Amerikali Turk

Yazarlar

Atatürk’ün Kurduğu Cumhuriyet, Avrupa ve Amerika’da Bile Yok!..

(1 votes, average 5 from 5)
May 02, 2012 10:02 AM

okkes agaogluBUGÜN dünya ülkeleri (akıllarınca) bize demokrasiyi öğretmeye çalışıyor. Hatta sözüm ona demokrasinin nasıl olması gerektiğini... Hangi temeller üzerinde varlığını sürdürebileceğini... Nasıl bir anayasa etrafında toplanılması gerektiğini... Halka olan sorumluluk anlayışının hangi şartlar ve hangi kanunlar çerçevesinde bütünleşmesi gerektiğini... Sözüm ona, demokrasiyi bize öğretmeye çalışıyorlar.

Oysa bize ders vermek isteyen bu ülkelerin karneleri, sıfırlarla doludur. Eğer geçmişlerini incelemeye kalkarsanız, bazılarının kalleşlikler cumhuriyetini nasıl kurduğunu ve onun izinden nasıl gittiğini daha iyi anlarsınız.

Mesela!..

Fransa düne kadar neydi?..

Almanya düne kadar neydi?..

Ya Amerika! Düne kadar neydi?..

Modern dünya diye bakılan bu kıta ülkelerinin geçmişleri hep haksızlıklarla doludur. Tabii şimdi burada aynı şeyi tekrar edip durmayacağız. Yani Türkiye’yi istila etmelerinden tutun... Türkleri kıyım politikalarına kadar sürükleyen ve her şeylerinde bir gaddarlık ve vicdansızlık olduğunu... söyleyerek bilinen tarihlerini burada tekrarlamayacağız.
Ama bugün, bu ülkelerin peşine takılıyorsak, onlar gibi olmak için değil... Bilakis onlarla iyi ticaret yapabilmek için. Ama eğer içimizden biri çıkıp da, “Onlar gibi olmalıyız. Çünkü sağlam demokrasi ve sağlam ülke yasası onlarda var” derse, yanılmış olur.
Neden mi yanlış olur?..
Şunun için: Onların sağlam ülke yasası onlara işliyor. Onların demokrasi anlayışı, onlara işliyor. Kendi yasalarındaki demokratik kurallar ve mekanizmalar, başka bir ülke için çalıştırılmıyor. İşleme dahi konulmuyor. Onların demokrasi anlayışlarında bu katı kurallar vardır.

Hal böyleyken gençlerimiz Batı denildiğinde, akıllarına gelen ilk şeyin “özgürlük” olduğunu düşünmekteler. Ama bu özgürlük, onların medeni tarihlerini bilmeden, onlara benzemeye çalışmasından öteye gitmiyor...

Elbette gitmez de.

Oysa Atatürk, modern dünyanın temel taşları olarak Batı’yı adres gösterdiğinde, bunu; yasaların halka uygunluğu yönünden söylemiştir. Yoksa bugün medeni diye düşündüğümüz Fransa’nın “lanet politikası” için “Ben çok beğeniyorum” denilebilir mi?.. Almanya’nın “Türk inadı”nı yıllarca sürdürdüğü halde Türkleri “imtiyazlı ortaklık” talebiyle köşeye sıkıştırmaya kalkması doğru mudur?.. Ya Amerika’nın “çıkarcılık peşinde koşarak” Ankara’ya yüklenmesi... Ne olursa olsun Türkiye, bunları asla tasvip etmemiştir. Etmez de zaten.

ATATÜRK’ÜN MODERN TÜRKİYE VE BATI ALEMİ ÜZERİNE ÖNEMLİ İPUÇLARI...

Modern Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün Batı’yı göstermesinin sebebi, Ortadoğu’nun tehlikeli siyasi yapısından ve Arap aleminin kadı politikasıyla ülkeyi batırabileceğini gördüğünden... Batı’nın ise geri çağdan sıyrılarak okumuşluğun ve gelişmişliğin simgesi olmayı başarmasından dolayı... 6 Mart 1922 yılında Atatürk’ün şu ifadeleri bu konuda, ne kadar önemli olduğunu bize gösteriyor:

–“Hepiniz bilirsiniz ki, Avrupa'nın en önemli devletleri Türkiye'nin zararıyla, gerilemesiyle ortaya çıkmışlardır. Bugün bütün dünyayı etkileyen, milletimizin hayatını ve ülkemizi tehdit altında bulunduran en güçlü gelişmeler Türkiye'nin zararıyla gerçekleşmiştir. Eğer güçlü bir Türkiye varlığını sürdürseydi, bugünkü siyaseti var olmayacaktı; Türkiye, Viyana'dan sonra Peşte ve Belgrad'da yenilmeseydi, Avusturya - Macaristan siyasetinin sözü edilmeyecekti. Fransa, İtalya, Almanya da, aynı kaynaktan beslenerek siyasetlerini geliştirmişler ve güçlenmişlerdir.”

–“...Bir şeyin zarararıyla yükselen şeyler, o şeyden zarar göreni alçaltır. Gerçekten de, Avrupa'nın bütün ilerlemesine, yükselmesine ve uygarlaşmasına karşılık Türkiye gerilemiş, düştükçe düşmüştür.”

