Amerikali Turk

Yazarlar

AKP’nin Hedefindeki ‘Ustalık Dönemi’ Sahillerden Başlayıp 2023 Yılına

April 13, 2011 4:37 PM

OKKES AGAOGLUBİLİNDİĞİ üzere AKP’de içinde de liste savaşları son hızla sürdü. Tıpkı CHP’de olduğu gibi AKP’de de darılmalar, küsmeler, kızgınlıklar, gülücükler ve neşe dolu dakikalarla geçen mesailer liste savaşlarında yaşandı. Kimine göre bu liste olayı, liderlerin görüşlerini yansıtıyordu. Kimilerine göre de partilerarası gizli savaş rüzgarları estiriliyordu.

Aslında bu liste uygulamaları, partiler arasında karşılıklı vekil ve aday yer değiştirme savaşımıydı. Haliyle taktikler de günyüzüne  çıkıyordu. Örneğin AKP’de listelerde aday belirleme olayları CHP’yi kendi bölgesinde kıstırma politikası üzerine kurulu bir siyasetti. Elbette diğer partiler de böyle yapmakta, ancak iktidar partisinin CHP ile olan politik savaşı, listelerde aday belirleme mesaisine kadar inmiştir.

Hal böyle iken kamuda, “İktidar herhalde çok büyük bir isim değiştirme politikası uygulayacaktır mutlaka...” iddiaları çıkıyorken –Ki Erdoğan, halkın böyle bir beklentisinin aksine duruş sergiledi– bakanların çoğunu adres değişikliğiyle yerinde tutarak vekillerde de büyük değişikliğe gitti.

Bu neyi gösteriyordu?

Elbette ki CHP’nin elinde bulunan sahil kentlerini AKP saflarına katmayı... Evet ama bunu yaparken nasıl olacak da o bölgelerde oy patlaması yapacaktı?
Bunu yapması için, CHP’nin karşısına öyle vekiller ve öyle vekil adayları çıkarması gerekiyor ki, sosyal demokratların düşüncelerini çelebilsin. İşte tam da burada Ertuğrul Günay İzmir birinci bölgeden aday gösterildi. Burada maksat belliydi, CHP’nin kalesini yıkmak ve AKP saflarına katmak. Bunun içinde o bölgeye, yine eski CHP’liyi göndererek kafalara yeni düşünceler katmak ve AKP’yi de zihinlerde sörf ettirmek.

LİDERLERİN ADAYLIK YARIŞI BÜYÜK SÜRPRİZLERE GEBE OLACAK...

Aynı şekilde Erdoğan ve Kılıçdaroğlu da İstanbul’dan adaylıklarını koydular. Erdoğan birinci bölgeden adaylığını koyarken Kılıçdaroğlu da ikinci bölgeden yarışa hazırlanıyor. Bu neyi gösteriyor dersiniz?

Tabii ki İstanbul halkının iki büyük partinin liderlerine nasıl yaklaşım yapacağını... Büyük bir sürprizin yaşanacağı beklentisini... Finans şehir konumundaki İstanbul’un ve TÜSİAD gibi dev kuruluşun çevrelerine olan etkileriyle iki lidere bakış açısındaki düşünceleri...

Tabii diğer sivil toplum örgütlerini de işin içine katarsak, partilerarası yaklaşımlarda, bugüne kadar aldıkları siyasi tavırlarının daha iyi belirginleşmesini göstermeleri açısından liderlerin seçilmelerindeki duruşları da netlik kazanacak. Bu da, haliyle seçilecek olan liderlerin bu gibi durumları da analiz ederek
politikalarını dizayn edecekleri gün gibi ortadadır. Ama seçimlerde kim nereye oy verirse versin, sana vermedi diye tavır alamazsınız, aksine onları kazanmak için tavırlar oraya dönük hareketlerle zenginleştirmelisiniz –Ki, onları da kazanayım diye...

Demokrasinin en zengin yanı, seçim arenasında büyük şölenlerle kullanılan oyların partilere olan dağılımlarındaki sonuçlara göre sevinçler ve hüzünlerdir. Bu genel seçimde büyük bir şölen yaşanacağı şimdiden bellidir. Çünkü hiçbir genel seçim hiç bu kadar renkli görüntü vermemiştir.

1960’lı -1970’li ve 1980’li yıllardan bu güne kadar yapılan genel seçimlerde liste savaşları statik ve durağan geçen vakitlerle doluydu. Ama bu genel seçimde yapılan adaylıklar ve tepkiler o kadar net olmuştur ki, büyük emekleri geçenlerin diğer partiye aday gösterilmesi de bir o kadar büyük sürprizler yaşatmıştır halka.

Özellikle rahmetli Alparslan Türkeş’in oğlu Ahmet Türkeş de AKP’ye katılanlardan oldu. Bu öylesine bir seçim listesini oluşturuyor ki, bugüne kadar yapılan genel seçimlerin en ilginci olarak birinci sırada yer aldı.

TÜRKİYE BU LİSTELERLE, TARİHİNİN GELMİŞ GEÇMİŞ EN FARKLI MECLİS’İNİ OLUŞTURACAK

12 Haziran’da yapılacak olan genel seçim birçok sürprize de gebe olacak. Bunun şimdiden alternatif siyasetini kara kara (ve aynı zamanda da heycanla) düşünmeye başlayan siyasi parti kadroları ve kurmayları, birçok ilde iddialı isimlerle de seçim yarışına katılıyor. Ancak AKP, 2023 yılı kadrosunun da bugünden başlayarak her kesimden katılımla başarıya doğru adım atacağı iddiasını sürdürmeye çalışacak. AKP, oldukça ilginç kadrolaşmayı “risk olsa da bunu başaracağız” gibisinden düşünceyi açığa vurmadan anlaştırmaya başladı bile.

Bunun için de en çok iddia etmek istediği listenin başında sahil kentler geliyor. Bu kentlerden İzmir, ilk akla gelen CHP kalesi oluyor. Ancak bu kalenin tek sahibi var, o da eski CHP Genel Başkanı Deniz Baykal. Bu bölgenin en iddialı ve CHP adına tek başına savaşan  eski lider Baykal’ı alaşağı etmek, AKP için seçim zaferinin en kutsalı olacak konumdadır. Oldukça iddialı bir ekip kurarak yola çıktığını  iddia eden Erdoğan, Kılıçdaroğlu’na olduğu kadar, Baykal’a karşı da seçim zaferi kazanmak istiyor.

Tabii bu kez oldukça farklı bir kadrolaşmayla yoluna devam edecek olan AKP, zihinlerdeki birçok soru işaretini de kafalardan silmek istiyor. AKP listesinde 200’ün üzerinde 35 - 45 yaş arası aday var. Genç adaylarla yoluna devam etmek isteyen Erdoğan, Türkiye’nin beklentilerinin bu gençlerle oluşacağını vurgulayarak, düşüncesindeki (Türkiye’yi kucaklama) politikasının startını 12 Haziran tarihinde vermek istiyor. Diğer paritlerden üstün olabilmek için çok sayıda vekiliyle yollarını ayıran AKP, bugün bölgelerdeki genç dinamikleri de tanıma yolunda epey ter döktüğü açıkça görülmekte.

DOĞU VE GÜNEYDOĞU BÖLGELERİNDEKİ RAHATSIZLIK BÜYÜK DEĞİŞİKLİK YARATTI

Erdoğan’ın çok önemsediği Diyarbakır bölgesi de hayati bir önem taşımaktadır. Hedeflediği politikalarla yola çıkan ve bu ili mutlaka almak için büyük bir politika yapmak gerektiğini düşünen Erdoğan, bunu; o bölgede bulunanların hiçbirini aday göstermeyerek kanıtlamış oldu. Ancak yeni Anayasa beklentisi ve iktidarlığı dönemindeki yaklaşımlarla bölge insanının kendilerine olan bakış açısını değiştirebilmek AKP’nin hedefiydi. Bu gelişmelerin yanında Avrupa
Birliği’nde, Birleşmiş Milletler’de, Amerikan politikasında, Libya meselesinde, Ortadoğu’nun diğer ülkelerinde yarım kalan devlet işleri de malum... Bunları yürütebilmek adına kuracağı ekip çalışmalarını da bu seçimde aday gösterdiklerinden edinme gayretine giren AKP, şimdilik 12 Haziran tarihini baz almış durumda.

Bunun yanında AKP, aday gösterilme heyecanıyla sırada bekleyenleri, aynı heyecanla partide kalabilmeleri için gayret gösterirse –Ki bu, bir parti için çok önemlidir– hem Doğu’da ve Güneydoğu’da ve hem de bunun yansımalarını algılayabilecek küskünlerde büyük bir sivil gruplaşma çalışması yaratmış olacaktır. Bu da Erdoğan’ın büyük hedefi haline gelen çalışmalar zincirini oluşturmaktadır.

Ayrıca...

Medyadan da izlendiği üzere, AKP’yi en çok sıkıştıracak olan CHP ve onun seçilmiş adayları olduğu gün gibi ortadayken... AKP’nin kavgacı değil de uzlaşıcı ve çok çalışan adayları araştırdığı izlenimini edindiğini görmek pek de zor olmasa gerek.

Batı’ya yakın iller konumundaki sahil kentlerin AKP saflarına katma girişimi iktidar için çok önemli bir unsur olmuştur. Çünkü sosyal demokrat ağırlıklı (diğerlerinin pek pek azı) olan bu illerin siyasi düşüncelerindeki anlayışa yakın olma girişimini hızlandıran AKP, “Biz bütün insanları, görüş ayrılığı ne olursa olsun partimizde bütünleşmeyi hedefledik...” ifadesiyle CHP’nin gücünü kırma noktasını hedef almıştır.  Oldukça çekişmeli geçen ve aynı zamanda da çok renkli bir Meclis görüntüsünü oluşturacak olan bugünkü çalışmalar, vekil  adaylarını da oldukça heyecanlandıran önemli faktörlerden biri olmuş
durumdadır.

AKP, “Ustalık Dönemi”ni vurguladığı 12 Haziran genel seçimine çok iddialı hazırlanma mesajıyla kamuoyunu etkileme yolunu seçmiştir. Bu propagandayla hareket edildiğinde doğru ve yanlış olan da pek farkedilmez. Çünkü sonuçta 12 Haziran genel seçim heyecanı, herkesi olduğu gibi genel başkanları da sarmıştır.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com