Amerikali Turk

Yazarlar

Ortadoğu Ve Suriye Olayında Savaş Senaryoları Masada!

(1 votes, average 5 from 5)
April 11, 2012 8:24 PM

okkes agaogluBUGÜN Suriye yavaş yavaş Ortadoğu’yu kaşımakta. Hatta öyle ki, neredeyse lideri olan Esad, kendi halkını “kendi özgürlüğüne” değişecek kadar da zalim. Düşünün bir kere, adam ülkesindeki zavallı  halkına silah çekiyor. Tankların top atışlarıyla mahalleleri ve binaları dövüyor. Keskin nişancıları kiralayarak adeta Suriyeli halkına karşı atış talimi yaptırıyor. Ölüm saçıyor.

Hiç bu kadar gaddar ve zalim bir lider olabilir mi?..

Üstelik ülkesinin konumu ve yapısı bu kadar risk taşıyorken... Bir de bunlar yetmiyormuş gibi, masum halkına çevrili namlularla  koltuğunu korumaya çalışıyorken... Ve arkasından da şu sözleri söyleyerek kendini savunuyor: “...Efendim Türkiye sınırına kaçanlar  teröristtir. Bize silah kullanıyorlar. Türkiye de onlara yardım ediyor...”

 

Şimdi bu konuda Esad’a, “Oha... Dur bakalım orada” dememiz gerekmez mi?..

 

Eğer konu teröristliğe, zalimliğe gelirse; onu Esad daha iyi başarıyor. Hatta bu işin uzmanıdır da. Ama esas konu Türkiye ve dış ülkelerin kendisine olan bakış açısı değildir. Esas konu, kendisinin halkına bakış açısıdır. Zaten halk babasından ne gördü ki, oğlundan
görsün. Bir defa rahat yüzü yoktur Suriyeli vatandaşlara. 

 

Varsa - yoksa Esad ailesinin fertleri ve yıllarca ceplerine indirdikleri dolarlar ve eurolar. Şahıslarına ait onlarca ev ve malikhane var. Halkı fakirlikten ağzı kokarken, Esadlar bir eli yağda - bir eli balda saraylarda keyif çatıyorlar.

 

Ama iş dönüp - dolaşıp siyasete gelince bambaşka bir görüntüye bürünüyorlar. Aile yapılarına ve geçmişlerine bakıldığında, tarih bile
Esadları affetmeyecek kadar satırlara boğmuştur. Baba Esad’ın aynı uyguladığı gibi katliamlar yapmaya devam etmektedir.

 

Fakat işin tuhaf yanı, herhangi bir yabancı bir ülkeyle savaşmıyor. Bilakis kendi halkıyla savaşıyor. Hatta çoluk - çocuk ne kadar insan
varsa hepsini analı - babalı öldürüyor. Bunun adına da, “Teröristlerle savaşıyorum” diyor.

 

Bir insan halkına silah çekecek kadar ahmak ve aptal olabilir mi?

Ama Esad ailesiyse, olur. Hem de ailece olur.

ANNAN PLANINA KARŞI RUSYA VE ÇİN KARTI ESAD’I KORUSA DA...

Oğul Esad, yaptığı hainliklerle vatandaşlarının sınır komşularına kaçmalarına neden olunca, taktik değiştirmeye karar vererek aklınca
akıllı davranarak sıyrılmaya çalışıyor. Ama bunu başaramaz. Çünkü Suriyeli halkı korumak ve onları himaye etmek sınır komşularının
olduğu kadar Türkiye’nin de kabul edeceği bir olaydır.

Ama gelin görün ki kaçanları terörist ilan etmekten de öteye giden Suriye, kadın ve çoluk - çocuğu terörist ilan edecek kadar yanlış
yaparak müttefik arayışına girmiştir. Tabii haliyle Rusya ve Çin en baştadır. Buna bir de İran’ı ekliyor ve dünya ülkelerine yaptığı
katliamlar için vakit kazanarak kendini sağlama almaya çalışıyor.

 

Oysa Türkiye, dün Çin’e yaptığı ekonomik ziyaretlerle Suriye konusunu aşarak kendine müttefik etmiş sayılır. Arkasından Rusya da Birleşmiş Milletler’in kararlarına bakarak yumuşama göstermiş ve o eski sert demecini Suriye topraklarına gömmüştür. Çünkü yarın - öbürgün bir tek Suriye için müttefik olmak ve dünya milletlerini karşısına almak Rusya ve Çin’i düşündürmektedir. İran da aynı düşünce potasında olduğu için nükleer toplantısının İstanbul’da yapılmasını kabullenmiştir.

 

DEVREYE AMERİKAN SİYASETİ GİRMEZ Mİ?..


Tabii bu tüm gelişmelerin yanında orta sahaya yine Amerika çıkacaktır. Çünkü bu, onların asıl görevidir ve hiç de boş durmazlar. Bir defa bu işlerde maşallah maharetlidirler.

Nasıl mı?..

Doların gücü bütün dünyayı salladığı için, Amerikan merkez bankasının belirleyeceği faiz oranı bir defa bütün dünya milletlerini acı acı
düşündürmektedir. Böyle düşünmelerinin sebebinde ise, yapay krizlerle dünyanın canına okumak vardır. 