–“...Bunun sonucu, birçok zeka, duygu, düşünce Türkiye'nin yok edilmesi noktasında yoğunlaşmış ve bu yoğunlaşma yüzyıllar geçtikçe oluşan kuşaklarda adeta tahrip edici bir gelenek biçimine dönüşmüştür. Bu geleneğin Türkiye'nin hayatına ve varlığına aralıksız uygulanması sonucunda, nihayet Türkiye'yi ıslah etmek, uygarlaştırmak gibi birtakım bahanelerle, Türkiye'nin iç hayatına, iç yönetimine işlemiş ve sızmışlar, böyle elverişli bir zemin hazırlamak gücünü ve kudretini elde etmişlerdir.”

–“...Artık durumu düzeltmek, hayat bulmak, insan olmak için, mutlaka Avrupa'dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa'nın emellerine uygun yürütmek, bütün dersleri Avrupa'dan almak gibi, birtakım zihniyetler ortaya çıktı. Oysa hangi istiklal vardır ki, yabancıların nasihatleriyle, planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir.”

OSMANLI MI, YOKSA TÜRKİYE Mİ?...

Atatürk’ün bu ifadeleri Osmanlı’nın kendini modernleşme ve gelişmişlik alanında ne kadar geride kaldığını ve bunu fırsat bilen Batı aleminin Anadolu’ya nasıl üstünlük sağladığını gösteriyor. Demek oluyor ki Türkiye, bugün artık geriye değil, ileriye bakarak politikalarını sürekli yenilemeli ve geriye asla dönüp bakmamalıdır. Ama illaki geriye bakmak istiyorsa, bunu; yapılan hatalardan ders almak için bakıp görmelidir.

Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet ilkeleri ve anlayışı Batılılara iyi bir ders verirken, aynı şekilde, hiçbir kin ve nefret beslemeden, siyasi ve politik manevralar yaparak onlara “hem savaş”ın ve “hem de barış”ın nasıl bir meziyet olduğunu öğretmesi olmuştur.

Yani, kin ve düşmanlıkla Anadolu’ya saldıran istila güçlerini savaş alanlarında yendikten sonra, politika gereği tekrar Türkiye’ye ziyaretçi olarak geldiklerinde onları saygı duruşunda durduran... “Hem cephede” ve “hem de barışta” Türkiye’nin modernleşmesini kanıtlayan bir anlayışı Batı aleminin beynine sokan Atatürk, “savaşta” olduğu kadar “ticarette” de rekabetin gücünü göstermeye çalışmıştır.

Bugün Batı aleminin tavrı ve davranışı her ne kadar hoşumuza gitmese de, onlarla; anladıkları silahla (yani dille) mücadele etmemiz gerekiyor. Bunu yaparken de Modern Türkiye’nin asıl İslamı nasıl yaşadığını... Özgürlük ile demokrasinin Müslüman inanışında nasıl yer aldığını... Demokratik kurallar içinde göstermemiz gerekiyor.

Bugün, o çok modern dediğimiz Avrupalı’nın ekonomisi yavaş yavaş durağanlaşırken... Türkiye’nin ekonomi alanında Batı’ya olan üstünlüğünü kabul ettirerek artık dünyanın kuzeyi, güneyi ve doğusunun da olduğunu hatırlamalı... Oralara yönelmenin gerekliliğinin zaruri olduğunu ve zamanının da geldiğini düşünmeliyiz...

Türkiye bu konuda Batı aleminden hep üstündür. Bu üstünlüğünü Atatürk, taaaa geçmiş yıllarda onlara kanıtlamış ve bugün de bu kanıtını gözler önüne (hayatta olmasa da) sermaye devam etmektedir. Bugün Batı dediğimiz (üçkağıtçı) Avrupa, politikanın sahte yüzüyle hareket ederek Türkiye’yi suçlayıp oy almaya kalkarken... Atatürk, medeni politikasıyla onları yerden yere vurmuştur...

Kısaca, gözümüzde çok büyütmeye gerek olmayan Batı alemini bugün “Nasıl onlar ticaret için mallarını satarak bizimle mecburen dost olmaya” çalışıyorlarsa... Biz de tıpkı onlar gibi ticaret politikamızı genişletmek için Batı ile olan dostluğumuzu sürdürmeliyiz. Çünkü nasıl ki onlar, işin içinde Türkiye olunca serbest dolaşım meselesinde... Avrupa Birliği meselesinde... Kıbrıs meselesinde... Önümüze sürekli setler kuruyorlarsa... Biz de politikalarımızı ve siyasi manevralarımızı onların isteklerine göre değil... Onların tehditkâr savunmalarına aynı şekilde karşılık vererek hareket alanlarını daraltmalıyız.

Bu, Ortadoğu da da böyle olmalı...

Uzakdoğu’da da böyle olmalı...

Rusya ve Amerika için de böyle olmalı...

Eğer global ticari anlayışı gerçekleştiremezsek, düne kadar 3. Dünya Ülkesi diye tanımladığımız ülkeler bizi geçer. O zaman, kimi suçlayacağız?

Hem suçlasak da... Suçluyu bulsak da neye yarar... Atı alan Üsküdar’ı geçtikten sonra...

Bizden söylemesi...

 

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk