Amerikali Turk

Yazarlar

Kur’an Yapraklarını Yakmak Özgürlük Değil “TERÖR”dür...

April 07, 2011 1:29 PM

okkes agaogluDÜNYADA bazı eksik akıllılar vardır. Kavramlar ve kuramlar çerçevesinde kendinden bir şeyler verdiğini sanarak milletlerin kafasını karıştırıp dururlar. Oysa daha çok bilinçsizliklerini ön planda tutan bir girişimden öteye gitmeyen hareket yaptıklarının farkında dahi değillerdir. Belki de farkında olabilirler ama bunun bilincine varamamak onların zavallı ve eksik yönlerini göstermektedir.

Örneğin İslam aleminin kutsal kitabı Kur’an-ı Kerim’i yakmanın ne özgürlükle, ne siyasi rantla, ne de uluslararası bir iletişimle alakası vardır. Bu, başlı başına tam bir terördür. Nasıl ki teröristler insan canını alır, vahşice saldırır ve çoluk - çocuk acımadan öldürür. Din işlerinden bir şeyler alabilmek için onu
karalayan da, yakan da tam bir teröristtir. Cani olan teröristlerden de hiçbir farkı yoktur.

Düşünebiliyor musunuz, medeniyetler zincirine dahil olabilmek için Batı - Batı diye özlem içinde olan İslam aleminin bazı kesimleri, bugün “Batı diye hayran kaldığım ülke insanları benim kitabıma saygı duymuyor. Bunun neresi Batı medeniyetleri? Bunun neresi demokratik özgürlüklerin temsilcileri olan insanların düşüncesi?..” diye düşünmezler mi?

Tabii ki düşünürler. Ama gelin görün ki Batı medeniyetlerinin gerçekten de adeta birer Haçlı Seferi gibi İslam alemine saldırdığını söylemek yerinde olur. Sadece Kur’an-ı yakmakla kalmıyorlar, bir de buna özgürlük kulbu takıyorlar. Ne yani, sen Batı alemisin diye benim düşünce özgürlüğüme, benim dinime, kitabıma ve duygularıma laf uzatacaksın, ve buna da özgürlük diyeceksin. Öyle mi?..

Hiç böyle bir Batı medeniyeti olur mu?
Ama gelin görün ki oluyor. Çünkü Batı, her zaman İslam aleminin başına bela olmuştur. Kur’an-ı yakan eksik kafalıya şunu söylemek gerekir: “Sen kutsal kitabımızı yakıp bunu özgürlük diye teröristliğini
kapatmaya çalışıyorsun. Be adam o zaman Fransızların, İngilizlerin, Yunanlıların ne işi vardı Anadolu’da?.. Buna da, özgürlük için mi geldik diyeceksin?..”

Ama Libya’nın bugünkü durumu... Afganistan’ın ve diğer Arap aleminin durumları içleracısı haldeyken, İslam alemi bunlardan ibarettir hareketiyle böylesine bir eylem yapmak tam bir geri zekalılıktır.
Şunu unutmasınlar ki, İslam alemi Hıristiyanların kutsal saydıkları İncil’e de saygı duyarlar. Hatta onun dokunulmazlığını da savunurlar. Ama gelin görün ki Hıristiyan alemi –siz bırakın dokunulmazlığı–
adamlar Kur’an-ı yakmak için adeta yarış halindeler. Ama onları cesaretlendiren bir tek ülke var. O da Fransa.

Sarkozy denilen adamın son Libya hava harekatıyla tek başına hareket edip vurması, kıyımı ve yıkımı ne kadar sevdiklerini göstermektedir. Hatta Türkiye’ye karşı takındığı iğrenç politikalarla gündeme nasıl
oturduğunu da hepimiz bilmekteyiz.

Bugün Birleşmiş Milletler kararıyla geriye düşen Fransa, tam bir kafatasçı hareketle İslam alemine saldırmayı kendine vazife sayan terörist bir ülke konumundadır. Libya olayını ve 11 Eylül olaylarını
kendine baz alarak yola çıkan rahip Jones, acaba geçmişte bunları yapabilir miydi?

