Amerikali Turk

Yazarlar

Mehmetçik, Kandil’i Ortadan Kaldırıldıktan Sonra Rahat Eder!..

(1 votes, average 5 from 5)
June 20, 2012 10:03 AM

okkes agaogluBÖLÜCÜ terör örgütü PKK, yine hainliğini yaptı ve Dağlıca’ya ikinci kez saldırdı. Bu saldırıyı kimileri, “Başbakan’ın her yurt dışı gezisinde terör konusunu gündeme getirdiğinde oluyor” diye görüş belirtirken... Kimileri de, “Amerika’nın ve bazı ülkelerin Türkiye’ye terör desteğini vermesiyle birlikte Obama’nın, ‘PKK terör örgütüdür ve Türkiye’nin düşmanı bizim de düşmanımızdır’ ifadesini dile getirdiğinde” meydana geldiğini önemle belirtiyor.

Ama ne olursa olsun, kim ne derse desin PKK, bir cani örgüttür ve ister yurt dışı - ister yurt içi olsun, hangi görüşmeler ve konuşmalar yapılırsa yapılsın; eli kanlı terör örgütü mutlaka izlemeye alınması gereken ciddi bir sorundur.

En azından bu cani örgüt, Dağlıca’ya ilk saldırdığında o bölge her zaman kontrol altına alınmalıydı. İstihbarat zaafı olan bu bölge (veya bölgelerin) artık çok ciddi bir sorunlarla karşı karşıya kaldığı görülmektedir.

Nedir o sorunlar?

1– Sınır güvenliğinin fiziken ve acilen sağlanması.

2– Heron insansız hava uçuşlarının bir an önce hayata geçirilmesi.

3– Askeri helikopterlerin de bölgeyi her saatte bir güvenlik açısından taraması.

Bu üç olasılık eğer yapılsaydı, bugün Mehmetçiklerimizin acı haberlerini almamış olacaktık.

BÖLGEDE HERONLAR NEDEN YOK?.. ULUDERE OLAYINDAKİ İNCELİK NEDEN YOK?..

Dağlıca’ya yapılan ilk baskından sonra bölgede olağanüstü güvenlik önlemleri artırılırken, sivil olan bizler de, “Tamamdır artık. Bir daha PKK canileri buradan ne gelebilirler, ne de geçebelirler...” dedik... Halkımız ve askerimiz derin bir nefes alabilir diye büyük bir moralle bugüne kadar geldik.

Bugüne kadar geldik ama yine de Mehmetçiklerimiz, canlarımız, güzel evlatlarımız adi ve şerefsiz terör örgütünün kurşunlarına hedef oluyordu. Ve dün de aynısı yaşandı... Kalleş kurşunlara hedef olan Dağlıca Karakolu’ndaki evlatlarımız, canlarını vatan için verdiler.

Hem de dünyanın en iyi ordusu unvanını almış bir Türk Ordusu mensubu olduğu halde.

Peki neden bu böyle oluyor?..

Bu soruya karşı şu yaklaşımı yapmamız gerekiyor:

1– Uludere’de masum insanlarımız sınırda Heronlarca saptanarak yanlışlıkla vurulduğunda, güvenlik ağına verilen önem bu derece olağanüstü çalışırken...

2– Aynı şekilde tıpkı Uludere’de olduğu gibi Heronlar casus uçuşlarını yaparak 300 kişilik PKK’lı terörist grupları saptasaydı, bu acı yaşanır mıydı?..

Tabii ki yaşanmazdı.

O halde!..

Neden bu önlem Dağlıca’da ve diğerlerinde alınmadı?..

Demek oluyor ki Tükiye’nin sınırın sıfır noktasında fiziki bir önlem aldığı yok. İstihbarat alındısı da yok. Sadece ve sadece kalleşçe baskın yapıldıktan ve de Mehmetçiklerimiz şehit olduktan sonra bu sorulara cevaplar aranıyor...

Oysa bu şehit haberleri ve Dağlıca baskınları olmadan yerinde ve zamanında önlemlerle teröristler saptanabilseydi, bugün ne şehitlerimiz bayraklarımıza sarılı şekilde gelmeyecekti... Ne de Türk Ordusu sınırda güvenlik önlemlerinde bir boşluk yapmış olacaktı...

Ne yazık ki sınırlarımızda boşluklar oluşuyor. Heronlar bölgelerde uçmuyor... Helikopterler keşif uçuşlarına uçmuyor ve karakollarımız maalesef hain tuzaklara düşürülüyor.
Artık bunlara dur demenin zamanı geldi.

TERÖRÜ DESTEKLEYENLERE İKİ ÇİFT LAFIMIZ OLACAK...

Terör örgütünü destekleyenler, bugün değişik ifadelerle ama yine de o bildik tavırlarıyla konuşmalar yapıyor. BDP’li başkan bakın ne diyor: “...PKK silahları bırakmalıdır. Aynı şekilde askeri operasyonlar da durmalıdır.”

“PKK silah bırakmalıdır...” dediğinde, meselenin terörle çözüleceğini sanmadıklarını artık anlamışlardır diye düşündük... Ama hemen arkasından, “Askeri operasyonlar da durmalıdır” dediğinde, “Düşünceleri hiç değişmemiş” dedik.

Nasıl değişsin ki...

Bakın, birkaç ay ve birkaç hafta önce de aynı BDP’li vekiller, sınıra yürüyerek askerimize ve politika yapanlara şunu demişlerdi: “Askeri operasyonlar dursun. Biz bu amaçla buraya geldik...”

İyi güzel de, aynı şekilde bugün neden Dağlıca’ya ve diğer sınır bölgelerine giderek, çadırlarınızı da sırtlarınıza alarak, “Biz sınırın en sıfır noktasına gidip orada çadırlarımızı kuracağız. PKK’ya ‘Yeter artık. Masum insanları... Masum Mehmetçikleri öldürmek için kalleşçe saldırmayın. Bitsin bu çatışma...’ diyeceğiz.” açıklamasını neden yapmazlar?..

KANDİL MUTLAKA ORTADAN KALDIRILMALI!..

Yıllar önce Genelkurmay eski Başkanı Yaşar Büyükanıt Paşa döneminde Türk Ordusu Kandil’e doğru yolalırken, terörist telsizlerinden şu açıklamalar yapılıyordu:
–“Evyah... Türk Ordusu bu sefer gerçekten geliyor... Ne yapacağız?..”

Gazetelere manşetlerle verilmişti bu haberler ve gelişmeler. Aynı şekilde Türk Ordusu’nun bu hareketi, Türk halkına olağanüstü güven veriyordu. Ama ne olduysa oldu, bir - bilemedin iki gün sonra Türk Ordusu aniden durdu ve tekrar geriye döndü...

Büyük operasyondan vazgeçilmişti. O kadar masraf... O kadar asker... O kadar teçhizat tekrar ağır silahlarla birlikte kışlaya dönmüştü. 

Bu sefer ister istemez içimizi bir şüphe kaplamıştı:

–“Ne oldu da Türk Ordusu durdu?..”

–“Ne oldu da Türk Ordusu Kandil’e gitmekten vazgeçti?”

–“Ne oldu da koca ordunun karşısına caydırıcı bir şey çıktı da biz mi göremedik?..”

Bu düşünce halâ içimizi kemirmekte. Bu sorular halâ sırrını korumakta.

Ama ne olursa olsun şunu kabul etmek lazım: Kandil’i ortadan kaldırmak gerekiyor. Eğer o dağ halâ içindeki canileri beslerse (Ki besliyor) buna ne zaman dur diyeceğiz?..

İster Avrupa finans kaynağını kessin...

İster Amerika “PKK benim için bitmiştir” desin...

İster Ortadoğu ülkeleri “PKK benim düşmanım” desin...

Yani kısaca kim ne derse desin Kandil Dağı mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Bu yapılmadıkça Türkiye terör olaylarında başı çok ağrıyacak. 

Başbakan diyor ki, “Başka adımlar atacağız...”

İyi ya işte, Kandil’i ortadan kaldırmaktan başka güzel bir adım olabilir mi?..

Eğer bunu yapmazsak, emin olun ki, yarın - öbürgün taşeron terör örgütü PKK, Suriye’de de siyasi güç kazanabilir... Aynı şekilde yavaş yavaş bize karşı teröristleşen Irak yönetiminde de... 

Bir zamanlar, Maliki’nin “Türkiye iç işlerimize karışmasın” ifadesiyle, adeta PKK’ya davetiye çıkartmadı mı?..

Halbuki Maliki denen zat, yıllarca ülkesinde kalan yabancı güçlere ve Amerikan ordusuna bir şey dememekte. Hem de her türlü ırza tecavüzü... Haneye tecüvüzü... Kişilere işkenceyle tecavüzü gerçekleştirdiği halde...

Tüm Ortadoğu ve Batılı ülkeler Türkiye’den gıcık kapmaktalar. Ama aynı şekilde azı dişlerini göstermeden “Türkiye’yi nasıl oyuna getirebilirim?”i düşünmekteler. Onun için çok uyanık olmalıyız.

Daha düne kadar Batılı ve Ortadoğulu ülkelerin taşeron örgütü olarak Türkiye’ye karşı kışkırtılan PKK, aynı düşünceyle ve aynı düşmanlıkla bugün ve yarın da bu huylarına ve düşmanlıklarına devam edecekler. Bunu asla unutmamalıyız.

Tüm bunların yanında aklımızda kalan şöyle bir soru da var: “Dağdan inişler olursa, Türkiye’de barış için çözümler aşamalar halinde gelişir mi?”

Hayır efendim. Dağdan inişleri hiçbir zaman barış yaratmaz. Çünkü terör örgütünün (silahlı şimdiki Suriye kanadı da dahil) hepsini devlet otoritesi altında... Davayı sulandırmadan... Karşılarında bir devlet olduğunu göstererekten tüm teröristleri teslim almadıkça... Değişik ülkelere dağıtmadıkça... Örgüt liderlerini etkisiz hale getirmedikçe... Terör belası her zaman başımızı ağrıtır. Onun için Kandil’i mutlaka ortadan kaldırmalıyız. Türk Ordusu bunu yapabilecek güçte.

Ama neden duruyor?...


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk