Amerikali Turk

Zarrab davasının ayak sesleri... Kim bu hassas tanık?

  • November 22, 2017 9:52 AM

New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi’nde devam eden İran asıllı Türk işadamı Reza Zarrab davası ABD’nin başkenti Washington’da yakından takip ediliyor.

 

ABD Dışişleri Bakanlığı 27 Kasım'daki jüri seçimleri tamamlanır tamamlanmaz başlanacak olan esastan görüşme sırasında yaşanacakların Türk-Amerikan ilişkilerine olası etkilerine odaklanmış durumda. Washington’daki kilit kurumlarda Türkiye dosyasına bakanlar Ankara’da şimdiden işlenmeye başlanan ‘Gülen komplosu ABD’ye taşındı’ söyleminin aylardır pamuk ipliğine bağlı bir biçimde devam eden ilişkileri daha da sarsacağından kaygılı. Ankara’nın Amerikan hukuk sistemini hedef alan bir tavır içinde olmasının ABD Kongresi’nde zaten hakim olan Türkiye karşıtı zeminde Türkiye’ye karşı yaptırımların gündeme alınmasını tetiklemesinden endişe ediliyor.

 

ABD ile Türkiye arasında son dönemde yaşanan tüm krizlerde Türk hükümetinin ‘ABD komplosu’ ya da ‘darbe teşebbüsü’ gibi ifadeler kullanması Washington’da ‘yine mi’ efekti yaratmasının ötesinde pek bir karşılığı yok. Daha önceleri Türk tarafının bu tür suçlamalarına yüksek sesle yanıt vermek yerine rahatsızlığını kapalı kapılar ardında dile getirmeyi tercih eden ABD yönetimi artık açıktan tavır koymaktan kaçınmıyor.

ABD Dışişleri Sözcüsü Heather Nauert’in dünkü basın brifingindeki şu sözleri için pekala Washington’daki ruh halinin özeti denebilir; ‘Biz bu hikayeyi Türkiye’den daha önce de duyduk. Bizi darbe kışkırtmakla suçladıkları son seferde verdiğim cevabın aynısını vermek zorunda kalacağım. Bunun saçma olduğunu söyleyeceğim.’


Nauert’in sözlerinden daha alışılmadık olan ise topa doğrudan Zarrab davasının hakimi Richard Berman ile New York Güney Bölgesi Başsavcı Vekili Joon H. Kim’in girmiş olması. Başsavcı vekili Kim İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın kendisi ve eski Başsavcı Preet Bharara hakkında soruşturma açmasını ‘gülünç’ olarak nitelendirdi. ‘Amerikan Adalet Bakanlığı'na, mahkemelerine ve benim ofisime Gülencilerin sızdığı iddia edilen açıklamalar yapıldı. Bunlar saçma iddialar’ diye de ekledi. Berman, bilgi almak için mahkemenin yeminli Türkçe tercümanlarına dahi ulaşmaya çalışanların olduğuna dikkat çekerken isim vermeden Türk tarafını ima etmiş oldu.


ABD Adalet Bakanlığı’na bağlı Federal Cezaevleri Bürosu’nun internet sitesindeki resmi kayıtlarında 8 Kasım’da cezaevinden tahliye edildiği bilgisinin çıkmasından bu yana Ankara, Reza Zarrab’la ilgili sağlığının iyi olduğunun ötesinde bir bilgiye ulaşabilmiş değil. Zarrab’ın o günden bu yana gerçekleşen iki ara duruşmaya da gelmemiş olması, dahası artık mahkeme dökümanlarında sadece Hakan Atilla’nın isminin geçiyor olması savcılık makamıyla işbirliği yapmaya başladığı şüphelerini kuvvetlendiriyor.


Dahası Zarrab, eski bakan Zafer Çağlayan’ın da sanıklar arasına eklendiği 6 Eylül 2017 tarihli dördüncü ve son iddianamenin hazırlanmasından bu yana zaten davaya esas olarak katılmamış ve hiç bir itirazda bulunmamıştı. Yani soru şu; Zarrab aslında haftalardır savcılık makamıyla işbirliğinde bulunup bilgi paylaşıyor olabilir mi? Teknik olarak mümkün. Bu yöndeki şüpheleri körükleyecek yeni bir gelişme dünkü ara oturumda yaşandı. Hakan Atilla’nın avukatlarından Cathy Fleming, hassas bir hükümet tanığının kimliğinin kendileriyle paylaşıldığını ancak mahkemenin gizlilik kararı nedeniyle bu ismi müvekkiliyle dahi paylaşamadığını söyledi.


Başkan Trump’ın Başsavcı Bharara’yı kovması ve Trump’ın yakın dostlarından eski New York Belediye Başkanı Rudolph Giuliani’nin Zarrab’ın savunmasına müdahil olması Ankara’da bir dönem güçlü beklentilere neden olmuştu. Ancak Trump yönetimi bugüne kadar aslında davanın düşürülmesine yönelik Ankara’nın ısrarlı girişimlerini ‘yargıya müdahale edemeyiz’ çerçevesi içinde yanıtlamaktan öteye geçmedi. Davanın bu aşamasından sonra bu tablonun değişmesi imkansız.


Davanın Türk vatandaşlarıyla ilgili olmanın ötesinde Türkiye’yi ilgilendiren olası sonuçları açısından en kritik rolü oynayacak kurum ise ABD Hazine Bakanlığı. Zira Halkbank’a olası bir cezayı New York Güney Bölgesi Federal Mahkemesi değil Hazine Bakanlığı’nın Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC) kesebilir. OFAC’ın harekete geçmesi için ise hem Zarrab’ın hem de Atilla’nın cezalarının kesinleşmesi gerekiyor. Halkbank’a cezayı kolaylaştıracak en önemli unsurlardan biri yöneticisi Hakan Atilla’nın doğrudan suçu kabul edip savcılıkla bilgi paylaşmaya başlaması olabilir. Nitekim son ara duruşmada Atilla’ya yöneltilen ‘Bu davada sizin kişisel menfaatlerinizle Halkbank’ın kurumsal menfaatlerinin ayrı olduğunun farkında mısınız?’ benzeri sorular savcılığın kendisiyle işbirliği arayışının tezahürü olarak nitelendirilebilir.

Öte yandan, Reza Zarrab savcılıkla işbirliğine gitse dahi bu cezasının sıfırlanacağı anlamına gelmeyebilir. Amerikan hukuk sistemine göre sanıkken tanık durumuna geçen kişiler için öngörülen cezalarda ne ölçüde indirim yapılacağına hakim, savcılık makamının dava sürecinin en sonunda yazdığı ve kişinin ne kadar faydalı olduğunu raporlayan mektup üzerinden karar veriyor.