardır iki kültürü, medeniyeti kaynaştırdığını vurgulayan Başbakan Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Osmanlı Devleti'nden bu yana biz Avrupa'dayız, Ortadoğu ve Orta Asya'daydık, Karadeniz'in kuzeyindeydik. Bu nedenle kültürleri, dinleri kaynaştırdık, Hristiyanlık, Yahudilik ve İslam yan yana 600 yıldan uzun bir süre birlikte yaşadılar. Bu toplumların dinini, dilini değiştirme gibi bir girişimimiz olmadı, yüzyıllar boyunca istedikleri gibi yaşamalarına izin verdik. Bizim inancımızda sömürgeciliğe izin verilmez. Bu nedenle bir Avrupa ülkesiyiz, 60 yıldır ortak üyeyiz, halen AB'nin bir üyesi olmayı ümit ediyoruz."