Amerikali Turk

Yazarlar

Kaddafi’nin İnadı Libya’da İç Savaşa Zemin Hazırlıyor!..

March 20, 2011 5:08 PM

okkes agaogluKADDAFİ ne yaptı, ne etti yine dik kafalılığı yüzünden ülkesini sömürülmeye doğru götüren bir iç savaşa doğru sürükledi. Bugünkü içler acısı durum ise, Kaddafi’nin adeta hoşuna gidiyor gibi...
Nasıl gitmesin ki!..
41 yıldan beri Libya’ya hükmederek herkesi istediği doğrultuda yönetmeye alışık bir liderin, böylesine büyük bir hatadan sonra, “Tamam, ben görevimi bırakıyorum. Halkın istediği olsun. Halk kimi seçerse görevi ona vereceğim. Demokratik adımlarda da ona yardımcı olacağım...” demesi beklenirken... Aksine, “İsyancıları affetmek zorunluluktur. Ama onlara ders vermek gerekiyor. Bunun sonu da ağır bir cezadan geçmektedir...” gibisinden saçma sapan bir çıkışla halkınasesleniyordu.
Peki sonra ne oldu?
Ne olacak, Libya halkı kendisine karşı daha bilinçli bir şekilde ayaklanmasına devam etti.
Sonuç mu?
Bugünkü müdahale bu sorunun cevabı oldu.
Fakat Kaddafi yine de uslanmaz, bu kez Türkiye’ye karşı ağır dille saldırır. Ama aradan 24 saat geçmeden, bu kez de şu ifadeleri kullanır: “Bizi Osmanlı bırakmayacaktı. Ama Batılılarla ilgili aramızda arabulucu olarak Türkiye’yi görüyorum. Türkiye bize arabuluculuk yapsın...”
Adamın ne dediği belirsiz. Dengesiz bir siyasi yapıya sahip bir adam. Daha doğrusu halkını tehlikeye atan bir kişiliğe de sahip. Baksanıza bugünkü duruma.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi “müdahale” kararını verdiğinde dahi, halâ esip yağırıyordu. Hatta daha da tehlikeli konuşmalar yaparak şunları söylemeye başladı: “Hıristiyan alemine petrol satmayacağız. Halkımı da silahlandırıyorum. Haçlı seferidir bu...” Fakat gelin görün ki Kaddafi, asla hatalarını kabullenmiyor. Hatalısın diyene de sırtını çeviriyor. Başbakan Erdoğan’ın kendisine gönderdiği, “Başkanlık hırsını bir kenara bırak. Halkın istediği bir devlet
başkanı seç. O da demokratikleşmeye doğru adımlarını atsın. Sen de ona yardım et...” mesajını aldığında dahi doğru dürüst bir cevap vermeden
havalı bir şekilde esip savurmuştu kendini.

AMERİKAN MÜDAHALESİ

Amerika bu konuda kendi stratejisini belirlemiştir. Ortadoğu’da hiçbir İslam ülkesinin içişlerine karışmama politikasına ağırlık veren Amerika, Birleşmiş Milletler veya NATO’nun oy birliğiyle karar verilmiş müdahalelere destek vermeyi de ayrıca düşünmektedir –Ki, bugün Libya’ya yapılan operasyonda yerini almıştır. Çünkü bu, Amerika’nın askeri kanadının diplomatik vazifesi şeklini almıştır. Bugün Amerika’ya şu suçlama yapılmaktadır: “Yine Kaddafi’yi devirme
planları var galiba...”
Buna cevabı Amerikan Genelkurmay Başkanı şöyle cevap vermiştir: “Bizim, Kaddaf’yi devirme gibi bir niyetimiz yok. Bunu yapmamız Amerikan stratejisine de şu anda ters olur.” Bundan da şunu anlamamız gerekiyor: Amerika’nın Kaddafi’yi indirmesine gerek kalmıyor. Daha fazla tepki çekmesine de hiç gerek  yok. Hem de Libya halkı istediği halde. Çünkü Kaddafi’yi istemeyen Libya halkı, isyan ederek ayaklanmışken... Kendi halkını ayaküstü vurmaya çalışan
Kaddafi’nin bu kadar hatası varken... Amerika, neden bu adamı indirmeye çalışsın ki?..
Zaten yapılan müdahaleyle Kaddafi’yi kendi halkı indirecek. Akabinde yeni bir meclis kurulacak ve Libya demokrasiye merhaba diyebilecek...

Amerika şunları düşünüyor olabilir:
1– Halkın Kaddafi’yi yenerek gelmesi, onu öldürmekten daha mantıklı olur...
2– Birleşmiş Milletler’in Libya’ya müdahaleyi, savaş olarak adlandırılmaması grektiğini... Aksine Libya halkının yanında olduğu izlenimini vermeye çalışmaktadır...
Evet... Birleşmiş Milletler güçleri, bugün Libya’ya gerçekleştirdiği müdahaleyi neden Bahreyn’e yapmıyor? Yapmaz... Çünkü Suudi Arabistan Batı ve Amerikan çıkarları doğrultusunda hareket ettiği için...

BM’NİN ACİL TOPLANTISI

“Birleşmiş Milletler acil toplantı yaparak hava sahasına yasak getirmekten de öte, müdahale kararı da alması, acaba dik kafalı Kaddafi’nin kafasındaki umursama merkezini rahatsız edecek mi?” diye düşünüyorduk...
Rahatsız edeceğini hiç sanmıyoruz.
Rahatsız etmekten de öte, adam Birleşmiş Milletler’e kafa tutuyor ve “Bize müdahale eden zararlı çıkar...” gibisinden kör bir bıçak misali atıp tutuyor. Ama sonuç ne oldu, Libya’nın askeri kanadı bombalanıyor.
Yani Kaddafi’nin başına bomba yağıyor. Halâ da aklınca siyasi sistemine güvenen dar kafalı, atıp tutan, adeta ülke üzerindeki  hükümranlığına güvenerek kraldan çok kral olan Kaddafi ve çocukları, sonunda ülkeyi kan gölüne çevirmeye başladı.

Kaddafi, halkın protestolarını dolaylı olarak geçiştirmeye çalıştıysa da bunu başaramamıştır. Ama sonra da bu isyanı “silahlı isyan” süsüne çevirerek halkına karşı acımasızca silah kullanmaya başlamıştır. Oysa Libya halkı, Kaddafi’ye karşı isyan değil, sadece doğal insani mitinglerini kullanarak yürüyüşler yapmış ve  tepkilerini göstermeye çalışmıştır. Ama Kaddafi buna silahlı eylem süsü vererek kendi sivil vatandaşlarına silah kullanmaya başlamıştır. Burada çok önemli bir not geçmek gerekise, paralı askerleri kiralayarak (hem de adam başına 10 bin dolar maaş ve ayrıca her Libyalıyı vurmasına da bin dolar vererek)
iç savaşa sürükleyen Kaddafi’nin kendisi değil midir?

Fakat bugünden sonra artık geriye dönüş sadece bir hayalden ibarettir. Tüm gelişmelerin yanında, Libya da dahil bütün Arap aleminin Ortadoğu siyasi anlayışının değişmesinin gereğinin bilincine mutlaka varmalıdırlar. Arap Birliği de müdahale yapıldıktan sonra sesini çıkarıyor. Ama daha önceleri Arap Birliği’ni arasan bulamazsın.
Beklerler.
Neden mi?
Biz söyleyelim:Batılılar ne derse, ona göre hareket etme zorunluluğunda hissediyorlar kendilerini. Çünkü güçleri ve orduları sadece krallara yönelik koruma sistemiyle bezenmiş. Yani vitrinlik
askerler diyebiliriz.

MÜDAHALE NEREYE KADAR GİDER?

Türkiye, bu müdahaleyi asla desteklememiştir. Türkiye, Libyalının kendi işini kendisinin yapmasını istemiştir. Bunun içindir ki, olası bir kara harekatını asla tasvip etmemiştir. İngiltere, Fransa ve Amerika müdahale kararına imzalarını atarken, Türkiye yine de müdahale öncesi Libya’ya çağrısını yapmıştır. Ama bir türlü bunda başarılı olamamıştır.
Çünkü karşısında Kaddafi gibi ters bir adamın inadıyla mücadele etmek zorunda kalmıştır. Üstelik bu adam, “Haçlı seferleri” diyerek kendine koruma kalkanı oluşturmaya çalışmaktadır. Ne yazık ki yaptığı hatalarla adeta emperyalist güçleri ülkesine davet eden Kaddafi’nin, bugünkü yaşananları kendi hatalarında araması gerekmektedir. Fakat siz bırakın hata aramayı, Libyalılara bir milyon silah dağıtarak onları (güya vatanınızı koruyun) sözüyle kandırarak canlı kalkan yapma planına yönelmiştir. Sadece canlı kalkan da değil. Olası bir halk ayaklanmasının karşı karşıya gelmesinde bir iç savaşın çıkmamasını
kimse garanti edemez. Zaten Kaddafi’nin de niyeti bu değil mi?

Şu anda ilk paket müdahale harekatını yapan Fransa devamını getiremeyeceğini bildiği için Amerikan güçlerini yanında hissetmek istemiştir. Bunun yanında Fransa bu konuda tek kalsa başarılı olamazdı. Çünkü bunun devamı kara harekatına dönüşecek. Bu da en kötüsü.
Şimdi bütün dünya, ikiye bölünen Libya halkının olası bir karşılaşmasında bir iç savaşın fitilinin ateşlenmesinden korkuyor. Kaddafi’nin bunu yapmak istediğini bir milyon silahı halkına dağıttığında anlamak gerekir.

Bundan sonrası, Amerikan güdümünde  Batılı ülkelerinin tavırlarına bakarak Ortadoğu politikasının nasıl şekillendiğini görebilmekle mümkün olacak.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com