Amerikali Turk

Yazarlar

Listede Kılıçdaroğlu Rüzgârı Esti, CHP Topyekün Değişti!..

April 12, 2011 1:55 PM

okkes agaogluBÜYÜK heyecan ve umutlarla beklenen listeler sonunda açıklandı. Hemen hemen bütün partilerde bu heyecan sürükleyici bir şekilde yerini almıştı. Ama öylesi de vardı ki, bu parti şimdiki CHP’de yaşananlardı. Daha doğrusu, listelere olan destek de, eleştiriler de hemen kendini gösteriverdi.

Tabii haliyle en çok da eleştiri boyutu konuşuldu. En çok eleştiri yapan da aday olamayan ama kendini adaylıktan hiçbir zaman yoksun saymayanlardı. Eleştiri yapanlar da en çok şu açıklamayı yapıyordu: “...Bu ölçüde bir tasfiye beklenmiyorduk. Her seçim öncesinde çok sayıda milletvekilinin değişmesi beklenen bir sonuçtur. Yerlerine gelen insanların bir bölümü sosyal demokrasiye hizmet etmemiş, CHP’ye
hizmet etmemiş, son anda katılmış, adaylık için başvurmuş kimselerden oluşuyor. Bizim yerimize görevinden isitifa eden il başkanı ilçe başkanları olabilirdi. Onlar değerlendirilse yine doğal karşılanabilirdi...”

Listeye olan eleştiri yanılgısı daha baştan başlıyordu. Yani, “Yerlerine gelen insanların bir bölümü sosyal demokrasiye hizmet etmemiş...” demek çok ağır bir kelimedir. Çünkü bir partide eskimek ve o partide anılmak için illaki eskimiş olmak ve yine bir partinin iktidara gelmesi için eskimişlerin payının olduğunu düşünmek yanlış bir düşünce olmalıdır.

Neden mi?..

Alın size cevabı: Bu eleştiriyi yaparak listelere ateş püsküren eski vekiller, CHP’yi iktidar yapabildide mi bugün listelere karşı geliniyor?.. Hem, “CHP’ye hizmet etmemiş, son anda katılmış, adaylık için başvurmuş kimselerden oluşuyor...” ifadesi önceki eleştiriden daha da ağır basmaktadır. Çünkü, o eleştirilen adaylar CHP olduğu için
listeye giriyorlar. Yoksa başka partiden oldukları için değil. Hem listeye giremeyen (girmeyen) hatta normal ve sade vatandaş olanların seçimde sandıklara kullandıkları oylarla sizler CHP’den milletvekili oldunuz ve eskidiniz. Şimdi aday olmayan ve normal vatandaş olanlara, “Sizin CHP’ye hiçbir katkınız yok. Niçin CHP’ye oy atıyorsunuz?..”
denir mi?..

Bu eleştirileri yapanlar öylesine üzülmüş ve öylesine darılmışlar ki,  artık kimi suçladıklarının farkında dahi değiller. Ama esasta olan var ise, o da; CHP’ye gerçekten gönül verenler, bugünkü (eski vekillerin) yaptıkları o eleştiriyi asla yapmazlar. Hatta yapmalarına da gerek yok. Çünkü hayatta her şeye hazırlıklı olmak gerekiyor. Uzun yıllar geçtiği halde CHP’nin tek başına iktidar olamama durumuna bakarak, “Artık biz geriye çekilelim ve bizden sonra gelecek gençlere yol verelim” demeleri gerekmiyor mu?.. Bir de sözüm onlara bu vekiller Atatatürk’ün partisinde bütünleşmişler... Orada bütünleşenler, Atatürk’ün söylemindeki gibi, “Ben vatanımı Türk gençliğine emanet
ediyorum”u destekleyerek geri çekilmeleri gerekmey miydi? Hem de bu geri çekilmeyi yıllar önce yapmalıydılar.

Ama yapmadılar.

CHP’DE MUHALEFET YANLIŞ YÖNDEYDİ...

Baykal döneminde meydana gelen siyasi gelişmeler öylesine ciddi ve öylesine canalıcı noktalarda gelişiyordu ki, bu; CHP için çok önemli noktalardı. İlk başta yurt içindeki siyasi gelişmeler parti için öne alınması gereken olaylar zincirini oluştururken, nedense parti kurmayları sürekli iktidara yüklenerek elle tutulur bir politika
üretememenin fakirliğini yaşıyorlardı. İşte bugün, bu üretememenin getirisini değil de, götürüsünü yaşamış olan eski vekiller, listelerde yapılan gelişmeleri normal karşılamalılar. Hatta listelere destek olmalılar.

Ayrıca...

“Hep ben milletvekili seçilmeliyim...” diye bir kanun ve kaide de yokken... Bu listede bulunma ısrarı nedendir?.. Bir de bu listelere itirazları olan vekillere şunu söylemek gerekmez mi, “Sizler de CHP çatısı altında bir hizmet vermiş değildiniz. Ayrıca hiçbir hizmet mecburiyetiniz dahi yokken gönül vermiş olduğunuz partiye aday oldunuz
ve seçildiniz. Şimdi size, (bugün de tıpkı dediğiniz gibi) adaylığınızı koyduğunuzda size, “Değişen vekillerin yerlerine gelen insanların (yani sizlerin) bir bölümü sosyal demokrasiye hizmet etmemiş, CHP’ye hizmet etmemiş, son anda katılmış, adaylık için
başvurmuş kimselerden oluşuyor. Böyle şey olur mu? Böyle liste yapılır mı?” denilseydi, acaba kabul eder miydiniz?.. Tabii ki etmezdiniz.

Yıllarca gönül vermiş biri olarak asla bu tür açıklamalar yapılmaması gerekirdi. Ama nedense yapılıyor... Bu listelere giremeyen vekillerin bir de şöyle düşünmeleri gerekmiyor mu: “...Bizler çok uzun zamandan beri vekillik yapıyoruz. Artık yorulduk. Bırakalım da yeniler gelsin ve yeni cevherler yetişsin...”

YARGITAY KARARI KILIÇDAROĞLU’NU BUGÜNKÜ LİSTE OLAYINA TAŞIMIŞTI...

Şüphesiz ki Kılıçdaroğlu, AKP’yi bu tür değişimle ve farklılıkla iktidardan indirmek istiyor. Çünkü eğer ki kadrolu vekillerle halâ “İktidara yürüyoruz...” deseydi, bu asla halkın kanacağı türden bir yaklaşım olamazdı. Aslında Kılıçdaroğlu, bugünkü liste yazılımını aylar öncesinden sezdirmişti partisine. Yani, Yargıtay’ın “YENİ TÜZÜK
UYGULANSIN” kararından sonra Kılıçdaroğlu, kafasındaki bugünkü planı yürürlüğe koymuştu. Önder Sav’ı MYK’ya almayarak eskilere bir nevi mesaj vermişti Kılıçdaroğlu. Tabii PM dışında bıraktıktan sonra bugünü iyice hesaplamış olan Kılıçdaroğlu, yeni listenin oluşumu için yoğun bir mesai harcayacağını da iyi biliyordu kuşkusuz.

KILIÇDAROĞLU’NUN BAYKAL PLANI...

Kılıçdaroğlu, İzmir kalesini de asla unutmuş değildir. Eğer ki Baykal’ı da liste dışında tutsaydı bu, seçimde hem İzmir kolunu kırmış olurdu, hem de Baykal’a olan saygısını göstermek adına önemliydi. Çünkü AKP’nin de birçok bakan düzeyinde vekillerini sahillerde ve değişik şehirlerde aday olarak göstermesi, CHP için bir nevi stratejik
savaş halini almıştı. Eğer Baykal olmasaydı, onun yerine İzmir’den kimi gösterebilirdi ki?

Baykal, İzmir’le bütünleşmiş bir kişiydi. Bu da İzmir’i ve yöresini etkileme açısından CHP’ye epey puan kazandıracaktı. Ayrıca... Kendisinin de İstanbul’dan vekil olarak adaylığını göstermesi, CHP adına çok önemli bir unsurdu. Hem Baykal eski genel başkan olarak İzmir’de aday gösterilmişti... Hem de yeni genel başkan olarak
Kılıçdaroğlu İstanbul’dan aday gösterilmişti. Kılıçdaroğlu’nun İstanbul’dan girmesinin nedeni de, belediye başkanlığı için Topbaş’la başabaş mücadele etmesindeki büyük başarısı olmuştur. Bugün bu başarısını yarına taşımak isteyen Kılıçdaroğlu, işi şansa bırakmak istemiyor.

Bu başarısını başka illerde başka adaylarla sürdürmek istemesi onu ciddi bir çalışmaya yöneltti. Onun içindir ki listeleri hazırlamak o kadar kolay bir iş değil. Binlerci kişinin CV’lerini inceleyeceksiniz... “Kimi, kimin karşısına çıkarabilirim?...” planını yapacaksınız... Hem genç, hem çalışkan ve hem de gönülden CHP’li olanı arayıp bulacaksınız ve partiye hazırlayacaksınız... Bir de bunların bulundukları bölgede seçilebilme şansının olup olmadığını araştıracaksınız... Düşünebiliyor musunuz, bunu binlerce insanın içinden seçip çıkaracaksınız ve bulacaksınız... Bir de kamunun düşüncesine de ağırlık ve öncelik vererek parti içi gruplaşmaları ve vekilleri ayarlayacaksınız... Bu, pek o kadar da kolay bir iş değildir. Bunu bütün genel başkanlar için söylüyoruz.

Kılıçdaroğlu, seçim öncesi yaptığı söylemlerin hepsini yapabilmek ve uygulayabilmek için düşündüğü bütçe planlamasını da şimdiden hazırlamıştır. Çünkü bu tür sözler, seçim gelişmelerindeki oy patlamalarıyla hemen gerçekleşmesi gereken çalışmaları içerir. Liste savaşımında (yarın her an iktidar olabilirim) düşüncesiyle hareket eden partilerimiz, bugünkü listeyi hazırlarken de seçtikleri vekillerin çalışabilirlik alanlarını şimdiden hazırlamışlardır. Buna da mecburdurlar.

Evet...

Kılıçdaroğlu, yaptığı listelerle “hem eski vekilleri”, hem “CHP’den beklentileri olanları” ve “hem de eski grupların yoluna taş koymalarını engellemek” adına yeni bir CHP ruhu yaratmak istemesi gayet doğaldır. Bu doğallığı doğal olarak karşılamaları, eski ve yeni
vekillerin de görevi olmalıdır. Daha doğrusu hem kamuoyunun ve hem de CHP’ye gönül verenlerin beklentilerine cevap vermek çok büyük çalışmalar gerektirir. Kılıçdaroğlu’na bu konuda çok yansımalar olacak.

Kimisi, “Beni birinci sıradan almadı. Biz ne yaptık ki?..” gibisinden darılmalar yapacak. Kimisi de zaten bu tepkisini bugünden başka şekillerde veriyor. Yarın başka başka şekillerde de pekala verecektir. Bundan adımız gibi eminiz. Ama ne olursa olsun, bir taraf üzülürken, bir tarafta sevinecektir. Bunda ne küsme, ne de darılma olmalıdır. 5
bin adaya “hepiniz liste başısınız” demenin de olanaksız olduğu gerçeğine bakarsak... artık bugünden sonra ne darılmaya, ne de küserek parti aleyhinde çalışmaya ve konuşmaya gerek yoktur. Siyasete ve politikaya soyunanlar bunları asla gözardı etmemeledir. Partinin başarısı biraz da hoşgörü ve sırayı vermekle eşdeğerdir.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com