Amerikali Turk

Yazarlar

Güney Kıbrıs AB Dönem Başkanı Oldu, Avrupa’nın Dönekliği Tescillendi!...

July 03, 2012 5:31 PM

AVRUPA Birliği sürekli Türkiye’yi köşeye sıkıştırmak isteyen bir yapıya sahiptir. Her ne kadar aralarında bir, bilemediniz iki ülke Türkiye’ye karşı sıcak mesajlar verirken... Diğerlerinin hepsi bir ağızdan, “Türkiye demokratik başlıkları geciktirirse, birliğe katılmayı hayal dahi etmesin” göndermesini yapıyor...

Yani Türkiye onlar için, hem demokraside geride kalmış bir ülkenin görüntüsünü vermekte... Hem de demokratik başlıkları açmada ağır davranmakta... Sürekli bu olguyu işleyerek Ankara’ya farklı bir gözle bakmaktalar.

Oysa Avrupalı, bu iddialarının yanı sıra, geçmişte yaptıkları yanlışları bir hatırlasalar... Nasıl bir hatanın içinde olduklarını çok iyi anlayacaklar... Bir dönem eski Başbakanlardan Ecevit’in Avrupa Birliği’ne karşı sağlam bir politika sergilediği de çok iyi bilinmektedir.

KOFİ ANNAN’IN ADA’DA YAPTIĞI OYUNLA KKTC BUGÜNÜ YAŞIYOR...

Bunun yanında yakın zamanda Kıbrıs’ta yapılan eş zamanlı seçimle Avrupa Birliği’nin yeni oyununa da şahit olmuşuzdur.
Nasıl mı?..

Avrupa Birliği, Kıbrıs çözümüne katkı sağlansın diye ortaya bir seçim alternatifi atıvermişti. Bu seçim gerekçeleri de BM eski Başkanı Kofi Annan başkanlığında taraflara duyurulmuştu.

Neydi o gerekçeler?

1– Adada eş zamanlı seçim yapılarak demokratik bir davranış sergilenecekti.

2– Seçimde “Evet” oyu kullanan taraf ise, Avrupa Birliği’ne otomatikman geçecekti.

3– “Hayır” oyu kullanan taraf ise, ne olursa olsun ve kim olursa olsun gözünün yaşına bakılmaksızın Avrupa Birliği’ne alınmayacaktı.

İşte bu üç madde, Annan planının Kıbrıs için yapılan maddelerini oluşturuyordu.

Gerekçesi mi?..

– Birleşmiş Milletler Başkanı olmak.

– Adadaki devlet yapısını gerçekleştirmek.

– Avrupa Birliği bünyesinde ticari ve ekonomik alanlarda bağımsızlığını kazandırmak.

Annan bu planlar ve gerekçeli maddeler ışığında Ada’nın her iki yakasına da haber götürür ve tarafsızlık örneği verdiğine inandığı bu eş zamanlı seçimin peşine düşer. Sonra tarafları ikna ederek bu seçime katılmanın yararını da sayarak sandığı masaya yatırır.

Adada Türk ve Rum kesimleri eş zamanlı oylamaya katılmak için politikalarını belirlerler ve halkını sandığa götürürler. Tabii bu arada Annan’ın ortaya koyduğu üçer maddelik tavırlar her iki tarafı da derin düşündürmektedir.

KKTC tarafı eş zamanlı seçimde “Evet” diyerek Avrupa Birliği’nin kapısını açmaya gider. Çünkü görevini yapmıştır “Evet” mühürüyle.

Fakat o da ne?..

Rum kesimi “Hayır” diyerek Annan planına karşı gelmiş. Tabii bunun cevabı Annan’dan daha önceden gelmişti.

Neydi o cevap?

Şuydu: “Eş zamanlı oylamada hayır diyenler asla Avrupa Birliği’ne giremeyecekti. Hatta hiçbir yerde temsil hakkına dahi sahip olamayacaktı. Kısaca cezalandırılacaktı.”

Kıbrıs Türk kesimi, Annan’ın bu kesin ve sağlam demecine inanarak, “Rum kesimi artık oyun bozanlık yapamayacak. Çünkü Annan planına karşı gelerek hayır dediler ve başkanı da hiçe saydılar. Bu da gösteriyor ki Rum kesimi, kendi kazdığı kuyuya düştüğüne” inanmıştı.

Evet...

Türk kesimi Ada’da bunu düşünerek “Evet”i basmış... Ve ardından da Rum kesiminin iki yüzlülük yaptığına şahit olmuştu.

Nasıl mı?..

Annan, hiçbir hareket gösteremeden ve yapamadan uslu uslu koltuğundan kalkar... Türk tarafına da bir şey söyleyemeden boynunu eğer. Ardından da Avrupa Birliği’nin tutumu karşısında ezilir - büzülür.

Annan’ın seçim öncesi taraflara tafra atması...

Varsa da - yoksa da Birleşmiş Milletler kararları garantisini sürekli irdelemesi artık geçersiz kalmıştır.

Peki ya geriye ne kalmıştır?..

Tabii ki Rum kesiminin adım adım zafere ulaştırılması. Bu yapılırken, ne ayrı bir şahsiyetin bünyesinde Avrupa Birliği’ne girmenin telaşına düştüler... Ne de başka nedenlerden... Daha doğrusu direkt mutluluklarına Annan planı sayesinde ulaştılar.

AVRUPA BİRLİĞİ KENDİ ANAYASASINDAKİ MADDEYİ BİLE HİÇE SAYDI, HEM DE BİLEREK!..

Avrupa Birliği kendi bünyesinde ve kendi oluşturduğu anayasasında önemli unsurlar vardır. Hatta bu unsurların gündeme gelmesini bile beklemeden Avrupa Birliği olarak şu görüşe açıkça önem vermekteydiler:

– “Hangi ülke olursa olsun, o yerde sorunlar varsa... Devlet yapısında büyük eksiklikler varsa... O ülke asla Avrupa Birliği’ne giremez.”

Evet, bu ifade Avrupa Birliği’nin önemle üstünde durduğu ve kendine koz olarak da kullandığı değişmez bir unsurdu.

Peki ne oldu da aniden bu unsur unutuluverdi de Kıbrıs Rum kesimi Avrupa Birliği’ne alındı?..

Biz söyleyelim:

1– Avrupa Birliği olayı bir tuzaktı.

2– Annan planı da tuzağın bir parçası.

3– Akabinde Ankara’ya siyasi baskıya zemin hazırlığı...

Yani, Kıbrıs Rum kesimini Avrupa Birliği bünyesine nasıl alacaklardı?..

İşte bu oyunları oynayarak.

Ayrıca, bugün Rum kesimi Avrupa Birliği Dönem Başkanlığı’nı Danimarka’dan alırken, iki yüzlü Avrupa asla çok önemli iki soruyu aklına getirmez.

Hatta kendine dahi sormaz.

Soramaz, çünkü sormaya korkuyor:

1– Sorunlu bir Kıbrıs’ta sorununu çözememiş Rum kesimi nasıl olur da Avrupa Birliği dönem başkanlığına getirilir?..

2– Kıbıs Rum kesimi, nasıl olur da İsrail ile dirsek temasına geçerek topraklarında, eli kanı PKK terör örgütünü besler ve terörist faaliyetlerini yapmaları için önayak olur?..

İşin tuhaf yanı, Amerika bile buna göz yummakta. Halbuki Amerika’nın da bu terör örgütüyle bazı zamanlarda dirsek temasına geçtiklerini Türkiye ispatlamıştı. Ama gelin görün ki Rum kesimine asla demiyor ki, “Hop hop... Durun bakayım... Dost ve müttefik Türkiye’ye karşı PKK’yı nasıl desteklersiniz?.. Derhal bırakacaksınız bu desteği...” diye...

Akılları fikirleri “Türkiye’yi ne zaman tuzağa düşürebilirim acaba...”yı düşünmekten artık gerçek yüzlerini dolaylı da olsa göstermeye başladılar bile...

EN ÖNEMLİ NOKTAYI BİLE BİLEREK ATLADILAR...

Rum kesimi ekonomik olarak batmış vaziyette. Çünkü Yunanistan’ın iflası... Para birimlerine geçip geçmeme kararı... Dünya arenasında bile yalnız kalmaları... Hem Avrupa Birliği’ni ekonomik yönden zora sokmaktadır... Hem de dönem başkanlığını yaptığı Euro bölgesinin bazı çıkarlarını kendilerine amaç edinmektir.

Avrupa Birliği yetkili organları bunu bilmiyor mu?..

Biliyor tabii ki.

Peki neden karşı çıkmıyorlar?..

Bu sorunun cevabı çok basit: Bir defa Kıbrıs Rum kesimine, Türk tarafına karşı ezici üstünlük sağlatmak. Bunu yaparken de dönem başkanlığı olarak bugünün hayalini gerçekleştirmek.

O halde, doğru dürüst yaptıkları ne kaldı?..

Bize göre hiçbir şey... Sadece ve sadece Avupa Birliği, kendi yanlışlarını bilerek yapıp birliğe Türkiye’nin girmesini istememeleri.

Biz de çok meraklıydık sanki...

Ama eğer meraklı olanlarımız varsa, onlara şunu söylememiz gerekiyor: “Annan planı bir tuzaktı... Ekonomik gerekçeleri öne sürmeleri de...”

İflasın eşiğinde olan Kıbrıs Rum kesiminin Euro bölgesinden borç istemelerine karşı Avrupalı halâ Rum kesimine göz kırpıyorsa (Ki kırpıyor), bunun altında Türk düşmanlığının olduğunu bal gibi de göstermekteler. Hatta saklayamıyorlar da. Onun için iki yüzlü Avrupa’nın sağlamlığı artık tartışılmalıdır.

Hele ki “Adadaki eş zamanlı seçim, Rum kesimini Avrupa Birliği’ne almak için bir oyundur” diyen merhum Rauf Denktaş’ı unutmamak kaydıyla. 


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk