Amerikali Turk

Yazarlar

İstanbul Trafiği İçin Atağa Geçilecek Ancak Eksikler O Kadar Fazla ki!..

June 11, 2012 9:06 PM

okkes agaogluİSTANBUL için rüyalar şehri denir. Hatta kıtalararası ilişkileri kolaylaştıran, medeniyetler şehri olarak da iddiasını taze tutan büyük bir şehir İstanbul. Kültür bakımından da dış dünyaya çok fark atan güzelim İstanbul’umuz için yeni bir proje hayata geçiriliyor.

Nedir o projenin adı?..
 
“İstanbul Hareket Halinde” projesi...
 
Amaç nedir?..
 
İstanbullu’nun trafikte, hareket halindeki yolculuğu.
 
Bu yolculuk pek o kadar kısa bir yolculuk değil. İstanbullu’nun trafikteki çilesi çok büyüktür. Bu çile içinde arabası olan ne bir park alanı bulabiliyor... Ne de 5 dakikalığına arabasını bir yere bırakıp gidebiliyor. Her şey para ile halledilmeye çalışılıyor.
 
Örnek mi?..
 
Çok sevdiğim ve saygı duyduğum aile dostumuz, ablamız yeni bir ev almak için harekete geçti. İstanbul Fatih’te hatırı sayılır bir parayla evini aldı. Alıştığı ve çok sevdiği semtten kopmamanın verdiği sevinçle evini dizmişti. Ve biz de hayırlı olsuna gittik.
 
Fakat o da ne?..
 
Kapısının önünde belediye adına park alanı olarak tespit edilmiş. Ve arabanızla asla normal bir ailenin oturduğu binanın önüne park yapamıyorsunuz. Yani o daireyi alan ablamızı görmeye giden veya kendisine ait olan arabalar, asla kapısının önüne park edemiyor. 
 
Şimdi bunun neresi hizmet?..
 
Belediyenin, ilk önce orada oturan bina sakinlerine karşı bir sorumluluğu olmalıdır. Aynı şekilde binanın bulunduğu alan da bir sokaktır. Şimdi söyler misiniz, “Bir sokakta olan binanın bir katında oturan kat sakini, nasıl olur da arabasını evinin önüne koyamaz?..”
 
İlk başta İstanbul Belediyesi bu sorunun cevabını vermelidir. Ayrıca, siz eğer ki o binanın önünü park alanın çevirdiyseniz (Ki çevirdiniz), o zaman aynı şekilde o binada oturan kat sakinlerine, arabalarını park etmeleri için bir yer tesis etmeniz gerekir.
 
Bunu yapmanız, beklenen en büyük hizmet olmalıdır.
 
Düşünebiliyor musunuz?
 
Bir ev satın alacağım. Hem de bir sokakta. Ve aynı sokakta evimin önüne arabamı park edemeyeceğim. Hiç böyle şey olur mu?..
 
Eğer belediye bize, “Bunda mecburuz” derse... 
 
O zaman biz de şu soruyu sormadan geçemeyeceğiz: “İstanbul Belediyesi binasının tam karşısında bulunan ve o daracık ve küçücük yeri park alanına çevirenler, neden aşağıda Aksaray alt geçidi otopark alanını akıllarına getirmezler?”
 
Birkaç arabanın park edebileceği ve binaya ait olan küçücük bir alanı, ihtiyaç duyulan park alanlarını yapmak adına her işi hallediyor mu sizce?..
 
Hayır...
 
Etmiyor...
 
Eğer etmiş olsa, oraya park eden arabalar işini görürken park edemeyen bina sakinlerinin arabaları mağdur olarak park yeri aramayacaklardı. Ama arıyorlar.
Bunun neresi hizmet?..
 
İşte bu sorun da trafikte kalabalığı artıran nedenlerden biri olmaktadır. Eğer ki İstanbul Belediyesi olarak trafikte rahatlatmayı amaçladısanız (Ki durum onu gösteriyor) “İstanbul Hareket Halinde” projesine bu gibi durumları da ilgi alanına alarak (küçük görünse de) böylesi büyük bir soruna çare aramalı ve bu park alanı olayına “Dur” demelidir.
 
“İSTANBUL HAREKET HALİNDE” PROJESİNDE HER ŞEY DÜŞÜNÜLMELİDİR!..
 
İstanbul Belediyesi büyük soruna çare bulmak için projeyi hayata geçirmeye çalışıyor. Bu projenin düşünceden hayata geçmesi isteniyorsa, o zaman ilk önce projenin sağlıklı ilerlemesi için mutlaka temelden konuya ağırlık verilmesi gerekir.
 
Örneğin, nerelerde çok kalabalık varsa... Hangi bölgelerde kısa mesafelerde ağırlık hisediliyorsa... Hangi duraklarda yoğunluk trafiği haliyle tıkıyorsa... Ve bu bölgelerde sel ve sert kış şartları yaşandığında trafiğin neden tıkandığından yola çıkılmalıdır.
 
Örneğin, yol yapımlarında otobanlar çizgiler ve korkuluklar eşliğinde güzel bir makyajla hizmete açılıyor... Ama kış aylarında veya herhangi bir yağmurlu zamanlarda karşılaştığı durumlar hiç düşünülmüyor.
 
Nasıl mı?..
 
En büyük ve en iddialı bir şehrimiz olan İstanbul’un sel taşkınları her zaman yaşanıyor.
 
Neden?..
 
Çünkü ne yolların eğimi düşünülüyor... Ne de doğru dürüst su gideleri hesaplanmadığından yollar adeta göle dönüyor. Sadece ve sadece alışılmış bir düz satıh olarak yapılan yollar, her seferinde sudan nasibini alıyor ve tıkanıyor. 
 
Buna bir örnek verebiliriz pekala: “İstanbul Hareket Halinde” projesine geçmeden önce belediye yetkililerinin Sahil yoluna çıkmalarını öneririz.
 
O yolda ne görecekler biliyor musunuz?..
 
Su birikintilerinin bölüm bölüm yolları parsellediğini... Ana caddede ilerleyen arabaların, mutlaka sel misali yol üzerinde birikmiş suların içinden geçtiğini ve sağa - sola suların sıçrayışını...
 
Ama şöyle sağa veya sola bakıyorsunuz. Gördüğünüz şey koskocaman bir deniz. Marmara Denizi. Yolun hemen yanında. Hem de 10 - 15 metre kadar. Bazı yerlerde bu mesafe daha da kısalıyor.
 
İşte tam da burada şu soruyu soruyoruz: “Yolun hemen yanında devasa deniz dururken... Yol üzerinde biriken ve akar yer bulamadığı için küçük göllere dönen ve araç gidiş gelişleri oldukça yavaşlatarak seyirleri engelleyen suların tahliyesi denize neden yapılmaz?..”
 
Çünkü Sahil yolunda biriken suların tahliyesi o kadar güzel bir olanağa sahip ki... Aynı şekilde böylesi durumlar caddelerin yapımlarında da yaşanmaktadır. Örneğin Beylikdüzü’nde bildiğimiz yerde bulunan yolun eğimi yüzünden biriken sular adeta bölgenin denizi haline gelmekte. Buradan geçmek isteyen araçlar haliyle zorluk çekmekte.
 
Şimdi bize şöyle bir soru gelebilir: “Yahu kardeşim, o yolun üzerinde suyun tahliye edilmesi için mazgal yok mu?”
 
Bu soruya hemen cevap verelim: “Var tabii. Ama mazgallar yolun çukur bölümünde değil, aksine yolun yüksek bölümünde bulunuyor. ve o su, ya kendiliğinden akıp gidene kadar bekleniyor... Ya da belediye arabasının müdahalesiyle sular yoldan alınıyor.
 
Şimdi söyler misiniz, bu yolu yapan kişi(ler), hiç bu kadar basit ve olması gereken yolun yapımını neden düşünmezler?..
 
Hele ki yağan yağmurda İstanbul tam bir labirente dönüyor. Yolda trafik akışı adeta duruyor. Ama yağmur yağmadığında bu duruş bu kadar uzun olmuyor...
İşte bunlar araştırılmalıdır.
 
“İstanbul Hareket Halinde” değil, “İstanbul Neden Hareketsiz Halde” diye düşünmeli ve buna derhal müdahale edilmelidir. Ayrıca bu proje yürürlüğe girse de - girmese de, ortada zaten vatandaşa karşı büyük bir ilgisizlik vardır.
 
O da şudur: Metrobüs durağının sonu olan Avcılar tam bir içler acısı... Çünkü son durakta inen binlerce insan bir tane köprüye çıkmasına mecbur bırakılıyor. Bu olay, yıllarca sürdü. Yaşlı insanlar o köprüden inerken ve çıkarken oldukça zahmet çekiyor. Hele bir de bunu, iş saatinin en civcivli zamanında olduğunu... Ve yaşlı insanların o insan trafiğinde olduğunu düşünün..
 
Sıkı durun şimdi... Olay bir tek köprüden ibaret değil. Yan yolda bulunan arabaların kendisine yaramadığından dolayı ana caddeye geçmesi gereken insanlar ikinci bir köprüye çıkması lazım. Ama o köprü de o kadar uzak ki...
 
O köprüyü yapanlar...
 
O köprünün yapılmasını onaylayanlar...
 
O köprüye geçmek için uzun ve zahmetli yolu katetmek zorunda kalan yaşlılar epey eziyet çekerken... Köprüleri yapanlar bunu hiç düşündüler mi?..
 
Hayır, düşünmediler... Düşünselerdi insanlar yorulmazlardı. Ayrıca yollar projeler eşliğinde “Hareket Halinde” değil, neden “Hareketsiz Halinde”yi inceleseler... Bakın neler görecekler neler...
 
Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk