Amerikali Turk

Yazarlar

Namık Tan’a, TADF ve ATAA’ya İpucu Vereyim:Atatürk İçin Lobi Yapsınlar

March 30, 2011 4:30 AM

okkes agaogluLİDERLİK Konferansı’nda ele alınması gereken en büyük olay, Türkiye ile Amerikan gençliğinin işbirliği doğrultusunda meydana gelmesi beklenen bir diplomasi ordusu olmalıydı. Tabii ki bu konuda adımlar atılmıştır ve ciddi şekilde de hemen hemen her olay düşünülmüştür. Ama gençliğin liderlik için hazırlanmasına en büyük katkıyı sağlayacak olan TADF ve ATAA’dır. Ve genç lobicilerin, bu iki derneğin tecrübelerinden geçmesi gerektiği inancındayım.

Peki bu nasıl sağlanacak?
Tabii ki ilk başta ülkelerin konumlarını... İçlerinde bulundukları darboğazlarını... Uluslararası platformda ekonomik dengelerini... Siyaseten duruşlarını... Politik manevralarını... Kıtalararası zaruretlerini... Hemen hemen her şeylerini bilmeleri gerekiyor –Ki, adamakıllı bir diplomasi atağını başlatarak lobiciliğin kuramsal ve zihinsel becerilerini sergilemiş ve öğrenmiş olsunlar.

Tabii burada TADF ve ATAA’nın gösterecekleri fikri yardımlar olağanüstü olmalıdır. Elbette çok tecrübeleri vardır bu iki güzide kuruluşumuzun. Ama sadece tecrübeyle bu iş bitmeyecektir. Burada iki kuruluş arasında da –Eğer birliktelik yok ise– güzel bir denge oluşturulmalıdır. Hemfikir içinde hareket edilmeli ve dışarı dönük iç hesaplaşmalar yapılmamalı. İşte o zaman iki kuruluşumuz ve yetiştirdikleri gençler her alanda tuttuğunu koparacaktır.

Bunu niçin yazıyoruz?
Şunun için: Gençlik ve liderlik için her ne kadar iç hesaplaşmalar yapılırsa yapılsın, kazanan yine dışardaki düşman olacaktır. Bu fırsatı onlara vermek, ülkeyi zayıf düşürmekle eş anlamlıdır. Onun için gençler mutlaka siyasi ve eğitim yönünden iyi eğitilmelidirler. Yetkili ve etkili kişilerin zihinsel yapılarını ve onların siyasi kariyerlerini çok iyi bilmeli ve ona göre politikduruşa sahip olmalıdırlar.

Eğer bunlar yapılmazsa, gençlik sadece kitaplarda şövalye kahramanları gibi –Kimsenin tanımadığı– mekanlarda yaşayıp mesailerini dolduracaklardır. Bu da boşuna bir mücadele demektir. Boşuna masraf demektir.

NAMIK TAN’IN ÖNEMİ

Sayın Namık Tan, her zaman başarılı bir kariyere sahip olan ve eşi benzeri olmayan ender bir siyasetçimizdir. Amerika’da seveni o kadar çok ki, onun görevinin sona ermesini şimdiden düşünmek bile istemeyen binlerce vatandaşımız var. Ankara bir nabız yoklasa ve Amerika’da referandum yapsa, “Namık Tan gitmesin” diyen Türk vatandaşın oylarıyla boğulur. Ankara bu konuyu çok iyi düşünmeli, bizden söylemesi.

Tan, genç lobiciler konusunda mutlaka TADF ve ATAA ile görüşmelidir. Onun önderliğinde gelişecek bir gençlik, çok şeyin üstesinden gelecek
demektir. TADF ve ATAA’nın elbette ki tecrübeleri var ama devlet ve milletlerarası iletişim konusunda politik yapılanma ve siyaset anlayışı Tan’ın kişiliğinde mevcut. Bunu da gençlere en iyi anlatacak olan Tan’dır. Onun siyasi tecrübesi –Hele ki şu sözde Ermeni meselesi– her konuda gençlere yardım edecek vasıfdadır. Amerikalı yetkililer de Tan’ın sayesinde gençlerimizi yakından daha iyi tanımış olacaklar ve bu da tecrübelerine tecrübe kazandıracaktır.
 
İşte bu hem Türkiye kanadından ve hem de Amerikan kanadından büyük katkı görürse başarılı olunur. Yani Ermeni lobisine karşı hem Amerika’daki lobiciliğimiz hızlı ve atak olmalıdır. Hem de Türkiye ile her konuda tam yetkili kılınarak gençler eğitilmelidir. Gerekirse Osmanlı Arşivleri bu gençlerimize açılarak bilgilendirilmeli ve Amerika’ya dönüşlerinde Türkiye adına büyük hizmetler vermelidirler.

Yoksa tek taraflı mücadele pısırık ve etkisiz kalacaktır. Aslında burada TADF ve ATAA gibi kuruluşlarımız da kendi kendilerini sorgulamalıdırlar. O sorgu nereden kaynaklanıyor biliyor musunuz? Amerika’da yapılan toplantılarda kendi bünyelerinde sıkışıp kalmalarından. Oysa bu iki nadide kuruluşumuz Türkiye ile temasa geçmeliydiler. Sadece bakanların ziyaretleri düzeyinde değil, basın yayın kuruluşları, Türk sivil toplum ve çeşitli televizyon kuruluşlarıyla dirsek temasına geçip Amerika’da güçlü bir Türk lobisi oluşturmalıdırlar. Bunun yolunun anavatandaki kuruluşlarla paralel işbirliği yaparak güçlenmeden yana tavır koymalarından geçer. Yoksa, birkaç bakanın lütfedip konferansa katılmaları, karşılıklı kadeh tutuşturmaları ve birkaç da araya Amerikan yetkili serpiştirerek
biraraya gelişler lobicilik adına faaliyet alanı olmamalıdır..

Bakın Ermenistan’a, Avrupalı kafatascılara, Amerikalı diasporalara, Rusyadaki gergin Ermeniler’e ve bunları destekleyen ikiyüzlü dünya liderlerine... Türkiye’ye olan kinlerini gizlemeden açıkça ortaya koymaya çalışıyorlar. Oboma bile Türk Meclisi’nde yaptığı konuşmada ağzında geveleyerek üstü kapalı Ermeniler’e destek bile verdi. Bunları asla unutmayalım. Özellikle Amerika’da yaşayan Türklerimiz unutmamalı...

LOBİCİLİK İÇİN BİR DENEYİM: ATATÜRK FİLMİ!..

Biliyorsunuz Atatürk filmi Türkiye’nin en büyük eksikliğidir. Bu eksikliği ancak ve ancak lobicilik faaliyetleriyle giderebiliriz. Ama  gelin görün ki bu konuda bir türlü başarılı olamıyoruz. Bundan birkaç yıl önce Atatürk filmine başrol oynaması için Antonio Banderas’a teklif yapılmıştı. Ve son ana kadar işler normal seyir halindeyken birden Banderas, “Ben bu filmde yokum” diyerek geri çekildi. Türkiye, Banderas’ın “Yokum” kelimesini araştırmak için konunun
derinine inince, karşısına Yunanistan lobisinin çıktığını gördü. Meğer Yunan lobisi Banderas’a, “Eğer Atatürk filminde oynarsan seni ve aileni öldürürüz...” tehditinde bulunmuşlar. Yani adamlar lobicilik faaliyetlerini her alana yayarak Türkiye’yi kıskıvrak yakalamak istiyor. Bunu da (Atatürk filminde olduğu gibi) Banderas’a baskı yaparak başarıyorlar.

Peki biz neden bunun üzerinde yoğunlaşmadık?
Neden hareket edemiyoruz?
Niçin Amerikan lobiciliği adına TADF ve ATAA örgütlerimiz bir şey yapamıyor?

Aslında bu filmin çevrilmesi için Sayın Namık Tan, TADF ve ATAA kuruluşlarımızı yanına alarak çok güzel bir lobicilik yapabilir. Çevremizdeki dost geçinen (gizli) düşmanlara da iyi bir ders verebilir.  Bunu yapar(lar)ken de genç kuşaklara “Lobicilik işte böyle yapılır” diye onları eğitebilir. Hem de canlı canlı misallerle, örneklerle.

Evet, Atatürk filmi ulus adına çok önemlidir. Bu önemi Amerika’daki soydaşlarımız da çok iyi bilmekte ve onun önderliğindeki Türkiye’nin Avrupalılığı değil, modernliği yakalamayı başarıyla ülkesine kazandırdığını görmektedir. Ama ne yazık ki önderimizin filmi konusunda bir türlü ağırlığımızı koyamamaktayız.
Neden bunu başaramıyoruz?..

Neden güzide iki kuruluşumuz bu konuda biraraya gelemiyor?.. Sayın Boztepe’nin röportajlarını okudum ve düşüncelerindeki kararlarına olan öz güvenine ve yerindeliğine inandım. Bir röportajında “Tabii ki eleştirileceğim. Ama bunu yaparken bağcı dövülmemeli...” ifadesine güvendiğim için bu yapıcı eleştiriyi
kendisine yaptım. Gerçi bu eleştiri değil, aksine Atatürk konusunda birliktelik sağlamaktır. Bu birlikteliği Boztepe rahatlıklasağlayabilir.

Sayın Namık Tan, güzide iki kuruluşumuz olan TADF ve ATAA’yı da yanına alarak hiç olmazsa Atatürk için iyi bir lobicilik yapmalılar. Bunu yaparlarken de, “sözde Ermeni meselesi” yalanını uydurup inananlara...

“Türkiye’nin ekseni kayıyor” kelimesini uyduranlara... “Türkler barbar toplum” diyen akılsız Batılı okumuşlara... “Türkiye’yi Kıbrıs’ta işgalci gören” gözleri kör müttefiklere... Hemen hemen olumsuz düşünen bütün milletlere iyi bir ders olmalı...

Önderimiz Atatürk için bu yazıyla birşeyler yapabildiysek ne mutlu bize. (Amerikaliturk) bu konuda yazılı basın olarak habercilik görevini üstlenmeye hazır. Yeter ki lobiciliğimiz Atatürk filmiyle Yunanistan’ı ve onun gibi düşünenleri de dize getirsin...

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com