Amerikali Turk

Yazarlar

Suriye’de Rejim Sünni’lere Yönelik Olursa İran Ve Diğerlerinde Eksen Kayar

(1 votes, average 5 from 5)
June 07, 2012 7:47 AM

okkes agaogluSURİYE’de şu anda gelişmeler kötüye gidiyor. Her gün ölüm haberlerine o kadar alıştık ki... Ölüm olmadığında, bu sefer kendi kendimize, “Acaba Esad demokrasiye mi sarıldı?” diye düşünüyoruz. Ama görülen o ki, bugünkü Suriyeli Esad ne “Demokrasi her şeyimiz” diyerek kendilerini yenilemeye gitti... Ne de “Laik cumhuriyet anlayışı artık ülkemize yerleşmeli” çıkışını yapıyor...

Tek yapılan şey zavallı Suriyeli vatandaşları ezmek... İşkence etmek... Arabanın arkasına ayaklarından veya ellerinden bağlayıp sokak sokak gezdirilerek sürtünmeden dolayı derisinin yüzülünceye kadar eziyet etmek... Ayaklarını vatandaşların bedenine vurarak aşağılayıp kafalarına veya tam kalbine silahlarını ateşlemek... 

Hatta en kötüsü olanının da küçücük çocukları öldürerek Suriye’nin geleceğini karartmak. İşte bunlar bugünkü Esad yönetiminin uyguladığı acımasız işkence uygulamalarıdır. Ama gelin görün ki Esad bunu kabul etmiyor. Yavaş yavaş sanki imana geliyor gibi kullandığı ifadeler masumları oynuyormuş gibi...

Ne diyor Esad?..

Şunu diyor: “Suriye'de reformlara rağmen terörizm devam ediyor. Terör fark gözetmeden herkesi vuruyor, iç aletlerle dış kaynaklı bir savaşla karşı karşıyayız. Biz fitne ve ülkenin yok edilmesiyle karşı karşıyayız, Maskeler düştü ve ülkedeki olaylarda dış dünyanın rolü ortaya çıktı. Dış kaynaklı olmadığı sürece muhaliflerle görüşmeye hazırız...”
Bu ifadeler sizce tutarlılık gösteriyor mu?..

Tabii ki göstermiyor...

Göstermiş olsaydı ilk başta babasının katliamlarını hatırlayarak ülkesindeki insanlarından özür dilemeye çalışırdı. Bunu yaparken de “Babam sizlere kötü davrandı. Ben de babam adına, kendi adıma özür diliyorum sizlerden” diyerek ülkesinin ve vatandaşının onurunu ayaklar altına almaktan kurtarırdı. Ama bunu yapmadı. Daha doğrusu yapmak istemedi.

Şimdi burada baba Esad’ın neler yaptığını yazmayacağız. Buna gerek yok. Çünkü aynısını oğul Esad da yapıyor. Ve halâ da yapmaya devam ediyor. Hatta ve hatta iddia ediyoruz ki babasından daha kötüsünü yapıyor.

Tıpkı babası gibi Çin’e, İran’a ve Rusya’ya güveniyor. Onların siyasi yapılanmasını İslam ülkesi Suriye’de hiç çekinmeden uygulayarak destek almaya çalışıyor... Uluslararası alanda... Birleşmiş Milletler’de veto edilmemeyi ve kınanmamayı garanti altına almaya çalışıyor. 

Bu garantiyi alırken yarınki siyasi değişimleri ve ekonomik yapılanmayı da düşünmeye çalışıyor. Ama bu konuda yavaş yavaş bir kırılmanın ve gevşemenin belirtilerini de göstermekten geri kalmıyor.

Bugünkü katliamlar ise sanki başka ülkede olmuş gibi gayet soğukkanlı ve acımasız bir tavır sergiliyor Esad. Aklınca dünyayı uyuttuğunu sanıyor. Maalesef kendini kandırdığının farkında değil. Bakın en son şu sözü insana ne kadar gülünç geliyor: “Tarihin ‘Suriyeliler kendi vatanlarını kendi elleriyle yıktılar’ yazmasına izin vermeyeceğiz...”

Şimdi buna kim inanır?..

Ancak Esad’ın çevresindeki kurmay takımı inanır. Ama o kurmay takımı aslında kendi istediklerini üstü örtülü (adeta örtülü ödenek kullanıyormuş gibi) kendisine uygulattırıyor.

Peki Esad bunun farkında değil mi?..

Elbette farkında. Ama bir şey diyemiyor. Çünkü bir şey yapamayacağını da çok iyi biliyor. Bir defa azınlık bir Suriyeli olarak devlete hükmetme sanatını gösteren Esad... Yarınının kadrolarını sahneye çıkarmak için uğraşıyor. Fakat bunu yaparken de ne bir vatandaşını dinliyor... Ne de çevre komşularını... Hatta dünyayı bile...

TERÖRLE KALKIP TERÖRLE YATMAK NE SURİYE’Yİ, NE DE ESAD’I KURTARIR...

Son aşamaya her gün geldiğini sanan ve ümit eden Esad, her gün vatandaşlarını öldürmekten çekinmiyor. Bugün sabah oluyor yataktan kalkıyor, kurmaylarından bilgi alıyor ve “Mutlaka bu isyan eden halkı susturmalıyız” diyor ve emrini veriyor: “Yok edin.”

Ve Esad’a bağlı Suriyeli askerler “Hadi yok edelim. Emir büyük yerden” diyerek kendi vatandaşlarını kurşuna diziyor... Acımadan öldürüyor... Katliam yapıyor ve gerisin geriye Esad’a koşuluyor: “Başkanım, dediğinizi yaptık ve şu anda kışlamıza dönüyoruz...”

Şimdi bu zihniyet sanki böyle yapmamış gibi, Esad günah çıkarmaya çalışıyor. O halde Esad’a sorarız:

1– Çocuk katili PKK’yı neden destekliyorsun?..

2– Türkiye’ye karşı teröristi sınırına neden yığıyorsun?..

3– “Türkiye bizim Avrupa kapımızdır” diyerek kimi kandırıyorsun?..

4– Lübnan’a neden baskı yapıyorsun?..

5– Füze rampalarını neden Türkiye’ye çeviriyorsun?..

6– İran’la işbirliği yaparken Türkiye’ye üstü kapalı neden hainlik yapıyorsun?..

7– Annan Planı’nı neden uygulamıyorsun?..

8– Suriye’de bulunan Birleşmiş Milletler özel temsilcilerine neden saldırıyorsun?..

9– Ülkendeki çocukların ölümlerine nasıl bu kadar müsaade ediyorsun?..

10– Size olan herhangi bir itirazın bedeli mutlaka ölümle mi sonuçlanmalı?..

Bu 10 madde, bugünkü Suriye’nin genel yaşam tarzını gösteriyor. Siyasi yapılanması da bir o kadar hatalarla dolu. Ama ne olursa olsun Suriyeli Esad’ın yaptığı şey, babası tarafından kanatıldıktan sonra tutan yarayı tekrar kaşımasıdır. Fakat ne yazık ki bunu seve seve yapıyor. Ülkesinin insanlarını öldürmekten adeta zevk alıyor.

REFORM YANLISI GÖRÜNMEK DEĞİL, ONLARI UYGULAMAK ÖNEMLİ...

Reformist yapılanmayı ülkede uygulamak için ilk önce yapılacak şey, ülkeyi demokrasiye götürmektir. Şeriat tarzı kanunlarla bir yere varılamayacağını artık Esad anlamalıdır.
Esad şunu unutmasın ki, Suriye; bugünkü siyasi tavrını değiştirerek demokratikleşmeye adımını atarsa İsrail’de büyük bir panik başlar. Çünkü Lübnan’a ve Suriye’ye karşı inatçı tavırla askeri baskınlar düzenleyen İsrail, Amerikan çıkarlarını Ortadoğu’da gözeten tek ülke konumundadır. Ama demokratikleşmeye adım atacak olan Suriye’ye karşı savaş naraları atmanın yanlış olacağını çok iyi bilen Amerika ve İsrail, Şam’ın bugünkü yaptıklarından oldukça da memnundur.

Aynı şekilde Suriye’de eğer Sünni çoğunluk rejim değişikliğinde kuvvet kazanıp da Şii’leri silip atarsa... Politik anlamada hem İsrail’in ve hem de İran’ın bölgesel gücünün yok olacağını çok iyi bilmektedir.

Yani durum o kadar vahim ve o kadar karışıktır ki... Her gün bir politika üretilerek Suriye üzerinden Ortadoğu’da oyunlar oynanmaktadır. Ama ne olursa olsun Sünni çoğunluğun lehine gelişecek olan bir rejim Suriye’de vücud bulursa, Ortadoğu’da (Şiiler de dahil) tam bir eksen kayması meydana gelecektir.

Bir de buna Irak ve Ürdün’deki Suriye bağlantılı siyasi yapılanmayı eklerseniz... Ortadoğu’nun tam bir kaynayan kazan olduğunu söylemekte hiç de yanılmamış olursunuz...

DÜNYANIN YENİ YAPILANMASI ORTADOĞU POLİTİKASIYLA GEREKLEŞECEK GİBİ...

Kim ne derse desin Ortadoğu, sürekli Batı’nın tuzağına düşmüştür. Emperyalist güçlerin bugün tek düşündüğü şey şudur: “Acaba ne yapabilirim de Ortadoğu’da çıkarlar sağlayabilirim?..”

Bunu sürekli mırıldayan Batılı güçler, Amerika’dan erken davranmak için sürekli “rahatsızlık” dümeniyle Ortadoğu’ya laf atan... 3. Dünya Ülkesi konumunda görmek için de can atan emperyalistler, dünyanın yeni yapılanmasını buradan başlatmayı hedeflemişlerdir.

Neden?..

Sinsi politikalarını bölgede rahatlıkla uyguladıkları için.

Kolay şekilde galeyana geldikleri için.

Askeri güçleri olmadıkları için.

Milyarlarca varil petrolün üstünde oturdukları için.

Esad bunları görmek istemiyor... 

Aslında biliyor ama bilmezden geliyor.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk