Amerikali Turk

Yazarlar

Cumhurbaşkanı Partili “Olsun” mu? Yoksa “Olmasın” Mı?

(1 votes, average 5 from 5)
June 13, 2012 12:01 PM

okkes agaogluSİYASET dünyasında her konu, her fikir ve her öneri dikkatle incelenir ve doğru adresini ve doğru yerini bulsun diye epey çaba sarfedilir. Bu çaba tüm siyasi partiler ve partililer için de geçerlidir. Bu geçerlilik ciddiyete ulaştığında, cumhurbaşkanının gerçek adresin kendi partisinde... Kendi bünyesinde olmasını çok ister.

Tabii bu da her parti ve partiliyi mutlu eden bir seçim olmaktadır. Ama bugün Başbakan Erdoğan’ın yaptığı bir teklif millete ve ilgilenenlere oldukça ilginç geldi. Ama bize sorarsanız pek de ilginç gelmedi. Çünkü geçmişte yapılan cumhurbaşkanlığı seçimi ile bugünün seçimi arasında bir fark olmadığı gibi... Yine aynı şekilde “cumhurbaşkanı partili olsun” veya “olmasın” üzerinde yoğunlaşmak, sonrasında nelerle karşılaşılacağı konusunda epey ipucu veriyor bize en azından.

Örneğin o ipuçlarından öne çıkan en büyük stresli cumhurbaşkanlığı seçimi Fahri Korutürk döneminde olmuştur. 6 Nisan 1973’te 635 milletvekilinin 557'si oylamaya katılmıştı. Korutürk’ün cumhurbaşkanı olması için tam 15 tur yapıldı ve 365 oyla seçildi. Daha önce de 1968 yılında Cumhuriyet Senatosu üyesi olmuştu.

Bunu niçin yazdık?..

Şunun için yazdık:

1– Cumhurbaşkanı siyasi mi?..

Cevap: Elbette siyasi.


2– Cumhurbaşkanı tarafsız mı olmalıdır?..

Cevap: Elbette tarafsız olmalıdır.

3– Cumhurbaşkanı seçilen adaylar mensubu olduğu partiden istifalarını yapmış olsalar bile, yine tarafsız olabilir mi?..

Cevap: Bunun cevabını gündemleri takip ederek rahatlıkla verebilirsiniz.

Örneğin herhangi bir yasa gereği karar alınmışsa ve Meclis’ten geçtikten sonra cumhurbaşkanına gönderilmişse... O madde de cumhurbaşkanının onayıyla yasalaşmışsa... Bu onaylama ana muhalefet için taraflı bir imza oluyor... İktidar için tarafsız...

Aynı şekilde, tarafsız bir hizmetten cumhurbaşkanı olarak o makama oturan şahıs, iktidarın yasalaşması için köşke gönderdiği maddeyi imzalamadığı zaman iktidar, “cumhurbaşkanı taraf tutuyor” düşüncesiyle hareket eder...

Yani konunun neresinden bakarsanız bakın, tarafsızlık ilkesi diğerine göre değişik görünüyor. Daha doğrusu cumhurbaşkanı meselesi iktidar ve muhalefet kanadında o kadar yönlü düşünülmekte ki... Tüm ilkeler sadece kendilerine hitap edildiğinde hatırlanır oluyor...

CUMHURBAŞKANI PARTİ TUTAR MI?..

Kim ne derse desin, kim ne anlatırsa anlatsın herhangi bir cumhurbaşkanı, “Asla taraf tutmaz” diyemez... Çünkü sempati duyduğu ve oy verdiği parti mutlaka vardır. Çünkü bu, onun hakkıdır. Bu hak ona, demokrasiden gelmektedir. Bu demek değildir ki illaki sempati duyduğu partinin tüm kararlarını onaylayacak!..

Ama onaylamadığında da “Sempati duyduğu partiye soğuk duş yaptırdı” gibisinden başlıklarla siyasi arena adeta alevlendirilecek. Bu kez ortaya, “Cumhurbaşkanı onaylamadı. Neden? Yoksa cumhurbşakanlığı süresi bittikten sonra siyasete mi dönecek?..” gibisinden partilerarası bir yarış ve seçim hesapları ardı ardına gelir.

İşte bunlar, bir cumhurbaşkanının öncesi ve sonrası arasında sıkışıp kalan enteresan siyasi mücadelelerin en önemli davranışlarını gösteriyor. 

ERDOĞAN: CUMHURBAŞKANI PARTİLİ OLSUN

Erdoğan, cumhurbaşkanlığı makamı için şu görüşünü dile getirmişti: “Bana göre 3 başlık var. Bir başkanlık, iki yarı başkanlık, üç partili Cumhurbaşkanlığı sistemi var. Dördüncüsü de şu anki sistem. Ben yeni anayasa yapılırken bu tartışmanın yapılmasını isabetli bulurum. Cumhurbaşkanı partili olarak Çankaya'ya çıkarsa çok daha güçlü bir cumhurbaşkanı olur. Sayın Demirel'in, merhum Özal'ın yaşadıklarını görüyorum. Orada bir vitrin süsü haline geliyorlar. Anayasada Cumhurbaşkanı gelir kabineyi yönetir aslında. Bizim anayasamızda bu var. İcranın başı cumhurbaşkanı diyor. Cumhurbaşkanımız icranın başıdır, istediği an gelir kabineyi yönetir. Başbakanı da bakanları da atayan o. Kendileri kimi onaylarsa onunla beraber biz de çalışıyoruz. Artık halkın seçtiği bir cumhurbaşkanı var. Artık vekiller değil asıllar seçiyor. Bu kadar güçlü bir oylamayla gelen bir cumhurbaşkanı, 2 başlılık gibi görünen bir yapıyı tek başlılığa indirir. Halkımızın seçtiği böyle cumhurbaşkanıyla ülke farklı ivme yakalar.”

“ZATEN CUMHURBAŞKANI SEÇİLENLER PARTİLİ DEĞİL MİYDİ?..”

Birkaç tanesinin dışında Çankaya Köşkü makamına oturan cumhurbaşkanları zaten partili değiller miydi?..

Sadece ortada basit bir prosedür yerine getiriliyordu. O da partisinden “istifa” etmek. Ve o beklenen istifa(lar) yapılıyor ve göreve başlanıyordu.

Ama ne olursa olsun, bugüne kadar cumhurbaşkanlığı makamında oturanlar ama “partisel”, ama “bağımsız” ve “tarafsız” olarak hiç mi karar vermediler?..

Elbette verdiler.

O halde...

Neden bu denli hatırlatmalar yapılarak cumhurbaşkanlığı makamı zayıflatılıyor?..

Şuna inanılmasını isteriz ki, bir cumhurbaşkanı istediği kadar tarafsız olsun... İstediği kadar yasalarla konuşmuş olursa olsun... Eğer ki bir iktidar tasarısını yasallaştırırsa, hemen onu “muhalefetle birlikte hareket ediyor” denilerek suçlanacaktır.

PARTİLİ DE OLSA - PARTİSİZ DE OLSA, NE OLURSA OLSUN MUTLAKA ELEŞTİRİLECEK...

Bugünün Türkiyesi o kadar ilginç ve o kadar siyasi bir hal aldı ki... Siz bırakın tarafsız bir cumhurbaşkanının doğru karar vermede daha güçlü olacağını... Partili veya partisiz bir cumhurbaşkanı mutlaka eleştirilerden payını almış olacaktır. Ama bunun bir olurunu... Bir durağını... Bir yapısını dahi hesap edemeyen ve sürekli çıkar(lar)ı uğruna siyaseti çekilmez hale getiren siyasi partiler, bu konuda oldukça rahatsızdırlar.

Ama ne olursa olsun Türk insanı, cumhurbaşkanı seçimi  konusunda, cumhuriyet kurulduğundan beri sürekli çekişmelere ve siyasetin bol bol taktik yaptığı devrelere şahit olmuştur. Bunların içinde yüksek kademelerde olanların bir sonraki seçimi hesap ederek cumhurbaşkanı seçimini de takip etmesiyle önceki görevlerini sonandıranlar da vardır.

Bunların hepsi hesap halinde bir sonraki seçimleri siyasi duruşla sergileyerek mümkün kılmaktalar. Ama esas görev olan siyasi yapılanmanın barışıl ve kavgasız - dövüşsüz olması için Meclis çatısında yapılan mücadaleler sürekli olarak karşılıklı yanlış anlamalara ve manalara çekildiğinden dolayı,  ortaya bir mutsuzluk tablosu çıkmaktadır.
Demek oluyor ki Erdoğan’ın yeni bir konusu olan “cumhurbaşkanı partili olsun”u tartışmak elbette mümkün. Ama bize sorarsanız cumhurbaşkanının partili olmasında hiçbir şey fark etmemektedir. Çünkü bugün Gül’ün cumhurbaşkanlığı döneminde bütün partililerin hep bir ağızdan sarf ettikleri şu ifade vardır:

– “Cumhurbaşkanı Sayın Gül, AKP’den gelen bütün tasarıları onaylayarak yasalaştırıyor. Hiçbir eleştiri dahi getirmiyor.”

Bunu söyleyenler Mecis’te muhalefette kalan diğer partili gruplar. Oysa bağımsız bir cumhurbaşkanı dahi göreve gelse Meclis’ten gelen tasarıyı onaylarsa iyi adam olacak... Onaylamazsa kötü adam olacak. Veya evet deyip iktidara yakın gözükecek (haliyle). Bu da ana muhalefetle birlikte diğer parti gruplarını rahatsız etmiş olacak. Artık bu tür kapışmalarla, bu tür siyasete gerek kaldı mı?..

Demek oluyor ki bu olayda cumhurbaşkanı ister partili olsun, ister partisiz... Mutlaka vereceği kararda tarafsızlığını koruyacak. Ama kendisine darılan zümreler de yavaş yavaş buna alışacak ve bugünkü istenen “cumhurbaşkanının siyasi yapılanması” statüsüne rahatlıkla kavuşacak.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk