Amerikali Turk

Yazarlar

23 Nisan Çocuk Bayramı ve Atatürk'e Muhteşem Sorular

(1 votes, average 2 from 5)
April 22, 2011 3:16 PM

okkes agaogluANADOLU'nun her yöresi kahramanlıklarla doludur. Hele ki bugün sözde Türk dostu olan ve demokrasiyi öğretmeye çalışan iki yüzlü Avrupalıya karşı mücadele ettiğimiz Anadolu topraklarında kahramanlarımız da dünya milletlerini kıskandırıyor.

Bugün utanmadan "Atalarınız ve sizler sözde Ermeni soykırımı yaptınız" diye üstümüze gelenler, bugünkü Avrupalılar ve 50 yılı aşkın müttefikimiz dediğimiz Amerikalılar değil mi?..

Kendi bünyelerinde besledikleri diasporaları yine kendi emelleri için kullanan Beyaz Saray, neden acaba Türkiye için bir şey yapmaz?

Daha düne kadar Çanakkale Savaşı'mıza leke sürmeye çalışmadılar mı?

Maksatlı ve sinsice haberler hazırlayarak Türkiye'yi (sözüm ona)
köşeye sıkıştırmaya çalışanlar Türk Ordusu'na leke sürmeye
çalışmaktalar. Neymiş efendim, Çanakkale'de Mehmetçik içki içiyormuş. Bunu savunan o aptal tarihçilere biz de şunu soralım: Acaba askerler, (hem de savaşın en kritik cephesindekiler) içki içseler düşman askerine o sarhoş kafayla ateş edebilirler mi?..

Ayrıca Avrupalı ve Amerikalı askerler, komutanlarının yanında (bu
komutanlar en üst subay da olabilir) kadeh bile tokuştururlar. İnsan hakları ve demokrasi dümeni altında komutanlarına saygıda kusur ederlerken, Türk askeri (Mehmetçik) asla böyle bir şey yapamaz. Siz bırakın Avrupalı ve Amerikalı asker gibi subaylarının yanında içki içmeyi, bir onbaşının - bir çavuşun yanında dahi içki içemez ve içmez. Onbaşı - çavuş da askerin yanında içki içemez ve içmez.

Türkiye'de askerliği öğrenebilmek için yabancı askerlerin okuduğunu unutmayalım. Bir de onlara sorsunlar bakalım, "Türk askerindeki disiplinin" nasıl olduğunu?..
Bilakis yabancı askerler içkisiz duramaz. Avrupalı  ve Amerikan
askerlerinin içki içerek yaptıkları taşkınlıkları biz değil, yine
kendi basınlarında çıkan haberlerinde de okuyabilirler. Hatta o kadar uzağa gitmeye gerek yok. Kendi yönetmenliklerini yaptıkları filmlerde de Avrupalı ve Amerikalı askerlerin nasıl içki içtiğini beyaz perdede sergilemiyorlar mı?..

23 NİSAN'IN ÖNEMİNİ DÜNYA BİLMEZ, BİLENLER DE "BİLİYORUM" DEMEZ...

Dünya milletleri 23 Nisan Çocuk Bayramı'nın manasını ve anlamını pek bilmez. Kimisi çocuklara armağan edilmiş bir bayram kutlaması olarak değerlendirirken... Kimisi de kutlanması gereken bir şenliğe çocukların da dahil edildiği bir bayram olarak yorumlarlar. Ama iş, onların bildikleri kadar basit değildir.

Bugün bize demokrasiyi öğretmeye çalışan asalak ülkeler 23 Nisan'ın şu anlamını bilmeleri gerekir: "Saltanatın kaldırılışının ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluşunu gerçekleştiren TBMM'nin açılışının egemenliği padişahtan alıp halka vermesini kutlamak amacını taşırken, Çocuk Bayramı savaş sırasında yetim ve öksüz kalan yoksul çocukların bir bahar şenliği ortamında sevindirmek amacını taşımaktadır..."

Yani, sözüm ona demokrasiyi savunanlar o yıllarda Anadolu topraklarında casuslarıyla cirit atarlarken ve insanlarımızın beyinlerine nifak tohumları aşılarlarken, Atatürk ülkeyi kurtarmak
için bu istilacı ülkelerle savaşacağını çok iyi biliyordu.

Ülkesi için demokrasiyi özümsemiş olan Atatürk, bunun adımlarını taa o yıllarda atmış büyük bir insandı. Bugün düşünceleri ve yaptıklarıyla dünya ülkelerini yönetenlerin hayranlığını kazanan Atatürk, "Biz Şanı Ve Şerefiyle Anılan, Görkemi Ve Kudretiyle Tanınan, Tarihten Önce Ve Sonra Var Olan, Büyük Türk Milletiyiz" derken, bugünkü Batılıların Türkiye Cumhuriyeti'nden çok şey öğrenmeleri gerektiğini vurgulamıştır. Hatta Batılı ülkelerin (Ortadoğu da dahil) demokrasinin nasıl bir kavram olduğunu ileri demokrasilerden alması gereken dersleri 23 Nisan Çocuk Bayramı'yla anlatmaya çalışmıştır. Bu bayramda makamlara oturtulan çocukların ne anlama geldiğini taa o yıllarda göstermeye çalışmıştır.

ATATÜRK'E MUHTEŞEM SORULAR...

Atatürk eğer yaşasaydı O'na ne gibi sorular sorardık?

Örneğin:
1- Çağdaşlık kavramını, yaşadığı zaman diliminde ve o dönemin
şartlarında ne gibi temellere oturtabildiğini mi?

2- Özgür düşüncenin kişi üzerindeki etkinliğinin Batı'ya kıyaslamasını taaa o zamandan nasıl görebildiğini mi?..

3- Savaştan yeni ve yorgun çıkmış Anadolu'nun, O'nun önderliğinde nasıl inanç ve şevkle kendini modernize edip çağdaş dünyayı yakalayabildiğini mi?..

4- O'nun önderliğinde tek vücut olan Türk ulusunun milli iradesini
nasıl tarafsızlaştırabildiğini mi?..

5- "Hatt-ı müdafa yoktur, sath-ı müdafa vardır, o satıh bütün
vatandır" sözünden de anlaşıldığı üzere, savaş stratejisinin üstün
vasıflarına nail oluşunun bu sözündeki başarılı haklılığını ve
milliyetçiliğini Türk milletine nasıl kazandırabildiğini mi?..

6- Öldükten bugüne kadar olan zaman içinde O'nun siyasi ve özgürlükçü demokrasi düşüncelerine politik alternatif gösterilemediği gerçeğini vurgulayarak, halka; kararlarını nasıl benimsetebildiğini mi?..

7- Laiklik konusunda belirlediği çizgiye karşıt görüş belirlenemediğini mi?..

8- Faşist haraketçiliğe karşı (Mussolini'nin İtalya'da başlattığı
totatiler hareket) hem ekonomik ve hem de politik krizlerin
tehdidinden Türkiye'yi nasıl kurtarabildiğini mi?

9- Din, inanç ve vicdan özgürlüğü açısından hür olmanın kutsallığını aşılayabilme etkinliğini mi ?..

10- 1917 yılında dünyayı kasıp kavuran komünizm tehdidine ve
proleterya diktatörlüğüne (çalışan sınıf) karşı açık tavır alarak
çoğulcu demokratik parlamenter sistemin temellerini nasıl
sağlamlaştırdığını mı?..

11- Türkiye'nin belirlenmiş sınıfları çerçevesinde mutlak otoriteyi
sağlamadaki başarısını mı?..

12- Çeşitli ideolojilere karşı yerine göre sert ve yerine göre yumuşak siyasetle reformist düşünceyi, Osmanlı İmparatorluğu baskısı altında ezilen halka nasıl benimsetebildiğini mi?..

13- Emperyalist koloni güçlerine karşı milli irade ve milli
mücadeleyle hareket ederek onları savaşla bertaraf etmedeki olağanüstü düşünselliği nasıl var edebildiğini mi?..

14- Jeopolitik ve stratejik açıdan tehlikeli konuma sahip olan
Türkiye'yi, müttefik ülkelere kabul ettirmedeki gösterdiği başarılı
dünya siyasetini mi?..

15- Çeşitli inkılap ve devrimleriyle Türkiye'ye yeni ufuklar
kazandırarak, halkını çağdaşlığa nasıl yaklaştırdığını mı?..

16- Türkiye'yi tehdit eden rejimlerin (mandaların) ve en tehlikelisi
olan şeriatı hissetmenin yanında, politikada da asker ile sivil
siyasetin birlikte yürümemesi gerekliliğini hatırlatarak dünya
tarihinde eşi görülmemiş rejim devrimini hangi ölçülerde kurabildiğini mi?..

Bu gerçekler ışığında kim ne derse desin, O'nun; yarının Türkiye'sini gençlere emanet etmedeki ileri görüşlülüğünü, gençliğe olan güvenini ve modern Türkiye ile eşleştirmenin kutsallığını anlamamak elde değil...

ATATÜRK'ÜN DÜŞÜNCESİNDE TÜRKİYE...

Bugün O'nun boşluğunu doldurabilmek için dış ticaret bağlantılarımızın iharcatla şahlanmasını mutlaka başarmalıyız -Ki, Atatürk'ün düşüncesindeki Türkiye ilerlemesine devam etsin. Dünya ülkeleri arasında hatırı sayılır konumda olan Türkiye'nin sosyal alanda da çıtasını yükseltmesi çok önemli bir unsurdur.
Ekonomik yapının iyi bir stratejiyle dışa bağımlılığından kurtarmanın yolu, Anadolu'nun kalkınmasıyla mümkü olacaktır. İşte tam da burada aklımıza gelen soru şudur: "Atatürk denince neyi anlıyoruz?"

Tabii ki Atatürk'ün bugünkü ekonomik gelişmeleri... Batı'ya entegre olabilmek için yaşadığı o yıllarda... Bugünü hesap ederek hedefini nasıl belirlediğini çok iyi anlıyoruz.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com