Amerikali Turk

Kılıçdaroğlu'nun 'Havet'leri

  • July 30, 2010 7:36 PM
İçinde hem ‘Hayır’, hem ‘Evet’ olan karışık sesler çıkarıyor.

Yalpaladığını sanıp, anlam veremiyordum başlangıçta.
Ama, dün itibarıyla Kılıçdaroğlu’nu çözmüş bulunuyorum.
Meğer, ‘Havet’ demek istiyormuş.
Yani, siyasi tezat sanatı icra ediyormuş.
Bu performansla, bir gün demokrasi şampiyonu olur mu, bilmiyorum.
Fakat bana sorarsanız, oksimoron dalında edebiyat ödülü almayı hak ediyor.
En başarılı örneklerini sergiliyor, çünkü.
‘Oksimoron’un sözlüklerdeki tanımı şöyle;
‘Birbiriyle çelişen ya da zıt iki kavramı, anlamı kuvvetlendirmek için bir arada kullanmaktır.’
‘Tezat söz sanatı’ da denirmiş.
Misallerine bakalım;
Korkunç güzel, sabit değişken, anti-militarist general, sessiz çığlık, bakar kör, kekeme hatip, yaşayan ölü ve paylaşılmış yalnızlık gibi...
‘Havet’ de, Kılıçdaroğlu’nun bir nevi armağanı oldu bu lügate.
***
Yalnız, Kılıçdaroğlu’nu anlama klavuzumuz tamam sayılmaz daha.
Geriye, halli gereken son bir mesele kalıyor.
‘Havet’ derken, hangi anlamı kuvvetlendirmek niyetinde?
‘Evet’i mi vurguluyor, yoksa ağırlığı ‘Hayır’a mı veriyor?
Bağlama dönüp, yardımcı unsurlardan yararlanalım isterseniz.
İlkin; darbe anayasasının değiştirilmesine karşı ‘ret cephesi’ni kurdu.
12 Eylül’cülerin yargılanmasına ‘Hayır’ kampanyası başlattı.
Sonra, ‘askerin dayanak bellediği 35. maddeyi kaldırmaya varız’ dedi.
Gel-gitler yaşadı o arada...
Nihayet, CHP bir teklif hazırlamaya mecbur kaldı, fakat sadece ibare değişikliği çıktı içinden.
‘Geri adım’ eleştirilerine ise, hiç kulak asmadı.
Ardından, 27 Nisan muhtırasının, Dolmabahçe’de danışıklı olarak tasarlandığını söyledi.
Dolmabahçe görüşmesinin, muhtıradan bir hafta sonra yapıldığını hatırlattım; oralı bile olmadı.
Daha dün de, kendi iktidarında, dönemin Genelkurmay Başkanı Büyükanıt’ı  yargılatmaktan söz etti bu kez.
Asker-hükümet ittifakına bağladığı o muhtıranın altına, partisi de imza atmıştı oysa.
Unuttu o günleri...
Zannımca, ‘Havet’in ana fikrine dair yeterli kanaat hasıl olmuştur herkeste.
Hatırına binaen de olsa, oy pusulasında 3. bir şık olarak ‘Havet’ için yer açılmayacak elbet.
Arada kalmışlığın, Kılıçdaroğlu’na oy getirmeyeceği de kesin.
Son ihtimal... Bütün bu ‘Havet’ edebiyatının, ona Nobel kazandırma ihtimali var mıdır, en azından?
***
Oksimoron edebiyatının piri, hatta bizzatihi kendisi, meşhur İngiliz devlet adamı Churchill’di.
“Irak’taki medenileşmemiş kabilelere karşı zehirli gaz kullanılmasını şiddetle destekliyorum” demişti bir keresinde.
Ve yüksek insani değerleri savunan konuşmaları için, 1953 yılında Nobel Edebiyat ödülü aldı.
Cephane ve Savaş bakanlıkları da yapmış, harbiye mezunu İngiliz devlet adamı...
Churchill yaptıysa, Kılıçdaroğlu niye başaramasın!

Radikal