Amerikali Turk

Yazarlar

Esad Yeni Bir Suriye Sınırı Çizebilir, Birleşmiş Milletler Baskısı Şart!..

(1 votes, average 5 from 5)
April 16, 2012 11:45 PM

okkes agaogluSINIRIMIZDA bizi epey zamandan beri rahatsız eden Suriye, yavaş yavaş sorun olmaktan çıkmasını her vesileyle dilememize rağmen maalesef daha da başımızı ağrıtmaya başladı. Bir de bu yetmiyormuş gibi, saçma sapan demeçler kullanarak Türkiye’yi “bize saldırıp işgal edecek” dümeniyle yaygara çıkarmaya çalışıyor.

Halbuki Esad’ın bu açıklamaları birer amaç olarak karşımızda sırıtıyor.

Nasıl mı?..

1– “Türkiye bize saldıracak” diye kendini uluslararası camiada haklı çıkarmaya çalışıyor.

2– Halkın sokaklara çıkmasını engellemek için sınır güvenliği dümenine yatyor.


3– Türkiye sınırına kendi askerlerini yerleştirmeye çalışarak, güya aklınca ülkesinin huzur içinde olduğunu... Türkiye’nin saldıracağını
yaymaya çalışıyor.

4– Türkiye’ye kaçışları engellemek için bu tür operasyonel hareketler yapıyor.

5– “Muhalifler silaharını bırakmıyor” diyerek askerlerini kışlasına çekmiyor.

İşte bu beş madde öylesine içerikleri ve bilgileriyle dolu ki, (değil barış anlaşmasını gündeme almak) aksine ne barışı ve ne de  muhalifleri masaya almamak için ellerinden gelen her türlü dümeni kullanmaya çalışıyor.

Kullanıyor da.

Fakat bunları kullanırken hesap edemediği bazı siyasi güvenlerin “Bugün arkamda olanlar yarın olmayabilir” diye düşünerek hareketlerini sınırlamayı hesap edememektedir. Ama her ne kadar hesap etse de - etmese de görünen o ki, Suriye lideri, bugün - yarın bu ayaklanmalar  onu sanık sandalyesine oturtacak. Çünkü her ne kadar bugün zayıf halkına karşı ağır silah gücüyle ayakta
durabiliyorsa, yarın veya öbürgün bu gücün gittikçe kan kaybedeceğini hesap etmelidir. Etmezse –Ki bugün bu ayan - beyan ortada– suç unsurlarının ve eylemlerinin hiçbir affedici yanının olmadığını elbet görecek. İşte o zaman iş işten geçmiş olacak. Ama ne olursa olsun Esad, bugün bunları mutlaka hesap etmelidir.

İRAN VE RUSYA GÜVENCESİYLE HAREKET ETMEK SİYASET ADINA RİSK TAŞIMAKTIR!..

Suriyeli Esad, kendi iç meselesini terörizme benzetip uluslararası camiaya “Ben haklıyım” dedirtmeye çalışıyor. Hatta kendini
affettirmeye çalışıyor... Bunu yapmaya çalışırken de, Birleşmiş Milletler’de her ne kadar siyasetini haklı göstermeye çalışsa da...
Aynı şekilde Birleşmiş Milletler bünyesinde Suriye’ye dokunulmazlık kazandıran ülkelerin yaptıkları da bir o kadar hatadır. Çünkü bir gün bu gibi olaylar kendi ükelerinde de meydana gelirse, işte o zaman hiçbir ülke Birleşmiş Milletler bünyesinde kendisini korumayacak. Hatta korumadığı gibi, yarın - öbürgün onun siyasi kadrolarının lağvedildiğini görebilmek için, o ülkenin muhaliflerine yardım edecektir.

Bugünkü sıkıntılı Ortadoğu meselesinde Türkiye’nin yeri, her zamanki gibi kilit anahtar rolündedir. Bu kilit anahtarın dışında kalmak da
hatadır... İçinde bulunmak da... Çünkü sınırınızda olup bitenler için, “Banane... Bu benim sorun değil. Derdi olan kendisi halletsin.
Beni zerre kadar alakadar etmez” de diyemezsiniz. Çünkü o ülkede bilakis bir “Türk düşmanlığı” körüklenmiş durumda.

Oysa daha düne kadar “Batı’ya yaklaştık. Çünkü Türkiye Batı dünyasının en yakın müttefiki. Biz de yakın sınır komşusu olduğumuza göre, Suriye de kendini Batı’ya yaklaşmış kabul ediyor” diyerek iç ekonomik dinamiklerini buna göre hazılamadı mı?..

Ayrıca Şam, Türkiye ile olan ticari anlaşmaların temelinde Avrupalılık ve sınır komşluğu heyecanını taşımıyor muydu?..

Taşıyordu elbette.

Ama bugün ne bir Batılı olmanın heyecanını bünyesinde hissediyor. Ne de Türkiye ile olan ilişkilerinde kötü giden ticari anlaşmalar aklına geliyor...


Varsa - yoksa iktidar hırsı...

Varsa - yoksa baba inadı...

Ve varsa - yoksa sıkıntılı hayatı yaşatmak.

Evet... Yanlış okumadınız, sıkıntılı hayatı bilakis yaratıyor Esad...

Neden mi?..

Çünkü Baas yönetimiyle başta kalmak isteyen ülkelerin siyasi sistemleri sürekli savaş senaryoları yaratmaktır. Üstelik bu
senaryolar bazen de halkının üzerine ölüm kusmaktadır. Bugün Suriye’de olduğu gibi.

ANNAN PLANI VE TÜRKİYE MESELESİ...

ANNAN’ın barış planı, yürürlüğe girecek mi bilinmez ama girmeden önce Suriye’nin tankları tamamen kışlasına dönmek zorunda. Eğer dönmezse işte o zaman bu barış planı (barış olsa da - olmasa da) halktan yana işleyecek ve bazı şartları da masaya yatırılacak cinsten.

İşte o şartlar, bugün “Annan Planı” adı altında olan maddelerin değil... Aksine o maddelerin daha da yaygınlaşmış haliyle Suriye
sokaklarında hissedilmesi düşünülmekte. Eğer Esad rejimi barış planı çerçevesinde ordusunu susturmayı başaramazsa –Ki başaramıyor– işte o zaman halkının karşısında birebir kalacağını artık bugünden itibaren düşünmesi gerekiyor.

 

ESAD, BARIŞ PLANINA EVET DİYEREK KENDİNE YENİ BİR ÜLKE Mİ KEŞFEDİYOR?.. 

 

Bugün Esad rejimi, “Ben en büyüğüm. Ben ne dersem o olur” diyerek halkını sürekli sokaklarda öldürmesi dünyayı rahatsız ediyor. Ama
Suriyeli lider, “Bunlar terörist” diyerek gucaktaki çocukların öldürülmelerine hiçbir şey demiyor. İnsan, “Kardeşim, küçücük çocuklar
da mı terörist? Onlar evin bodrum katlarına kaçıyor, senin askerlerin onları dışarı çıkartıp egolarını tatmin etmek için kurşuna diziyor. Bu
mu teröriste karşı savunma? Bunlar mı terörist? İnsan ülkesinin mini mini çocuklarına terörist der mi?..” diye soru sormaz mı?..

Aslına bakarsanız Esad’ın bu hareketleri hep kandırmaca. Bu kıyımları yaparken esas maksadını saklayan Esad rejimi, bu kez de dünyanın karşısına “İşte benim yeni ülkem” diyerek farklı sınır çizgilerinden oluşan bir yeni Suriye’yi çıkarabilir.

Daha doğrusu Esad gibi tipler, değil ülkesinin sınırlarını korumak ve bütünlüğünü sağlamak için çarpışmayı düşünecek... Aksine o sınırları değiştirebilmek ve kendine küçük bir ülke yaratabilmek için, “Bu benim küçük ülkem. Bu ülke yeni bir Suriye ve dünya milletleri onu tanımalıdır...” diyecek kadar halkını düşünmeyen zalimlerdir. 

İşte o zaman Rusya, Esad’ın bu planına yüzde yüz evet diyecek ve desteğini devam ettirecektir.

Neden mi?..

Çünkü Esad Suriye’si, İran’ın kalkanı durumunda yerinde durmaktadır.

Peki kime karşı kalkan?..

Tabii ki İsrail’e karşı...

Suriye, İsrail’i oyalama görevini üstlenmiş vaziyette. Ortadoğu’daki bazı hareketlilikler bazen hem İsrail’in işine gelmektedir... Hem
İran’ın... Ve hem de Rusya’nın... Moskova’nın burada esas amacı, Amerika’nın bazı oyunlar oynayarak İsrail’i Ortadoğu’ya bela etmesini ve el altından desteklemesini kontrol altına alabilmek ve de Şam’ı desteklemek. Ama şu var ki el altından olmasını görmenin ve sezinlemenin pek o kadar da önemli olmadığını söylemek gerek. Çünkü açık ve bariz bir şekilde Filistin’de kan gövdeyi götürürken görmezden gelen Amerika’nın... Diğer Arap ülkelerinde ve yakın tarihte gelişen Batı ülkelerindeki baskıları cin gibi görmesi ikiyüzlü politikanın eserini kanıtlamakta.

Nükleer güçler, Suriye’yi ileriki tarihlerde birçok komplo teorileriyle Ortadoğu’ya yeni planlar çerçevesine alabilirler. Büyük Ortadoğu Projesi’ni daha farklı ve daha detaylı duruma getirerek ve Ortadoğu’ya yeni şekiller getirerek sınırlarda oynamalar da yapabilirler. Onun için bunların hepsi her ne kadar teori olsa da, Türkiye’nin geleceği açısından tehlike arzetmektedir. Hele bir de o bölgede terörist grupların yuvalanmalarına müsaade eden Suriyeli Esad’ın politikaları gündemdeyken... Ankara bu olasılıkları mutlaka masaya yatırmalıdır.

 

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk