Amerikali Turk

Yazarlar

Atatürk, Hilafeti Ve Saltanatı Kaldırdı, Kötü Mü Oldu?..

(2 votes, average 1 from 5)
April 23, 2012 10:49 PM

okkes agaogluGENELDE Atatürk'e gelen eleştirilerin özünde din soruları ve kişisel yaşam düşünceleri vardır. Fakat bize sorarsanız, şu iki unsur daha çok ağırlık kazanıyor: Birincisi Osmanlı'nın defterini kapaması. İkincisi de Arap boyunduruğundan kurtarmasıdır. Birinci nedenden yola çıkarsak eğer, Osmanlı defterininin kapanmasının bir zorunluluk olduğunu kabul etmekten başka bir şey olmadığını daha iyi anlarız.



Mesela, son çöküş dönemine giren Osmanlı'nın istila güçlerine karşı bir şey yapamayışının nedenini Atatürk'e bağlayanlar dahi var. Oysa Atatürk, tarihi hataların bir daha gündeme gelmemesi açısından Osmanlı İmparatorluğu'nun defterinin kapanması yönünde tavır almış ve bunu uygulumaya koymuştur. Çünkü eğer ki Osmanlı'nın devamı modern ve çağdaş yüzyılda da devam etseydi eğer, bugünkü Osmanlı Türkiye'sinin durumu, tıpkı Ortadoğu ülkelerindeki Arap aleminin bir benzeri olacaktı.



Kimbilir, belki de daha kötü olacaktı. Çünkü bir ülkenin geleceği, modernleşmeden yana ağırlığını koymasıyla eşdeğerdir. Bunu yapamayan ve kendini yenileyemeyen bir ülke ve onun ulusu, ilerde Avrupa'nın kölesi durumuna düşer. Bunu zaten bugün bile yapmaya çalışıyorlarsa bunun nedeni, Osmanlı'nın torunları olduğumuzdandır.

İkinci nedene gelince... Arap aleminin kültürel boyunduruğundan kurtulmamızın önemle vurgulanmasıdır. Çünkü Arap tarzı yaşam stili, tıpkı Osmanlı'nın kendini yenileyememesi kadar önem arz etmektedir. Bakın bugünkü Arap alemine. Hem de bütün Arap uluslarına. Bir ülkede örneğin Mısır ve Tunus'ta ayaklanma olunca, hemen diğer Arap ülkelerine de sirayet ederek halk ayaklanmaları yaşandı. Hala da yaşanmakta.



Neden?..

Çünkü modern dünyaya ayak uyduramamanın ezikliğinden. Ama bu ezikliği daha çok halkları çekmekte. Fakat işin enteresan bir yanı da var. O da şudur: Osmanlı'ya hayran olanlarımız elbette bugün de vardır. Ama Arap alemindekiler Osmanlı'ya asla hayran olmazlar. Bugün Osmanlı'ya hayranlığın Arap kültürünü daha yakın hissettirmesine bir şey demeyen bazılarımıza karşı... Arapların Türkleri uzaktan mecburen sevdiklerini sakın unutmayın. Eğer sevdiklerini söyleyenler varsa, o ülkelere veya kişilere şu soruyu sormak gerekir: "Madem Türkleri ve Türkiye'yi seviyorsunuz, o halde neden Kıbrıs'ı tanımıyorsunuz?"



Gerçi konunun dışına çıkmış olsak da, inanın siyaset denen illet, bütün mekanizmaları politik de olsa içine alır ve gündemine koyar. Osmanlı, Arap ve Türkiye derken, Kıbrıs meselesi de hemfikir düşüncesinden dolayı siyasi sıralamaya girer ve bize bunu hatırlatır.



Ama bugün bazıları da vardır ki, saçma sapan konuşmalar yaparak aklınca Türkiye'yi Ortadoğu arenasında tehlikeli bir ülke halinde görmeye çalışır. Aslında kendisi biliyor ki Türkiye'nin tehlikeli olma açısından ne bir niyeti ve ne de bir düşüncesi vardır. İşte o bazıları dediğimizin en başında Irak Başbakanı Nuri El Maliki gelmekte. Bakın Maliki Türkiye'ye ne demiş: "Türkiye bölgede düşman haline geliyor."

Hadi buyrun. Ayıklayın pirincin taşını bakalım. Neresinden bakarsanız bakın, demeç hatalarla dolu. Bir defa Maliki eğer illaki düşman arıyorsa, bunu Türkiye'de değil, Amerika'da aramalı. Irak'ı vuran Bush'a hesap sormalı. Türkiye'ye baskı yaptığı halde sınırını Amerikan askerlerine kullandırmayan ve Irak'ı bir nebze olsun koruyan ve de tezkereyi Meclis'ten geçirmeyen Ankara hükümetlerine saygıyı unutmamalı. Yoksa bugünkü demeç ne bir diplomatik terbiyeye, ne de olgunluğa yakışmıyor.



