Amerikali Turk

Türkiye ile ABD arasında 2018'de daha büyük kriz olacak

  • December 28, 2017 2:15 PM

Evrensel gazetesi Washington temsilcisi Mehmet Günday, Türkiye ile ABD arasındaki krizin 2018'de büyüyeceğini öne sürerek, "Trump, Erdoğan gibi baskıcı kişilerden hoşlanıyor. Hoşlanmadığı şey ise kendisi hakkında diğer liderlerin konuşması. O yüzden Erdoğan’ın “Eyy Trump’’ güzellemesinin sonuçları ağır olabilir.

Obama diplomatikti Trump ise kendi partisinin amblemi gibi bir fil tavrına sahip. Fox News’de kendisiyle alakalı konuşan Erdoğan’ı görürse ilk yapacağı hareket tweet atmak olur... Kavga büyür...2018 Türkiye-ABD ilişkilerinde asıl krizlerin yaşanacağı yıl olacak" dedi.

Günday'ın Evrensel'deki yazısı (28 Aralık 2017) şöyle:

Türkiye-ABD ilişkileri açısından 2017 yılı özel bir yere sahip olacak. Trump’ın daha birinci yılı dolmadan “Eyy Trump” güzellemesini duyduk. Obama’ya bu söz 7. yılında söylenmişti... Amerika’ya gelen AKP’liler hâlâ Trump’a dair gizli bir umut besliyorlar. Açıkça söylemeliyim ki son gelişmeler ile birlikte tren çoktan kaçtı.

Baştan söylemek lazım Türkiye ve Amerika ilişkileri Irak tezkeresinin TBMM’de kabul edilmemesinden sonra hiç rayına oturmadı. Özellikle Pentagon Türkiye’ye hep mesafeli oldu. Dışişleri Bakanlığı ise dönemsel olarak iletişimi telefonlara bakmama seviyesine kadar indirdi. Trump’ın birinci yılının sonunda Türkiye Rusya ile Amerika’da Suudilerle flört etmeye başladı...Yine de iki ülke bir birinden vazgeçecek cesarete sahip değil...

Sondan devam edelim. Herkes Hakan Atilla davasına kilitlenmiş durumda. Jüri 3 Ocak’ta karar verebilmek için yeniden toplanacak. Davada Atilla yargılanıyor. Hukukçular Atilla’nın 6 suçtan olmasa bile birden fazla suçtan ceza alacağını öngörüyor. Asıl buz dağı Atilla davası değil, Zarrab ve Atilla’nın anlattıklarından sonra açılacak olan diğer davalar veya ABD Hazine Bakanlığı tarafından gelecek cezalar.

Bir kaç örnek verelim, ABD Hazine Bakanlığı Halk Bankasına milyar dolarlarca ceza kesebilir. FBI ve savcılar davayı kapatmadılar. Şu an Zarrab’ın verdiği bilgiler ışığında hiç haberimizin olmadığı başkaca dava hazırlıkları yapılıyor olabilir.

Zafer Çağlayan ABD’ye gelirse zaten tutuklanacak. Eğemen Bağış söylenmese de ABD’lilerin peşinde olduğu bir isim. Bağış’ın Amerika’dan Türkiye’ye AKP Hükümetine dahil olmak için dönmüş biri olduğunu unutmayalım. Belki de en korkunç senaryo ABD’nin Türkiye’yi SWIFT bankacılık sisteminden çıkarması, çok düşük bir ihtimal ama Trump yönetiminde hiç bir şey imkansız değil. Bu arada herkesin Reza Zarrab’ı merak ettiğini düşünerek şu bilgiyi de paylaşmak istiyorum; onu bir daha görmeyeceğiz.

Üzerinde durulması gereken bir diğer konu ise, firari Gülenciler ile Manhattanlı ulusalcı teyzelerin duruşma salonuna girmek için verdikleri mücadele... Gülenciler davayı kalabalık bir şekilde izleyince ulusalcı teyzeler sabah erkenden gelip salona girme sırasına girdiler. Haklarını teslim etmek lazım, son gün salonda 2-3 Gülenci 20- 25 ulusalcı teyze vardı.

BM’nin Kudüs oylaması AKP’nin ve Türkiye’nin zaferi gibi lanse edilse de uluslararası toplumun Filistin hassasiyeti hep vardı. Yine de Türkiye’nin çabaları göz ardı edilemez. Trump’ın tehdidi ise ters tepti. Oylama öncesinde ise diplomasi cehaleti yaşandı. Salonun dolu olmadığını gören Türk dışişleri yetkilileri Ankara’yı arayıp oylamaya yaklaşık 100 ülke katılıyor bilgisi verdiler. Halbuki, üye ülkeler salona gelirler, konuşmaları dinlemek zorunda değiller ama oylamaya her zaman katılabilirler.

ABD’nin BM temsilcisi oylamada Filistin’e destek çıkanların isimlerinin Trump’ın masasına gideceğini söylemişti. Bu listede Türkiye ve Yemen’in ismi özel bir başlık altında sunulacaktır. Neticede BM toplantısının çağrıcısı onlardı. BM’nin Türkiye Daimi Temsilciliğinde çalışanlar bile bu çağrının Türkiye tarafından yapılmasından rahatsızlardı. Evet Filistin yalnız bırakılmamalı ancak AKP’nin her şeyi bir iç politika malzemesi olarak kullanma isteği kabak tadını çoktan aştı.

BM’de Türkiye’yi Çavuşoğlu temsil etti. Sonra New York’ta temeli atılan Türk Evi’nin inşaatını gezdi ama asıl haber Washington’daydı. Erdoğan’ın korumalarının arasına karışıp protestoculara saldıran iki Türkiye vatandaşı suçunu kabul edip, Zarrab gibi bildiklerini anlatmayı kabul etti. O iki vatandaş, saldırmamızı Erdoğan’ın korumaları istedi derse, yeni bir kriz yaşanabilir... Hatırlatmakta fayda var, Çavuşoğlu o iki kişiyi hapishanede ziyaret edip fiyakalı bir de fotoğraf çektirmişti...

2018’in en popüler kavgası Micheal Flynn üzerine olacak. Flynn, Trump’a danışman olmadan AKP’li bir iş adamından Gülen’in iade edilmesine dair bir yazı yazmak için 500 bin dolar almış ve Gülen’i kaçırma planları yapılan bir masada bulunmuştu. Üstelik FBI kendisini sorguladığında bu iddiaları reddetmişti. Şimdi Michael Flynn’de itirafçı oldu. Türkiye adına lobicilik faaliyeti ile suçlanıyor. Başkaca suçlarda var tabii. Özel Savcı Robert Muller bu soruşturmayı gizlilik içinde yürütüyor. İleride çok ilginç iddialar çıkabilir. Düşünsenize, NATO müttefikinizin ülkesinden yaşama ve oturma iznine sahip birini kaçırma planı yapıyorsunuz...

YPG’ye silah meselesi artık üzerinde durulması gereken bir konu değil. İran ve Rusya bölgede aktif oldukça ABD, YPG’yi kullanmaya devam edecektir. Ve silah sevkiyatını devam ettirecektir. Asıl soru, Esad içeride YPG’ye saldırdığında ABD’nin vereceği cevabın ne olacağıdır. O durumda Esad’ı Rusya, ABD’yi de YPG olarak düşünmek teşbihte hata olmayacaktır.

Vizeler konusu herkesin en bilgili olduğu başlık. 2018’de çok sayıda mağduriyet yaşanabilir. Türkiye normalleşme sağlandı sadece gecikmeli randevu veriliyor diyerek krizi sümen altı etmeye çalışsa da, hiçbir düzelme olmadı. Aksine, Türkiye medyası yüzünden kötü durum meşru hale getirildi ve çözümsüzlük çözüm olarak servis edildi. Bugün ABD’ye gitmek isteyen birine ABD temsilcilikleri 2019’un şubat ayına randevu veriyorlar, al sana çözüm.

ABD: Vize randevusu için en erken tarih Ocak 2019

Trump’ın Ortadoğu politikası artık şekillendi. Suudi Arabistan ve Mısır yeni yıldızlar. Türkiye İran ile bu kadar yakınlaşmışken, Rusya ile hareket ediyor görüntüsü verirken Amerikan yönetiminin Erdoğan’ı Obama gibi anlayışla karşılamasını beklememek lazım.

Bu yüzden Trump’ın Ulusal Güvenlik Danışmanı McMaster’ın “Türkiye ve Katar aşırı dinci fikirleri destekleyen ülkeler” çıkışının gelecek açısından bir işaret olduğunu görmeliyiz.

Trump, Erdoğan gibi baskıcı kişilerden hoşlanıyor. Hoşlanmadığı şey ise kendisi hakkında diğer liderlerin konuşması. O yüzden Erdoğan’ın “Eyy Trump’’ güzellemesinin sonuçları ağır olabilir. Obama diplomatikti Trump ise kendi partisinin amblemi gibi bir fil tavrına sahip. Fox News’de kendisiyle alakalı konuşan Erdoğan’ı görürse ilk yapacağı hareket tweet atmak olur... Kavga büyür...