Amerikali Turk

Yazarlar

Atatürk’ü, Bugün Ortadoğu’ya Baktığınızda Daha İyi Anlarsınız!..

(1 votes, average 5 from 5)
April 20, 2012 11:12 PM

okkes agaogluDÜNÜN Türkiye'si çok zor şartlar altında yaşamaya çalışıyordu. Anadolu insanı, emperyalist güçlerin esaretine girmemek için ellerinden geldiğince hayatlarını korumaya çalışıyorlardı. Çünkü adı Osmanlı'ydı. Onun döneminde liderlik sadece Osmanlı'ya aitti. Dünyaya hükümrandı. Tabii o muhteşem yaşam ve zaferlerle dolu savaşların ardından düşman olan Batı alemi ve diğerleri, Osmanlı'nın çöküşünü fırsat bilerek dosthane görüntüsü içinde İstanbul Boğazı'na üşüşmeye başlamışlardı. Son Osmanlı padişahının teslimiyetiyle Anadolu'nun artık çökeceğini düşünen istila güçleri, son Osmanlı kalesi (İstanbul'u) fethederek galibiyetlerini hemen ilan etmeye başladılar. Çeşitli kanunlar ve kararnameler çıkararak Osmanlı'nın resmen bittiğini ve Batı'nın boyunduruğuna girdiğini ilan ettiler.



Aslında bu, onların yapay bir sevincidir. Çünkü unuttukları bir isim vardı. O da Mustafa Kemal Atatürk'tü. Canını dişine takıp hayatını tehlikelere atan bu yüce insan, emperyalist güçlerin başına bela olmuştur. Ve bu bela olmayı ispatlamak için de gizlice Anadolu'ya gider. Sonrası malumunuz, büyük zaferlerle dolu savaşlar ve planlar. Hayati kararlar ve Türkiye'nin tekrar kendini kurtarması.



Bu yapılanları bir hiç olarak görmek isteyen Batılılar, bugün tekrardan Türkiye'nin üzerine üşüşmeye başladılar. Örneğin Fransız Sarko'nun yaptığı saçmalıklar, bugünkü Türkiye'nin hak etmediği yalanlara muhatap ettirilmesi... Atatürk'ün kendilerine mağlubiyeti tattırdığı savaş alanları... Bunları hazmedemeyen Batılı güçlerin amacı ise, elbette Ata'nın yurduna tekrardan üşüşerek geçmişteki yenilgilerini zafere dönüştürebilmektir.



Bunu nasıl yapacaklar?..

Tabii ki ekonomik güçleriyle.

Batı anayasası dümeniyle Türkiye'nin ayaklarına paranga vurarak.

"Demokratik parlamenter sistemin temeli bizde" diyerek daha çok bize haksız saldırılar yapıp bu sefer bizi kendi masalarında yenik düşürmekle...
İşte tüm bunların zemeninde, demokrasinin çok büyük bir nimet olduğunu... O nimeti bize yıllar önce tattıran büyük komutan Atatürk'ün olduğunu... Osmanlı'nın o zenginlikte başaramadığını, yoktan var eden Atatürk'ün bunu nasıl başardığını dünya alem bilmekte.



ATATÜRK'ÜN HEDEFİ, BİNLERCE YIL ÖNCE YAPILAMAYANI YAPMAKTI!...

Türkler, Ortaasya'dan çeşitli nedenlerle göç ederek Anadolu'ya yerleştikleri andan itibaren yükseliş çağına giren imparatorluklarımız, son Osmanlı'ya kadar muhteşem bir yaşamla hayatını devam ettiriyordu. Ama ne zamanki çöküş devri başladı, işte o zaman (zor da olsa) Türkler, kendi kimliğini korumaya mecbur kaldı. Bu esnada demokrasiyi seçen ve çoğulcu parlamenter sistemin faydalarını halkına iyi anlatmaya karar veren Atatürk, Arap dünyasında pek sevilmemeye başladı.



Ortadoğu alemi Atatürk'ü şu iki nedenden dolayı suçluyorlardı ve bu da apaçık ortadaydı.

Birincisi: Hilafeti kaldırmasıydı.

İkincisi: Demokrasiyi getirmesiydi.

Bunun yanında Türkler, dini konuda da Araplardan daha farklı ve daha duyarlı bir millet olduğumuzu tarihi gerçeklerle ve araştırmalarla ortaya koymuştur. Örneğin Türkler'in (Göktürk'ler) ismini almasının nedeni, daha dünyaya İslamiyet inanışı gelmeden önce gökte bir tanrının olduğunu düşünmesiydi. Ama geçmiş dönemde yaşayan Arapların putlara tapması Hz. Peygamberimize kadar devam ediyordu. Hz. Muhammed'in varlığında ve yaşandığı günlerde de devam ediyordu. Ve Peygamberimiz, Arapların yanlış inanışlarına ve diri diri kız çocuklarını toprağa gömmelerine dur diyerek yanlış yolda olduklarını onlara bildirdi. Ayrıca onlara Allah'ın koyduğu yasakları öğreterek İslamiyeti kabul ettirdi.



TÜRKLERİN İSLAMİYETE EVET DEMELERİNE" İSLAM TARİHİ" ŞU BİLGİLERİ VERMİŞTİR...

"Dünya Tarihinin Dönüm Noktası...

Türkler’in İslam dini ve Müslüman Araplarla tanışmasına vesile olan "Talas Savaşı"ndan Çin Ordusu karşısında zorlanan Müslümanların yardımına Türk süvarileri yetişmiştir. Savaşı izleyen Karluk beyinin emriyle savaş alanına giren Türk süvarileri karşısında neye uğradıklarını şaşıran Çinliler Talas Savaşı’nda yenilgiye uğramışlardır. Bu savaşın ardından islamiyet Maveraünnehr’de kalıcı hale gelmiş ve Türkler de uzun zaman Çin tehlikesinden kurtulmuşlardır. 



Bölgeye adım atan Müslüman Araplar, Türklerin yüksek ahlaklarını, idarecilik ve savaştaki üstün meziyetlerini yakından tanıma imkanını bulmuşlardır. Bu savaş sonucunda, Türklerin Müslüman Arapları, Arapların da Türkleri tanımasına neden olan "Talas Savaşı" dünya tarihi için bir dönüm noktası olmuştur. 



Talas Savaşı’nın ardından kitleler halinde İslam dinine geçen Türkler, iddia edilenlerin aksine hiçbir zorlama ile karşılaşmamışlardır: 
"Türkler, İslamiyeti samimi olarak, kendi istekleriyle, hiçbir zorlama ve dış baskı olmaksızın kitle halinde kabul edince, tarihlerinin yeni bir devresine ayak basmış oluyorlardı… " (Yılmaz Öztuna, Türk Tarihinden Yapraklar, s47)..."



TÜRKLERİN ORTA ASYA ÖZELLİĞİ...

Türkler,  Ortaasya'dan geldi ve İslamiyet'i severek kabul etti. Peygamberimiz ise Araplar'a kendi topraklarından geldi. Biz Türkler Peygamberimizi sevdik ve inandık... Düşüncelerine saygı duyduk... Kur'an-ı Kerim'i sevdik ve inandık... Allah'ı binlerce yıl önce bilmesek de gökte olduğunu kabul ediyor ve inanıyorduk. O yüzden de adımıza "Göktürkler" denilmiştir. Ortaasya'dan başlayıp Batı'ya doğru göç edişimiz devam ettikçe, aşiret boylarımızla birleşerek, dünyaya kafa tutan büyük bir imparatorluğu kurduk.



Bu çağdaş dünyada "Biz de varız" demek için demokrasiyi kabul ettik ve bilim ile teknolojiye ulaşmayı gerçek bir savaş olarak kabullendik. İşte bugünlere bizi getiren ve demokrasiyi var etmek için canını dişine takarak hayatını Türkler ve Anadolu için feda eden Atatürk'ü anlamamız için, Ortadoğu ülkelerine bakmamız yeterli olacaktır.



Bugünkü Arap aleminde kadı sistemi hukukun yerini almışken, Türkiye bunu asla kabullenemez... Artık bu devirde kılıç ve kalkan olmaz. Olsa da fazla yaşayamaz... Artık bu devirde "Padişahım çok yaşa" olmaz. Olsa da fazla yaşayamaz... Artık bu devirde "Hilafet" anlayışı hiç olmaz. Olsa da fazla yaşayamaz... Am inatla bu sistemleri yaşatmaya çalışan bugünkü Arap aleminin sultanları ve emirleri, Baas sisteminin yanlışlıklarla dolu hatalarından dolayı tek tek düşmekte ve ülkelerinde iç savaşa neden olmaktadırlar.



Halbuki bu inatları ve Baas rejimini inadına savunmaları (tabii sırf ceplerini doldurmak için) hem ülkesine... Hem halkına ve hem de kendilerine zarar verecektir. 

Veriyor da... 

Demek oluyor ki, demokrasinin nimetleri hem kendileri için önemlidir, hem de halkları için önemlidir. Ama bu önemin yerine kendi özel hayatlarını önemli kıldıkları için demokrasiden korkan Araplar, bugün yanlışlarını anlamaktalar. 



Ama iş işten geçtikten sonra neye yarar.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk