Amerikali Turk

Yazarlar

Kılıçdaroğlu, Parti İçi Siyaseti Yeniden Yapılandırmalı, İktidardan Önce Hareket Etmeli

May 12, 2012 1:56 PM

okkes agaogluSON Gürsel Tekin istifasıyla CHP içinde meydana gelen sarsıntı oldukça kuvvetli oldu. Bu sarsıntının getirisini düşünmeye çalışan CHP'liler, mutlaka bu düşüncelerinden vazgeçmelidirler. Bilakis bu düşüncenin tersini, "Partimden neyi götürür"ü düşünmeleri gerekir. Bunu düşünerek yola çıkan CHP'liler, biraz da barışseverlik yolunu seçseler... Sokakta CHP'ye gönül verenleri düşünseler... Parti içi demokratik çalışmaları halka anlatabilseler olmaz mı?..

CHP'lilere bakarsanız "Olmaz."

Ama yarın - öbürgün herhangi bir kurultay seçiminde delege savaşları başladığında kendini onlara nasıl anlatabilecek?

Bugünlerde yaşanan olumsuz siyasi yapının götürüsünü gözler önüne seren Tekin'in istifasını nasıl anlatabilecek?..

Yine aynı şekilde Tekin'in istifayla ilgili açıklamalardaki sır dolu gizemleri gün yüzüne kim çıkarabilecek?..

İşte bu soruların cevabını arayan sokaktaki vatandaş soruyor: "Şimdi bu istifanın sırası mıydı?" diye...

CHP'ye sorarsanız, her zaman ve her yerde bu sıralama gayet normaldir. Ama normal olmayan bir şey vardır. O da, iktidarın güçlü olduğu bir anda ve zamanda böylesi bir istifayla CHP'ye zarar verildiğidir. Buna kimsenin hakkı yoktur.

Fakat ne olursa olsun CHP, bugünden itibaren yeni bir siyasi yapılanmayla kendini yenilemelidir. Örneğin, her kafadan bir sesin çıkması... Her CHP'li yetkili ve etkilinin tıpkı genel başkan tavrıyla kamuya seslenmesi, bugünkü CHP izlenimlerini yaratmaktadır.

Oysa Gürsel Tekin bugün ne diyor: “Benim, Sayın Genel Başkan’ım Kılıçdaroğlu’yla bir sorunum yok” diyerek etrafa (sanki bir şey olmamış gibi) fazlasıyla diplomatik bir tavır sergiliyor. 

Ama bundan ne önce demişti?

Hatırlatalım isterseniz: “...Genel Başkan Sayın Kemal Kılıçadroğlu'na, Ağabey - Kardeş ilişkisi içinde kırgınlığım var...”

Tam da burada şimdi Tekin’e şunu sormak isteriz: “CHP gereken yere gelmelidir. O yer iktidardır” diyorsunuz... Peki o zaman bunun yeri (doğru yer olması için) sizin istifa etme kararınız da olmalı mıydı? Yoksa parti içi özeleştiri yaparak gereken adreslere mesajlar göndererek Kılıçdaroğlu’na yardım etmeniz mi doğru olurdu?..”

Bize sorarsanız, parti içi vazifeden istifa yerine... Bilakis parti bireylerine tek tek ulaşarak... Delegelere tek tek giderek bir durum değerlendirmesi yapılmalıydı. Yoksa böyle uluorta ortaya çıkıp “İstifam, CHP içindir” diyerek daha çok partiye zarar vererek değil...

Ama gelin görün ki CHP bunu sürekli yapıyor. Hep bireysel hareketlerle yola çıkılarak CHP’ye zarar veriliyor. Şu anda her ne kadar Gürsel Tekin’e hak veren olsa da... Sonuçta, yapılan anketler Tekin’in istifa hareketinin ne kadar “doğru” ve ne kadar “yanlış” olduğunu ortaya koymaktadır.

KAMUOYU YOKLAMASI CHP’Yİ DİKKATLİ OLMAYA ÇAĞIRIYOR... 

