Amerikali Turk

Yazarlar

ABD'de lobicilik faaliyetleri önemli bir düşünce sektörüdür

March 11, 2011 5:40 AM

okkes agaogluOLDUM olası yıllarca bu köşeden yazdık durduk. Ne zaman ki Türkiye’nin başına siyasi çoraplar örülecek... Hemen bir şeyler yapılması için tarih öncesi faaliyet raporu hazırlıklarının bir an önce gündeme alınmasını önerdik. Örneğin sözde Ermeni meselesinde Türkiye’yi davalarla boğmaya çalışacak olanlara karşı bir şeyler yapılmalı dedik.

Daha doğrusu Türkiye’nin siyasi duruşunu belirleyecek olan lobicilik faaliyetlerinin çok önemli bir düşünce sektörü olduğunu da vurguladık.

Çünkü, bu konularda çok duyarlı ve çok ince detayları dahi inceleyebilecek araştırıcı bir beyin takımının çatısının kurulması
şart olmuştur.

Bu gerçekler ışığında konunun çok önemli olduğunu her zaman vurgulamaya çalışan TADF ve ATAA  gibi iki büyük dernek, öncülük yapacak. Önem verdikleri konu ise, Amerika’daki gelişmelere yönelik lobicilik faaliyetlerine gençleri de katabilmek. Bu açıdan bakıldığında insanın aklına gelen ilk şey, “Gençleri lobiciliğe alıştırmak için önceden belirlenen bir yol haritasının” olup olmadığıdır. Bu sorunun cevabını almak için bir hafta sonrayı bekleyeceğiz. Yani 17 ile 19 Mart tarihlerini. İlk başta lobicilik faaliyetlerinde sadece bulunduğunuz ülke sınıları içinde sıkışıp kalmamak çok önemlidir. Yani, dünyanın neresinde olursa olsun, lobicilik faaliyetleri hepsini kapsamalıdır. Burada önemli olan, ülkenizi karalamaya çalışan sinsi ve siyasi güçlere karşı hep uyanık olmak ve savaşarak değil, masa başında galip gelmektir. Bunun böyle olması için de, çok çalışmak ve çok bilgili olmak şarttır.

Mesela, sözde Ermeni meselesi yine gündeme oturtulmaya çalışılıyor. Bu mesele bulunduğunuz ülkeden tutun, başka ülkelere kadar sıçrayan
bir haksızlık çemberi oluşturuyor. Farkına varıldıysa eğer, son günlerde Avrupa’da bu konuda bir özenti oluştu. –Yıllardan beri de uğraşıyorlar–
Türk düşmanlığı neredeyse meslek halini aldı gitti. Avrupa Parlamentosu’nda dahi birliktelik ve hemfikirlilikle bizi pohpohlayan sözde Avrupalı dostlarımız, sırtımızdan vurmaya hep çalışmaktalar. En çok Fransa’nın başı çektiği bu sözde olay, Türkiye’ye karşı hep silah olarak kullanılmaya çalışılıyor.
Kim veriyor bu politik silah desteğini?
Tabii ki Amerika.
Yani Amerika’da yaşayan diasporalar.
Peki hükümetimiz bu konuda faaliyet gösterebiliyor mu? Yıllar önce evet. Ama şimdi bu faaliyette büyük bir eksiklik söz konusu. Lobicilik faaliyetlerimiz çok zayıfladı. Birlik ve beraberlik katmanlarımız yavaş yavaş eriyor hissi verdi. Çünkü hem İsrail meselesinde ve hem de Filistin’le ilgili olaylarda Türkiye’nin mecburen takındığı siyasi duruşunu dünyaya anlatamaması, lobicilik faaliyetlerinin zayıf kalmasından dolayıdır.

Bu konudaki çalışmalarıyla taktir kazanan Washington Büyükelçisi Namık Tan’ın birleştirici hareketi çok önem kazanmıştır. Burada önemli olan,
büyükelçimizin ve diğer şahısların tecrübeleri dahilinde başarıya ulaşılmasını bekledikleri gençleri yarına hazırlamaktır.

Peki bu nasıl olacak?
Sadece tecrübeleri anlatmakla mı?
Meslekte yükselebilmenin gereği olan araç ve gereçlerin tanıtımıyla mı?
Tabii ki hayır.
O halde nasıl olacak?
Biz söyleyelim:
1– Dernekler, bu gençlere sonuna kadar destek vermeli.
2– Konsolosluklarımız, ellerindeki faaliyet araç ve gereçleri temin etmeli.
3– Ulaşım ve haberleşme ağlarına sonsuz destek sağlamalı.
İşte bu üçüncü madde çok önemlidir.
Yani haberleşme ağı.
Bu nasıl olacak?
Bunun cevabı da haberleşme ağlarını sağlayan bilgisiyar destekli internet sitelerinde değil mi? 17 - 19 Mart tarihleri arasında yapılacak olan “Ulusal Liderlik Konferansı”nda ilk ele alınması gereken, mutlaka haberleşme olmalıdır. Lobicilik kulaktan kulağa dedikodu ağlarıyla değil, internet destekli
web sitelerinin haberleşmeyi duyurarak ve lobicilik faaliyetlerini gündeme alıp manşetine taşıyarak mümkün olacaktır.

Amerikaliturk.com sitemizin habercilik alanında büyük önem verdiği lobicilik faaliyetleri bununla da sınırlı değil. Bu konu sonunda destek görmüş ve başka konulara da atlamaya çalışmış olan Avrupalı sözde dostlarımızın da ağızlarının paylarının verilmesini istemekte.

KÜSTAH AVRUPALININ ÇIRPINIŞI

Amerika’daki derneklerimiz lobicilik faaliyetlerindeki mücadele sınırını sadece yaşadıkları bölgede bırakmamalılar. Aksine Amerika’dan Avrupa’ya açılmalı, oradaki lobicilik faaliyetlerini yürüten mekanizmalara yardımcı olarak bilgiler sunmalılar. Hep birlikte eylem hareketlerine geçmeli ve gündemi sağlam tutmalılar.
Neden mi?
Önceki gün Avrupa’da ahlaksız bir anket düzenlendi. Anketin adı: “Türkiye’de bir Kürdistan kurulsun mu?” Bu anketi düzenleyen de güya dostumuz Almanlar ve onun bünyesinde çıkan Die Welt gazetesi.
Görüyor musunuz?
Konu bir tek sözde Ermeni meselesinden ibaret değil. Her alanda Türkiye’nin üzerine üzerine geliyorlar. Avrupa Birliği’ne tam üyelik müzakerelerinin hızlanmasının arifesinde böylesine pislikler yaparak Türkiye’nin bakışını başka yöne çevirmeye çalışıyorlar. Burada amaç Türkiye hakkında olumsuz olan her şeyin altına imza atmak. Avrupalılar ve sözde Ermeni meselesini hortlatanlar bu imzayı atmak için can atıyorlar.

Artık biz de lobicilik faaliyetlerini güçlendirerek bu imzacıların canna ot tıkamalıyız. Örnek mi istiyorsunuz: Mesela Türkiye’de çocuk katili terör örgütüne destek veren Avrupalı ve Batılı gözüne Amerikalı müttefikimiz, “Onları da dinleyin” diyerek Ankara’yı hep küçültücü politikalarla eleştirmeye çalışmışlardır. Bunun adına da, demokrasi ve özgürlük demişlerdir. O halde biz de, Amerika’da, Avrupa’da ve dünyanın her yerinde “düşünce özgürlüğü”, “demokrasi” ve “ifade özgürlüğü” zırhına bürünerek politikalarımızı üretmeliyiz.

Amerikaliturk.com’un patronu Deniz Çelik Hanım, bu konuda sesini duyurmak için çok çalışmıştır. (Halâ da çalışmaktadır.) Ama açıkladığı bir konuyla olayı bütünüyle özetlemiştir. O konu da şu olmuştur: “Lobicilik faaliyetleri ekonomiyle olur. Haberleşmekle olur. İlan desteği alarak ayakta kalabilmekle olur. Bizler burada ilan alarak ayakta kalmak ve ülkemizin sesini buralardan duyurmak için çalışırken, lobicilikte değil bir destek görmeyi, semtimize dahi uğradıklarını görmedik. Oysa lobicilik kuru kuruya haberleşmeyle değil, alınacak fikirlere önem vermekle mümkün olur. Bizler burada hem ülkemizin siyasi ve politik duruşuna büyük katkılar sağlamak için bir nevi habercilik lobisi yaparken, gerçek lobicilikle uğraşanların bizleri görmemesine üzülmekteyim...”

Burada asıl konu lobiciliğin ayakta durabilmesi olayıdır. Tabii bu da maddi boyutun güzel fikirleri desteklemesiyle olur. Amerika’daki iletişim ağlarına yapılacak ilan destekli habercilik alışverişi, iyi bir imece çalışmasıyla mümkündür. Bu da lobiciliğin zeminini sağlam temeller üzerinde kurması anlamını taşır. Yok eğer süslü laflarla lobi faaliyetlerini lüks otellerde start aldırırsanız, bu pek heyecan getirmez.

Bu gerçekler ışığında söylenecek tek söz vardır: Konsoloslarımız, kamu görevlilerimiz, ataşelerimiz, derneklerimiz bünyesinde çalışanlarımızın sesini duyuran yazılı ve elektronik basının önemini bu toplantıda dile getirmeyenler çok büyük haksızlık yapmış olacaktır.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com