Iraklı Maliki'nin bir başka derdi de var. O da, Irak'ta hakkında tutuklama kararı bulunan Cumhurbaşkanı Yardımcısı Tarık El Haşimi'nin bir süredir Türkiye'de bulunması. 



İşte Irak "Eğer kendi dini düşünceleriyle dolu dolu yaşayarak büyük bir ülke konumunda olsaydı, bugün bu durumda olmazdı" diyebilir misiniz?.. Ayrıca Maliki'ye şunu söyleyelim: Madem bu kadar miliyetçisiniz, madem sürekli "Irak'ın toprak bütünlüğünden yanayız" diyen Türkiye'yi düşman görüyorsunuz... O halde Saddam'a neden sahip çıkmadınız?.. Eğer Maliki düşman arıyorsa, bunu hemen Türkiye diye isimlendirmeden önce Saddam'a sahip çıkarak ülkesine istila güçlerini sokmasaydı ya. Enteresan bir Maliki var karşımızda. Adam istila eden güçlere düşman demiyor... Ama "Irak'ın toprak bütünlüğünden yanayız" diyen Türkiye'ye karşı gereksiz ve tecrübesiz bir çıkış yapıyor.



Maliki'ye, "Sen istila güçlerine karşı düşman gözüyle bakmayarak olanları  görmemezlikten geleceğine... Körelen gözlerini iyi aç da istila güçlerine karşı durmayı öğren" demenin zamanı gelmedi mi? Ayrıca Irak müzelerini talan eden dış güçlere karşı nasıl bir savaş veriyorsun? demenin zamanı gelmedi mi?..



ATATÜRK'ÜN  FARKI NASIL DA BELLİ OLUYOR...

Bugünkü Arap aleminin dertleri başından aşmış durumda. Arap Baharı'nı kendine koz yapmaya çalışan dış güçler, sürekli Ortadoğu'yu kaşımakta. Suriye meselesinin de durumu malumken... Türkiye'yi tuzağa düşürmeye çalışanlar Ankara üzerinden oyunlar oynamakta. İşte tam da burada Ankara'nın çok uyanık olması ve kartlarını NATO ve Birleşmiş Milletler'den yana koyarak masaya yatırmalıdır. Yoksa tek başına hareket ederseniz eğer, arkanıza bir batığınızda kimseyi göremezsiniz. 



İşte Atatürk, Osmanlı'nın çöküşünün nedenlerinden biri olarak Arap aleminin boyunduruğundan kurtulmanın şart olduğunu bundan yıllar önce düşünmüş ve uygulamıştır. Çünkü Baas sisteminin ne bir getirisi vardır, ne de mantıklı bir yanı. Çökmüş bir sistemi yıllardır ayakta tutmaya çalışan Arap alemi, hala inatla halklarını ölüme sürükleyecek kadar gaddar oluyor ve ceplerine milyarlarca doları indirmeyi “bir ülkeyi yönetmek” sanıyor.


Atatürk'ü eleştirenler ve onun düşüncelerine karşı duranlar, demokrasinin ve cumhuriyet yapısının ne demek olduğunu, bugün Arap alemine bakarak daha iyi anlamalılar. "Bilemiyoruz" diyenler de, Maliki'nin ve Esad'ın yanlışları ile ülkelerini koruyamamanın hatalı politiklarındaki derinliklerinde aramalılar.

Ama Türkiye öyle mi?..

Demokrasi ile halkını özürlük kılfına almış bir Atatürk var. Atatürk’ü Arap liderlerinden ayıran en büyük ve enömli özelliği, Türk halkını sevmesidir. "Köylü, ulusun efendisidir" ifadesi, bunun kanıtı değil midir?... Atatürk, Osmanlı'yı yıkarken düşündüğü şeyin bugünkü gelinen noktaların kendisi değil midir?..



Bugün Atatürk'e karşı olanlara şunu sormak istiyoruz: "Atatürk'ün savaştığı ülkeler sanki Osmanlı mıydı?" Bir defa şu unutulmasın: Atatürk'ün Milli Macadele savaşları kimlere karşı olmuştur biliyor musunuz? Açıklayalım: 1) İngiliz, 2) Fransız, 3) Yunan, 4) İtalyan. 5) Ve diğerleri...



Tarihi okumadan, tarihi bilmeden sırf hilafeti istemek ve onu yaşamak için Atatürk'ü hiç savaşmamış gibi göstermek Çanakkale'de yatanlara hem ayıp ve hem de günahtır. Bu ülkede hilafet boşuna kalkmadı. Çünkü hilafet, yapılan savaşlardan sonra devam etseydi; yine saray içi entrikalarla eskiye dönüş yaşanabilirdi. Saltanat için, sultan olmak için akraba cinayetleri devam edebilirdi. Bunun tehlikesi de Batı aleminin geri dönüşüyle Türkiye'nin sonunu hazırlayabilirdi. Zaten hilafet gibi kralcılık iyi olsaydı, Batı dünyası krallığı yaşatmaz mıydı?..



Atatürk'ün "NUTUK" kitabını okumak, Türkiye'yi ve dünya milletler politikasını anlamak açısından çok önemlidir.



Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk