Amerikali Turk

Yazarlar

Çınar’ın Öncülüğünde Her Etkinliğe Katılmak, Türkiye’nin Ve TADF’nin Elini Rahatlatır

(2 votes, average 5 from 5)
May 07, 2012 10:04 PM

okkes agaogluSİZLERİN de bildiği üzere, Amerikan başkanlık seçimleri yaklaştıkça gündem de hızlanmaya başladı. Adaylar neredeyse ellerine ne geçirirlese masaya yatırarak onu koz olarak kullanmaya çalışmaktalar. Bunda amaç zaten bellidir: "Başkan seçileyim" ve "Dünyaya hükmedeyim."

Evet ama "Bunu yaparken herhangi bir ülkenin manevi değerlerine dokunacak mısınız?" diye bir soru sorulduğunda alacağınız yanıt hep aynı bildik yanıt olacaktır: "Siyaette her şeyi yapmak gayet normaldir. Bu, politikanın gereğidir. Bizim hiçbir ülkeyi küçük düşürmeye, onun karakteriyle oynamaya niyetimiz yoktur, olamaz da..."

O zaman insana demezler mi, "Madem öyle diyorsunuz, peki neden iki'de bir'de Türkiye'yi ağzınıza alıyorsunuz? Başka işiniz mi yok sizin?" derseniz ne olur acaba!..

Ne olacağını biz söyleyelim: "Biz Amerikalılar olarak, dünya barışını her zaman savunmuş, özgürlükler ülkesini daha derinden yaralamadan toplumsal eşitlik mücadelesini ön saflara taşımaya çalışan bir yapıyı oluşturmaya çalışıyoruz. Olay bu kadar ciddiyken Türkiye'nin de aynı güzellikte bize katılım sağlayacağını umuyoruz."

İşte tam da burada Amerikalılara şunu söylemenin zamanıdır: "Madem özgürlükler ülkesinin derin çabalarına normal gözlükle bakmamızı istiyorsunuz... O halde neden sizler de Türkiye'nin onurlu mücadelesini ve karakterli duruşunu zedelemeye çalışıyorsunuz? Yoksa bu özellikler bir tek sizlere mi ait?"

Ama şu bir gerçek ki biz ne dersek diyelim, Amerikan seçimlerinde başkanlık savaşı kızıştıkça Türkiye, üstü örtülü masaya yatırılacaktır. Sanki Amerika'daki seçimlerin nihai sonucunu Türkiye'ye yapılacak tavrın belirleyeceğini söylemek istercesine... Ve bunu da kabullenmişlercesine...

Neden mi?..

Yahudi ve Ermeni lobilerinin her başkan adayından söz almak istedikleri için.

İşte tam da burada bugünlerde Türkiye'nin üzerine üzerine gelinmeye başlanacak. Bunların başında Fransa'daki seçim sonrası gelişmeler ile Ortadoğu meseleleri hayali politikalar eşliğinde üzerine tuz biber olacak. Bu konular öylesine ciddi şekilde gündeme oturuyor ki, neredeyse sanki Türkiye seçim masasına yatırılacakmış görüntüsü verilmekte. Eeeee ne de olsa Türkiye büyüdü ya, önünü kesmek ve Ankara'ya "stop" demek için adeta yarış yapıyorlar.

Bu gerçekler ışığında kim ne derse desin Türkiye, çevresindeki meselelerin dışında kalamaz. Kalamadığı gibi zaten buna kimse müsaade de etmez. Nasıl ki Fransa, Ortadoğu'da bir ülkenin olası iç ayaklanmasından rahatsız olarak taaaa binlerce kilometre uzaktan gelerek, "Ben Ortadoğu'daki gelişmelerden rahatsız oluyorum" diyerek bombalamak istiyorsa (Ki, Libya'yı bombaladı...) Aynı şekilde Türkiye yapmak isteyince neden "(Türkiye, Ortadoğu olaylarında geride bırakılmak istenir?)"

Nedeni, "Türkiye, asla Ortadoğu bölgesinde bir şeye karışmasın. Biz Avrupalı olarak Batı'yı temsilen Suriye'ye gireriz. Hatta o bölgeyi 3'e veya 4'e bölmeliyiz" hedefini açıkça söylemektedirler. Irak için de "Bağdat yönetimi, Irak'ın bütünlüğünü sağlamada başarısız" diyerek mezhepler çatışmasını körüklemeye çalışmadılar mı?..

Çınar’ın Öncülüğünde Her Etkinliğe Katılmak, Türkiye’nin Ve TADF’nin Elini Rahatlatır

Tabii ki çalıştılar.

O halde...

Binlerce kilometre uzaktan gelip, "Ortadoğu'dan rahatsız oluyorum" diyerek askeri önlemlerini masaya yatıran ülkelere karşı Türkiye neden rahatsız olmasın?

Hem de sorunlu Arap ülkelerine yüzlerce sınırı olduğu halde...

Batı aleminin Ortadoğu paylaşımı, tıpkı Azerbaycan'a yapılan haksız Ermenistan baskısı gibidir. (Buna İsrail’i de eklemek haksızlık sayılmaz.) Tıpkı Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için Ermeni oyunlarını oynaması gibidir. Fakat unuttukları bir gerçek vardır. O da şudur: Nasıl ki Türkiye sorunlu bölgelere girmeye çekindiği kadar, aynı şekilde yarın - öbürgün sorunun daha da büyümemesi için yeri gelirse müdahale de edecektir. Çünkü terör örgütünün o bölgede ciddi şekilde yuvalandıklarını da unutmamak gerekiyor. Dün ve bugün Irak'ın toprak bütünlüğünü desteklediğimiz halde... Amerikan askerlerine Türkiye'den geçiş hakkı vermediğimiz halde... Irak asalağı Maliki, Ankara'ya utanmadan düşman diyerek bize karşı savaş uçağı alıyor.

Bu neyi gösteriyor?

Yeri geldiğinde masaya yumruğunuzu vurmayı gösteriyor. Vurmazsanız daha çoooook düşmanlık gösterirler.

ÇINAR'IN ÖNEMİ TÜRK YURTTAŞLARIN DESTEĞİYLE DAHA DA ARTMALIDIR

Amerika'da önemli yerde bulunan TADF ve onun yöneticisi Sayın Çınar, Türkiye'nin haklarını savunmak için elinden gelen her şeyi yapmakta. Sadece Türkiye için değil, vatandaşları için de elinden gelen her şeyi yapmaya çalışmakta. Bunu, sosyal paylaşım sitelerinde... Güncel iletilerde... Mesajlarda... Ve konularla ilgili özel mail mesajlarında izliyor ve takip ediyoruz. Sayın Çınar'ın siyasi etkinliği sağlayabilmesindeki çabaların ana gücü, Amerika'daki Türk vatandaşlardan gelmekte. Öyle de olmalıdır.

Bunun böyle olduğunu çok iyi bilen Amerikalı Türk vatandaşlar, birçok etkinliklerde Çınar'ın yanında yer alarak, Türkiye'nin siyasi gücünü daha da kuvvetlendirmenin asıl görevleri olduğunu çok iyi bilmekteler. Ama şu da var ki, şefaf yönetim ve şefaf çalışma parolasıyla görevine başlayan Çınar'ın bugünlerde üstleneceği vazifeler hem oldukça ağır ve hem de bir o kadar çok önemlidir. Çünkü birçok katılıma ihtiyaç duyan ve TADF yönetimi şemsiyesi altında halkın katılımını hissettirmeye çalışan Sayın Çınar'ın Amerika'lı kurt politikacılarla olan savaşı daha yeni yeni başlayacaktır.

Gerçi bugüne kadar yaptığı politik savaşımlar çeşitli etkinliklerin arifesinde doğru yolda olduğunu göstermektedir. Ancak yarın - öbürgün başkanlık seçimleriyle gündeme gelecek olan Türkiye konusu, ister istemez Sayın Çınar'ı siyasetin derinliklerinde mücadeleye sevk edecektir. Demek oluyor ki, Türkiye hiçbir zaman rahat bırakılmayacak. Siyasete alet edilerek politik malzemeler eşliğinde Beyaz Saray'ın kapısı açılmaya çalışılacak. Bu da başta Dışişlerimiz olmak üzere, elçilerimiz ve ataşelerimizle birlikte Amerika'daki sivil toplum örgütlerimizi zinde tutmaya yeterli olacaktır.

Ama ne olursa olsun Sayın Çınar’ın olağanüstü çalışmasına ve bayram kutlamaları ile çeşitli etkinlikleri dünya medyasına taşımasına katkı sağlayacak en kestirme yol, Amerika’da yaşayan Türk vatandaşların olağanüstü katkılarıyla olacaktır. Bu katkılar iş dönüşünde... Herhangi bir tatil gününde...Veya TADF’nin belirlediği toplanılması gerekli olan günlerde biraraya gelerek sağlanmalı ve aynı güzellikde caddeler ve sokaklar rengarenk donatılmalıdır.

İçimizden biri çıkıp bize şu soruyu rahatlıkla söyleyebilir: “Zaten bunlar yapılıyor. Bundan fazlası daha ne olabilir ki?..”

Bundan fazlası dev mitingler olmalıdır.

Neden mi?..

Nedeni şudur: Batı alemi (başta Amerika olmak üzere) bir ülkeyi elde etmenin yolunun kültürünü yok etmekle ve rahat ülke konumuyla insanları sıkmadan kendine hayran bırakmakla gücünü gösterir. Bu güç, emperyalizmin en rahat ayağıdır. Üstelik bunu rahatlıkla başarmalarının ana nedeninde, ülkesindeki yaşayan azınlıkların dil kültürlerini ve ülke bazında örf adetlerini yok etmekle mümkün kılmaktadır. Amerika’da ve hatta dünyanın herhangi bir ülkesinde yaşayan Türk vatandaşlarımızın çocuklarının bazılarının doğru dürüst Türkçe dilini konuşamamaları dahi (hatta Türkçe’yi hiç konuşamamaları) çok acı bir şeydir. İşte bu, o yaşanılan yabancı ülkenin azınlık gruplarına karşı yaptığı (sözüm ona) rahat propagandaların eseridir.

Tam da burada aile büyüklerine çok büyük görevler düşmektedir. Çünkü evlatlarımızın ana dillerini unutmamaları için verilen savaşımlar, yarının Türkiye’sinin kültürel manada çok güçlü olduğunu gösterir. İşte bu savaşı Sayın Çınar olağanüstü veriyor... Türk azınlığın kimliğini Amerikan baskısına karşı korumak için TADF’nin kanatları altına almaya çabalıyor. Çabalamadığı taktirde, gelecek tehlikenin asimilasyon adı altında baskı rejimine dönüşeceğini çok iyi biliyor.

Sayın Çınar, (asimilasyonun sözlük anlamına göre “Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme sürecinin sonu”)na karşı olağanüstü savaşım veriyor.

İşte bu tehlikeli siyasi manevralara karşı Atatürk milliyetçiliği en güzel savaştır. Bu hem kültürel ve hem de siyasi savaştır. Bu savaşı her zaman ve her saniye vermeye çalışan Sayın Çınar’ı desteklemek milli görev olmalıdır. Bu görev büyük mitinglerde biraraya gelerek... Türk toplumunun kültürel bağlarına ve diline sahip çıkarak... Kısaca bütün etkinliklerde dev topluluklara dönüşerek Amerikan siyasi yönetimine verilen cevap niteliğini taşıyacaktır.

Şu unutulmamalıdır ki bundan rahatsız olanlar, Amerika’da yaşayan ikiyüzlü Yahudi ve Ermeni lobileri olacaktır.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk