Amerikali Turk

Yazarlar

Futbolda Şampiyonluğun Bir Tadı Kalmadı, Gel De Eski Yılları Arama!..

May 14, 2012 11:27 PM

okkes agaogluBÖYLESİNE zevksiz ve böylesine ilgisiz bir derby maçı hiç görmedim. Hatta seyretmedim. Düşünebiliyor musunuz, şampiyonluk maçı yapılacak ve biz ortada olan güzel futbolu, güzel müsabakayı konuşmayacağız... Aksine, kupayı... O zevksiz kupa teslimiyetini... Hiç hoşa gitmeyen (atılamayan) şampiyonluk turunu konuşacağız.

Yani asıl konuşulması gerekenleri konuşamayacağız.

Konuştuğumuz nedir?..

Tabii ki şampiyonluk dersi. Şampiyonluk arenasında bize verilen spor dersi.

Şampiyonluk maçı, bize öyle bir ders verdi ki!.. Anlatması ve anlatılması imkansız bir şey. Ama anlatılması da zorunlu bir hal aldı. Çünkü bu gidişin sonu çok fena. 

İş, profesyonellikten çıktı... 

İş, centilmenlikten de çıktı. 

İş artık kavga - dövüşe döndü. 

İş, artık teröre döndü.

Neyin terörüne?

Sokak terörüne.

Spor terörüne.

Centilmenliğe karşı teröre..

Aklınıza ne geliyorsa gelsin, hepsi bu şampiyonluk maçında yaşandı ve bundan sonra da yaşanmasına korkuyla bakılmakta. 

Eğer şampiyonluk gününe dönersek, bütün sorumlunun Galatasaray’ın şampiyon olmasından dolayı olduğunu düşüneceğiz neredeyse. Eğer futbolda centilmenlik varsa (Ki var) Galatasaray’ın şampiyonluk maçını büyük bir olgunlukla izleyerek ve yeri geldiğinde de her iki takımı alkışlayarak sahadaki futbolu ve futbolcularımızı ödüllendirmeliydik.

Ama bunları yapamadık, yapılmıyor.

Ortalık savaş alanına dönüyor.

Neden?

Galatasaray şampiyon oldu da ondan.

Peki tamam. 

Galatasaray şampiyon oldu, iyi güzel. 

Fenerbahçe onuruyla mücadele etti, iyi; o da güzel. 

Taraftarlar statta canını dişine takıp takımlarını ölümüne destekledi, peki buna da güzel diyelim. 

Diyelim ama, şampiyonluk elden daha gitmeden, yani daha maç başlamadan başkasının canını almaya ne hakkınız var?..

Öyle değil mi?..

Daha stada girilmezken, daha dışarda stada girmek için beklenirken ortalık birden teröre yenik düşüyor. Futbol terörü sonunda hortlatılıyor ve taraftarlar birbirine giriyor.

Peki bu, böyle mi olmalıydı?..

Tabii ki hayır. 

Bunun böyle olmasını ne Galatasaray yönetimi ister, ne de Fenerbahçe yönetimi... Ama gelin görün ki taraftarlar birbirine giriyorsa (Ki giriyor) o zaman ortalıkta bir eksiklik var demektir.

Nedir o eksiklik?

“Centilmenlik.”

Fakat bu böyle yapılmıyor. Her iki takımın da idari kısmı saha dışı centilmenliği maç öncesi taraftarlarına yaşatamıyor. Halbuki onlardan beklenen ise, daha maça girmeden kapı önünde bekleyen taraftarlarına (hem de her iki takımın taraftarına) kulüp adına konuşmalar yapıp taşkınlıkları yapmamaları için uyarmalarıydı.

Ama bu yapılmadı.

Yapılan tek şey, yazılı ve sözlü basın yoluyla taraftarlara bu konuda bazı mesajlar iletilmesi oldu. Bunun yeterli olacağını sandılar. Ama bu yeterli olmadı. Olmadığını da hepimiz gördük yaşananlarla.

POLİS ARABALARINI YAKTILAR, DEVİRDİLER..

Futbol denince artık centilmenlik unutuldu gitti. Sadece bir tek şey savunulur hale geldi. O da, “Damarlarımda takımımın renkleri akar” fanatikliği daha ağır basmaya başladı. Sanki kendi takımımızı, futbolcumuzu ve yöneticilerimizi eleştirmek suçmuş gibi.

Ama iş dönüp dolaşıp bilinçsiz bir futbol taraftarlığına takılıyor. Bu sefer, o hiç beğenmediğimiz ve her zaman “Türklere karşı takıntılılar” dediğimiz Avrupa’nın gerisinde kaldığımızı anımsamaya başladık. 

Şimdi biri çıkıp bize şu sözü söyleyebilir: “Sanki Avrupa’da yaşanan şampiyonluklarda fanatikliğin bizden kalır bir yeri var mı? Sanki orada futbol terörü estirilmiyor mu?..”
Evet estiriliyor, ama Avrupa’da estiriliyor diye bizim de Türkiye’de estirmemiz mi gerekir?..

Ayrıca, ne olursa olsun Avrupa’da yaşanan şampiyonluk maçlarında yenilen taraf da alkışlanıyor... Yenen taraf da... Hatta aynı sahada kupayı kaldırıp bir olgunluk resmi basına veriliyor. 

Ama bizde bu asla yapılmıyor... Yapılamıyor.

Yaşanmıyor... Yaşatılamıyor...

Adeta yer yerinden sarsılıyor. Yani karşı tarafı alkışlamak sanki hainlikmiş gibi.. Sanki şampiyon olan tarafı (bu kim olursa olsun, hangi takım olursa olsun) tebrik etmek, takımını inkar ediliyormuş gibi... 

Hep boş ve gereksiz düşüncelerle spor taraftarlığını fanatikliğin en üst seviyesine çıkararak ortalığı savaş alanına çevirmek ne derece doğru oluyor?..

ESAS DOĞRU VE DÜRÜST TARAFTARLIK 70’Lİ YILLARIN TÜRKİYESİ’NDE VARDI...

Doğru olan taraftarlık 1970’li yılların Türkiye’sinde yaşanıyordu. Yaşamıştık da... Maça girerken biletimizi alıp karışık tribünlerde oturur, takımımıza tezahürat yaptığımızda yanımızdaki diğer taraftar da bize (inanır mısınız) destek olurlardı. Onlar da kendi takımları lehinde tezahürat yaptığında bizler, orada hemfikir halinde düşünüp medeni şekilde eleştiriyi yapar, karşılıklı paylaşırdık.

Ne bir kavga...

Ne bir hakaret...

Ne bir taşkınlık...

Ne de emniyet güçlerine saygısızlık....

Hatta emniyet güçleri sahada rahatlıkla görevlerini yapıp eğlenirlerdi. Şimdi düşünüyoruz da, “Ne değişti de böylesine acımasız ve gaddar duygularla maç öncesi ve maç sonrası birbirimize saldırıyoruz?..”

ŞAMPİYONLUĞU KİM KAZANIRSA KAZANSIN CENTİLMENLİK HEPSİNİN ÜSTÜNDE GELİR...

Bir maç esnasında nasıl ki bir takımın futbolcusunu yaralandığında, veya sakatlandığında diğer karşı takımın oyuncusu topu taca veya auta atıyorsa... Aynı şekilde şampiyonluk maçında kim oynarsa... Kim centilmenliğini sahaya taşırsa... Ve kim akıllarda kalacak güzel davranışlarda bulunursa bize göre “şampiyon” odur.

Ama dönüp dolaşıp Fenerbahçe - Galatasaray şampiyonluk maçına baktığınızda, ortaya bir tek görüntü çıkıyor. O da, “terör.”

Futbol terörü.

Artık yeter.

Kulüpler derhal bu konuyu ele almalıdır. Ortalıkta düşman değil, sadece kendi ülkenizin başka bir takımı olduğunu... O takımın da düşmanınız olmadığını... Bunun bilincini de futbolcularınıza ve taraftarlarınıza her vesile ile göstermeli ve centilmen olmayı hatırlatmalısınız.

Ama gelin görün ki sahada ve saha dışında terör öylesine estirildi ki, şampiyon olan takım saha içinde şampiyonluk kupasını dahi almak için saatlerce soyunma odasında bekledi ve bekletildi.

Şimdi sorarım size: “Bunun neresi şampiyonluk maçı?”

Şunu unutmadan söyleyeyim ben Beşiktaş’lıyım. Bu şampiyonluk maçında yapılanları asla tasvip etmiyorum. Bunu Beşiktaş bile yapsa, kınar ve eleştiririm. Onun içindir ki futbolda artık fanatikliği bırakıp, adam gibi maç izlemesini öğrenmeliyiz. 

Hatta öğrenecek bir tek şey var ki, o da koca bir CENTİLMENLİK’tir.

Ülkesini seven... Ulusuna saygı duyan... Emniyet güçlerine saygı ve sevgiyle bakan insan, bu kadar taşkınlık yapmaz. Bugün bunları yaşadıkça “Keşke geçmiş yılları bugüne getirebilsek” diye de kendi kendimize söylenip duruyoruz. Hatta o yıllardaki taraftarlık durumumuza baktığımızda, bugünkü (fanatik) taraftarlığımıza medeni diyebilir miyiz?..

Diyemeyiz.

Diyenin de alnını karışlarım.

Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk