Amerikali Turk

Yazarlar

Rahat Durmayan Ermeniler Şunu Bilmeli:Çanakkale Geçilmez!..

April 24, 2011 1:42 PM

okkes agaogluAMERİKA’daki Diasporalar, kendilerinden o kadar eminler ki, Türkiye’ye karşı açtıkları masabaşı savaşını elde edecekleri hayaliyle yaşamaya devam ediyorlar. Ama bir yandan da çok iyi biliyorlar ki, Türkiye’nin pek o kadar kolay yutulur lokma olmadığını...

Ermeniler, (saçmalıklarla dolu olan) bugünkü tezlerini savunmak için yola çıkıyorlar ama, nereye gittiklerinin ve ne kadar gülünç olduklarının farkına varmalıdırlar artık. Belki de “Artık Türkiye’ye bu yolda bir şey yapamamanın” sonucuna varmış olacaklar ki, Yahudi örgütlerinden biri olan Hareket Karşıtlığı Birliği (ADL)’nin ‘Yanlış yoldayız” düşüncesini bir haberiyle basın yoluyla iletmiş oldu.

Peki bu inandırıcı geliyor mu?

Hayır. Asla inandırıcı gelmiyor. Çünkü en başta oluşan güvensizlik kavramını hiç çekinmeden gösteren bu tür Ermeni örgütleri, bugün “geri adım” atıyorlarsa, mutlaka değişik bir örgütlenmeyle değişik adreslerde karşımıza çıkacaklardır.

Neden mi?

Bugüne kadar sergiledikleri oyunların rolcüleri kendileri oldukları halde, yine rahat durmayacaklar intibasını bize yarattıklarından dolayı, hep temkinli ve dikkatli yaklaşım yapmak zorundayız.

Bugünkü Ermenistan ortaya çıkıp da, hâlâ utanmadan “Obama (sözde) Ermeni meselesi var desin” diye baskı yapıyorsa... Bunların hangisine inanacaksınız?.. Biri, “Amerikan Kongresi’ne bunun böyle zırt pırt gelmesine gerek yok...” derken... Bir diğeri (Ermenistan) de, “Başkan Obama evet demeli” diyorsa... “Biri ‘yok’ diyerek barış çubuğu tüttürürken, bir diğeri ‘var’ diyerek bizi köşeye sıkıştırmaya alışırsa” insanın aklında kuşku yaratmaz mı?
Elbette ki yaratır. Hem de ne yaratır.

Bakın bizim de aklımıza neler geliyor: Bu olayın kökeninde Ruslar’ın sinsi ve siyasi düşünceleriyle bugünlere kadar uzanan pis oyunları yatmaktadır. Ermeni Patriği olan Narses’in, Osmanlı döneminde kirli emellerine kendi milletini de alet ederek ve Osmanlı -Ermeni çatışmasını başlatacak kurnaz planlarını kurmasıyla başlar. “Müslüman halka karşı haklarımız korunsun” dümeniyle Berlin Antlaşması’na madde ekleterek Osmanlı’yı bölmeye çalıştılar. Sanki Osmanlı döneminde haklarını hiç yaşamamışlar gibi...

KÜSTAH DİASPORA TARİHİ OKUSUN BAKALIM...

Bilakis Osmanlı devletinin yüksek kademelerinde memurluklar yapmış olanları, hizmetlerini ve hangi görevlerde bulunduklarını tarih bakın nasıl açıklıyor:
1908-1915 yıllarında (Osmanlı döneminde) bakan olan bazı Ermeniler: Adı ve görevleri: Agop Kazaysan (Maliye Bakanı) - Gabriel Noradunkyan
(Dışişleri Bakanı) - Maraşal G. Artin Davut (PTT ve Bay. Bakanı) - Ohannes Sakız Paşa (Hazine-i Hassa Bak.) - Oksan Mardikyan (PTT
Bakanı) - Bedros Hallacyan (Bayındırlık Bakanı) - Ohannes Paşa (Hazine-i Hassa Bak.)

Bazı Ermeni Ayan Azaları (Senatörleri): Mareşal Ohannes Kuyumcuyan - Abraham Erenyan Paşa - Manuk Azaryan.

Bazı Ermeni Mebuslar (yani Milletvekilleri): (Toplamı 31 kişidir.): Agop Babikyan (Tekirdağ Mv.) -Kegam Dergarebetyan (Muş Mv.) - Karakin
Patırmacıyan (Erzurum Mv.) - Vahan Papazyan (Van Mv.) - Artin Boşgezenyan (Halep Mv.) - Krikor Zohrep (İstanbul Mv.) - Bedros
Hallacyan (İstanbul Mv.)  - Karabet Tomayan (Kayseri Mv.) - Nazaret Dagavaryan (Sivas Mv.)

Osmanlı Devletini temsil eden bazı Büyükelçiler: Dikran Aleksanyan (Brüksel) - Yetvart Zohrab (Londra) - Dikran Tıngır (Berlin) - Garabet
Artin Davud (Berlin-Viyana)  - Mareşal Ohannes Kuyumcuyan (Roma)

Bazı Ereni Şura-yı Devlet Azaları (Yani Danıştay Üyeleri): Andon Tıngır Yaver Paşa  - Abraham Yaremyan Paşa - Mihran Düz - Bedros
Kuyumcuyan.

(Önemli Not: Semerkand kaynakları olayları tarih tarih yer yer vererek anlatıyor. Eğer bunlara “yalan” diyen olursa –Ki Ermeniler diyecek– o
zaman bu kişilerin Osmanlı döneminde yine Osmanlı adına ziyaret ettikleri diğer ülkelerin tarih kaynaklarında kayıtları mutlaka olacaktır. Buna da “hayır” diyemezler herhalde...)

İşte bu Ermeniler, Osmanlı İmparatorluğu’nun bağrında yetişmiş bir halktı. Bugün ise bunlar yaşanmamış gibi hareket edilerek Amerikalı (ve diğer)Diasporalar tarafından eşi benzeri görülmemiş tahriklerle dünya milletlerine sözde soykırım olmuş dümeniyle Türkiye’yi köşeye  sıkıştırmaya çalışmaktalar.

Rusya tarafından Anadolu’ya girerek Doğu Anadolu’yu Güney’e kaydırarak büyük bir Ermeni toprağı hayalini bugün devam ettirmek isteyen Diasporalar, yaptıkları haksızlıkları ve hatalarıyla atalarına da ihanet etmekteler.

Yine tarihe dönecek olursak, Berlin Antlaşması’ndan sonra Ermenilerin bu atağını kendi lehlerine çevirmek isteyen İngiltere ve Fransa da, hiç boş durmadılar. Hınçak komitesini de kurarak Osmanlı toprakları üzerinde çeşitli şehirlerde nüfus kurup Ermenistan hayallerini gerçekleştirmeye çalıştılar.  Avrupalının nasıl ki bugün sinsilikleri ve Türk düşmanlığı devam ediyorsa... Temelde geçmişteki bu hainliklerini bugün de devam ettirdikleri gerçeğini saklayamazlar.

KIBRIS KATLİAMINI NE ÇABUK UNUTTULAR?..

1970’li yıllarda Kıbrıs’ta meydana gelen katliamları ne çabuk unuttu şu dost dediğimiz Avrupalı sinsiler?.. Kıbrıs’taki vahşetin olmamış gibi hayallere sürükleyen Batılılar, Avrupa Birliği nezdinde ne çabuk da Ermenilere arka çıktılar.

HOCALI KATLİAMI’NA NE DEMELİ?..

Ermenistan Silahlı Kuvvetleri’nin yakın tarihte yani 1992 Şubatında Hocalı köyüne giriş ve çıkışları kapıyarak sivil, kadın, çocuk, yaşlı, anne, baba diye ayırt etmeden insanları katletmediler mi?..

Batı basını da bu soykırımı bakın nasıl aktarmıştı:

- Sunday Times Gazetesi (Londra) 1 Mart 1992 tarihi: Ermeni askerleri binlerce aileyi yok etmiştir.

- Times Gazetesi (Londra) 4 Mart 1992 tarihi: Birçok insan çirkin hale getirilmiş, masum kızın sadece kafası kalmış.

- İzvestiya Gazetesi (Moskova) 4 Mart 1992 tarihi: Kamera kulakları kesilmiş çocukları gösterdi. Bir kadının yüzünün yarısı kesilmişti. Erkeklerin kafa derisi soyulmuştu. Sadece birkaç gazetenin manşetlerini yansıttık. Bu kadar acımasız ve vahşice yapılan katilama ne yapıldı?

Hiçbir şey.

İNKAR YASASINA VE ERMENİSTAN’A DARBE...

Aynı şekilde Fransa güya demokrasiyi savunuyormuş. Güldürmesinler bizi. Fransız Senatosu Anayasa Komisyonu bu saçma sapan inkar yasasını da redderek Sarkozy’e iyi bir ders vermedi mi?..

Peki ya Ermenistan olayına ne demeli?

Çok yakında çıkan bir haber vardı. O da şuydu:  “Macaristan Parlamentosu, Ermenilerin Dağlık Karabağ'da Azerilere karşı toplu katliam gerçekleştirdiğini tanıyan bir karar tasarısını gündeme aldı.” Haber aynen böyleydi. Dünya ajansları da haberi aynen geçti. Bu kez Erivan bocalamaya başladı. Ve hemen abilerine seslenmeye çalıştı. Tabii abileri Diasporalar ve onların yalaka takımıydı.

Sonuç mu?
Hiç ses yok. Çıt çıkmıyor. Baktı olmadı, bu kez Erivan şöyle bir tehditte bulunmaya başladı: “Kabul edilmesi halinde Macaristan'ın uluslararası imajı sarsılır. İlişkiler bozulur.”

Ama konu Türkiye olunca mazlumları oynayarak tarihçileri bile tuzaklarına düşürmeye çalışıyor. Siyaset düzeniyle tarih yazmaya kalkıyorlar. İşte tam da burada hem Amerikan Diasporalarına ve hem de dünya Ermenilerine önerimiz var: Türkiye dost bir ülkedir. Ama düşmanlıkla yaklaşırsanız, eliniz boş dönersiniz. Yaptığınız saçma -sapan politikalarla dünya milletlerini de arkanıza alarak Türkiye’yi masabaşında yenmeye çalışmanız kedinize kandırmaktan öteye de gitmez.

Sarkozy ve diğer ülkelerin liderlerini de yanınıza alsanız, eliniz boş kalır. Türkiye’nin dost elini her seferinde geri çevirmekle sözde Ermeni meselesini gündemde tutmaya çalışmanız kendinizi kandırmaktan öteye gitmez.

Kaşınmadan rahat durmayışınızın bir sebebi var tabii ki. O da şudur: Türkiye’yi “Çanakkale geçilir yapıp” parçalayarak Türkleri kendi topraklarında esir etmek. Sonra da abileri olan Avrupalıların gelip tıpkı Osmanlı zamanındaki gibi İzmir’i ve İstanbul’u almaları. Akabinde zamanında yenildikleri şehirlere (Gaziantep’e, Kahramanmaraş’a, Şanlıurfa’ya, Hatay’a ve Doğu Anadolu’nun diğer şehirlerine) girip katliam yapıp yerleşmek.

Bu plana çocuklar bile güler. Artık sözde Ermeni meselesini sürekli hortlatıp gündeme getiren Diasporalara ve onların yalakalarına şunu söylemek gerekir: Çanakkale hiç geçilmez.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com