Amerikali Turk

Yazarlar

Ekonomik krizin beyni Amerika'da sizce neler oluyor?

March 04, 2011 1:32 PM

okkes agaogluBİLDİĞİNİZ üzere dünya, dayanılmaz bir ekonomik krizin eşiğine girmişti. Hatta eşikten de içeri girerek daha beter hanelerin içine sızdı. Hem de dünya ülkelerinin hanelerine.
Peki neydi bu krizin ana sebebi?

Bunu "Subprime Mortgage" olarak yorumlamak daha yerinde olur. Yani bu isim, mortgage borçları olarak klişeleşmiştir. Aslına bakacak olursanız, toplam borçların yüksek düzeylerde seyretmesi ister istemez risklere doğru yelken açmıştı. Tabii bu krizin ayak sesleri 2003 ile iki sene sonrasının önlemini alamamalarından kaynaklanıyordu. O yıllarda düşük faizli sistemin emlaka olan talebi yüzünden piyasalar, bu yığılmanın sonraki yıllarda başlarına büyük iş açacağını düşünemediğinden dolayı, kriz yavaş yavaş kapıya gelmeye başlamıştı.

Tabii bunun yanında düşük faizli bir gayrimenkulün albenisi fazla olduğundan, bu piyasaya talebi oldukça artmış oldu.
Sadece talep mi?
Kredi veren, borç veren bütün kurumlar bu büyük gelişmenin karşısında sağlam duramadılar ve haliyle çöküşe doğru ekonomik çıtalarını düşüşe geçirdiler. Ve sonunda da bankaların nakit paraya olan ihtiyaçlarına bir sınır çektiğinden dolayı, durum vahim bir hale dönüştü.
Sonra mı?

Elbette kriz. Acımasız bir ekonomik kriz.
Bugün Amerika'da ekonomik krizin izleri halâ kendini göstermekte.Örneğin kredi kartlarının limitlerinin kesilmesi, ekonomi kurmaylarınıhalâ sıkı bir para politikasına doğru ittiğini gösteriyor.Amerika ekonomik gücünü dünyaya zeminden yaydığı için doların seyri de bütün ülkeleri çok yakından ilgilendirdi. Daha doğrusu en ufak bir demeç, yazı ve röportaj açıklamalarındaki ifadelerin getirisi, dünya ülkeleri için yıkım da olabiliyordu, yapıcı da. Ama ne olursa olsun, dünya bu başarısız ekonomiden bir an önce çıkmalıydı. Bu sefer "Amerika'dan sonra hangi ülke daha güçlü? Hangisi süper güç çerçevesine dahil olur da dolardan bizi kurtarır?" düşüncesi kıtalararası düşünülmeye başlanmıştı.

Kimileri, "Hindistan bu konuda şanslı ülkeler arasında. Çünkü bilişim ağında oldukça başarılı olan ve süper bir beceriye sahip olan ülke konumuna gelmiştir" görüşüyle Hindistan'a sempati topluyordu. Kimileri de, "Amerika bu konuda en şanslı ülke. Çünkü krizin kendilerini bayağı sıkıştırmasına rağmen yine de dünyada süper güç olarak tek ülke
konumundadır. Onun yerini hiçbir ülke alamaz" görüşünü savunmaktaydılar.
Eeeee, bunda da haklı görünmekte. Bakar mısınız bugün halâ dolar ağırlıklı olarak dünya piyasalarının tek yetkili kağıdı. Amerika bugün doları dünyaya kabul ettirdiyse, bunun temelini, Marshall yardımından tutun dünkü ve bugünkü önemli kurumlar olan NATO ve Birleşmiş Milletler'de de atmış görünmekte. Hindistan ise böylesi kurumları
zamanında oluşturamadığından, dünyayı etkilemesi yüzeysel kalmıştır. Daha doğrusu Amerika, sadece ekonomik alanda değil, ekonomiye dayalı askeri alanlarda da devasa kuruluşları oluşturarak dünya ülkelerini buna ortak etmiştir. Amerika'nın büyüklüğü buradan kaynaklanmaktadır. Ama Hindistan bilişim dünyasında ne kadar büyük olursa olsun parasal boyut dünya ülkelerini kapsamadığı için Amerika'nın önüne geçememektedir.
Kısaca hangi taşı kaldırırsanız kaldırın altından Amerikan markası çıkar. Dünyanın jandarması durumunda olan Amerika'nın ekonomik açıdan böylesine büyümesi dünyaya hükmetme zaruretini mecbur kılıyor. Tıpkı bugün Libya'ya müdahale gücü olarak savaş gemilerini göndermesi gibi...

AMERİKAN MODELİ VE DÜNYA MİLLETLERİ
Dünya ülkeleri, Amerika'daki olumsuz gelişmelerden sürekli etkilenirler. Çünkü Amerika kendi merkez bankası bünyesinde aldığı kararlarla da etkilidir. Faiz oranlarının rakamsal büyüklüğü veya küçüklüğü karşısında oldukça heyecanlı bir yapıya sahip olan diğer ülkeler, bundan çok etkilenirler. Örneğin Türkiye'de Türk parası çok
değerli olursa da enflasyon, olmazsa  da enflasyona davetiye çıkarır.
Ama bundan kurtulmanın yolunu, ihracat hacminin büyüklüğünde aramak gerekir.
Eğer ki ithalat hacmi ihracattan çoksa, bu da bütçeyi oldukça sarsar.Bunun adına da cari açık denir. Cari açık bildiğiniz gibi, bir firmanın veya bir ülkenin borç ödeme gücünü gösteren tablosal orandır.

Eğer borçlar hanesi oldukça yükselirse, bunun tehlike adı "cari açık"ve "borç ödeme" olarak hatırlanmalıdır.

Amerika, ekonomik model olarak dünya milletlerini öylesine köşeye sıkıştırmıştır ki, hiçbir ülkenin bundan kurtulma şansı neredeyse yoktur. Kurtulmak için mutlaka ihracat hacimini artırarak kendi parasının değerini dışa dönük olarak kabul ettirmesi gerekmektedir.
Bunu denemeye kalkan Avrupa ve onun kaşe ismi Avrupa Birliği, başarısız olmuştur. Batılılar her ne kadar ortak para birimini icat ederek "Euro"nun etrafında birleştilerse de, "Amerika'nın doları" karşısında bir türlü ceplerini dolduramamışlardır. Bir de üstüne üstlük mortgage krizinden etkilenerek tümden dolara yenik düşmüşlerdir. Yunanistan bunun en son örneğidir.
Batılılar, her ne kadar Amerika'yla iyi geçiniyor görüntüsü verse de, sürekli bir rekabet içinde olmuşlardır. Giriştikleri mücadele ise başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Washington destekli Pentagon'un her ülkeyle olan bağlantısı ve dünyaya
yayılması, üsler açısından siyasi yapılanmayı da beraberinde getirmiştir. Bununla birlikte ekonomik yardımlar ve gerektiğindeaskeri alanda işbirliği anlaşmaları Amerika'nın silah sanayiini debüyütmeye yetmektedir.

İşte tüm bu gelişmeler Amerika'nın ekonomi gücünü öylesine artırmıştır ki, bir o kadar da sıkıntıları beraberinde getirmiştir. Bugünkü mortgage krizinin ana sebebi de, ilerisinin tahmini bile edilemeyen emlak hacminin büyümesinden kaynaklandı. Likidite bolluğu yaşayan bir atmosferde alım gücü azalan tüketiciye fazla miktarlarda kredi verilince, kredi faizleri artışa geçiverdi.

"Obama'nın ekonomik teşvik paketleri ülkenin çok daha kötü duruma düşmesini engelledi" görüşü, ekonomi profesörlerinin ortak düşüncesi. Ama bunun yanında işsizlik ve evlere gelen hacizlerin çokluğu siyasi kadroların en büyük üzüntüsü oldu. İşte tam da burada Obama yönetimi, krizden kurtulmanın çaresini her ne kadar mali disiplini uygulamada bulsa da, siyasi riskler elbette kendisini köşeye sıkıştırmak istemiştir. Ama burada Merkez Bankası'nın destekleyici para politikaları imdadına yetiştiği için dünya kamuoyunda da takdir toplamıştır.
Bugün tam da burada kalmışken Libya olayının patlak vermesi Obama yönetimini tekrar kara kara düşündürmeye başlamıştır. Ama Libya meselesi, ekonomik açıdan değerlendirildiğinde ortaya değişik bir denklem çıkmaktadır. O denklem de mortgage krizinin neresinde kaldığını düşünmekle eşdeğerdir.  Amerikan ekonomisinin bir hayli zorlukları atlatarak refahı yakalama gayreti içinde sıkıştığını gördüğümüzde, Washington'ın Libya'dan alacağı çok şeyin olduğunu düşünebiliriz.

Amerika fırsatçıdır ve bu tür fırsatları da Libya'da iyi değerlendirecektir. Ekonomik anlamda büyüme planını gerçekleştirme, bütün riskleri beraberinde getirse de, piyasalar bu tür gelişmelere hazırlıklı olmalıdır -Ki mali disiplin politikasından ödün verilmesin.

Amerika'daki faiz oranları... Kredi kartları için alınan önlemler...Libya gerginliği... Şimdilik Obama'yı düşündüren "Ekonomiyi etkileyecek krizler" diyebiliriz.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com