Amerikali Turk

Yazarlar

Listeye Alınmayanlar Verdiği Demeçlerle CHP’ye Zarar Veriyor

April 18, 2011 2:58 PM

OKKES AGAOGLULİSTELER açıklandı ancak halâ bunu kabullenmeyip “Ben çok iyi çalışan biriyim” diyerek diğer liste adaylarını kabullenemeyenler, bulundukları partiye (hatta üyesi oldukları partiye) zarar verdiklerini bilmeliler.

Bu seçim, bir yenilenme... Bir başkalaşım... Bir değişim... Bir yeniden doğma... Bir farklı siyaset anlayışı... Bunun adına ne derseniz deyin, 12 Haziran genel seçimi büyük bir patlama yapacak. Hem siyaset açısından ve hem de liderlerin başkalaşımı açısından.

Örneğin, AKP’de Erdoğan’ın “Bu seçim benim için son seçimdir. Fakat ondan sonra tekrar gelebilirim...” söylemiyle belirli yerlere mesajlarını iletse de, bu; AKP için büyük bir bakalaşım ve liderlikte sıkışıp kalmama ifadesi oluyordu. CHP’de ise, Kılıçdaroğlu rüzgârının seçimden sonra da büyük bir hızla esmesini bekleyenler, farklı düşüncelerle aralara girerek seçmenin ve tabanın düşüncelerini değiştirmelerini kabullenmek istemiyorlar.

İşte tam da burada ilk akla gelen değerli isimlerden Karakaş, şunları söylemişti: “Benim sorum şuydu. 11 yıldır milletvekili değilim. Siyaset milletvekili olmadan da yapılır. Aktif olarak siyaset yaptım, yapmaya da devam ediyorum. Parti Meclisi üyesi olarak milletvekili adaylığına başvurdum, listede olmadığımı gördüm. Koyduğunuz kriterleri hangi oranla tamamlayamadım? Hangi kriterler var? Hangisini yerine getiremedim’ dedim. Ayrıca tabii listelerin de objektif olarak hazırlanmadığını, seçim bölgesini iyi tanıyan insanlardan oluşmadığını söyledim. Kamuoyu araştırmalarına göre, bizim gibi parti içi demokrasi konusunda hassas partilerde, merkezden yapılan listeler tabandan olumlu karşılanmazsa motivasyon düşüyor. Yüzde 3 -5 arasında oy kaybı yaşanıyor. Bunu ben söylemiyorum, araştırmalar söylüyor. Yani bu derecede olur mu bilmiyorum. Asıl sonuç sahada görülecektir.”

Sayın Karakaş bunları açıklarken kamuoyu araştırmalarını gözönüne  alarak öngörüde bulunduğunu da ayrıca belirtiyordu. Yani listeye seçilememenin nedenini de ayrıca sorarak yönetime göndermelerde bulunuyordu. Ancak yönetimin bu söylemlere tepkisi ise, “Hem tabanın ve hem tavanın uyum içinde olduğunu ve de bundan güç aldıklarını”
ifade ediyordu.

Ancak bu gelişmelerin yanında eski lider Baykal’dan da Karakaş’ın düşüncesine başka açıdan paralel giden bir açıklama gelmişti. Baykal da şunları söylemişti: “Nihayetinde bir takım kuruyorsunuz. Bizim çok değerli insanımız var. Buradaki ince mesele, liste yaparken sadece çok değerli insanları bir araya getirerek sonuç almak mümkün değildir. Her insanın belli niteliklere sahip olması, belli temsiliyetleri taşıması,
belli ilişki potansiyelini ortaya koyması lazım. Bütün bunları dikkate alarak bir takım oluşturuyoruz. Biz Antalya'da öyle yaptık. Sadece değerli insanları bir araya getirelim, onlardan takım kuralım dersek Galatasaray'a döneriz. Herkes çok yeteneklidir, herkes çok başarılıdır, üstün kabiliyetlidir ama bir araya getirdiğiniz zaman olmayabilir.”

CHP’nin iki önemli ismi bu açıklamaları yaparken korktukları şeyin, parti içi ve dışı etkilerin yine partinin içinde tepkilere yol açmaması yolundaydı. Ancak Baykal’ın iki türlü bir açıklamasından şu iki türlü mesajı aldık:

BİRİNCİ MESAJ: CHP’nin birbirinden çok değerli insanları biraraya getirmenin önemli yanlışlıklar doğurabileceği, üstünlüklerinin biraraya geldiklerinde bundan bir eser kalmayabileceği yönündeydi.

İKİNCİ MESAJ: Antalya’da bütün sorunları çok iyi bilenlerin listeye girdiği, tüm kesimlerin kucaklayacağı ve sahipleneceğiydi. İki farklı düşünce ile CHP’nin Antalya’da ipi göğüsleyen parti olması için büyük çalışma gösteren Baykal, partisinin bir an önce iktidara yürümesi için de çaba göstermeye devam ediyor.

Ancak... Listeye giremeyenlerin artık CHP’yi eleştirerek değil, ona sahip çıkarak yola çıkmanın daha doğru olacağı yönünde düşünemleri gerekmektedir.

Fakat...

CHP’nin ekonomik açıdan düşündükleri ve eleştirdikleri ile yapacaklarını yanyana oturtarak bir özeleştiri yapmalıdır. Nasıl mı? AKP’nin “buzdolabı”, “çamaşır makinası”, “fırın”, “bulaşık makinası”, “kömür”, “soba” ve bunun gibi bazı beyaz eşyayı Anadolu’da dağıtmasına CHP olarak nasıl ki büyük bir tepki göstererek eleştiri yapıldıysa... Aynı şeklide ardından, CHP’nin de “Aile Sigortası” ve “Bazı Evlere
Para” söylemlerini yapmaması gerekirdi.

Bilakis CHP’nin yol haritası yeni bir sosyal demokrat anlayışla yola çıkmanın haritası olmalıdır. Kılıçdaroğlu da “Bunun için yola çıktık” ifadesiyle yeni bir siyaset anlayışını CHP’ye mutlaka kazandırmalıdır.

Aslında CHP, Sayın Baykal zamanında bu farklı CHP’yi gösterebilseydi, bugün yüzde 40’ı aşan bir bir oy potansiyeli ile iktidara yürümüş olurdu.

Nasıl mı?

AKP Avrupa Birliği ataklarını daha yapmadan CHP bu konuda atağa geçip Avrupa’da olmalıydı. Hatta “bunu, AKP ve hükümetine yardım ediyorum” demesine bile gerek kalmadan. Zaten yanlışlık da buradan çıkıyor ya. Yani CHP Avrupa Birliği atağında AKP’den önce yapmış olursa, bunu; AKP’ye hizmet olarak algıladığı için... Hatta ve hatta “Hükümete daha çok prim kazandırıyorum” düşüncesinden hareket edildiği için geride kalındı. Oysa Türkiye’nin Avrupa Birliği’ne girmesi için en çok çabalayan taraf Sosyal Enternasyonal taraftır. Yani CHP’yi de bünyesinde tutan taraf. Halbuki AKP Avrupa sağından destek alması gerekirken Avrupa soluna dayanması, Erdoğan’a ayrı bir güç daha katmıştır. İşte burada CHP’nin düşünmesi gereken önemli bir açık olduğunu belirtmek isteriz.

CHP’LİLER ARTIK DEĞİŞMELİ...

Bu konular elbette ilerisi için düşünülen ve aynı zamanda da CHP’ye puan kazandıran konulardır. Ancak şimdiki aday kadrolarına (değil onları eleştirmek) yardımcı olmak gerekir. Bu eski CHP’liler için görev olmalıdır. Küsmek ve darılmak, hatta ve hatta partisi hakkında (eleştirel yönden) bol bol konuşmak hiçbir yarar sağlamaz. Aksine
mevcut iktidara karşı muhalefet yapılacakken, bugün halâ partisi için, “Ben partimde neden istenmedim? Oysa kriterlerim her şeye uyuyordu. Hangi kritere göre listeye aday yapıyorlar?” gibisinden eleştirilerle Kılıçdaroğlu’nu yaraldıklarının farkına varmalıdırlar.

Eğer bu liste savaşları eski vekillerin halâ gündeminde olursa, o zaman da Kılıçdaroğlu size şöyle seslenmez mi: “Çok uzun zaman oldu, CHP halâ Meclis çatısı altında muhalefette kaldı. Beni bu kadar eleştireceğinize, kendinizin (Ben nerede yanlış yaptım?) özeleştirisini yapmanız gerekmez mi?..”

İşte tam da burada Kılıçdaroğlu CHP’nin gündemini çok iyi tutması gerekiyor. Halka yansıyan soru işaretlerini ortadan kaldırması için Anadolu’nun her yerine ayak basması gerekiyor. Özelilkle Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgelerine tek tek uğrayarak CHP’nin vizyonunu anlatması gerekiyor. Kafalara sağdan - soldan bazı söylemlerle CHP’yi suçlayan ve ilgisiz kaldığını ima eden konuşmaları çöpe gönderip, birebir köylüsüyle, şehirlisiyle, işçisiyle, memuruyla aynı masaya oturup tek tek ikna etmesi gerekiyor.

Yok eğer bunlar yapılmazsa, işte o zaman CHP, anketlere her gün takılıp, “Acaba filan anket beni nerede göstermiş? Acaba hangi anket bana daha çok oy kazandırmış?”ın peşine düşecek. Ve bu da CHP’ye, masa başından ayrılmayan memur zihniyetli bir parti görünümü verecektir.

Böyle olması halinde AKP de boş durmayacak, CHP bedava eline malzeme verecek. Yapılacak genel seçim tarihi de - heyecanı da yitirilmiş olacak.

Bu siyaset manevraları artık artıları ile CHP’ye dönmesi gerekiyor. Bunu da  başaracak olan, eski ve yeni CHP’lilerin sayesinde olacak. Yoksa Sayın Karakaş’ın “Motivasyon düşüyor” açıklaması ne kadar CHP’ye zarar veriyorsa... Sayın Baykal’ın da “Çok kıymetli insanlarla yola çıkmanın bir de eksi yanlarının olduğunu” hatırlatması, bir o kadar zarar verir. Onun için genel seçim yaklaşmışken bu tür söylemlerden özellikle kaçınmak ve Kılıçdaroğlu’na yardımcı olmaları gerekiyor...

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com