Yapamazdı. Yapmaya cesaret isterdi. Çünkü o zamanki İslam aleminin maddi ve manevi gücü öylesine yüksekti ki, böylesine bir hareket, bulunduğu ülkenin batmasına bile sebep olabilirdi. Ama bugün böyle bir hareket yapmayan ve yapılmasına da gerek duymayan İslam aleminin hoşgörüsünü bu derece zorlamak bilinçsizlik değil de nedir?

Gerekçe olarak 11 Eylül’ü gösteren rahip Jones, neden Irak’a yapılan insanlık dışı hareketleri görmüyor? Neden Iraklı kadınların ve kızların canına ot tıkayan ve namuslarını kirleten Batılı askerlerin vicdanlarına seslenmiyor? Neden Irak’ta ölen Amerikan askerlerinin annelerine bakarak, onların yüreklerine inmeye çalışmıyor? Bunları yapmaz, çünkü rahip olarak rahat bir hayat yaşamakta. Ne de olsa saygı da duyuluyorken, niçin durup dururken ülkenin haksız savaş  rüzgürlarına karşı dursun ki?

ALMANLAR, AMERİKAN BANKALARI VE 2. DÜNYA SAVAŞ SİLAHLARI

Madem kilise rahibi Jones özgürlük adına gerçekler peşinde koşuyor. O halde bu adamın bizden bir şeyler öğrenmesi gerekiyor. Örneğin: Bütün insanlığın bildiği gibi 2. Dünya Savaşı tam bir Hitler
rejiminin dünyaya kan kusması gibi bir şeydi. O yıllarda insanlık tam anlamıyla cehennemi yaşıyordu. Ama gelin görün ki kurtarıcı konumundaki Amerika, nedense savaş makinalarıyla köşeyi dönüyordu.
Nasıl mı?
2. Dünya Savaşı’nda insanlığın öldürülmesi için yapılan silahların fabrikaları Farben’den sorulurdu. Ama onun ortağı kimdi biliyor musunuz? Rockefeller ailesi. Amerikan bankaları da bu silahlanmaya faizine paralar vererek bir nevi tefecilik yapıp milyarlarca dolar kazanıyordu. Ve bugünün David Rockefeller’inin geçmişteki karanlık dünyası, işte bu ortaklığa kadar gitmektedir.

Hatta ve hatta David Rockefeller, dünyanın tek bir çatı altında yönetileceğini vurgulayarak Amerikan emperyalizmini bu kuşaklar içine yerleştirmeye çalışmaktadır. Bugün 200’ün üzerinde olan dünya
devletlerinin yarın binlerce olacağını vurgulayan Rockefeller, Amerika’nın tek yönetici olacağını önemle vurgulamaya çalışmıştır. Diğer yandan bugün David Rockefeller’in “Gizli Dünya Devletleri”ni desteklercesine hareketle Kur’an yapraklarını yakan kilise rahibi Jones, acaba “İncil yapraklarını yakmayan, bilakis ona saygı duyan İslam alemine (özellikle bugünkü Filistinliye) bakarak siyonizmin
çoluk - çocuğu öldürmesini İncil mi emrediyor?..” şeklindeki sorumuza ne diyecek?

Rahip, özgürlüğün değil, fitneciliğin öncülüğünü yapmaktadır. Çünkü Batı aleminin İslam aleminde yaptığı savaş rüzgarlarını estirmesinin tek bir sebebi vardır: “Bugün İslam alemini içine alan ve onların
dağılmalarını gizli gizli ve sinsi sinsi uygulamaya çalışan Batı dünyasının korkusu, gelişen bir İslam aleminin bilinçlenmesini durdurmak...”

Onun içindir ki bugün Batı alemi (Fransa başta olmak üzere) İslam ülkelerinin tümünü düşman ülkeler olarak görmektedir. Ayrıca bazı İslam alemi Kur’an okuduğu için mi Batılı soykırımcılarca ölmeyi hak ediyorlardı?..
Acaba rahip Jones, Pentagon haritalarında parçalanmış dünya devletlerinin google’a düştüğünü göremeyecek kadar da kör mü kaldı?.. Bugün demokrasi istedikleri için İslam ülkelerindeki ayaklanmalara destek olması gerekirken, aptalca bir hareketle Kur’an yapraklarını yakan ve Müslümanlığı şiddet olarak yorumlayan rahip Jones saçmalamıyor mu?..

Eğer özgürlüğü savunacaksan bunun yolu yakmaktan değil, yapıcı olarak o insanların özgürlüğünü ortaya koyabilecek tasarrufların öncülüğünü yapmaktan gerekir...
Ayrıca... Bir İslam ülkesindeki şahıs da çıkıp, “Ben de özgürlükten  yanayım” deyip İncil’i yaksa, ne olacak?Yahu bunun özgürlük düşüncesinin savaşımıyla ne alakası var?..
Biri de çıkıp, “Ben dünyanın emperyalizm güçleriyle yönetilmesini istemiyorum. Tekelcilik sermayesini dünya geneline yayan bu anlayışın temsilcisi olan Beyaz Saray’ın ortadan kaldırılmasını istiyorum”
derse, buna özgürlük anlayışı mı diyeceğiz?

Şu kilise rahibi Jones’a şunları söylersek herhalde bunlara itiraz edecek hali kalmaz: Bugün Beyaz Saray’da oturan Başkan Obama’nın ailesinde bile İslamiyete inanan varken... Kur’an yakmakla onun aile
düşünce yapısına ve özgür düşüncesine saldırmış olmuyor musun?..

Obama’nın “Aşırı hoşgörüsüzlük ve bağnazlık” olarak nitelediği bu olayın esas açılımını Afganistan’daki koalisyon güçlerinin komutanı General David Petraeus yapmıştı. 11 Eylül’ü ‘Uluslararası Kur’an Yakma’ günü ilan etmeye kalkışan Terry Jones’un çok tehlikeli bir şey yaptığını da defalarca vurgulamıştı. Ayrıca Amerikan askerlerinin hayatını fazla risk altına soktuğunu söylemişti. ABD Savunma Bakanı
Robert Gates de aynı düşüncede.

Acaba İsa Peygamber, “Benim getirdiğim din daha kutsaldır. Barışçıldır. Eski dinleri elimin tersiyle itiyorum...” dedi mi? Hayır.

Aksine hepsine hoşgörü ve saygıyla baktı. Bugün çok özgürlükçü yanlısı görünmek için bütün İslam alemine hakaret eden sahte dindar rahip Jones’a şu soruyu sormadan edemeyeceğiz: İsa’yı İslam alemi mi çarmıha gerdi, yoksa sizler mi?..

Hadi bu sorunun cevabını bul bakalım.
Ayrıca, İslamiyet bütün dinlere saygı duyar. Kaptan Kusto bile araştırmalarının birinde Kur’an’dan yararlandığını ifade ederken, rahip gibi geri kalmış köhnemiş beyinlerin nelerle uğraştığını görmek
insana tuhaf gelmiyor mu?..

Bir de Buda inancını gidip yerinde görsün bakalım. Oraya giderek Budizm inanışını ilahlaştıran Buda heykelini baltayla kırmaya başlasın ve bunun adına da özgürlük desin bakalım...

Böyle şey olur mu? Esas özgürlük, insanın özgür iradesiyle istediğini yapmasına saygı duymak değil midir?

En büyük saygı da, insanoğlunun duyduğu ve inandığı dinlere saygı duymaktan geçmiyor mu?..

İnsanoğlu bugün “çağdaş ve bilimsel dünyaya doğru ilerliyoruz” derken, aradan çıkan aptalca düşünceli kişilerin (hem de olgun olması gereken rahibin) saçmalıklarıyla uğraşıyor.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com