Amerikali Turk

Yazarlar

Marine Le Pen, Türkiye’nin AB üyeliğinden korkuyor

March 09, 2011 12:55 PM

okkes agaogluGAZETELERDE yeni bir haber Türkiye’ye karşı düşmanlığını gösteriyor. Haberin adı Marine Le Pen. Tam ve katıksız bir Türk düşmanı. Onun siyaseti de, politikası da Türk düşmanlığı üzerine kurulmuş adeta.

“Kimdir bu kadın?” derseniz...
Babası Jean-Marie Le Pen’in kızı. Ocak ayındaki Ulusal Cephe Kongresi’nde görevi kızı Marine Le Pen’e bırakmıştı. O kız, bugün Türkiye’ye saldırıyor.

Peki neden?
Bunu bilemeyiz. Ama politik olarak söyleyecek şeyimiz elbette ki var. Türk düşmanlığı onun için adeta siyasetin üst tabakası haline gelmiş. Düşmanlığını gösterirken sınır bile tanımıyor. Ağzına gelen ne varsa söylüyor.
İlk başta şunu söyleyelim ki, babasından ne hayır görüldü ki kızından görülsün. Hatta ve hatta bu hayırı Avrupalılar dahi görmedi.Tam bir düşman. Hem de katıksız.

Ama Türkiye, bundan niye çekinsin ki?
Türkiye’nin de elinde kozlar var. Hem siyasi, hem askeri ve hem de ekonomik alanda.
Siyasi manada olan kozu, elbette ki jeopolitik konuma sahip olmasıdır.

Bugünkü Türkiye, o kadar küçümsenecek kadar da cılız bir ülke konumunda değil. Artık Ankara’nın da elinde Avrupa için eksiler ve
artılar bulunmaktadır. Bir tek Avrupa Parlamentosu mudur Türkiye’nin kaderini tayin edecek?

Tabii ki hayır. Avrupalı, Türkiye’nin duruşuna methiyeler yağdırırken aynı şekilde Ankara da siyasetinde daha yapıcılık sergiliyordu. Bu
yapıcılık zaten eskiden beri var. Ama gelin görün ki yarını bugünden tayin etmeye çalışan Avrupalılar. Fransa’daki anketlerden çıkan
sonuçların Türkiye’yi köşeye sıkıştıracağı görüşünü vurgulayan otoriteler, Ankara’yı neredeyse eli - kolu bağlı bir şekilde bekleyen bir ülke gibi anımsatıyor.
Bu çok yanlış bir şey. Bir defa Türkiye, Avrupa Birliği’ne bundan yıllar önce tavrını koymuştu. O tavır bugün de aynen devam etmekte.
Ama gelin görün ki Türkiye’yi daha tam bir şekilde tanımamış bu bayan Pen.
Türkiye, askeri alanda bölgesel güç olarak baştadır. Bunu bilmesi gerekir. Tabii buna ek olarak da NATO gibi büyük bir kuruluşun en
büyük ordusuna sahip. Ordumuz Kuzey Atlantik Paktı’nın en sağlam ordusuna sahiptir.
Barış gücü olarak da dünyanın 17, bilemediniz 18 ülkesinde Türk askeri görev yapıyor. Bu görev Avrupalılık için mi, yoksa dünya barışını
sağlamak için mi?
Elbette ki dünya barışını sağlamak için. Ama bunun yanında Avrupa ile olan ciddi ilişkiler de Türkiye’yi Batı’ya daha da yaklaştırmıştır.
En azından Ortadoğu ülkelerinde meydana gelen huzursuzluklara karşı Avrupalı Fransa bir şeyler söylerken, Türkiye’nin açıklamaları daha
önemlidir. Çünkü Ankara’nın bölgedeki yapıyı çok iyi bilmesi ve tanıması Fransa’yı yaya bırakır. Fransalı bayana şunu söylemek
gerekir: Hem Avrupalıyım diyeceksin ama Ortadoğu’daki ciddi yapılanmaya karşı “parasal gücüm var” diye her şeyi söyleyeceksin...
Hem de Türkiye gibi güçlü bir ülkenin ilişkilerini bildiğin halde onu dışlamaya çalışacaksın.
Hiç olur mu böyle şey?
Elbette olmaz.
Türkiye de bu dünyada yaşıyor. Sınırları dünya kapsama alanı içinde bulunuyor. Ama Fransa kendini dev aynayasında görerek ve büyük
ülkelere saçmasapan suçlamalar yaparak siyaset yaptığını sanmasın. En azından bazı hatalar başka şeyleri doğurabilir. Bunu Pen unutmamalı.
Gerçi bunları biliyordur da içindeki kin ve nefreti açığa vurmak için acele etmediğini düşünmüş olabilir.
Neden mi?
Baba Pen de Türk düşmanıydı. Hem de en koyusundan. 2005 yılında da Avrupalı komşu ülkelere giderek acı konuşmalar yapmış ve Türkiye’nin
nefes almaması için elinden geleni yapmıştı.
Yapmak istediği Türk düşmanlığı.
Ne olursa olsun Avrupa, Fransa’nın tezgahına gelmemelidir. Gelirse bu, onların sorunudur. Türkiye yoluna devam etmelidir.
Tıpkı ekonomide olduğu gibi.
Ekonomik alanda da epey yol alan Türkiye, bugün Avupa ekonomisine karşı tek başına kafa tutacak konuma gelmiştir. Bunu da kanıtlamıştır.
Hatta dünya mortgage skandalından kurtulmaya çalışırken Türkiye, böylesi bir kredi sarmalından etkilenmediği için başarılı bir konuma
sahip olmuştur.
Bir defa bu birinci detay.
İkinci detay ise, Avrupa Birliği’ne üye olmadığı halde Batı ile ekonomik alanda (hem de her alanda) temaslarda bulunan Ankara, bu
konuda bayağı yol almıştır. Bayan Pen acaba bunu biliyor mu?
Ayrıca, Fransa’ya ait iki, bilemediniz üç araba markaları da bu ülkede hem üretiliyor ve hem de satılıyor. Bundan Fransa da kârlı çıkıyor,
Türkiye de. Ama bayan Pen, bunu düşünecek kadar ülkesini de düşünüyor mu?
Hiç sanmıyoruz.
Düşünmüş olsa, ekonomik alanda Türkiye üzerinden yapılan siyasetin gerçek bir siyaset olmadığını anlamış olur. Ama ne yazık ki bunu
yapıyor.
Pen bir açıklamasında şunu söylüyor: “Türkiye’nin ne coğrafi, ne tarih, ne de kültür olarak Avrupa’nın bir parçası değil.”
Ne yani, bir ülkeyle ticaret yapmak için illaki o ülkenin tarihi ve siyasi yapısına uyumlu mu olmak gerekir?
Hiç böyle saçma sapan şey olur mu?
O halde Çin hükümetine de ateş püskürsün bakalım. Dünyanın bütün ülkelerinde Çin malları harıl harıl satılıyor. Hemen hemen her alanda
Çinli üreticiler mallarını yapıp dünyanın bütün evlerine mallarını sokuyor. Bunda da çok başarılılar.
Ne olursa olsun düşman Pen, Türkiye takıntısını kafasından silmelidir.
Baksanıza suçlamalara. Şimdi de, “dini” konulara el atmaya başladı.
Hem de en saçma bir biçimde. Bakın ne diyor: “Müslümanların sokakta namaz kılmaları işgaldir.”
Al sana cahilce bir laf. Çağdaş Batı diyorsun, İslami kuralların inanışlarına saygı göstermiyorsun. Hiç böyle şey olur mu?
Tam bir engizisyon mahkemesi taraftarı gibi.
Oysa Türkiye’nin tarihini bilse bunları söyleyebilir mi?
Söyleyemez. Ama babası da Türk düşmanı olursa kızı da elbette Türk düşmanı olacak.

Ayrıca...
Basın da öylesine abartıyor ki, Pen gelirse sanki Türkiye batacak. Sanki Türkiye bölgesinde hapsolacak. İlk başta şunu bilmek gerekir ki,
artık yeni dünya düzeni bir kişinin boyunduruğu altında şekillenmiyor.Aşırı sağcı siyasetçi acaba işin başına gelince bu düşüncelerini
uygulamaya geçecek mi?
Ama şu gerçek ki, Fransa’nın Mitterrand’ın da tutun da Sarkozy ve sonrasına kadar bunlarda bir Türk düşmanlığı var. Hem de peşinen.
Ekonomide epey yol alan ve mortgage kirzinden çok büyük yaralar almadan yolunda ilerleyen Türkiye’ye karşı bir yükmüş gibi davranan
Fransa asalakları, aksine Ankara’ya yük.

Pen’in ekonomi politikasına bakar mısınız?
Diyor ki: “Türkiye AB üyesi olunca o zaman İsrail, Gine, Cezayir, Güney Afrika da tam üye olur. Böyle şey olmaz.”
Görüyor musunuz, Pen asalağı bizi Gine’ye, Cezayir’e, Güney Afrika’ya benzetiyor. Oysa iş bilen ve ticaret kafasına sahip olan ülkeler,
hiçbir ülkeyi aşağılamadan kârına bakar. Menfaatinin devam etmesine bakar. Artık bu dünya bunu gerektiriyor.
Ne olursa olsun Pen, Türkiye’ye karşı bir şey yapamaz. Bu o kadar kolay olmamalı. Ayrıca Ankara’nın Avrupa Birliği’ne üye olması
Avrupa’da taşları yerinde oynatacak.

Pen asalağı bundan korkuyor diyebiliriz.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com