Amerikali Turk

Yazarlar

Türkiye’ye Ve İslamiyet’e Saldırmak Dünyada Moda Oldu

April 28, 2012 11:22 PM

okkes agaogluHER ne olursa olsun Türkiye, dünya ülkelerini hem kıskandırmakta ve hem de sinir etmekte. Nasıl sinir etmesin ve nasıl kıskandırmasın ki?.. Enflasyon hareketliliği sınırı tek hane olarak sürekli irdelenirken... Batı aleminde enlfasyon sıfır olsa da güvenirliğini yitirmiş bir topluluk sorunları tartışılıyorken...

Bu tartışmaların arifesinde, “Acaba yarın hangi Avrupa Birliği ülkesi teslim bayrağını çekecek?” diye tartışılırken... Yunanistan’ın iflasında bile bu ülkeyi Avrupa Birliği şemsiyesinden uzaklaştırmayı dahi düşünmüşlerdir. Ama iş dönüp dolaşıp Türkiye’ye gelince, “Türkiye asla bu kadar iyi olmamalı” gibisinden hareketle sürekli Ankara’yı olumsuz görmeye çalışmışlardır.

Peki ama neden?..

Bunun sebebi, ekonomik göstergelerden mi?..

Veya, Türk olmamızdan mı?..

Yoksa, Müslüman oluşumuzdan mı?..

Bize sorarsanız, HEPSİNDEN dolayı bize sinirleniyorlar. Bizi istemiyorlar. Ama yeri gelince de “Türk’ün zaferi” yağcılıklarıyla Batı alemini yanımızda hissetmemizi düşündürmeye çalışıyorlar. Hadi canım, kim kanar size. Bir defa Türkiye değil, Batı alemi sorunlu. Çünkü Türkiye’ye ve Türkler’e karşı takıntıları var. Neredeyse bütün dünya diyecek ki, “Evet... Türkiye, dünyanın gidişatını değiştirdi. Ne yaparsa yapsın, Türkiye’yi affetmeyiz...”

Hadi buyrun...

Yahu Türkiye size ne yaptı?..

– “Ekonominizi elinizden mi aldı?..”

– Hayır.

– “Avrupalıların özgür dolaşmalarını ve evcilik oynar gibi o ülkeden o ülkeye geçişlerini mi engelledi?..”

– Hayır.

– “İspanya’nın doğum sancısını mı artırdı?..”

– Hayır.

– “Avrupa’nın kredi notunu tespit eden kuruluşların kablolarına yer altından müdahale mi etti?..”

– Hayır.

O zaman biz soralım bakalım:

– “O halde nedir derdiniz?”

– “Bilmiyoruz...” diyecekler.

Ama domuz gibi biliyorlar, fakat söylemiyorlar. Sanki biz ne yapmak istediklerini bilmiyoruz da...

Fakat üstü örtülü bir hareketle konuyu dağıtmak için bu kez de, Yunanistan’ın batışından sorumlu olarak Türkiye’yi adres gösteriyorlar. Neymiş efendim, “Yunanistan çok aşırı silahlanmaya 200 milyar doların üstünde para yatırdığı için iflasa sürüklenmiş...” miş...

BİRİNCİ NEDEN AVRUPA BİRLİĞİ ÜYELİĞİNİ ELLERİNDEN GELDİĞİNCE ARKAYA ATMAK...

Dünya liderleri yine ağızlarına doladılar sözde Ermeni meselesini... Varsa da, yoksa da sözde Ermeniler... Ama amaç o değil ki... Amaçları, ülkelerindeki Ermenilerin oylarını alıp başkanlık ve başbakanlık koltuğuna oturmak... Türkiye’ye olmaz türlü hakaretler yağdırıp ülkesindeki azınlık oylarını Ermenilerden alıp (sözüm ona) politika yapmak... Buna da siyaset anlayışı demek...

İnsanın içinden “Hadi oradan, üçkağıtçı gammazcılar...” demek geliyor. Düşünün bir kere... “Sizi Avrupa Birliği’ne tam üye olarak alacağız” diyorlar... Ama arkasından yıllarca bizi kapıda bekletiyorlar. Sonra da bize şöyle gerekçeleri sunuyorlar:

– “Avrupa normlarına uyum sağlama açısından şu başlıkları derhal kanunlaştırarak yerine getirmelisiniz...”

Türkiye, bu başlıktaki açılımları yaparken, iyileştirme politikalarını da gündemine alıyor ve Avrupa Birliği sürecine katkıda bulunuyor. Ama bir bakıyorsunuz, Avrupa Birliği bu kez Türkiye’deki çalışmaların sonuçlarını beklemeden hemen şöyle bir sonuç ortaya atıveriyor:

– “Türkiye Kıbrıs meselesini çözmeden asla Avrupa Birliği’ne giremez...”

Bu kez Türkiye’nin damarına basmış olduklarından dolayı istedikleri politika da harıl harıl işlemiş oluyordu. Ama Türkiye, bu politikanın işleyişine değil, Avrupalının ikiyüzlülüğüne ağır eleştiri getirince de Avrupalı’nın şu ifadesi Ankara’ya iletiliyordu:

– “Biz Türkiye’nin her zaman Avrupalı olduğunu söylüyor ve biliyoruz. Ama (sözde) Ermeni meselesini halletmezseniz Avrupa Birliği’ne asla giremezsiniz.”

Bu sözden sonra Türkiye’nin vereceği cevap ne olacak?..

– “Al Avrupa’yı başına çal” olacak –Ki öyle de olmalı...

İKİNCİ NEDEN SÖZDE ERMENİ MESELESİYLE LİDERLİK KOLTUĞUNA OTURMAK...

Her yılın nisan ayında dünya liderleri Türkiye’ye hep bir ağızdan saldırmak için adeta coşarlar. Fikir birliği yapmış gibi, “Türkiye, büyük acılara sebe oldu” diyerekten Ankara’ya üstü örtülü hatırlatma yaparak “Ben güçlüyüm. Ben istersem seni bitiririm. Benim politikam pek serttir” dercesine ifadeler kullanırlar.

Bu ifadeleri kullanmalarının gerekçesi, “ülkelerindeki yaklaşan seçimlerde liderlik koltuğuna oturmak”tır. Ama gelin görün ki işin tuhaf yanı, bütün dünya ülkeleri neredeyse Türkiye’yi ağzılarına sakız yaparak, ülkesindeki Ermeni azınlığın oyunu almak için çaba sarfeder.

İşte tam da burada aklımıza şu geldi: “Türkiye ne kadar güçlüymüş de haberimiz yok. Koskoca Amerika, başkanlık seçimlerinde Türkiye’yi karalayarak ülkesinde seçimlerden zaferle çıkmak istiyor.”

Ya Sarko’ya ne demeli?..

Adam aklını Türkiye’yle bozmuş sanki. Yatıyor Türkiye... Kalkıyor Türkiye. Yani bundan yıllar önce kafamızda büyüttüğümüz Batı alemi bugün karşımızda o kadar küçülüyor ki, ülkemizdeki politikalardan bir şeyler kazanmak için adeta kendini paralıyor. Üstelik bütün Avrupalı liderlerin aynı düşündüklerini biliyor ve izliyorken... Nasıl olur da, biz buna “politika gereği böyle diyorlar” diyebiliriz?..

Diyemeyiz, çünkü onlar; Türkiye’nin üzerine öyle bir acımasızca gelmekteler ki, neredeyse bizi topyekün idam edecekler. Öylesine kin kusuyorlar Türkler’e.

Oysa Batı aleminin sosyal adalet anlayışı diye düşündüğümüz adil hukuk düzeni bu mudur?..

Hani medeniyet Batı’daydı?..

Hani demokrasinin beşiği Fransa idi?..

Hani kanunların en iyisi Batı’da mevcuttu?..

Hani insan hakları önce gelirdi?..

Nerede bu kurallar?..

Nerede bu kanunlar?..

Nerede bu medeni Avrupa?..

Biz söyleyelim nerede olduğunu: Medeni Avrupa artık, ükelerindeki Ermeni azınlığın iki dudağının arasında. 

Neredeyse geleceklerini Ermeni vatandaşları tayin edecekmiş gibi, sürekli onların üstünden politikalar üreterek Türkiye’ye saldırmaktalar. Oysa Türkiye, onlara diyor ki, “Açın arşivlerinizi. Açınız belgelerinizi. Açın bütün bilgilerinizi. Öyle çıkın karşımıza. Bizim bir şeyden korkumuz yok. Geçmişimizden de...”

AMERİKALI PAPAZIN KURAN YAKMA TAKINTISINI TÜRKLER YAPSA NE DERLER ACABA?..

Öyle görülüyor ki, artık İslamiyet dünyaya batmaya başladı. Çünkü son günlerde İslamiyet’e saldırmak moda haline geldi. Bakın yine o ukala ve terbiyesiz papaz bozuntusu Terry Jone, tekrar ortaya çıktı. Gerekçesi Kur’an-ı Kerim’i yakmak istemesi.

İnsan bir defa düşünür: Papaz ne demek? Papazlar ne işe yarar?

Eğer siz din adamıysanız –Ki öyle görülüyor– o zaman din adamı olarak başka bir dine saygılı olmanız gerekmez mi?..

Acaba bu eylemi Türkler yapsa ve ardından, “Sözde Ermeni meselesiyle üstüme gelirseniz İncil’i yakarım” derse ne yaparsınız?..
Biz söyleyelim: Hemen Haçlı ordusunu oluşturursunuz.

Sanki bugün durup dururken oluşturmuyorsunuz da.

Kim ne derse desin Türkiye, ne Avrupa’nın ve ne de diğer ülkelerin politik hesaplarına alet olamayacak kadar büyüktür. Tarih sandık başında değil, sandıktan önce yazılmıştır.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk