Amerikali Turk

Yazarlar

Siyasi Partilerimizin 12 Haziran Beklentisi Bu Kez Sürükleyici Olacak

April 08, 2011 2:55 PM

okkes agaogluSİYASİ partiler genel seçim tarihine doğru şu sıralar harıl harıl çalışmaktalar. Tabii haliyle en çok mesaiyi zamanını da milletvekili adayları ve de aday adayları almakta. Bunun ciddi bir iş olduğunu tüm
partiler ve partililer de bilmekte. Ancak bu  kez heyecan daha da doruğa çıkmakta. Çünkü parti merkezinin alacağı kararlar hem milletvekili adaylarının ve hem de ona gönül vermiş çevresindekilerin
düşüncelerine hitap edecek.

İş buraya kadar güzel, iyi de ya bundan sonrası ne olacak? Yani aday seçilemeyenler, aday adaylarının seçilmeleri halinde partilerine küskünlük ve dargınlık olacak mı?

İşte bu konuda parti genel başkanları o kadar mesai harcıyorlar ki, partide küsmeler ve darılmalar filizlenmesin diye yoğun tempo içinde çalışmaktalar. Ama öyle şeyler de oluyor ki, parti içi küskünler
artacak gibi...

Neden mi?

Örneğin iktidar partisinde bulunan 200 milletvkilinin değişmesine bakıldığı yönünde görüşlerin olduğu basına sızan haberler arasında yer alıyordu. Tabii bugünkü şartlar ve değişmesi gerekenleri işaret eden
genel başkanların işi gerçekten de çok zor. Bir defa her milletvekili adayının mülakatından yola çıkılarak hangi bölgede hangi düşüncelerin daha ağır basacağı adayın söylemleri öne çıkarılarak etkileme siyaseti
araştırılacak.

Haliyle bu da parti içi politikanın gerçekleşmesi için eş zamanlı hareket edilerek sağlam bir siyasi zemin hazırlanmış olacak. İşte bu, hemen hemen bütün partilerin söylemlerinde vardır. Bunu gerçekleştirecek olan milletvekili adaylarının işi de zorlaşacaktır.

Fakat AKP liderliğini yürüten Erdoğan’ın siyasete özel bir yükleme yapma açısından yenilik getirmek istediğini de görmekteyiz. Bunun, parti genel başkanlığının son milletvekilliği adaylığıyla (koltuğa
yapışan genel başkan) olmama görüntüsünün AKP çerçevesinde son bulma çabası olduğunu hatırlatmaktadır. Buna da tarihsel bir imza atma gayretini gösteren Erdoğan’ın, muhalefet ve diğer parti genel başkanlarına gönderme yaparak kamuoyuna mesaj niteliği taşıması AKP bünyesinde önemsenmektedir.

Asıl olan konu ise, seçim sonrası adayların milletvekili olmasından sonra yola nasıl çıkılacağı yönünde gelişmesi olayıdır. Tabii haliyle bu da (bütün paritlerde olduğu gibi) parti içi tüzükle gündeme oturmuş
olacak.

Ekonomik olarak da bu seçim sonrası beklentiler o kadar fazladır ki AKP’nin... 2023 planlaması bu seçim sonrası için 2011 yılı baz alınmış durumdadır. Bütçe kanunlarıyla Maliye hesaplamaları yeni hükümet için
beklentilerin de ötesinde bir şekil alma yolunda ilerleme kaydedilme aşamasında... İş bu haldeyken karşısında bulunan başka nedenler ve sebepler yeni hükümetin kendi bünyelerinde olma aşamasına ve
çalışılmasına ağırlık verme yönünde gelişmesini istemekteler. Tabii bundan hep beklenti yönünde.

CHP İÇİN DE BEKLENTİLERDE PEK BİR FARKLILIKLAR HİSSEDİLMEMEKTE...

Aynı şekilde CHP de parti içi demokrasiyi oturtarak geride kalmış özümsenmeyen ve dışlanmaya mahkum olan düşünceleri tarihe gömmeye hazırlanıyor. Özellikle Türkiye sahillerinde oy alabilmenin dışında, yurt içine ve yurdun Doğu ve Güneydoğu’suna uzanabilmenin savaşımını vermekte. Yeni lider Kılıçdaroğlu’na halkın içinden gelen biri olarak bakıldığından dolayı AKP’yi epey sarsacağa benziyor. Bu açıdan Kılıçdaroğlu kendi siyasi görüşündeki farklılıkla CHP’ye epey ilerlemeler kaydedeceği yönünde söylemler de ağırlık kazanmakta.

Kılıçdaroğlu’ndaki farklılık, muhalefet etmedeki söylemlerin değişik olduğu yönündedir. Örneğin Baykal döneminde sert bir muhalefet tarzıyla CHP’yi hırslı ama kırıcı yanının daha ağır olduğu yönünde izlenim verilirken... Kılıçdaroğlu’nun bunu yıktığı... Aksine sözlerinin sakinliği ve dinletisinin ona daha çok puan kazandırdığı yönünde gelişmelerin tüm otoritelerce paylaşıldığı yönündedir.

AKP karşısında kömür ve beyaz eşya dağıtımına karşılık yeni bir ekonomik yatırımla kamuoyunu  etkileme açısından yola çıkan Kılıçdaroğlu, her eve aile sigortası başlığıyla piyasalara ve ekonomiden ezilen halka yeni umutlar dağıtmaya başlamıştır. Tabii bunun yanında adayların son durumları da CHP için oldukça önem kazanmakta.

Ama bu seçim Kılıçdaroğlu için de bir nabız yoklaması olacak. Yeni genel başkan olmanın ve şimdiye kadar yapılan siyasetin bu seçimdeki getirisine nasıl bir etki olacağını merakla gözlemleyecektir.

Sadece Kılıçdaroğlu mu gözlemleyecek?

Tabii ki hayır. Onun izinden giderek epey yol katetmek isteyen partililerin sayısı oldukça fazladır. Ona bağlanan umutları boşa çıkarmamak için epey efor sarfeden partililer, 12 Haziran gününe saatler kala siyasette sivrilerek tepeye çıkmanın politikasını şimdiden düşünüyorlardır. Aynı şekilde tabii ki hasımları da...

Dünya Kadınlar Günü’nü ve başka özel günleri Mardin, Van ve diğer Doğu ve Güneydoğu Anadolu illerinde kutlayan Kılıçdaroğlu, farklı bir siyaset ile bakış açılarını değiştirip kamuoyunun ezberini bozmayı başarmıştır.

Başörtüsü konusunda çok net şeyler söylemeyen CHP, bu konuda seçim sonrası ne yapacağına açıklık getirmemiştir. Çünkü bu konuda parti içinde bazı zorlukların yaşanabileceği ve bir sıkıntının doğabileceğinden yola çıkılarak, seçim öncesi tartışmanın gereksizliğini savunmaktadır. Aynı şekilde diğer partilerin de yaklaşımları bu yönde gelişmektedir.

MHP’DE DURUM SESSİZ VE DERİNDEN GİDİYOR DERSEK PEK DE YALAN OLMAZ

İktidar partisi ile ana muhalefet partisindeki gelişmeler ve karşılıklı atışmalar televizyonlarda ve yazılı basında farklı başlıklarla manşetlere taşınırken, MHP’nin düşüncelerindeki seçim profili farklı zeminler oluşturmakta. Bazı sivil toplum örgütlerinin ve siyasilerin “Hükümet, MHP ile ortaklaşa koalisyona gider”
demeçlerine karşılık MHP’nin verdiği net bir tavır görülmemekle birlikte, koalisyona da sıcak bakmadığı açıkça görülmekte. En azından şimdiden buna benzer farklı seçim çalışmalarının da kendilerini
yaralayacağından titizlikle vurgulayan MHP, kendisiyle ittifak arayışına girişenleri de umutlandırmamıştır. Daha doğrusu bu seçim hem partileri ve hem de kamuoyunu heyecanlı bir şekilde sürükleyecek ve de parti genel başkanları için bir nevi güvenoylaması niteliği taşıyacaktır. Yani kim kamuoyunu ikna etmişse, o parti ve lideri, genel seçimin galibi sayılacak.

12 HAZİRAN PARTİLERDEN ÇOK LİDERLERİN SEÇİMİ OLACAĞI YÖNÜNDE AĞIRLIK KAZANDI

İktidar partisi, ana muhalefet ve diğerleri ve tabii ki Meclis dışında genel kurula girememiş partiler de çok büyük bir çalışma içine girdiler. Ancak Erdoğan, Kılıçdaroğlu ve Bahçeli’nin bu seçimde epey
zorlanacakları gün gibi ortada. Çünkü bu seçimde kozlar öylesine paylaşılacak, seçim pastası öylesine bölünecek ki, şimdiden liderlerin net tavırları mitinglere gizlenmiş ve sıkışmış vaziyette gibi.

Kendilerine büyük umutlarla bağlılıklarını gösteren aday ve aday adaylarına yönelik liderlerin alacakları tavır seçim için çok önem kazanmaktadır. Aynı şekilde parti liderleri de bu seçimde kendilerinin
inandırıcılık yönü merakıyla halkın oylarını tahmin etmeye yönelik çalışmalar yapmaktadır.

Bu konu üzerine Nasrettin Hoca’nın bir fıkrasını anımsamadan geçemeyeceğiz.

Nasrettin Hoca'ya sormuşlar: “Kimsin?”

“Hiç” demiş Hoca, “Hiç kimseyim.”

Dudak büküp önemsemediklerini görünce, sormuş Hoca: ...“Sen kimsin?”

“Mutasarrıf” demiş adam kabara kabara.

“Sonra ne olacaksın?” diye sormuş Nasrettin Hoca.

“Herhalde vali olurum” diye cevaplamış adam.

“Daha sonra?” diye üstelemiş Hoca.

“Vezir” demiş adam.

“Daha daha sonra ne olacaksın?”

“Bir ihtimal sadrazam olabilirim.”

“Peki, ondan sonra?”

Artık makam kalmadığı için adam boynunu büküp son makamını söylemiş:

“Hiç.”
“Daha niye kabarıyorsun be adam. Ben şimdiden senin yıllar sonra
gelebileceğin makamdayım: "Hiçlik makamında!”

Nasretin Hoca’dan yola çıkarsak, kimin milletvekili, kimin aday adaylığından vekil olacağı ve kimin kazanamayıp evine “bir hiç” olarak döneceği gerçeğinin yaşanacağını hep birlikte göreceğiz.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com