Amerikali Turk

Yazarlar

Türkiye'yi Ortadoğu Kaosunun İçine Sokmak İsteyenler Olabilir!

April 28, 2011 1:53 PM

okkes agaogluSONUNDA Esad'ın oğlu Beşar Esad da kan dökmeye başladı. Zaten bu bekleniyordu. Ne de olsa babasının oğlu. Nasıl ki Ortadoğu bölgesinde zincirleme giden bir iç savaş seyir defteri gerçekleştiyse, aynı şekilde Suriye'de de bu böyle gelişmektedir.

Peki nereye kadar?..

Bunun cevabı oğul Esad'ın reformist düşüncenin altında neleri
gizlediğine bağlı. Ama ne olursa olsun Ortadoğu'daki isyan dalgasının son durağı bugünkü Suriye protestolarıdır. Bugünkü protestolar baba Esad dönemindeki gibi değil. Aksine, durdurulamayan bir gösteri tablosuyla dünya ülkelerine birinci konu olarak gündemine girmiş
durumdadır.

Tabii Suriye'nin nüfus yapısı da epey karışık bir resim çizmektedir.
Bu konuda kayıtlar der ki: Halkın yüzde 15'i Alevi, yüzde 6-7'si
Dürzi, yüzde 12-13'ü Hıristiyan, Sünnilerin yüzde 10-12'si Kürt, yüzde 1-2'si Türkmen. Tabii bunlardan geri kalanı da Arap olarak
hesaplanmış. Daha bitmedi, bunların dışında Sünni Araplar, esas
Suriyeliler ve Filistin kökenli olanlar da var. Aslında bir ülkede
böylesi bir nüfus yapılanması var ise, bu bir zenginliktir. Kültürel
güzelliktir. Ama gelin görün ki bunu koruyamamak gibi bir
kültürsüzlüğe sahip olan Suriyeli oğul Esad, babasının izinden giderek bu güzellikleri ülkesi genelinde kültürel zenginliklerle
zenginleştireceğine, aksine; zayıflatarak daha çok düşman kazanmaya başlamış durumdadır.

Çok büyük bir nüfusa sahip olmayan Suriye, bir türlü toplumsal huzuru sağlayamamanın rahatsızlığını yıllarca yaşamıştır. Baba Esad, Hama'yı yıllar önce bombalamış ve binlerce insana mezar etmişti. Bu, tam manasıyla bir katliamdı. Dünya ülkeleri bu olayı kınarken baba Esad, yaptığı katliamın gizliliğini yıllarca sürdürürken... İsrail'in bombaladığı Kuneytra kentini ise yabancı basına açarak "İşte barbar İsrail bize nasıl bomba atıyor, gelin görün ve resim çekin" diye dünya milletlerine servis yapıyordu. Halbuki İsrail neyse kendisi de odur.

Burada iki satırla anlattığımız Hama katliamı aslında tam 26 gün
sürmüştü. Adeta sanki düşmanla savaşıyormuş gibi bir durum yaratan baba Esad, kendi halkına kıyım yapmaktan hiç de geri kalmamıştı. Bugün ise oğul Esad da aynı şekilde babasının yolundan gitmektedir. Cenazelerde bile keskin nişancılara halkını öldürecek kadar ileri giden ve hiç umursamayan gaddar bir lider konumundadır.

Ama şu da bir gerçek ki, Hama kenti; yıllar önce çok keskin ve inatçı kişiliğiyle baba Esad'ın Baas rejimine karşı direnmiştir.

11 YIL REFORM DİYE HALKINI KANDIRDI...

Tamı tamına 11 yıl "Reform yapacağım" diye halkını uyutan ve kandıran oğul Esad, aslında reformist yapının altında gizli bir krallık isteğini de istemeden gün ışığına çıkarmıştır. Baas gibi bir komünist yapının kendisine kazandırdığı getirilerin albenisine kapılan oğul Esad, bir türlü doğru olanın "halk" ve "demokrasi" olduğunu kabul etmemiş ve Suriye'yi bugüne kadar taşımıştır.

Bunun yanında oğul Esad, Tunus ve Mısır'ın ve ardından da Yemen'in çatısının çatladığını ve sıranın Suriye'ye geleceğini tahmin edemiyor muydu? Ediyordu tabii ki...

Peki neden bugüne kadar bir şey yapmadan durdu?

Neden olağanüstü hali de kaldırarak Yemen'den sonra yara almadan yoluna devam etmeye çalışmadı?.. Biz söyleyelim: Halkının baskı ve rejim sıkıştırmalarıyla isyan edemeyeceğine güvendiği için. Ama ne yazık ki, babasının "insafsızca verdiği kötü adam resmini" değiştireceğim diyerek rejimi yumuşatacağı
sözü vermesine rağmen halkının bu denli isyan edeceğini tahmin
edemediği için.

ORTADOĞU KAYNAYAN KAZAN...

Amerika, Ortadoğu politikasını bir türlü açıklamamış sadece baskınlar ve müdahalelerle yaptırımlar arasında gerçekleşen bir politikayla gündemi tutmaya çalışmıştır. Ama (Büyük Ortadoğu Politikası "BOP") ile yeni bir stratejik plan hazırlığını Arap aleminde gündeme taşımak için politikasını gizlilikle yürüten Amerika, aslında Suriye'nin böylesine kapalı bir rejimi takip etmesinden de memnun görünmektedir.

Siz bakmayın Obama'nın "Suriye derhal kıyımları durdurmalıdır"
gibisinden uyarılarına... Çünkü İran gibi bir ülkeye müdahale etmek için Suriye'yi elinde koz olarak tutmaya çalışan Amerika, Ortadoğu karakolu olan İsrail'i de bu amaçla kullanarak İran'a ya yakınlaşma ya da müdahale için basamak olarak kullanmaktadır. Aynı şekilde Golan Tepeleri'ni İsrail'den isterken savaşarak değil de cılız bir politika anlayışıyla direten Şam yönetimi de, İsrail'in bunu kabul etmeyeşini çok iyi bilmekte ve böylelikle İran'a da Baas stratejisiyle yakınlaşmaya devam etmektedir.

TÜRKİYE ÜZERİNE OYUN OYNANIYOR MU?..

Bu gibi durum devam ederken, insanın aklına, "Acaba Türkiye üzerinde oyun oynanıyor mu?.." gibisinden bir soru da gelmiyor değil hani... İlk aklımıza gelen ise, Libya'dan sonra Suriye'nin büyük olasılıkla dağılmasına yönelik kitlesel bir başkaldırı izlenimine şahit olurken... Aynı şekilde Türkiye için de, "Genel seçim yaklaşıyor. Ortadoğu karışıyor. Bu vaziyeti kendimize güçlü bir siper alıp Türkiye'yi bu işin içine sokmalıyız..." senaryosunu benimseyen gizli ajanların olmadığı ne malum?..

Daha açıkçası, terör örgütü sempatizanlarının Türkiye'nin belirli
yerlerinde yasa dışı eylemler yaparak, "Sanki Türkiye'de Kürt sorunu varmış gibi..." halkı devletine karşı ayaklandırarak, "Bakın, buradaki azınlıkların da kaderi aynı Suriye ve Yemen gibidir. Bu ülkede demokrasi yoktur, bu iktidarın ve bu rejimin değişmesi şart" ifadesiyle Türkiye'yi Ortadoğu savaşının içine çekmek isteyebilirler. Bunun adına da demokrasi deyip, bugüne kadar hiçbir zaman Türk dostu olmayan sahte yüzlü Avrupa'nın desteğini de pekala arkalarına almak istemiş olabilirler -Ki, Avrupalılar hiçbir zaman böyle bir isteğe hayır demez...

Ama Yüksek Seçim Kurulu'nun mantıklı ve isabetli kararıyla tekrar
seçim atmosferine sağlıklı bir şekilde girmeyi, "Türkiye üzerinde
oynanan oyunların bozulmasına neden olmuştur" diye de düşünebiliriz pekalâ...

Böylesi oyunları ve Türkiye üzerinde oynanacak planları dünya
gündemine taşıyanların her zaman var olduğunu düşünerek hareket etmek zorundayız. Aynı şekilde Ermenistan, Amerika ve İsrail üçlüsü, dünya konjonktüründe belirli irtifada seyrederek saldırı planlarını ve sonuçlarını her zaman kafalarının bir yerlerine kazımışlardır. Bu kafalar Türkiye'yi de planları doğrultusunda bir yerlerde seyir halinde düşünüyorlardır, kimbilir.

O yüzdendir ki Suriye ve rejimi Türkiye için çok önemli bir olaydır.
Hem komşu oluşumuz ve hem de kültürlerarası alışverişlerin yoğun olduğu bu bölge ve ülkesinin rejim savaşı Türkiye'yi haliyle rahatsız edebilir. Ne de olsa sınır komşumuz olan Suriye, Şam yönetiminin baskıcı politikasıyla insanlarını Türkiye sınırlarına yığmasından korkulmaktadır. Bu yığılmaların binlere (bazen de milyonlara) varacağını düşünürseniz... Varın siz düşünün Türkiye'nin halini...

Bu gelişmelerin olabileceği düşüncesiyle esas konuların altını çizerek gerçeği söylememiz gerekirse, oğul Esad, ne 'Olağanüstü Hali kaldırarak demokrasiyi getireceğim" sözüyle halkını kandırabilir... Ne de ülkesindeki Baas rejiminin bittiğine inandırabilir. Böyle giderse oğul Esad'ın sonu ülkesiyle beraber dibe vurur. Bugüne kadar Hizbullah ve Hamas gibi örgütlere yardım ederek siyasi politikasını yapmaya çalışan Şam yönetimi... Hem bu ve diğer terör örgütlerine sırt vererek İran'a yakınlaşma politikasını sürdürüdüğü kadar... Hem de Amerika'ya ve İsrail'e ters düşmemek için dengeyi korumaya çalışmaktadır.

Kim ne derse desin İsrail, Suriye'nin bugünkü yapısından oldukça
memnundur. Şam yönetiminin tutarsızlığını bahane ederek Ortadoğu'da stres atan İsrail, aynı zamanda Washington'un etkili ve yetkili görevlisi konumuyla hareket ederek Pentagon'u da arkasına alarak yoluna devam etmektedir.

Artık Suriye ve onun gittikçe etkisizleşen liderine şunu hatırlatmak
isteriz ki, "Siz ne yaparsanız yapın, bölgedeki istikrarsızlığınız
Amerika'ya ve İsrail'e yarıyor. Ama reformist bir yapıyla ülkeyi
tekrardan varetmek ve halkını kazanmak da, çeşitli entrikalara ve
oyunlara gelmemekle mümkündür. Bunun aksini ispat eden -Ki oğul Esad ediyor- sonu tıpkı Irak ve Tunus çıkmazını yaşar.

Bu da hiç hoş değil.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk
okkesa@gmail.com