Amerikali Turk

World Press Photo ödülünü, Türk foto muhabiri kazandı

  • February 13, 2017 9:55 AM

Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov’a yapılan suikastı fotoğraflayan Associated Press (AP) foto muhabiri Burhan Özbilici, World Press Photo Vakfı’nın verdiği uluslararası önemli prestije sahip yılın basın fotoğrafı ödülünü kazandı.

Çağdaş Sanatlar Merkezi’nde Rus Büyükelçi’yi öldüren polis memuru Mevlüt Mert Altıntaş’ı görüntüleyen Özbilici saldırı anında insanlar kaçışırken soğukkanlı bir şekilde deklanşöre basarak o anı ölümsüzleştirmişti. Suikastçı polisi ve salonda yaşananları an be an fotoğraflayan Özbilici, Hürriyet’e, “Bu başarı benim birikimim. Bu başarıda sevdiklerimin, dostlarımın, meslektaşlarımın payı büyük. Ben orada sadece işimi yaptım” dedi.

AP Foto Muhabiri Özbilici, 1955 yılından bu yana düzenlenen yarışmada büyük ödülü kazanan ikinci Türk oldu. 1984 yılında Erzincan Depremi’nde çektiği kare ile Hürriyet Foto Muhabiri Mustafa Bozdemir bu ödülü kazanan ilk Türk olmuştu.

Her yıl 128 ülkeden 6 bine yakın fotoğrafçının katıldığı ve 90 bin fotoğrafın değerlendirildiği yarışmada Yılın Basın Fotoğrafı 16 kategoride dereceye giren fotoğraflar arasından seçiliyor. Ödül alan fotoğraflar her yıl 45 ülkede açılan sergilerle 4 milyondan fazla kişiye ulaşıyor. Yarışmanın ödülleri ise Nisan ayında Amsterdam’da düzenlenen törenle sahiplerini bulacak. Organizasyonu düzenleyen 1925 yılında kurulan World Press Photo Vakfı’nı Hollanda Kraliyet ailesi destekliyor. 1955 yılında verilen ilk ödüldeki fotoğrafta, Danimarka’daki bir yarışçının motosikletten düştüğü an kareye yansımıştı. Sonrasında ise hafızalara kazanan ve tarihe geçen kareler bu yarışma ile dünya basın fotoğrafı tarihine taşındı. Ödül alan kareler ikonik hale geldi; Vietnam’da bir napalm saldırısı sonrasında koşan çıplak bir kız, kendini yakan Budist rahip, Tiananmen Meydanı’nda tankların önünde duran gösterici bu organizasyonda ödül alan fotoğraflar arasında yer aldı.

AP Foto Muhabiri Burhan Özbilici, yine dünyanın en önemli basın fotoğrafçılığı organizasyonları arasında yer alan ve kısa adı POYİ ile anılan “Picture Of The International”da da Spot News kategorisinde birinci oldu.

Burhan Özbilici, AP için o fotoğrafların hikâyesini kaleme alırken rutin bir sergi açılışı olarak düşündüğü etkinlikte çekeceği fotoğrafların, Rusya-Türkiye ilişkileri temalı haberlerde kullanabileceklerini düşündüğünü, ancak sevdiği bir diplomatın ölümüne tanık olduğunu aktarmıştı. Özbilici, o fotoğrafın öyküsüne ilişkin özetle şunları söylemişti:

“Sanat galerisine gittiğimde açılış başlamıştı. Karlov’un konuşmaya başlamasıyla büyükelçiye yaklaştım. Büyükelçi konuşurken ne kadar sakin ve alçakgönüllü sözler söylediğini düşündüm. Sonra birbirini izleyen silah sesleri geldi ve panik oluştu. En az sekiz silah sesi yükseldi. Kıyamet koptu. İnsanlar çığlık atıyor, kolonların arkasına ya da masa altlarına saklanıyor, yere yatıyorlardı. Korktum, kafam karıştı, bir duvarın arkasına sığındım ve işimi yaptım, fotoğraf çektim. Büyükelçinin bedeni yere düştü, benden birkaç adım öteye. Ne gerçekleştiğini anlamam birkaç saniyemi aldı. Bir adam önümde ölmüştü, bir hayat gözlerimin önünde yitip gitmişti.

Polis Mevlüt Mert Altıntaş, salondakilere silah tutarak Türkçe ve Arapça konuşmalar yaptığı sırada kendimi uygun bir yere konumladım. Başta suikastçıyı neyin harekete geçirdiğini anlamadım. Çeçen bir militan olabileceğini düşündüm. Ancak daha sonra Halep’le ilgili bağırdığını söylediler. Saldırgan galeyana gelmişti. Büyükelçinin bedeninin yanında geziniyor, duvardaki bazı fotoğrafları yere çalıyordu. Ben elbette korkmuştum ve saldırganın bana doğru dönme tehlikesini biliyordum. Ama biraz ilerledim ve onu çektim. Düşündüğüm şuydu, ‘Buradayım. Yaralansam ya da ölsem bile ben bir gazeteciyim. İşimi yapmak zorundayım.’ Hiç fotoğraf çekmeden kaçabilirdim ama insanlar bana ‘Neden fotoğraf çekmedin’ diye sorarsa doğru düzgün bir cevap veremezdim. Çatışma bölgelerinde fotoğraf çekerken ölen arkadaşlarımı ve meslektaşlarımı bile düşündüm. Fotoğrafları servis etmek için ofise döndüğümde şok oldum. Saldırganın fotoğraflarında büyükelçi konuştuğu sırada arkasında yer aldığını görünce inanamadım. Sanki bir arkadaş ya da bir koruma gibiydi.”