Amerikali Turk

Yazarlar

Demokrasilerde Eleştiriye Tahammül Şart

March 07, 2011 1:37 PM

okkes agaogluİzmir’deki gerginlik dünkü yazımızı destekler oldu!..

ERDOĞAN ve Kılıçdaroğlu, ilk kez bir açılışta yanyana geliyor. Bu geliş pek o kadar büyütülecek gibi görünmemeli. Ama gelin görün ki bunu büyüterek adeta “büyük bir olay”mış gibi basına yansıtmaya çalışan şahıslar da olabiliyor.

Hatta ve hatta, iki liderin bir araya gelişlerini olmayacak bir işin olması gibi yüceltenler, yazılı ve görsel basında o kadar şişiriliyor ki; adeta bir bayram havasına dönüştürüyorlar.
Hiç böyle şey olur mu?

İki liderin bir araya gelişi neden bu kadar büyütülsün?
Neden farklı görüş olduğu halde biraraya gelişler olmasın?
Olmaması için gereken kurallar mı var?
Kavga etmek, karşındakini yenmenin kuralını mı kapsıyor?
Nereye kadar gidecek birliktelik?
Hemfikir olabilmek için illaki aynı partiden mi olmak gerekiyor?
Aslında bu son soru kafalara daha yakın gibi geliyor. Çünkü burada tıpkı iki takımın taraftarlarının birbirleriyle kavga etmelerine benziyor.

Neden benzemesin ki?
Baksanıza bir açılış yapılıyor. İki parti liderinin (Erdoğan ve Kılıçdardoğlu’nun) bir araya gelmesiyle centilmenliğe dönüşmesi gereken ortam, birden stresli bir kavgaya dönüşüyor.

Neden?
Niçin bu kadar kavgacı olduk?
Türk toplumu olarak liderlerin olgunluğu ve yanyana gelişi neden vatandaşlarımıza örnek olmuyor?

Burada suçlu aramanın yerine, “Kendimi düzeltmeliyim’, “Siyasi duruşumuzdaki farklılık kavgayla değil, bilinçli ve eleştirel siyasi görüşlerle belirtilmeli. Yoksa, “Sen bunu söyledin. Bana bunu nasıl söylersin? Sen kimsin de bana eleştiriyi yapabiliyorsun?” çıkışlarıyla
ne bir yere varabilirsiniz... Ne de bu davranışlardan sonra sağlam bir sonuç ortaya çıkarabilirsiniz.

Zaten bunu futbol karşılaşmalarında da görüyoruz. Bir takımın taraftarı, karşı takımın taraftarıyla yaka - paça kavgaya hiç çekinmeden girebiliyor. Hatta burada işin tuhaf yanı, bir takımı tutan taraftarların stada polis kordonuyla getirilmesi ne kadar kötüyse...
Parti liderlerinin de yanyana gelişlerindeki olgunluğu kavrayamayan partililerin kavgaları bir
o kadar kötüdür...

Asıl burada önemli olan, siyasilerin bu derece önemli bir buluşmayı gerçekleştirdiklerinde partililerin neden bir türlü birbirlerini hazmedememeleridir?..
Tabii bu da siyasi parti liderlerinin miting meydanlarında birbirlerine karşı acımasızca eleştirmelerinden kaynaklanıyor. Oysa bu kadar kavgacı ve bu kadar sinirsel bir ortamı yaratarak mitingleri gerdiğinizde, bunun zararlarını işte dünkü açılışta görebiliyoruz.
Ne lüzumu vardı o gerginliğin?
İki parti lideri ilk defa biraraya geliyor. Orada bulunanlar bu birlikte olmayı centilmenlikle noktalasalardı olmaz mıydı?
Liderlerinin birbirlerine tahammül ederek yaptıkları politik konuşma zırhı içinden çıkmamalarına örnek olarak kendileri de (her ne kadar hemfikir olunmasa da) birbirlerine tahammül edebilecek kadar sabır gösteremezler miydi?
Sanki büyük bir kin var?
Sanki kan düşmanıymış gibi bu stres niye?
Bugün böyle yapılırsa, yarın önemli bir günde bir araya gelişler bugünü milad alırsa ne olacak?

Biz söyleyelim: Hiçbir amacı olmayan gereksiz bir kavgaya dönüşecek. Oysa herkes birbirine tahammül etmeli. Demokrasi işte böyle bir şey.  Bu tahammül mekanizması içinde politikalar ayrı bir güzellik kazanır. Ayrı bir albenisi olur. Ama gelin görün ki dünkü manzara bizleri de
üzdü. Mutlaka parti liderlerini de üzmüştür. Bundan adımız gibi eminiz.

Bu olay bize seçimlerde gergin ortamın yaşanmaması gerekliliğini hatırlatıyor. Hiçbir zaman böyle bir şeyin yaşanmaması için parti liderlerinin ellerinden geleni yaptıklarına inanıyoruz.  Ama hangi partili olursa olsun genel başkanlarını ve halkı üzecek bir şey  yapmamak için kendilerini sorumlu hissetmeleri gerekliliğineinanıyoruz. Gerçi onlar da bunun bilincindeler ama nedense kafalarındaki mücadeleci tavrı bir kenara bırakmaları bu gibi ortamlarda çok önemlidir.

TRAFİKTE DE BU BÖYLE

Böylesine gerginlik bir tek partilerarası kızgınlıklarda ve kırgınlıklarda yaşanmıyor. Buna bir de trafikteki vatandaşlarımızın birbirlerine olan tahammülsüzlüklerini de eklememiz gerekir.
Düşünebiliyor musunuz, karşıdan karşıya geçmek için kaldırımda veya kırmızı ışığın hemen altında bekleyen vatandaşın beklediği o birkaç dakikalık sabır zamanına bazen araçlar saygı duymuyor, bazen de vatandaş.
Mesela sarı ışığın yanmasından itibaren daha yeşil ışık yanmadan trafikteki sürücülerin bazıları klaksonlarına acımasızca saldırarak çalmaları, çok sabırsız bir toplum olduğumuzu göstermekte. Aynı şekilde vatandaşlarımızın da bazıları daha yeşil ışık yanmadan “şu
arabalar gelmeden ben karşıya geçebilirim”i kafasına takarak adımlarını hızandırıp karşıya geçenlerimiz var. Bunu mobese kameralarında görmekteyiz.

Bakar mısınız olay nereden nereye gidebiliyor?
Dünkü açılıştaki en ufak bir gerginlik olumsuz bir şekilde gerginliklere sebep olabilir. Onun için çok dikkat etmeliyiz. Bu tür toplantılarda, açılışlarda ve halka hitap edilen önemli yerlerde sakin olunmalı. Varsa düşünceler ve negatif ifadeler, o anda pozitif olarak centilmenliğe dönüştürülmeli. Yok eğer bu yapılmazsa sorunlar gereksiz bir şekilde büyümeye başlar.
Zaten politikada da duruş önemli değil midir?

Bir parti liderinin söylemi ve farklı anlatım tarzı her ne kadar Türkiye ve dünya nezdinde puanlamalarla eşleştirilse... Aynı şekilde karşılıklı politika farklılıkları ve güdülen anlayış da bir o kadar önemlidir.

Artık politikalar üretkenlik ister. Pozitif olmakla birlikte yapılan siyasi hareketliliğin duvarını yıkmak değil, yükseltmek gerekir. Bugün dünya nezdinde bir toplumun fertleri olarak ülkelere ekonomimizle, çalışkanlığımızla ve konukseverliğimizle kafa tutacaksak, bu;
karşılıklı atışmalarla ve kavgayla olmamalı. Bunun çıkış yolu asla bu değildir.

Bakın Obama’ya?
Gerginlikler ülkesi olduğu halde... Siyasi krizin ülkelerinde yaşadığı halde bunun esas muhataplarının dünya milletleri olduğu halde her şeyi dünya konjonktürüne uygun bir şekilde söylemlerine çeki düzen vermekteler. Bizde ise muhalefet veya iktidar birbirlerine karşı ne yapıyor?
Olumsuz demeçlerle birbirlerini yaralamaya çalışıyor.

Neden?
Birbirlerine üstünlük savaşında galip gelmek için. Bir parti liderinin, “Mutlaka onu yurtdışı politikasında yanlışlığını söyleyerek seçimlerde galip gelmeliyim” derken... Bir diğeri de, “Sen ne zaman milli duygularını dış politikaya yansıtabildin de, bugün bunu gündem
haline getiriyorsun?” sözleriyle birbirlerini suçlamaktadır. Ama ne olursa olsun bunun çaresi demokrasinin tahammül sınırları içinde formüle etmek gerekir.
Yani sabır ve tahammül.
Demokrasi adına hoşgörü.
Bu, parti liderleri tarafından yazılı ve görsel basına yansıtıldığı müddetçe halkımızın kafalarındaki o futbol takımı tutar gibi hareket ettikleri parti sempatizanlığı pozitif hale dönüşecektir. Buna Türk milletinin ihtiyacı var.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com