Amerikali Turk

Yazarlar

Terörle Siyasi Sonuç Elde Etmek İsteyenler Mehmetçik’i Karşısında Bulur

June 01, 2011 11:11 PM

okkes agaogluBUGÜNLERDE seçim sonuçlarını etkileyebilecek ön çalışmaları mitinglerde gerçekleştiren siyasi partiler, kazanım elde etmek için başarı çıtasını yükseltmeye çalışıyor. Tabii çok hareketli ve hararetli geçen miting alanlarında renkli görüntüler de oluşuyor.  Ancak...

Bazı mitinglerde meydana gelen taşkınlıklar öyle yapılıyor ki, devlete ve millete kafa tutarak adeta terör estiriliyor. Bu yapılırken de asla demokratik kurallar çerçevesinde kalınmıyor. Aksine demokrasi isteniyormuş gibisinden özgürlük alet edilerek devlete ve millete kafa dahi tutuluyor.

Oysa hiç kimse düşmanlıktan ve nefretten bir hayır dahi görmemişken, bugünkü teröristler ve onları destekleyenler asla bunun dışında kalmak istemiyor. Baksanıza bugünlerde meydana gelen terörist olaylara...

Teröristler öğrenci yurduna dahi saldırıyor ve güya özgürlük adına yaptıklarını övünç kaynağı olarak algılatmak istiyor. Halbuki yaptıkları eylemler iğrenç ve canice.

Terörist akımlar Türkiye’de bir bıkkınlık havası vererek istedikleri sonucu elde etmeye çalışıyorlar ama şu unutulmasın ki asla bunu başaramazlar. Başarmalarına da imkan yoktur. Gerçi bunu onlar çok iyi biliyor ama seçim öncesi terör estirerek destek çıktıkları ve destek gördükleri partiden siyasi çıkar umudu ile hayale de kapılıyorlar.

Durum bu haldeyken, malum bilinen parti de yaptıkları söylemlerle  teröre arka çıkmaktan hiç de geri kalmıyor. Bakın malum partinin bir üyesi ne demişti: “İmralı’ya kimyasal ve radyoaktif saldırı düzenlendi. Saldırı var ise, bunun sonuçları hiç kimsenin hesap edemeyeceği kadar ağır olacak.”

Hadi buyrun bakalım. Bir siyasi parti üyesi, Türkiye’yi, hem de üzerinde yaşadığı vatanı böylesine tehdit edecek kadar ileri gidiyorsa... –Ki gidiyor– bu siyasetçilerden nasıl bir hizmet beklenebilir?..

Bunlar vatanın neresini koruyabilir?..

BEYİNLERDEKİ DÜŞÜNCELERİ BİLE DEĞİŞİK ÇALIŞIYOR...

Malum partinin lideri, Siyaset Meydanı’nda bakın ne demişti: “Niteliği ve kalitesi en düşük seçim çalışmaları bu seçimde var. ‘Başbakan başta  olmak üzere’ partilerin programlarının üzerinden tartışmalar yürütülmesinin de çok ötesinde bir küfürleşmeye yönelik niteliksiz bir tartışma yapılıyor...” deyip devam ediyor... Yahu insana demezler mi, “Eline taş alıp polislere, halka ve vatandaşın evine atanlar... Molotof kokteyli atanlar... Otobüsleri
yakanlar... Camları kıranlar... İnsanların ölümüne neden olanlar.... Halk arasında bir bütünlüğe mi zemin hazırlıyor?” diye...

Bir de meydanlara çıkıp, “Dükkanlar yakılmasın... Camlar kırılmasın... İnsanların ölmesin...” diey neden seslenmezler?..

Ayrıca... “Oyların yüzde 30 - 35’ini alan bir parti Türkiye’yi yönetiyor. hem de Türkiye’nin yüzde 60’ının oyunu alamayan bir parti bunu yapabiliyor. Şimdi bu, ülkenin tamamına haksızlıktır” deniliyor...

İlk başta şunu hatırlatmak isteriz ki, bu açıklamaların yanlış tarafları siyaseten de ortada. Bir defa yüzde 60 oy sanki bir partiye mi gidiyor da o parti başbakanlık yapamıyor?.. Aksine oy yüzdesi az olan partilerin sayısının toplamı yüzde 60 denilmeliydi.

Yüzde 60’ı sanki bir parti almış gibi gösterilerek savunma yapılıyor. Böyle şey olur mu?..

O zaman böyle bir suçlamaya karşı biz de şu soruyu sormak isteriz: “Bağımsız girip yirminin üzerinde milletvekili sayısı çıkarıp sonra da grup kurarak Meclis’te sandalye sahibi oluyorsunuz. Ama sonra da bu azınlıktayken neredeyse Türkiye’nin partisi değil de, sadece bölgenin partisi olma görünümünden yola çıkarak partisel çalışmalar yapıyorsunuz... Türkiye’ye de kafa tutuyorsunuz. Bu doğru mu?..”

Tabii bir de partilerin kapatılmasını değiştirebilmek için Anayasa oylamasına bile katılmıyorsunuz... Meclis’te yer almıyorsunuz. Hem de en çok sizin partiniz kapatıldığı halde... Bu düşüncenizin samimiyeti var mı?..” diye bir soru sormazlar mı size?..

Eğer ki Türkiye’nin partisi olarak sorunları çözmede kararlılık göstermek isteniyorsa, o zaman bir parti adı altında seçime katılmaları normal değil midir?..

BÖLGELERDEKİ OPERASYONLAR GÜVENLİK İÇİNDİR. ASLA DURMAZ..

Terör örgütü diyor ki: “Operasyonlar olmadığı sürece... Bize yönelik herhangi bir askeri faaliyet olmadığı müddetçe, biz eylem yapmama kararı aldık.”

Bunun yanında DTP lideri, sürekli operasyonlardan rahatsız olacak ki –zaten rahatsız oluyor– Başbakan’ı adres göstererek operasyonların durdurulmasını istiyor. Oysa operasyon kararını askeri komutanlar gerekli gördüğü için veriyor. Çünkü, içerden ve dışardan gelen silahlı teröristlere karşı bu ülke askere emanettir. Ne yani, teröristler sınırdan sızmalar yapacak da, askerimiz “Buyrun, girin içeri” mi? diyecek...

Hiç böyle savunma olur mu?..

Halk, bu gibi saçma - sapan düşüncelerle politaka yapanlara önem vermez...

Kastamonu’da ve  Silopi’de polise haince saldırıya yönelik yapılan savunmaya bakın: “Biz bu olaya tek bir saldırı olayıyla bakmıyoruz. Ortada siyasi ciddi bir çözümsüzlük var. Kastamonu da böyle... Uludere de böyle... Silopi de böyle... Bu mesele ordunun ve terör örgütünün meselesi değildir. Bu mesele milletin meselesidir.”

Hadi buyrun... Yapılan savunmaya bakın...

Yani terör örgütü askere ve polise haince pusu kuruyor... Cinayet işliyor... Gençleri dağa kaçırıyor... Sonra da karşımıza çıkıp, “meselenin özünde asker ve polis olmamalı” diyor... Kimi kandırıyor bunlar?..

Bir de buna destek vermeye çalışan İmralı’daki bebek katilinin, “15 Haziran’a kadar çözüm olsun. Ya büyük barış, ya büyük savaş” ifadesine ise bakın nasıl bir açıklama getiriliyor: “Burada yapılan görüşmeler ciddidir. Gelen heyet ciddidir. Bu soruna ciddiyetle devam edilirse, bu sorunun çözümüne inanıyoruz.”

İmralı’daki çocuk katili de oradan kafa tutuyor. Akabinde tetöristlere destek çıkanlar da, bakın ne diyor: “Diyelim ben Kürt başbakanım. ve 10 milyon Kürt var. Türklere desem ki, ‘Size TV kanalı açtım, üniversitede kürsü verdim. Diliniz de özgür. Daha ne istiyorsunuz benden?’ Dersem bundan ne anlarsınız?..”

Hemen cevabını verelim: “Birincisi 65 milyon Türk var. Ayrıca, 10 milyon Laz, Çerkez ve diğerleri olsa... Ve hepsi birden, ‘Ben de vatan ve özgürlük istiyorum’ derse, 65 milyonu nereye koyacaksın?..”

Bir defa Kürt halkı Türkçe’den rahatsız değil. Büyük şehirlerde yaşayan Kürt kardeşlerimiz –Ki, çoğumuzun ailesinde ve dedelerinde Kürtlük de olabilir– ekonominin her koşulunda iş gücünü kanıtlayarak yaşam savaşı veriyorken... Güneydoğu’daki Kürt kardeşlerimiz terör kıskacında korkutularak hayatlarından bezdiriliyor. Ama bir Türk’ün ne hakkı varsa, kültürel ve yaşam koşulları yönünden Kürt’ün de aynı hakka sahip olduğunu herkes biliyor. Anayasamızda dahi böylesine bir ayrım yokken, nasıl olur da, böylesi bir kandırmacılıkla, “Ayrı bir devlet istemiyoruz” dediği halde, “Biz kültürümüzü istiyoruz” derler?..

İlk başta şu bilinmelidir ki, illaki Kürtlere “Türksünüz” diye baskı yapılmıyor...  Kürtsünüz deniyor ama Türkiye Cumhuriyeti topraklarında hep beraber yaşıyoruz. Aynı şekilde diğerleri gibi Türkiye topraklarında yaşayanlara “Nerelesin?..” dendiğinde, “Bulgar’ım”, “Laz’ım”, “Kürt’üm”, “Ermeni’yim”,  Çerkez’im” diyor. bu konuda sıkıntı yok ki. Ama olay toprak bütünlüğüne, yaşamsal alana bayrağa gelindiğinde, buna Türkiye Cumhuriyeti topraklarında yaşandığı için, burası LazTürkiye, ÇerkezTürkiye, KürtTürkiye, ErmeniTürkiye mi diyeceksin?

Hiç böyle şey olur mu?..

O zaman, çocuklarını yurt dışında doğuranlar, “Ben Türk’üm?” mü diyor, yoksa “Ben de Amerikan vatandaşıyım?” mı diyor... Hadi bakalım, karar verin buna da görelim sizi...

ÖZERK BÖLGE YÖNETİM ŞEKLİ DAHA KAFADAN YANLIŞ GİDİYOR...

Kendilerini Kürtler’i temsil ettiklerine inanan bu parti ve şahıslar, özerk bölge yönetiminde ısrar etmekteler. Ama gelin görün ki bu  istemde bulunurlarken öyle bir hata yapmaktalar ki, bunu bir türlü düzeltememektedirler. Çünkü düzeltilemez de...

“Hata nedir?” biliyor musunuz...

Hemen söyleyelim: Kürtleri temsil ettiklerine inanan bu şahıslar, “20 milyon Kürt var. Bu rakam seçmen olarak düşünüldüğünde 8.5 milyona dönüşüyor. Ve bunun 2.5 milyonunu oy olarak alıyoruz” diyor.

O halde 2.5 milyon Kürt’ün oyunu alıyorsunuz da, neden hepsini alamıyorsunuz?” ödenildiğinde de, verilen karşılık şu oluyor: “Bunun hepsini almak demokratik olmaz.”

Hadi gelin de işin içinden çıkın bakalım. Yani başka bir partiye oy vermek isteyen bir Kürt vatandaşımız, nasıl yapacak? Özerk bölge diyerek orada Kürtler’in kafasını Türk düşmanı olarak dolduracaksınız... Sonra da başbakanlık için oy istenildiğinde, o Kürt vatandaş normal bir şekilde demokratik hakkını kullanarak bir partiye oy verdiğinde ne diyeceksiniz?..

Demek oluyor ki, 20 milyon Kürt vatandaşımız sosyal demokratlara ve muhafazakâr kanatta bulunan partilere oy veriyorsa –Ki veriyor– bu; özerk bölge dışında Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde bulunan bütün partilere oy veriyor demektir.

O halde özerklik niye?..

Sizler de Türkiye Cumhuriyeti’nin Meclis’inde görev alıyorken, neden Türkiye’nin sorunlarını ve ekonomik çıkmazda bekleyen soru işaretlerini, maddelerini gündeme getirip, siyaseten çıkış yolu bulmuyorsunuz? Öneri getirmiyorsunuz da, illa ki “Kürt sorunu var” diyerek kafaları bulandırıyorsunuz?..

Ortada hiçbir sorun yok. Sadece yıllardır terör örgütüne destek veren Ortadoğu ülkelerinin, Avrupa’nın ve Amerika’nın bölgemizi içinden çıkılmaz hale getirmesi var. O bölgede yaşan ve teröre arka çıkanların da hayale kapılıp Batı’lının tuzağına düşmesi olayı var.

Ayrıca... Batı’lı ülkeleri sürekli överek terörü destekleyen bu zihniyet şu sorumuza cevap versin bakalım: Bir Avrupa’da, bir Amerika’da ortaya çıkıp da, “Ben ayrı bir devlet istiyorum... Özerk yönetime kavuşmak istiyorum” denildiğinde bak bakalım onlar ne yapar?

Bir de bunun üstüne, “Bu ülkeyi istemiyoruz... Bu Meclisi istemiyoruz... Bu parlamentoda temsil edilmek istemiyoruz... Ayrı meclisimiz olsun istiyoruz... Bu askeri istemiyoruz...” desinler bakalım... Desinler de görelim onları... Bakın Batı Avrupa ve Amerika, Türkiye gibi bunlara ılımlı yanaşır mı?..

Türkiye Cumhuriyeti, terörü ve onu besleyenleri açıkça şöyle uyarmaktadır: Batı’nın doldurulmuşuna gelmeyin... Terörü destekleyerek bir yere varamazsınız. Ülkeyi kaosa sürükleyip devirmek ve bölmek isteyenler şunu unutmasınlar ki: Bu tür zihniyetler her zaman Mehmetçiği karşısında bulur. Bu ülke kolay kazanılmadı.

Amerikali Turk - Ökkeş Ağaoğlu