Amerikali Turk

Yazarlar

Cindoruk’un Siyasi Tavrı Demokrat Parti’yi Gereğinden Fazla Üzmüş

March 31, 2011 4:53 PM

okkes agaogluSİYASET dünyası çok hareketlidir. Bugün yaşananlara bakarak, “Vay canına, siyasette bunlar da oluyor mu?..” diyerek gelişen olaylarla sakın hayretle bakmayın. Çünkü bu yaşananlar aslında kişinin yapması
gerektiğine inanmış bir siyasi tavır olayıdır.

Kimden bahsediyoruz? Tabii ki DP eski Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’tan.
Neler yaşanmıştı?

Hatırlayalım: Cindoruk, birkaç gün önce CHP lideri Kılıçdaroğlu'nu ziyaret ederek epey görüşüyor ve şunları söylediği ifade ediliyor:
“Partinizin gönüllü görevlisiyim. Merkez sağ seçmenin CHP'ye oy vermesi için kapı kapı dolaşmaya hazırım.” Haliyle bunu duyan (yine DP’nin eski lideri) Süleyman Soylu, Cindoruk’u eleştiri yağmuruna tutuyor. Şu ifadeleri kullanıyor. Aynen yayınlıyoruz: “Yıllarca saklandıkları maskelerinin altında milletimizi oyaladılar. Şimdi de maskeleri düştü. Bunlar geçmiş dönemlerde DP'nin içindeki kötü huylu habislerdir. Artık yuvalarına dönüyorlar. Zaten bunların temel hedefleri DP'yi CHP'ye monte etmekti. Foyaları ve niyetleri çabuk ortaya çıktı.”

Bu açıklamalardan sonra aklımıza yine eski DP’li günler gelmeye başladı. O günler de DP için bayağı stres dolu saatler yaşanmıştı. Doğru Yol Partisi Genel Başkanı Mehmet Ağar, Demokrat Parti için epey
ter dökmüştü. Bayağı da uğraşmıştı bu partiyi şahlandırmak için. Sonunda Güniz Sokak’tan da “olur” alarak Demokrat Parti’nin anahtarını hazırlamaya başladı. Siyasi açıdan görüş birliğine vardığı ANAP ile de dirsek temasına devam ediyordu. O zamanki ANAP Genel Başkanlığını yürüten Mumcu ile görüş birliğine vardığında siyaset arenası oldukça hareketlenmeye başlamıştı. Mayıs 2007 tarihinde ANAP ile DYP birleşmesinden doğan Demokrat Parti’nin eş başkanlığı görevini yürüten Mumcu, nedense bir olumsuzluklar girdabına girildiği için bu görevi fazla yürüt(e)medi.

Sonuç mu?
Tabii ki büyük bir hayal kırıklığı. Böylesi bir hayal kırıklığı onu üzen en önemli olaylardan biridir. Çünkü Demokrat Parti’nin kurulmasıyla iki büyük partinin oy potansiyeli piyasalarda hatırı sayılır bir yer edindiği için, olası bir genel seçimde de oy patlaması içten bile değildi. Hesaplar hep bu düşünceler üzerine  yapılmaktaydı.

Ama nedense bu olmadı. Evdeki hesap çarşıya uymadı ve sonuç olarak da beklentilerin aksine gidenlere “gitme” diyemedi ve sonuçta da siyasetten elini - ayağını çekti. İşte Demokrat Parti’nin kalkınamadığı ve silkelenemediği dönemlerin sorumlulukları ve siyasi gelişmeler bu zeminlerde oluşmuştu.

Bugün tekrar böylesi bir manzarayla karşılaşmanın çok hatalı olacağı kanaatindeyiz. Çünkü en azından Demokrat Parti’nin siyasi duruşunu henüz belirleyememenin sıkıntıları hala gündemdeyken... Böylesine
olumsuzlukları hatırlayarak bugünün Demokrat Partisi’ni düşünmek insana ister istemez bazı şeyleri hatırlatmakta.

DYP eski lideri Ağar ile ANAP eski lideri Mumcu’nun son anda DP kurultayında buluşamamaları ve çok büyük beklentilerin oluştuğu kurultayın oluşamaması, seçmenlerine ve gönül bağı olanlarına büyük hayal kırıklığı yaratmıştı. İşte o günden sonra da Demokrat Parti’yi canlandırma planları rafa kaldırıldı.

Bugün de tekrar Demokrat Parti heyecanı yaratılmak isteniyor ama Cindoruk’un tavrıyla olay başka yönlere çekilmiş gibi hissedilmekte...

Örneğin bugünkü DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek de “DP üyesiyim' diyorsa, bu tür şeyler konuşması ve yapması yakışık alır bir tutum değil. Aksi takdirde kendisini istifaya davet ediyorum” diyerek Cindoruk’u eleştiri yağmuruna tutmuştu.

Daha doğrusu partileri terk edip gidenler pek sevilmediği gibi, parti içi diplomasilerde de bu olay pek hazmedilmiyor gibisinden bir yapı oluşturulmuş durumda.

Ama geçen yılları anımsarsak, durumun hiç de böyle olmadığını görebiliriz. Mesela Demirel’li ve Ecevit’li yıllarda Türk siyaseti çok sert ve katı günlere sahne olmuştu. Öyle bir sahne yaratılıyordu ki, sağdan sola geçen millevekilleri vardı. Bir de bunun tersini yapanlar... Ama gelin görün ki bunun adına siyaset denilerek bir orta yol bulunuyordu.

Fakat ne olursa olsun bu yapılanlar seçmenlere karşı yapılmış ağır bir darbe niteliğini taşımaktaydı. Çünkü sağ veya sol partiye üye olmuş bir milletvekili adayına oy vermek isteyen vatandaş, onu yine aynı
partide görmek ister. Çünkü ona olan güvenci tamdır. Fakat o milletvekili sağdan sol görüşlü bir partiye transfer olursa, ona gönül vermiş vatandaş bu olaya ne diyecek?
Siyaset mi diyecek?
Görüş farklılığı mı diyecek?
Olması gerekeni mi yaptı diyecek?
Bize sorarsanız bunun hepsini diyecek... Çünkü sağ veya aynı şekilde sol görüşlü bir partiden diğerine geçmek için o insanın düşünce yapısının komple değişmesi gerektiğine inanmak gerekir. Neden mi?
Partisinde kaldığı süre içinde onu dışlayan ve yapmak istediklerini dinlemeyenlere karşı vereceği cevabın, diğer partiye geçmek olduğunu düşünmesi doğaldır. Evet burada o milletvekiline veya adayına hak vermemek yanlışlık olur. Ama sağ görüşlü bir partideyken sol görüşlü partiye geçmek yanlış değil midir?
Elbette yanlıştır. Demokrat Parti’deyken kapısına gelen partililerin “Çiller gelsin” prapagandalarına karşılık Cindoruk’un şu ifadesi vardı: “Beyler bağırmanıza gerek yok ki. Ben duyuyorum. Eğer bu bayanı
bu kadar istiyorsanız benim için de bir mahsuru yok. Gidin getirin...”  ifadesini kullanmıştı. Ve şu sözlerle de devam etti: “...Korkmadan fikirlerimizi söylüyoruz. Bizim de çocuklarımız var. Biz söylüyoruz,
parti kongreleri yapıyoruz O hiç ortada yok. Şimdi çıksın söylesin. Ne yapacak, ne söyleyecek, bizim söylediklerimizi doğru buluyor mu? Ben 1953 yılından beri bu partideyim. Böyle bir hareket görmedim. Bu saygısızlığı yapan arkadaşlarımı ayıplıyorum...” İşte burada Cindoruk’u şöyle değerlendirmek de gerekir: “Bir siyasi parti üyesi, memnun olmadığı partiden ayrılmak istiyorsa ikinci adres zıt bir parti olmamalıdır” diyenler çoğunlukta. Ama demokraside yaşadığımız için yaptığı parti değişikliğine olgunlukla bakmalıyız.

İTTİFAK ANLAYIŞI NE DERECE DOĞRUDUR?

Demokrat Parti içinde böylesine parti dışı siyaset tartışılırken, ittifak anlayışı da beraberinde politikayı hareketlendirecektir. Ama bunu yaparken de seçmenin, vekil adayını istediği partide görmek istemesi önemle öne çıkacaktır. Neden mi? Partilerin ittifak yapması, o partiye daha çok zarar verecektir. Çünkü
ittifak yapılarak seçmenin seçemediği vekil ortamı yaratılırsa, işte o zaman seçim küskünlüğü yaşanacaktır. Ve belki de “ittifak” anlayışı partisine küsmesine neden olacak, tam anlamıyla kendisine zıt olan bir partiye oyunu vermiş olacaktır. Bu davranış onun doğru olduğu düşüncesine zemin hazırlayacaktır.

İşte buralardan yola çıkıldığında Türk siyasetinde yeni yeni hareketlilikler yaşanmış olacaktır. Ama ne olursa olsun Türk siyaseti gerçekten de birçok sürprizler yaşatacak.  Cindoruk da eski ve keskin
görüşlü bir politikacı olduğundan dolayı, böylesine hareketlilik yaptığından dolayı pişman olmadığını kanıtlamaya çalışacaktır. –Ki eski siyaset adamları bunu çok yapmıştır.

Evet... Demokrat Parti, önümüzdeki genel seçimde büyük bir atak yapmak için siyasette her yolu deneyecektir. Özellikle Tansu Çiller’in geri dönmesi için epey araştırmalar da yapacaktır. Çiller’in dönmesiyle DYP’nin küskünleri de... ANAP’ın birleşenleri de... Gerçek arzularını bir bir ortaya koymuş olacaklardır. Yani DP içinde ANAP ağırlıklı düşünce mi olsun?.. Yoksa DYP ağırlıklı siyasi yapılanma mı ağırlığını hissettirsin?..

İşte bunun gibi detaylar belki bugün de konuşuluyordur. Ama ne olursa olsun bugünkü Cindoruk’suz ve Çilller’siz bir DP hareketi, mutlaka siyasette yerini almalı ve yarından tezi yok genel seçime hazırlıklı
olmalıdır.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com