 

Kim ne derse desin, Amerika; bu konuda yine bildiğini okuyacak ve dediğim dedik deyip senaryoları masaya yatıracak. Bunun adına da “demokrasi” diyecek ve eyleme girişecek. (Tıpkı Irak’ta olduğu gibi.) Çünkü, Bush’un bir zamanlar “Şer Üçgeni” dediği ülkelerin bir ayağı olan Suriye, Amerika’yı oldum olası rahatsız etmiş ve düşündürmeye başlamıştır. İşte tam da bu sırada Türkiye, demokrasi açılımı yapan Esad’a yaptığı ekonomik ve siyasi yardım ve öğretiler oldukça iyi yolda olduğundan dolayı Beyaz Saray’ın hırçınlığı stop etmiştir.

 

Ama ne yazık ki bugün demokrasiyi bir türlü öğrenemeyen, kabullenemeyen ve nimetlerini düşman olarak kabul eden Esadlar, bir
kez daha yalnızlaşarak hırsını halktan çıkarmaya çalışmıştır.  En çok güvendiği Rusya ve Çin, bugün yavaş yavaş Birleşmiş Milletler kararlarını barış adına diplomatik tavırlarla kabullenmeye başlamışlardır. Çünkü Rusya her ne kadar Birleşmiş Milletler’i destekleyen ülkelerle ekonomik bağları varsa, bunları tehdit olarak kullanıp köşeye sıkıştırmaya çalışacaktır. Aynı şekilde Çin de bunu yapmaya çalışacaktır. Hele ki İran, bunu yapmaya dünden hazırdır.

 

Ama unuttukları bir şey vardır: Amerika.

Dünyanın başına bela olan Amerika, yine aynı şekilde dünyaya bela olmak için müttefiklerini diplomatik çabalarla yanına çekerek
Suriye’yi yalnızlaştıracaktır. Örneğin Suriye konusunda İran’la ve aynı şekilde Rusya ile ters düşen ülkelerin kayıplarına destek olmak
için kesenin ağzını açacaktır. Maddi yardımlarda bulunarak Suriye’ye ve akabinde buna bağlı olarak da Rusya ve İran’a ağır bir fatura
çıkaracaktır.

 

Savaş durumunda doların yükselmesine dayanamayan ülkeleri koruma programına alacak olan Amerika, Rusya ve İran’a iyi bir ders vermek isteyecektir. Ama kurunun yanında yaş da yanar misali ekonomik yapısı zayıf olan ülkeleri de finans desteğiyle ayakta tutmaya çalışacaktır. Tabii bu bir senaryo.

 

Bir başka senaryo da, İsrail’in durup dururken İran’a saldırarak Ortadoğu’da kazanı iyice ateşe vermeye başlaması olacaktır. Türkiye’nin Suriye’ye girmesini veya Birleşmiş Milletlerin onayıyla barış adına Şam’a müdahale etmesini fırsat bilen İsrail’in Tahran’a
füze göndermesi ne derece doğru olur?

 

Bu konuda sürekli nabız yoklayarak yarayı kaşımaya çalışan İsrail yarasası, sürekli Beyaz Saray’a mesaj gönderiyor. Hatta bir keresinde de, basına öyle bir haber servis edildi ki, içeriğinde savaş senaryosunun gözdağı bile vardı. Bakın haber aynen şöyleydi: “...AP haber ajansına konuşan ABD’li bir istihbaratçı, İsrailli yetkililerin, ‘ABD’nin saldırıyı engellemede başarısız kalmakla suçlanmasını
önlemek’ amacıyla saldırı öncesi ABD’yi uyarmama kararı aldıklarını kendilerine ilettiklerini belirtti. İsrailli savunma yetkilileri de
İran’a saldırı düzenlemek konusunda alınmış bir kararın bulunmadığını vurgulamalarına karşın, İran’a yönelik yapılacak operasyonun öncesinde ABD’nin uyarılması gibi bir planlarının bulunmadığını doğruladı.”

 

Yani, bu hem İran’a karşı İsrail’in psikolojik bir savaş taktiği oluyor... Hem de “Amerika benim işime asla karışamaz. İstediğimi
yaparım” çıkışıyla Yahudi lobisinin gücünü göstermeye çalışıyor. Bunların hepsi bir oyun. İsrail hiçbir zaman Amerika’dan habersi İran’a saldıramaz. Diyelim saldırdı, ona kim lojistik yardım yapacak?

 

Tabii ki Amerika.

Demek oluyor ki Suriyeli Esad’ın beyni bunları düşünemese de, onu düşündürecek olan halkının iç çatışmalardaki özürlüğünü kendi
özgürlüğüne değişmesidir. Yani Esad, kendisi yüzünden dünyanın birbirine gireceğini bilse de –Ki çok iyi biliyor– halkını sokağa
atacak kadar zalim bir liderdir. Dünya liderleri her şeyden önce ülkesinin ekonomik yapısını ve ticaretini düşünmesi gerekirken...
Esad(lar)ın keyfi politikaları, sonlarına getirmede takvimi hızlandırmaktadır. Ama onlar, bunu asla kabullenmezler.

 

Halkına zulüm edenler, ne olursa olsun (ister 5 sene - ister 10 sene geçsin) mutlaka bir yerde hata yaparak, yaptıklarının bedelini
öderler. Bazı dünya liderlerinin olumsuz politikalarında ve yaşantılarında bunları gördük ve yaşadık. İnşallah Suriyeli halk fazla
zalimlik yaşamaz ve bir an önce Esadlar’dan kurtulur.

 

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk