Amerikali Turk

Yazarlar

Rusya’ya, Çin’e ve İran’a Güvenen Küstah Suriye Ağzının Payını Mutlaka Almalı

(1 votes, average 1 from 5)
June 24, 2012 3:30 PM

SURİYE, “Türk jetini ben vurdum” diyor. Bunu derken de, ilk saatlerde çok başarılı bir şey yapmış gibi meseleye önem vermeden bakıyordu. Ama saatler ilerledikçe olay ciddileşmeye... Türk tarafının sertleşmesine doğru rüzgar esince... Şam yönetimi, özür niteliğinde demeçleri yayınlarken, Ankara’nın NATO’nun 5. maddesini devreye sokacağı endişesini yavaş yavaş yaşamaya başladı.

NATO’NUN 5’İNCİ MADDESİ: “Üye ülkelerden birine yapılan tecavüz, tamamına yapılmış kabul edilir" şeklindedir.

Diğer maddeleri ise;

1– Üyelerin toprak bütünlüğü ve bağımsızlığı garanti edilerek dünya barışına katkı devam ettirilir.

2– İttifak, Avrupa'da ABD'nin konvansiyonel ve nükleer askeri varlığını zaruri sayar.

3– İttifak, savunma amaçlıdır.

4– Nükleer silahlarda sıfır çözüme ulaşıncaya kadar, konvansiyonel ve nükleer silahların uygun bir birleşimini kullanmaya devamı zorunlu görür. Nükleer silahların amacı siyasi olup, ittifakın güvenliğinin en önemli garantisidir. Bu kuvvetler savaşı ve dengeyi korumak için asgari düzeyde tutulur.

5– Caydırma için yeterli bir gücü muhafaza etmek esastır.

6– NATO Savunmasının kolektif tabiatı, işbirliğine ve bütünleşmesine istinat eder.

İşte Türkiye bu maddeler çerçevesinde ve NATO’ya üye olmanın imazasıyla birlikten yardım isteyebilir. Ve NATO da, buna “Hayır” diyemez. Ama gelin görün ki, İran kaynaklı televizyon programlarından Press TV, röportajına Washington’dan Dr. Webster Tarpley’i alıyor. Orada geçen şu ilginç sorulu/cevaplı diyalog yaşanıyor:

Press TV: Bazı analistler, bir tampon bölge oluşturmak için sınır bölgesinin askerleştirmesini de grektireceği için, bunun Türk hükümetince savaş ilanı anlamına geleceğine inanıyorlar. Siz bu değerlendirmeye katılıyor musunuz?

Dr. Webster Tarpley’in bu soruya cevabı: “Türkiye Suriye’ye saldırırsa, Anadolu’daki Kürtler ayaklanır. Bu da Türkiye’nin dağılmasına neden olur...” ve devam ediyor.
Şimdi burada şunu söylemek lazımdı bu zata:

1– Türkiye’nin politik alanda karşısına çıkabilecek zararlı hareketlerinin analizlerinin bu denli isabetli olduğunu iddia ederken... Neden Pentagon’daki merkezi odada Türkiye haritası “Kürdistan” diye böldünüz?..

Bu birinci soru. Sıra geldi ikinci soruya ve diğerlerine:

2– Sizler Amerikalı olarak Irak’a saldırırken oradan 10 yıl çıkmayacağınıza zaten hazırlanmışken... Iraklı insanların gelirini ve hayatlarının sigortasını tayin eden petrol kuyularına neden musallat oldunuz?..

3– 30 yıl önce Kuzey Irak dağlarında PKK ile yamaçlarda oturup neler konuştunuz?..

4– Seçim dümeniyle insansız hava araçlarını vermeyip, yeri gelince de “Türkiye benim yıllarca beraber olduğum en büyük müttefikim” yalanına şimdi neden sarıldınız?..

Acaba bu maddelerin hangisi yalan?..

Hepsi doğru...

Doğru olmayan, Amerika’nın, Suriye’de hazırladığı tuzak programlarında. Ama Türkiye o kadar saf ve bir şey bilmez değil. Ataları binlerce yıla dayanmış bir ulusun hiç mi plan - projesi olmaz?..

Elbette olur.

Peki Türkiye’nin hiç mi müdafaa etme hakkı olmayacak?..

Ebette olacak.

O halde...

Neden bu kadar karamsarlıkla Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor?..

Biz söyleyelim:

a) Yabancı güçler, Türkiye üzerinden oyun oynamayı severler. Hatta bayılırlar.

b) Avrupa, halâ sessiz ve sedasız. Beklemedeler.

c) Rusya füzelerini deniyor. Suriye ise bu füzelerle kendini güçlü hissetmek istiyor (Aptallar gibi).

d) Arap alemi seyretmekte.

Aynı Araplar bugün, emperyalistlerin yıllarca sömürgesi altında kaldılar ama şu anda kendilerini özgür sanarak sahte gülüşlerle yapmacık ve yalan dünyalarını yaratarak hayatlarına devam ediyorlar. Fakat şu da bir gerçek ki, “Hadi birleşin, sömürgeden kurtuluş buradan geçiyor” denilse... Yine de birbirlerine düşman kesilirler ve emperyalistlere tekrar gucak açarlar. Çünkü güvenilmez bir siyasi yapıya sahipler...

BURADA KORKULAN OLACAK DİYE TÜRKİYE SUSACAK MI?..

Uçağımızın düşürülmesinden sonra, yapılan eleştiriler Türkiye’yi oldukça zayıf düşürüyor. Hatta ve hatta haksız düşürüyor adeta. Ama ne olursa olsun bu gibi durumlarda sakin diplomasi her zaman doğru karar vermemizi kuvvetlendirir.

Yapılan eleştiri Batılılar tarafından geliyor.

Ne diyorlar?

Şunu diyorlar:

– “Efendim Türkiye, Suriye’ye tampon bölge olarak girmesin.”

– “Niye?..”

– “Anadolu’da Kürt halkı ayaklanır ve Türkiye bölünür.”

– “Alla alla... Kuzey Irak’ta kırmızı çizgimiz varken... Orada askerlerimiz görev yaparken... Uçaklarımız Irak dağlarını döverken bölünmedi de... Düşürülen uçağımıza karşı haklılık unsurlarını tespit ettirerek karşılık verirsek mi ülkemiz bölünecek?..”

– “Öyle demeyin. Bakın İran, Suriye’deki ve Irak’taki Kürtleri kışkırtarak Türkiye’yi içten bölmeye çalışabilirler.”

– “Hadi canım sende. Ne alakası var. Bir defa İran da Irak’ta PKK’ya karşı operasyonlar yaptı. 

Ne oldu? Parçalandı mı?..

Hayır... Aksine PKK, ‘Bir daha İran’a ayak basmam’ dedi ve gerisin geriye çekildi... İran’ı bir tek şey korkutur: O da, demokrasi... Yani Arap Baharı.”

– “Hımmmm..”

– “Hımmmm ya. Bir defa Türkiye’de demokrasi ve laiklik kavramları var. Bu kavramlar ve demokratik sistem yüce Atatürk zamanında Anadolu’ya işlenmiştir. Kimse Atatürk’e olan bağlılığımızla oynayamaz... Kimse demokrasiden dönüşümüzü başaramaz... Kimse ve hiçbir emperyalist güç, bizi köşeye sıkıştırarak Araplar gibi yaşatmaya kalkışamaz... Eğer kalkarsa, alır ağzının payını...”

– “Evet ama Suriye’nin arkasında Rusya, Çin, İran ve birkaç tane Doğu Bloku ülkeler var. Bunlar Türkiye’yi bu konuda zorlamaz mı?..”

– “Hayır efendim, niye zorlasın ki?.. Bir defa Türkiye taciz ediliyor ve savaş uçağı düşürülüyor. Ayrıca Suriye’nin yaptığı sorumsuzluk örneğini gösteren bir savaş oyunu gibi... Ne yani, şimdi Suriye uçağımızı düşürecek, biz de, ‘Aman hareket etmeyelim. Türkiye dağılır sonra” mı diyeceğiz?..

PKK kalleşçe tuzaklar kurarak Türkiye’ye sızarken uçaklarımız Kandil’i cevap olarak bombalarken, Türk Ordusu pasif mi olmuş oluyor?..

Veya Türkiye’de ayaklanmalar mı oldu?..”

Hayır olmadı.

Olmaz da zaten.

Sonra niçin olsun ki?..

Şu anda Türkiye, halkıyla, ordusuyla bir bütün halinde her türlü tehlikeyi göğüsleyecek kadar birbirine kenetlenmiştir. Atatürk de, bu güzelim halkın iradesiyle, vatan sevgisiyle ve kendisine olan bağlılığıyla ülkeyi kurtarmadı mı?..

Eğer bugünü tartışıyorsak (Ki öyle), yapacağımız birçok şeyden önce, ilk olarak ekonomik ambargolarla yola çıkmalıyız.... Önemli ve insani yardımlarımızı kalleşçe kullanarak bize karşı durmalarını engellemek için bütün kanalları kesmeliyiz. Kan emici bütün yolları ağızlarına tıkamalıyız. Savaş yapmak istersek eğer, Esad’a çok büyük bir koz vermiş oluruz. Çünkü arayıp da bulamadığı şeydir savaş... 

Onun için savaş çığlıkları atmamızı isteyen Doğu Bloklarına karşı öyle bir oyun oynamalıyız ki... Adeta savaştan çıkmışa benzetmeliyiz... Duruşlarını bozmalıyız. O çok güvendiği ülkelerle olan ekonomik bağlarımıza Suriye hatırlatması yaparak kozlarımızı masaya yatırmalıyız.

Bunu yapabilecek güçteyiz.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk