Amerikali Turk

Yazarlar

CHP Ve AKP ‘Seçimi Kazanmanın Yolu’nu Sistemlerinde Arıyor!

April 20, 2011 3:09 PM

okkes agaogluSİYASİ partilerimiz gündeme taşıyacağı programları tek tek konuşarak kendi aralarında alışveriş yaparken, bugünden neler yapacakalarını da tartışarak sonuca gitmeye çalışmaktalar.

Ama ne olursa olsun, hiç akıllarının ucundan dahi geçmeyen çok önemli iki konuyu (işsizliği ve emekliyi) konuşmak istemezler. Hem kendi aralarında ve hem de gündeme taşıyarak halk arasında.

Onların esas konusu, yapacakları programları kendi çerçevelerinde sisteme oturtarak illere dağılımı yapmak ve merkezi bir kontrolle yapılacakları disiplin altında tutabilmek.

Bu nasıl sağlanacak?

Elbette ki genel başkanın kontrollü ve sistemli programıyla. Bunun çalışmalarını mutlaka yapacaklardır ama kendi gruplarında değil de kendi bölgelerinde yapacakları mitingler ve iletişimler, halka dönük olarak hep kontrollü bir dizi halinde gerçekleşecektir. Burada sadece yapacaklarını tabii ki kendi siyasi kapasiteleriyle
halka anlatabileceklerdir. Ama ne olursa olsun, kişisel becerileri de böylelikle halk tarafından daha yakından izlenmiş olacak.

Fakat iş, dönüp dolaşıp halka güzel yansıyarak oy alabilme yarışına gelince, işte orada ilk akla gelen sistem, siyasi duruş olarak öne çıkmaktadır. Yani, muhafazakâr kanat, ve sosyal demokrat kanat. Aralarındaki fark, kendi ekollerine göre değişik oluyor ama sonuç olarak her ikisi de tek bir noktada birleşiyor. O da: Başarılı olmak.

KILIÇDAROĞLU’NUN BEKLENTİSİ...

Sosyal demokrat kanatta öncülük yapan Kılıçdaroğlu, halka yakınlaşmayı ince noktaları tespit ederek uyguluyor. Aynı zamanda da ekonomiyi çok iyi okuyarak halka yansımaları da elinde tutmaya çalışıyor.

Nasıl mı?

Örneğin, Aile Sigortası sistemini oturtabilmek için çok büyük bir çalışmanın yapılacağı ortadayken... Aynı şekilde işsizliğin de bir an  önce mutlu sonla bitmesi için alternatif programları hayata geçireceği zamanı bekliyor...
Bunları yapmak isterken dış politikanın da gereklerine uzak kalmadığını her vesileyle hatırlatarak siyasi duruşunu tek tek açıklamakta. Tabii sosyal demokrat yapının çerçevesinden çıkmadan ancak halka yönelik düşüncelerin eski CHP’ye benzemeden yapıldığını her vesileyle göstermeye çalışmaktadır.

Bu farklılığı zaten listelerdeki farklı çalışmayla ve farklı aday belirlemelerle ortaya koyan Kılıçdaroğlu, tabandan ve tavandan gelen eleştirilere de kırılmadan ve bozmadan çatıyı oturtmaya çalışıyor.

Peki bunu oturtabilecek mi?

Bu sorunun net cevabını 12 Haziran seçimlerinden sonra alacağız.

ERDOĞAN’IN BEKLENTİSİ...

Muhafazakâr yapının bugünkü temsilcisi olan AKP, yol haritasını açıkladığı seçim beyannamesiyle seçim programını izlemeye başladı. Neden muhafazakâr dedik?

Devlet Bakanı Mehmet Aydın, AK Parti'nin, muhafazakâr ve demokrat bir siyasi hareket olduğunu bildirmişti de onun için. Tabii bu tartışılacak uzun bir siyasi meseledir. Yani siyasi kavramlar zincirini oluşturan söylemler gereklidir burada. Çünkü bazı aydınlarımız AKP’nin tabanın tamamen muhafazakâr kanattan oluşmadığını
söyler. Biz de bu tartışmaya şöyle bir yaklaşım yaparak son vermek istiyoruz: CHP’ye bir AKP’li geçerse o parti sosyal demokrattan kopmuş mu olur?

Ve aynı şekilde CHP’den AKP’ye geçen bir sosyal demokrat, AKP’nin siyasi yapısını bozar mı?.. Yani AKP’ye o zaman sosyal demokat mı diyeceğiz?.. Bırakalım bu konuyu aydın otoritelerimiz ve siyasetçilerimiz tartışsın. Biz, burada okuyucularımızın kafasını
karıştırmamak adına politikadaki beklentilerinden bahsedelim istedik.

Bu açıdan ele aldığımız AKP, kendi programını mutlaka hayata geçirmek için çalışacaktır. Tabii bunu yaparken de bölgesel ve yöresel incelikleri de unutmamak kaydıyla.

Ancak... Her zaman zinde ve dinamik olmak için parti içi disiplini ve parti tüzüğünü de siyasi yapının düzeniyle politikasını işlerliğe koyacaktır. Tabii bunların hepsi, 12 Haziran genel seçimleri içindir.

MİTİNGLERDE NELER BEKLENİYOR?..

Siyasi parti liderlerimiz halkın beklentisini öğrenmek için miting alanlarına inecekler. Politik duruşlarını bütün illerde tek tek açıklayarak halkın gönlünü ve oylarını almaya çalışacaklar. Ama esas halkın açıklamak istediklerini tek tek halka inerek duymak isteseler daha iyi olacaktır. Çünkü halkın yüzde 90’ınında büyük bir geçim
sıkıntısı ve hayat mücadelesi yatmaktadır.

İşsizlik büyük bir sorundur. Bu sorun elbette ki iktidarların da birinci maddesini teşkil etmektedir. Ancak insana yatırım yapmanın en büyük getirisi iktidara daha çok yaklaşmaktır. Bugün bütün dünyada işsizlik furya gibi çoğalmakta. Özellikle Uzakdoğu’dan tutun da, uzak Batı’ya kadar bu sorun büyük oranda devam etmekte. Özellikle Amerika’da işsizlik oranı olduğu kadar hükümet giderlerindeki kısıtlamalar da büyük bir hızla yasalaşma yolunda sürat kazanmışken... Türkiye’deki işizlik oranı ve diğer aksaklıkların üstesinden gelebilmek için iktidar(lar)ın ekonomiden kurtuluş reçetesini bir an önce yazmaları gerekiyor.

Bunu yazarken de bir yerden kısıp diğerinden akıtmaktan değil, adil olarak paylaşımdan yana olduklarını göstermelerinden geçiyor. Örnek verilecekse, emeklilerin intibak yasası bir an önce gerçekleşmeli, unutulan bu zümrenin sosyal dengesi bir an önce yapılandırılmalı. Yok eğer bunlar unutulup da, “...Efendim, biz iktidara gelirken bu konular daha fazlaydı. Ancak buraya kadar sorunları azaltma yoluna gidebildik...” gibisinden açıklamalarla konu geçiştirilirse, ortaya çıkan sorun yarın - öbürgün daha da büyüyecek ve içinden çıkılmaz hal alacaktır.

Bir emekli intikbak yasasını neder ister?

Sorunsuz ve güzel hayatı diğerleriyle paylaşmak için.

Peki bu paylaşım emekliye neden çok görülüyor?..

Niçin bu konu bir an önce bütçe plan komisyonlarınca ele alınıp da bir
sonuca bağlanmıyor?..

Bu insanların kabahati emekli olmak mıdır?..

Düşünün bir kere, insanlar çalışıyor, yarınlarının hayalini kurmak için emekli maaşlarıyla hayatlarını yaşanabilir orantılı hale getirmeye (daha doğrusu hayal etmeye) çalışıyor. Bu arada aldıkları tazminat bir ev alsa da - almasa da günlük yaşam zorlukları arasında ödeme mecburiyetinde olduğu faturaların da olduğunu düşünürsek... Bununla ne bir emekli maaşıyla hayat standardını yakalamasını... Ne de
birikim yaparak hayatını üst seviyelere çıkarmasını bekleyemeyiz. Kısaca... İktidara koşanlar, iddialı olanlar, halkın her kesimine ulaşmalıdır. Bu koşmada halkın bütün kesimlerine ulaşmayı ilke edinen bir parti, mutlaka hasmına fark atacaktır.

AKP ve CHP kendi politik sistemlerini güçlendirerek halka yanaşmanın alternatif siyasetlerini işlerliğe koyacaklar. Bunu yaparlarken parti tüzüklerinde halka yönelik ne söz verilmiş ise bunları tek tek inceleyecekler. Birbirleriyle olan yarış aşamalarında neler yaptıklarını ve nelere imza atacaklarını tespit edecekler. Ama en önemli olan da, hangi ilden kaç milletvekili çıkaracağını düşünmeye başlamaları olacak.

Özellikle İstanbul’un büyük oranda milletvekili çıkarması bu ile olan ilgiyi oldukça yükseltmekte. Bütün planlar bu ile olan düşünce yoğunluğunu daha da artırmış durumda.

Halkın beklentisini verebilmek için yarışacak olan siyasi partilerimiz, ne yapacaklarını anlattıkları parti tüzüklerine olan siyasi bağlılıklarını öylesine harmanlamalılar ki, vatandaşlar da bundan yararlanmış olsun. Yok eğer bunlar başarılamazsa ve geçmişin
eseri olan “Bir enkaz aldım. Bu aşamada ancak bu kadarını yapabildik...” kelimesine sarılmak hiçbir siyasi partiyi kurtarmayacaktır.

Halk şimdi mitingleri bekliyor. Siyasi partiler de seçimi kazanmanın yolunu...

Ne diyebiliriz

 Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu
okkesa@gmail.com