Amerikali Turk

Yazarlar

TADF’ın Türkiye Ziyareti, Amerika’daki Yaşam Ve Mücadele Savaşı Üzerine

(1 votes, average 5 from 5)
April 04, 2012 2:30 PM

okkes agaogluTADF'ın yeni yönetimi ve başındaki Sayın Çınar, sözlerini yerine getiriyor ve hızlı bir çalışma temposuyla siyaset trafiğine girmiş bulunuyor. Gerçi TADF'ın genel açıdan politikaya ve siyasete bakış açısı farklıdır. Çünkü TADF, bütün partilere eşit mesafede durur. Onun için önemli olan, Amerika'da yaşayan Türklerin yararına ve Türkiye'nin de menfaatine olan görüşmelerdir. Türkiye'deki ziyaretler de bu görüşle ağırlık kazanmıştır.

Türkiye’deki hemen hemen tüm resmi ziyaretlerini başarıyla tamamlayan Sayın Çınar, Amerika’daki çalışmalarından haberdar ederek gerekli ön
bilgileri de sunarak TADF’ın genel politikasını ve gücünü aktarmıştır. 

Tabii olumlu geçen görüşmelerde elde edilen dosthane ve samimi yaklaşımlar, Amerika’daki Türkler’in vatanları ve duruşları adına önem kazanmaktadır. Bunlar, Amerika’daki Türkler’le Türkiye’deki  vatandaşların bütünlük sağladıklarını görmek de ayrı bir mutluluk vermiştir.

Amerika'da yaşayan Türkler için ise, TADF'ın yaklaşımları ve çalışmaları siyaset üslubuyla eşit mesafede ilerler. Ama ne olursa olsun, yaptığı ve muhatap olduğu kişi ve kişiler yine siyaset arenasında görev yapmış kişilerdir. Bu da demek oluyor ki TADF'ın siyasi görüş farklılığı her ne kadar tarafsız olursa olsun, yine de karşılaştığı ve bugünden sonra da karşılaşacağı siyasi ayak oyunlarına müsaade etmeyeceği gün gibi meydandadır. Bu da demek oluyor ki TADF ve onun yöneticisi Sayın Çınar, Amerika'daki siyasi ayak oyunlarına karşı hep zinde olarak siyasi duruşunu sergileyecektir. Sergiliyor da...

 

FETİH 1453 SALONLARINI DOLDURANLAR, AMERİKA’DAKİ TÜRKLERİN DUYARLILIĞINI GÖSTERECEK

Sinema dünyasındaki Türk izlerini yansıtan filmlerde Osmanlı’yı yaşatmak her ne kadar zayıf görünse de... Sinema salonlarını doldurarak bu zayıf görüntüyü ezici ve düşündürücü hale getirmek, Amerika’daki Türkler için bir o kadar önem kazanmaktadır... Ayrıca Türklere ve onların atalarına yapılan haksız suçlamalara karşı Fetih 1453 en güzel cevap olacaktır.

 

Onun içindir ki, Fetih 1453 çok önemlidir. Hatta ve hatta ses getirmesi açısından bugün Beyaz Saray’ı ellerinde kukla gibi oynatan Yahudi lobisine ve Ermeni lobisine karşı büyük bir koz oluşturmaktadır. Eğer Osmanlı filmi Amerika’daki sinema salonlarında gişe rekorları kırmazsa, işte o zaman Türklerin siyasi propagandası çok zayıflayacaktır.

 

Nasıl ki sözde Ermeni meselesini film yapmak için diaspora, bugünlerde Amerikalı yönetmen Steven Spielberg’e üstü örtülü baskı politikası uyguluyorsa... Ve bunu da “yapmayacağım” diyerek kafa karıştırmak  stiyorlarsa... Aynı şekilde Türkler olarak bizler de filmlerimize (özellikle Fetih 1453’e) sahip çıkarak salonları doldurmalıyız. Onlara, “Sizin filminiz varsa... Bizim de var... Sizin sözde yıldönümü palavrasıyla kafaları karıştırarak dünya milletlerini Türkiye’ye karşı galeyana getirmek varsa... Bizim de bunların karşısında duracak onurumuz, gücümüz, arşivlerimiz ve filmlerimiz de var” demeliyiz. Demeye de gücümüz var.

 

Bu dünyanın gerçekleri artık teknolojilerle... Filmlerle... Sempozyumlarla oluyor. Siyasete çekerek bir milleti nasıl hapsedeyim diye uğraşan ülkelere karşı, sizin yapacağınız ve yaptığınız filmlerle gerçek yüzlerini ortaya koymuş oluyorsunuz. Ama eğer bu filmlere gidilmez de “Nasıl olsa siyasetçiler bu işi hallediyorlar. Bu filme gitsem ne olur? - gitmesem olur?” diyerek kendinizi günlük yaşamdan soyutlarsanız... Bunun zararını bir zaman sonra ulusça çekmiş oluruz.

 

Onun içindir ki böylesi duyarlı filmlere... Böylesi günlerde sahiplenmeli ve salonları doldurmalıyız. Bu da Türkiye’ye ve Amerika’daki Türkler’e bakış açısını kökünden değiştirecektir. Neden biliyor musunuz? 

 

Bundan birkaç gün önce Amerikalı ünlü yönetmen Steven Spielberg'in sözde Ermeni soykırımı ile ilgili film çekeceği yolundaki bir söylenti dolaşmıştır. Tabii hemen arkasından yalanlayarak böyle bir şeyin  olmadığını açıkladılar. Sonra da Ermenilerden elde edilen naylon bilgilerle bu filmi çekeceklerini ima eden konuşmalarla gündeme oturmaya çalıştılar. Ama ne olursa olsun bunun bir Ermeni oyunu olduğu ve bu filmi çekerek asılsız suçlamalarla dünyanın kafasını karıştıracaklarını çok iyi bilmekteyiz. 

 

8. “ERMENİ YALANLARINA SON” MİTİNGİNE KATILMAK TADF’A GÜÇ KAZANDIRIR...


Amerika’da yuvalanmış Ermeni diasporası ve Yahudi lobisi Türkiye aleyhine öylesine düşmanca mücadele ediyor ki, hemen her konuda Türkiye’yi ve Türkler’i köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Örneğin son günlerde Başkan Obama’yı yine köşeye sıkıştırarak ağzından itiraf etmesi için laf almaya çalışıyorlar. Ve o sözü söylemesi için baskı yapıyorlar. Oysa bir başkanın o felaket sözü tarihi değiştirircesine yalanla - dolana gündeme oturacaksa... O zaman onun başkanlığı bir piyon olmaktan öteye gider mi?

Elbette gitmez. Yani tam bir piyon başkan olarak maşaların elinde oyuncak oluverir. İşte tam da burada Türkiye’nin ve Amerika’daki yaşayan Türkler’in haklarını savunmak için oldukça derin çalışmalar yapan TADF’a ve ekibine yardımcı olmamız gerekir. 

 

Yapılan her etkinlik olumlu şekilde Türkiye’nin elini de güçlendirir. Ayrıca Ermeni lobisinin hiçbir dayanağı olmadan sadece siyasi çıkışlarla Türkler’e karşı galip gelme hırsı, onu öylesine şımartmıştır ki... Fetih 1453 yapımları onların başına bela olmuştur. Daha da bela olması için de Fetih 1453 filmi Amerikan sinemalarından gidene kadar Türk bayraklarını evimizin camlarına asmamız gerekiyor sanki... İnsanın içinden böyle bir eylem yapmak da geçmiyor değil hani... 

 

Tabii esas biraraya gelişler Ermeni siyasi kadrolarına iyi bir cevap niteleğindedir. İşte buna iyi cevabı vermek için de TADF’ın desteğiyle 28 Nisan’da gerçekleşecek olan 8. “ERMENİ YALANLARINA SON” mitingi çok önem kazanmaktadır. Tabii mitingden önce yapılacak olan “Ermeni 
İsyanları” konferansı tarihi açıdan damgasını vuracaktır. O damgayı vuranın da ünlü tarihçimiz Prof. Dr. Türkkaya Ataöv olduğunu söylersek... Bu konferansın ne kadar önem kazandığını şimdiden hatırlatmamız yerinde olur. Bunun yanında, böylesi güzel organizasyonları yapan TADF’ı ve onları yönetenleri de buradan tebrik etmemiz gerekiyor. 

 

Bu konferansta çok ilginç detaylar mutlaka ortaya çıkacaktır. Ve öylesine belgelerle tarihi gerçekler gözler önüne serilecektir ki,  daha şimdiden heyecanlanmamak elde değil. Bunun yanında Ermeni lobisinin ve bir onun kadar Türk düşmanı olan Yahudi lobisinin ortaya atmak istediği ne bir belgeleri vardır... Ne de bir tutarlı gerekçeleri... Sadece ve sadece siyasi ağırlıklı bir kararlar mekanizmasıyla tarihi değiştirmeye çalışmaktan öteye gitmeyen bir saçmalıklar peşinde koşmaktadırlar. Ve bunun peşinden o kadar gidiyorlar ki... Ne bir arşive saygı duyuyorlar... Ne de tarihi
belgelere... Onlar için önemli olan sadece yalan - dolanla kafaları bulandırmak ve Türk düşmanlığına taraf aramak... 

 

Ama ne olursa olsun insan yine de şaşırıp kalıyor. Bir yerde de kendi kendimize şunu söylüyoruz: “...Yahu bu asalaklar Türkiye’ye bu kadar
asılıyorlar, iyi de... Neden tarihi belgelerle karşımıza çıkamıyorlar?..

Neden arşivlerini açmazlar?..

Neden Türkler’den bu kadar korkarlar?..

Korkarlar, çünkü atalarına karşı da yalancılık yaptıklarından ve bu yalanlarını ortaya çıkaranın da Türkler olduğundan dolayı...

Hangi yalanlar mı?..

Şunlar: “...Ermeniler Osmanlı hükümdarlığında çok önemli görevler almışlar. Hatta bakanlık düzeyinde bulunmuşlar. Ama bugünkü Ermenilere
sorarsanız sanki Ermeniler Osmanlı hükümdarlığı döneminde hep dayak yiyorlarmışcasına bir izlenim yaratmaya çalışmaktalar... Ayrıca Osmanlı hükümdarlığında rahat ve huzurlu bir şekilde yaşayan Ermeniler, aniden Rusların kışkırtıcılığıyla, Fransızların da fitneciliğiyle itilaf devletlerinin askeri elbisesini giyerek, ekmek yedikleri Osmanlıya karşı kalleşçe arkadan silah sıktılar... Ne yani, biz de isyancı Ermenilere, (buyrun, bir de şuraları basın ve yakıp yıkın) mı demeliydik?..”

 

O tarihte Osmanlı topraklarında yaşayan Ermeni isyancılar bu fitneciliklere alet olunca, insanın aklına şu atasözü gelmektedir: “Koynumda yılan besliyormuşum da haberim yokmuş.”

 

Evet... TADF’ın önderliğindeki konferansa ve mitinge katılmak, Fetih  1453 filmine gitmek, Türk’ün duruşunu göstermesi bakımından çok
önemlidir.

 

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk