Amerikali Turk

Yazarlar

CHP’deki Gelişmeler Aile Sorunu Değil, Tüm CHP’li Seçmenlerin Sorunu!..

May 09, 2012 10:49 AM

okkes agaogluSİYASET çok farklı bir şeydir. Bu meslekte çok uyanık olmalısınız. İktidarla her an ve her dakika göğüs göğüse çarpışmaktasınız. Şu anda iktidarla çarpışan CHP'de önemli değişiklikler olacak gibi. Çünkü ortada bir istifa olayı var. O da, CHP'li Gürsel Tekin'in parti içi görevinden istifa etmesi gündemde. Yani, MYK'daki görevinden. Peki ama "Bu istifanın sebebi neydi acaba?" diye düşünmeye de başladığımızda birçok konu aklımıza gelmiyor değildi. Ama en yetkili ağızdan bu sorunun cevabını alırız diye beklemek de en doğru hareketimizdi. Ve sonunda beklenen açıklama, birinci yetkilinin ağzından, yani Gürsel Tekin'den geliverdi.

Ne diyordu Tekin: "...Peki biz neyiz? CHP içinde ur muyuz? Huzursuzluğun adresi miyiz? İç dünyamızda huzuru ararken niye CHP'de huzursuzluğun adresi olalım ki. Kim bizi neye göre tarif edecek? Sıkıntılarımızın peşinden gideceğiz ve göreceğiz. Bunun için 30 yıldır yollardayız. CHP'de Türkiye adına bir heyecan duymak istiyorum. Siyasetin hedefinin normalleşme olduğunu düşünüyorum. Siyasetin birinci maddesi yeni Türkiye ihtiyacıdır. Hepimizden beklenen budur. Yürek kalp gibi bir et parçası değildir. Yüreğimizi elimize alıp düşünmeliyiz. Sakın et parçası olan kalp ile yüreği karıştırmayın."

Sayın Tekin bunları söylerken, satır aralarında birçok soruları da açığa vuruyordu. Bu sorular CHP içinde "Bunların olmasını istiyorum ama olmuyor" gibisinden bir üzüntü belirtisi sizinliyorduk.

Oysa daha birkaç yıl önce İstanbul belediye başkanlığı adaylığı için Kemal Kılıçdaroğlu'yla kol kola, sırt sırta vererek büyük bir özveriyle çalışmışlardı. İstanbul'u sokak sokak, karış karış gezerek sorunları dinleyip Topbaş'ın karşısında güçlü bir rakip olarak çıkan Kılıçdaroğlu'na en büyük yardımı Tekin yapmamış mıydı?

Tabii ki yapmıştı. Bu da CHP'ye gönül verenlerin kalbine taht kurmuştu. Partililerin CHP'den bekledikleri çoktu. Yığınlaydı. Öyle ki, "Artık CHP kendine geliyor. İnşallah bu gidişle şimdi olmasa bile mutlaka bundan sonra iktidar oluruz" düşüncesi CHP'lilerin düşüncelerini süslüyordu. Bunu böyle düşünmekte de haklıydılar.

Ama ne olduysa oldu, Gürsel Tekin aniden istifa kararını verdi. Bu kararı yumuşak bir şekilde algılanması için açıklamada bulunan Tekin, "Yine de CHP'nin arkasında olacağım. Genel Başkan'ımı destekleyeceğim..." dese de... Bunun, bu saatten sonra ne CHP'ye, ne de partililere bir faydası olacaktır. Çünkü olay CHP'yi darmadağın etmiştir.

SEÇMENİN KAFASINDA SORU İŞARETİ BIRAKILMAMALIDIR...

Sayın Tekin, konuşmasının bir bölümünde önemle şunu söylemişti: "Dargınlığım, kırgınlğım bir aile meselesidir. Biz de CHP'de bir aileyiz. CHP bizim ailemiz. Aile içi sorunlar, aile içinde kalır. Bunu kimseye söyleyemeyiz."

Evet ama, siz CHP içinde kaynayan kazanın dumanını kimseye göstermeyeceksiniz... Sonra istifa ederek o dumanın seyrini "Aile içi mesele" diyerek seçmeni meraklandıracaksınız... Sonra da, "Genel Başkan'ımın başbakan olmasını istiyorum" diyeceksiniz... Allah aşkına, hiç böyle bir itiraz, hiç böyle bir haklılık gerekçesi, hiç böyle bir siyaset olur mu?..

Bu, olsa olsa siyasi kompozisyon yarışması olur. Başka bir isim vermek isteniyorsa eğer, o da "tehlike"dir.

"Neyin tehlikesi bu?" denirse eğer... Tabii ki CHP'nin içinde bir kaynayan kazanın olduğunun açığa vurulması tehlikesidir. Ama ne yazık ki kimse partinin "Nereden geldiği"ni, "Nereye gittiği"ni, iktidar yarışında da "şansı"nın olup olmadığını gözler önüne seremiyor. Ya korkuyor, ya da çekiniyor. Ama işin aslı böyle olmamalıdır. İşin aslı, parti içinde kalıp... Mücadele edip... CHP'yi hak ettiği yere getirmek olmalıdır.
Fakat maalesef bu, böyle yapılmıyor. Tek taraflı muhalefetin bedelini parti ödüyor. Çünkü CHP, iktidardaki siyasetle mücadeleye çalışırken... Kendi içindeki istifa depremi, "yine maalesef diyeceğiz" CHP'yi yıpratmaya başlamıştır. Birileri ortaya çıkıp da, "Hayır efendim. Neden partimiz yıpransın ki?" diyebilir. Biz de bu soruya şu cevabı verelim: "Parti yıpranır. Çünkü istifanın gerekçesi oldukça siyasidir. Zaten siyasi partinin mücadelesi de politikadır. O halde, böyle bir istifanın kime, ne yararı olacak? Ayrıca, parti içinde Baykal'cılar ve şu anki Genel Başkan'ı destekleyenler var. Amaaaaa, şu anda Tekin'in parti içi görevden istifa kararı, Tekin'cileri de doğurabilir."
Acaba hiç düşünüldü mü, "CHP, bugün Meclis'te anamuhalefet partisi görünürlüğünü iktidar görüntüsüne çevirebilmesi için ne yapması gerekir?" diye...

Bizce bunu kimse düşünmüyor. Düşünülen tek şey, parti içi hesaplaşmaların birbirlerine zarar verdiği kanısına vararak itirazlarda bulunmalar. Ve bugün olduğu gibi, Sayın Tekin'in istifa etmesi... Bunlar, CHP için bir olaylar zinciridir. Bu zinciri kırmanın tek çaresi, birlik ve beraberlikten geçer. Nasıl ki daha düne kadar Kılıçdaroğlu'yla omuz omuza, kol kola ve el ele politika yaparak partide yükselişe geçildiyse... Aynı şekilde bütün anlaşmazlıklarla... Bütün olumsuz siyasi yapılanmalarla... Hatta ve hatta yeni bir CHP için kolları sıvamak işin doğrusu değil midir?..

Tüm bunların yanında yapılan tek şey, "parti içi görevden istifa" kararı olmuştur. Ama asıl olması gereken şeyin, parti içi hesaplaşmaları bertaraf etmek için mücadele etmek ve CHP'nin yıpratılmamasını sağlamak olmalıdır.

SOLDA BİRLİK NEDEN BİR TÜRLÜ SAĞLANAMIYOR?..

Eskiden de CHP içinde (veya sol partilerde) Sayın Tekin'e benzer istifa kararları çıkıyordu. Ama o kararlar ne hedefini buluyordu... Ne de gündemde fazlasıyla meşgul edildiği halde bir sonuca gidilebiliyordu... Tek kelimeyle aradan geçen 1 veya 2 hafta içinde unutulup gidiyordu. O dönemlerde asıl bizi rahatsız eden, "Ortanın solu düşüncesini politikaya kazandıran Ecevit'in etrafında, gerçek sosyal demokratlar neden toplanmadı?" olmuştur.

Ne olursa olsun ve nasıl gelişirse gelişsin, CHP; bir türlü yükselişe geçemiyor. Bugünlerde siyasi duruşuyla bazı haklı kazanımlar elde ettiği halde, yapılan istifa kararı CHP'nin elini daha da zorlaştırmıştır.

Peki ne yapmalı?..

Sayın Tekin, "Aile içi kararı açıklayamam ama mızgınlıklarım var" derken, bunun içten ve samimi şekilde söylediğini biliyor ve inanıyoruz. Ama istifa kararı CHP'ye (şimdi olmasa bile) ileride zarar verebilir. Ama ne olursa olsun "Aile içi mesele"nin ailede kalması düşünülüyorsa, o zaman istifa edilmemelidir. Eğer ki istifa ediliyorsa (Ki edildi) o zaman CHP'li seçmenin, partisi hakkında "Neyin yanlış gittiğini bilmeye" hakkı vardır. Çünkü oy verdiği siyasi partideki yine siyasi yapılanmanın getirisini bilmesinde hakkı olduğu kadar... Götürüsünü bilmesinde de hakkı var.

Şeffaf ve açık politika tam da burada yapılmalıdır. Bunun yapılması için de partinin birliği ve dirliği düşünülmelidir. Şimdi bugün - yarın CHP içinde yeni tartışmalar başlayacak. "Yeni istifalar bekleniyor" denilerek parti içi yıpranmalar ister istemez gündeme bomba gibi düşecek. Düşmese de, düşmesi için parti için hizipleşmeler ortaya çıkacak. Kılıçdaroğlu'nu yıpratmak için bazı ayak oyunları oynanabilecek.

Oysa Sayın Tekin, istifa etmeden (tıpkı eskiden olduğu gibi) Kılıçdaroğlu ile yan yana gelip düşünceleri ortak bir dille partililere anlatıp yeni kararlarla CHP'nin güçlenmesi için çalışmalara katkı sağlamalıydı. Parti içi huzursuzlukları (olduğunu kendisi söyledi) kökünden halletmek için parti tabanına dahi inmeliydi. Ama nedense ne bunlar yapılıyor... Ne de siyasi çözümün arkasında duruluyor. İstifa ise, en kolay çözüm oluyor.

Fakat şu da bir gerçek ki, Sayın Tekin belki de bu dediklerimizin hepsini yapmaya çalışmıştır da... Mani olanlar olmuştur. Bunun sıkıntısını uzun zaman sırtında taşımaktan yorulduğu için de parti içi yönetiminden istifa kararı vermiştir. 

Kimbilir.

Bu da olabilir tabii ki. 

Bakalım zaman neyi gösterecek. Hep birlikte göreceğiz.