Amerikali Turk

Yazarlar

Baykal Ve Sav Artık Partiden Ellerini Çekseler De Parti Rahat Etse...

June 24, 2011 12:53 PM

 

okkes agaogluKILIÇDAROĞLU’nun seçim atmosferini hatırlıyorum da... Hiç kimse Kılıçdaroğlu için, “Bir şey yapamadı. Ne CHP’yi seçim için sıçratabildi... Ne de eski CHP’nin oy başarısını yakalayabildi...” diyemez. Hatta ve hatta dememesi gerekir.

Bakın düne ve bugüne, CHP’nin eski yöneticileri ve ileri gelenleri Kılıçdaroğlu’nu şimdiden cezalandırmak için o kadar hevesleniyorlar ki, bunun partiye “Zarar verir mi? - vermez mi?” kimsenin bu acı detayı düşünmediğini söyleyebiliriz.

Hele ki Baykal ile Sav’ın tekrar anlaşmaları CHP’ye mayınlı tuzakların başladığını gösteriyor. Çünkü, daha düne kadar Kılıçdaroğlu’nu Baykal’a karşı destekleyerek partideki tüm şimşekleri üzerine çeken Önder Sav... Bu kez tekrar Baykal’la tokalaşarak eskiye dönük bir politikayla partideki siyasetlerine ağırlık vereceklerini söylemek mümkündür.

Efendim neyi savunuyorlar?

“Baykal yönetimindeki CHP’nin yüzde 29 aldığı oy yoğunluğunu Kılıçdaroğlu eritmiş...”

Bu iddiayı ortaya atanlara da biz şöyle bir iddia ortaya atmak istiyoruz: “Kılıçdaroğlu öncesi CHP’nin oyları yüzde 29’du. Evet ama o oylamanın ardından dört sene geçmiştir... Yani 2011’e gelindiğinde yüzde 29 olan başarının kaldığını kim söyleyebilir?..”

ŞİMDİDEN PARTİ MECLİSİ Mİ - GENEL BAŞKAN SEÇİMİ Mİ? TARTIŞMASI BAŞLADI...

CHP’ye baktıkça insan hayret ediyor. Daha düne kadar neler söyleniyordu neler:

– “Kurtarıcımız Kılıçdaroğlu!..”

– “Ecevit’in şapkası da ne kadar yakıştı!..”

– “Halkçı Kılıçdaroğlu!..”

– “Sosyaldemokratın ve köylünün babası Kılıçdaroğlu!..”

– “Kılıçdaroğlu demek, Anadolu demek!..”

Bu söylemlerden sonra “Ne oldu da Kılıçdaroğlu dışlanmaya başladı?..” demekten kendimizi alamadık. Eğer yüzde 29 oyundan sonra oy düşmesi yaşandı diye bir iddia ortaya atılıylorsa –Ki atılıyor– o zaman bu iddialara karşı biz de şu soruyu soralım balım:

– “Baykal ve (çok güvendiği) Sav’ın idare ve yönetiminde yıllarca devam eden genel başkanlık yarışında ne zaman büyük başarı sağlandı da kendileri hep yönetimde kaldı?..”

Bir de bu soruyu cevaplasınlar bakalım.

Ayrıca...

Sahil kentleri ile Ankara arasında sıkışıp kalan CHP’yi Anadolu kentlerine açan ve mitingleri oralara taşıyan Kılıçdaroğlu nasıl olur da bugün devrilmek istenebilir?..

Bunun tek bir cevabı vardır. Onu da biz söyleyelim: Koltuk Hırs...

Kılıçdaroğlu’nun etrafında birleşerek CHP’yi son kurultaydaki rüzgarı yakalamak için ülke genelinde neden çalışılmaz?

Düşünebiliyor musunuz, tam da sosyaldemokrat anlayışa bir barış, bir birliktelik kazandırılacak rüzgar yaklandı denirken aniden ortaya çıkan kurultay istemleri bu heyecanı bitirmez mi?..

Bitirir tabii ki. Ama kimin umurunda.

BAYKAL VE SAV “İNDİRELİM” DERKEN “BÖLÜNÜRÜZ” KORKUSUYLA YAŞIYOR...

“İşleri iyi yapalım“ derken “kötü yaparız” korkusunu yaşamaya başlayan Baykal ve Sav ikilisi, Kılıçdaroğlu’na tam olarak cephe alamıyorlar. Bu onları korkutuyor. Korkutmanın esas nedeni, “bölünmek”le adlandırılıyor. Ama parti yönetimine girmek için gerekirse partiyi kurultaya kadar götürmeyi bile göze alan ikili, acaba neden parti tabanına gitmiyor?..

İşte asıl soru bu olmalıdır!..

Taban Kılıçdaroğlu’na mutlaka sahip çıkmalıdır. Ve taban Baykal ve arkadaşlarına şu soruyu sormalıdır: Bugüne kadar çok yüksek oy mu aldınız da, Kılıçdaroğlu’nun değişmesi için aranızda imza toplamak istiyorsunuz?..

Şu gerçek ki 10 - bilemediniz 20 yıldan beri CHP’yi yöneten ikili ve onu destekleyenler, daha düne kadar (Kılıçdaroğlu öncesi) genel seçimde büyük oranda oy kaybedildiği halde kamuoyunun karşısına çıkıp, “Başarılıyız” diyerek koltukta oturmaya devam edenler sizler değil misiniz?..

...Ve aradan geçen bu kadar uzun yıldan sonra başarı oylarınız ne zaman Türkiye geneline yayıldı da, Kılıçdaroğlu’na “Çekil” diye ikaz ediyorsunuz?.. Baykal ile Sav, “Kurultay şimdilik gündemimizde yok” diyerek sözde iyimserlik gösteriyorlardı... Ama gerçek hiç de öyle değildi.

Neden mi?..

76 il başkanının Kılıçdaroğlu’na “Sizi destekliyoruz. Genel Başkanlıktan sakın çekilmeyin” desteği geldi de ondan...

BURDAN CESARET ALAN KILIÇDAROĞLU OLASI BİR KURULTAYDA NELER KONUŞUR DERSİNİZ?..

Şöyle bir gerçek daha var ki, o da Baykal - Sav ikilisini oldukça korkutuyordur. Tabii ki bu korkunun adı Kılıçdaroğlu’nun olası kurultayda neler söyleyeceğidir. Zaten bu aşamada ikilinin korkusu partinin bölünmesi yönünde görüşbirliğine varmış olmalarıdır –Ki, tam cephe alarak tüm saldırıyı gerçekleştirmekten çekinmeye başlamışlardır.

Bizce Kılıçdaroğlu kendinden emin ve çok rahat bir çizgi oluşturmuştur. Bunu yaparken “Neye güveniyor da kurultay gibi ciddi bir mevzuda bu kadar rahat konuşabiliyor?..” diyenler CHP içinden elbette çıkacaktır. İşte tam da burada onlara şunu söylemek gerekir ki Kılıçdardoğlu, il başkanlarının ülke bazında büyük çoğunluğunun desteğini alarak mutlaka özel konuşmalarını yapacaktır. Bu konuşmalarını yaparken de, dünkü CHP ile bugünkü CHP arasında oluşan farkın “Çok uçurumlar mı?” olduğunu, yoksa “hiç yok denilecek kadar az olan bir oy yüzdesinin mi?” olduğunu mutlaka gözler önüne serecektir. Baykal da bu gelişmelerden çekinmiş olacak ki, Kılıçdaroğlu’nun Genel Başkanlıktan inmesine gönlü razı olmamaktadır. Sadece “parti bölünür” düşüncesini empoze ederek gerçekten kendi kalesine yanlışlıkla bir gol atmamak için üstü kapalı politikasını yürütmektedir.

ÖNDER SAV VE DENİZ BAYKAL İKİLİSİNE YÖNELİK ELEŞTİRİ PLANLARI BOZABİLİR!..

Önder Sav ve Deniz Baykal ikilisinden çıkan son gelişme şöyleydi: “...Deniz Baykal ve Önder Sav'ın aynı noktada birleşmesinde, Kılıçdaroğlu'nun hem CHP delegesi hem de halk nezdindeki itibarının ve sempatisinin devam etmesinin etkisi olduğu öğrenildi. Her iki tarafın da Kılıçdaroğlu karşısına aday çıkmayacağı gerekçesiyle sadece PM seçiminde uzlaştığı belirtildi...”

Evet medyanın ajanslarından geçen haber aynen buydu. Ama bunun yanında o kadar çarpıcı bir ajans haberi daha vardı ki, çok etkiliydi. Oda şuydu: “...MYK toplantısında Kılıçdaroğlu’nun “Gündemimizde kurultay yok, tüzüğümüz açık. Kurultay gündeme gelirse çıkar hesabımızı veririz. Sakın ola ki hiçbir delegemizi olası bir kurultaya imza vermemeleri için aramayın” dediği öğrenildi. MYK üyeleri’nin de “Eğer elinizi rahatlatacaksa görevden ayrılmaya istifamızı hemen vermeye hazırız” dedikleri bildirildi...”

Konuya nereden bakarsanız bakın, Kılıçdaroğlu’nun halk sempatisinin ve delege üzerinde bıraktığı etkinin önüne geçilemediği için, imzanın bir türlü düşürülemeyen “Gürsel Tekin için mi?”, “Kurultay için mi?”, yoksa “Her ikisi için mi?” olsun sorusuna cevap bulunamamıştır.

Tüm bu gelişmelerin arifesinde, insanın aklına gelen şu soru da mantıklı değil mi: “Sayın Kılıçdaroğlu genel seçimde neden Baykal’ı aday gösterdi?” Kılıçdaroğlu “A takımını mı kuramadı acaba?” şüphesi de insanı düşündürmüyor değil hani. Ama ne olursa olsun artık Kılıçdaroğlu, olası yapılması beklenen kurultaya kadar çalışmalarını öylesine sıkı tutmalı, öylesine tabanla bütünleşmelidir ki, bu hareketiyle hem Gürsel Tekin’i kurtarmalıdır... Ve hem de genel başkanlığı seçiminde karşısına kimsenin çıkamamasını iyi değerlendirmelidir. –Ki artık CHP’nin bir kurultaylar partisi görünümünden kurtulması gerekir. Hem de önünde 4 yıl gibi bunca uzun bir genel seçim zamanı varken...

CHP’li delegeler de şunu iyi bilsinler ki, yapılacak bir kurultayın ne partiye ve ne de il başkanlarına bir faydası olacaktır. Çünkü ortada iddia olmasını gerektiren herhangi bir siyasi yapılaşma dahi yokken macera aramanın hiç de gereği yok.

Ökkeş Ağaoğlu, Amerikali Turk