Bir araştırma şirketinin kamuoyu yoklamasında ortaya çıkan sonuç şöyle: 1) AKP: Yüzde 48.3. 2) CHP: Yüzde 21. 3) MHP: 11.3. 4) BDP: 4.5. 5) Diğer: Yüzde 2.9. 6) Kararsız: Yüzde 5.3. 7) Protesto Oy: Yüzde 3.0. 8) Cevap Yok: Yüzde 3.5.

Bu, bugün yapılacak olası bir milletvekilliği seçiminde partilerin yurt dağılımında alacakları toplam oy oranları. Acaba bu oranları Gürsel Tekin hiç inceledi mi?..

İncelemediyse, görmesini ve değerlendirmesini bekleriz. Çünkü yapılan istifa kararı (her ne kadar haklı olunursa olunsun) bunun zararını partiniz çekiyor. Yani Cumhuriyet Halk Partisi çekiyor. Bugünlerde atılan her olumu adım partinizin hanesini zenginleştirecektir. Ama “Ben haklıyım” diye yola çıkarak duygusal bir çıkış yaparsanız –Ki yapıldı– işte o zaman parti, yıpranacak ve sonuçta da iktidar partisini daha da güçlendirecektir.

O halde...

Duygusal davranarak ve ‘Genel Başkanım’la bir sorunum yok” diyerek partiye zarar vermemelisiniz. Bakın Kılıçdaroğlu, yapılan bu istifaya ne karşılık vermişti, hatırlayalım: “...Bana geldi, izne ayrılmak istediğini söyledi. Ben de yorgun olduğunu düşünerek, ‘Tabii ayrılabilirsin’ dedim. Bunun üzerine önüme kısa bir dilekçe koydu. Baktım MYK üyeliğinden istifa ediyor. ‘İstifanı kabul etmiyorum, MYK’ya katıl’ dedim, çıktı gitti. Biraz sonra bütün TV kanalları ‘istifa etti’ haberini verdi. İradesini bu şekilde kamuoyu ile paylaşınca bana yapacak bir şey kalmadı. İstifasını yürürlüğe koymak zorunda kaldım. İstifayla ilgili değerlendirmelerime duygularımı karıştırmıyorum. Bir yönetici duygularıyla değil aklıyla hareket eder. Her zaman kişiler değil kurumların esas olduğunu düşündüm. Biz kişileri değil kurumları yüceltmeliyiz.”

Kılıçdaroğlu da bir yerde duygusal davranıyor.

Nasıl mı?

Gürsel Tekin istifasını masasına koyduğunda (bunu Kılıçdaroğlu söylüyor) “İstifanı kabul etmiyorum” demesi olmuştur. Oysa, o anlık kararlı duruş ve karar mekanizmasının isabeti, istifayı kabul ederek derhal CHP içinde yeni bir yapılanma hareketi başlatılması olmalıydı. Çünkü bugün CHP kendi içinde savaşırken... Atı alan Üsküdar’ geçmeye başlamaktayken... Araştırma şirketlerinin tabloları yüzdelemelerle moralleri bozarken... Yapılan istifa kararları (değil partiye), CHP’ye gönül veren partililerin de şevkini kırmaya yetiyor da artıyor bile. 

KILIÇDAROĞLU, DAHA HENÜZ VAKİT VARKEN MUHALEFET OLAYINDA TAKTİK DEĞİŞMELİDİR...

Araştırma şirketlerinin hazırladıkları oy pastasının yüzdesi her ne kadar CHP adına pek içaçıcı olmasa da, artık bunun değişmesi için politikalar gözden geçirilmelidir. Bugün bu pasta her ne kadar düşündürücü olsa da... Herhangi bir seçim olmadığı için, bugünden itibaren bu tablonun lehinize dönmesi için derhal siyasi duruşunuzu değiştirmelisiniz.

Örneğin, dış ilişkiler konusunda Türkiye’nin alacağı tavrı belirleyen AKP’ye karşı, “Bizim de bu konuda şöyle bir önerimiz olacak. Bunu ya Meclis’te, veya oluşturacağımız bir komisyonda tartışmak istiyoruz” diyerek olumlu bir CHP görüşü ortaya atılabilir pekala.

Ayrıca, muhalefet ederken bağırmak ve çağırmak, inanın CHP’ye bir yarar sağlamıyor. Bilakis iktidar partisini daha da güçlendiriyor. 

Buna Avrupa Birliği dönemindeki gelişmelerden bir örnek verebiliriz: AKP, Avrupa Birliği atağını başlattığında, CHP sürekli olumsuzluk örnekleri veriyordu. Oysa Avrupa Birliği’nde Türkiye’yi destekleyen sosyal demokratlardı. Yani CHP’nin sosyaldaşları... İşte tam da o sırada CHP Avrupa’ya AKP’den önce giderek Avrupa Birliği için AB soluyla dirsek temasına geçmeliydi. Ama ne yazık ki bunu AKP yaptı ve CHP geride kaldı. Oysa CHP bunu rahatlıkla yapabilir, Türkiye’ye değişim rüzgarları estirebilirdi.

Bugüne kadar bu yapılmadığı için Avrupalı sosyal demokratların Türk solundan beklentileri sürekli hayal ötesine gitmemiştir. Bundan yıllar önce Avrupa Birliği için AKP Batı’ya açılmadan CHP Avrupa’ya gitseydi... Bugün siyasi görünüm açısından CHP çok farklı olacaktı. Ayrıca Türk solu da Avrupa solundan gereken desteği alacak ve yurt içi seçim kampanyalarında bu hareketlilik seçim pastasında çok büyük yer alacaktı.

Artık CHP, bugünün politikalarını daha farklı yorumlayarak hedefini belirlemelidir. Sürekli iktidara karşı gelerek değil... İktidarın hedefindeki yolda sol akımların geçerliliğini araştırarak atılımlarını yapmalıdır. Yoksa, her itiraz edişin arkasından gelen tek şey, CHP’nin yanlızlaşmasına yol açmaktadır.

Onun için Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin olayından sonraki hadiseler için de duygusal davranmamalı... Avrupa Birliği başlıkları için AKP’den önce Avrupalı sosyal demokratlarla dirsek temasına geçmeli... Suriye hakkında NATO ve BM kuruluşlarına, “Gerekirse Türkiye, bugüne kadar PKK’yı destekleyen (ve halâ da desteklemeye devam eden) Suriye’ye haddini bildirecek kadar güçlü bir ülkedir” diyerek CHP’nin yapıcı politikalarını AKP’den önce halka sunmalıdır. 

Çünkü, yüzlerce kilometre sınırımız olan Ortadoğu’dan ne kadar uzak durursanız durun... O sizi mutlaka yakalayacaktır.

Nasıl mı?..

Kuzey Irak’ta bir Kürdistan hayali sınırınıza dayandığında “Banane” diyebilir misiniz?..

Diyemezsiniz.

Suriye’deki tehlikeli gidişe karşı sınır güvenliğiniz tehlikeye girerse, “Banane” diyebilir misiniz?..

Diyemezsiniz.

İran’ın (daha düne kadar terör örgütünü sınırımızda besleyen bir ülke olduğunu unutmadan) bugün füze rampalarını Türkiye’ye yönlendirmesi karşısında “Aman bana kızma, istediğin gibi olsun” diyebilir misiniz?..

Diyemezsiniz.

Gelirlerini yıllarca yiyen Amerika’ya bir şey diyemeyen Iraklı yetkililerin Türkiye’yi “düşman” ilan etmelerine karşı “Ben bu konuda sessiz kalmalıyım” diyebilir misiniz?...

Diyemezsiniz.

Artık CHP, hem yurt içi, hem yurt dışı gelişmelerde politikasını mutlaka yeniden gözden geçirmeli ve partinin başarı tablosunu mutlaka yukarılara taşımalıdır. Yoksa, Gürsel Tekin’in itirazlarıyla CHP ne güç kazanır, ne de politika yapılır. Eğer yapılacak olunursa CHP’de bütün taşların oynaması gerekir. Bu da, bu anda çok zor görünmektedir.

Bizden söylemesi.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk