Amerikali Turk

Yazarlar

Batı Diye Her Şeye Kucak Açıyoruz, Onlar İse Arap Baharını Gucağımıza Veriyor

July 09, 2012 8:25 PM

TÜRKİYE her zaman göz dolduran bir ülke oluyor. Birçok milletler de Türkiye’nin bölgesindeki siyasi yapısına ve jeopolitik durumuna hayranlıklarını gizlemiyor. Ama bu hayranıklarını ya baskı yoluyla, ya da istila yoluyla denemek istiyorlar (Hatta istediler bile.) Ama baktılar olmadı, bu kez de BOP projesini hayata geçirmek için çeşitli oyunları devreye sokuyorlar.

Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk boşuna savaşmadı meydanlarda. Ama gelin görün ki Batı medeniyetleri dediğimiz ülkeler, alamadıkları Türkiye topraklarını bir şekilde zayıf düşürmek için çeşitli entrikalarla yola getirmeye çalışıyorlar. 

Örneğin “Arap Baharı”nı canlandırmak için Ortadoğu ülkelerine yapılan sinsi politikalar ve kışkırtıcı siyaset oyunları sahneye çıkarılıyor. Mesela Tunus’a ve Mısır’a demokrasinin “ilk”lerinin yaşanması için siyasi destek her ne kadar verildiyse de... Yönetim bakımından halâ üstü kapalı askeri idarenin oluşundan yola çıkıldığını görebiliyoruz.

Daha doğrusu Arap Baharı bir Batı oyunudur.

Neden mi?..

Bugün hangi Batı ülkesi, “Mısır’a (veya Tunus’a) tam destek veriyoruz. Bütün siyasi yapılanmaları ve politik unsurları kazandırmak için Mısır’ın ve halkının yanında olacağız” diye bir açıklama yaptı?..

Hayır.

Yapmadı.

Dedikleri şudur: “Mısır halkı kendi politik platformunu kendi kurmalıdır. Dışardan gelebilecek herhangi bir olguya ve yansıtmaya karşıyız. Onun için Mısır halkının yanındayız.”

İşte dedikleri bu.

Oysa demokrasilerde işlerlik “Katlımlarla”... “Katmalarla”... “Siyasi yardımlarla”... “Politik manevralarla” herhangi bir ülkenin dış gücünün etkisine girmesini engellemeden geçer. Batı, Arap Baharı’nı yaşayan hangi ülkenin yanına tam destek vererek gitmiştir?..

Hiçbirisinin.

Ancak o ülkenin petrolü ve doğalgazı varsa... Toprak altı zenginlikleri dudak uçuklatacak kadar zenginse devreye girerler. Libya’ya yapılanları unutmayalım. Fransa (Hem de Kaddafi, Sarkozy’nin seçimlerde kazanması için milyonlarca dolar verdiği halde) Libya’yı vuran ilk ülke olmuştur.

Yani, Batı - Batı diyerek hareket alanımızı onların görüş mesafesine göre ayarlamayalım. Çok amaçlı bir politika sergilemeliyiz – Ki Batı, menfaat için Türkiye’nin sırtını “Ağamsın, paşamın” diyerek yalakalık yapıp sıvazlamasın.

SURİYE MESELESİNDE OYUNA GELMEYELİM, NATO’YA DA FAZLA GÜVENMEYELİM...

Ama görülüyor ki durum hep onlardan yana gelişiyor.

Nasıl mı?..

Suriye meselesinde Türkiye oldukça sıkıntılı günler yaşıyor. Bu sıkıntıların devamı savaş olmasın diye elinden geleni yapmaya çalışıyor. Ama bir yerde de savaşmaktan kormam mesajını vererek bölgenin riskini yaşamak istemiyor.

Bunlar ve bu gibi hareketler politik açıdan doğal karşılanmalıdır. Ama gelin görün ki Batı (yani yarasalar), Türkiye’yi savaşa sokmak için elinden geleni yapmaya çalışıyor. 
Kimileri diyor ki:

“Türkiye, Suriye’den kat kat üstündür.”

“Suriye her zaman Türkiye’den tırsmıştır.”

“Olası bir savaşta Ankara, Şam’ı ezer geçer.”

“Türkiye bölgenin süper gücüdür.”

“Türkiye, büyük güç olarak dünyada yerini almıştır.”

Ama hiçbiri şöyle demez:

“Türkiye, NATO ülkesidir. NATO gereği yapılan uçak düşürme olayı bize yapılmıştır. Gereken yapılacaktır.”

“Birleşmiş Milletler yasasına göre Türkiye, sınır ötesinden gelen tehdite karşı savunma hakkına sahiptir. Hatta ve hatta Türkiye, insani yardımlarıyla bize çok şey öğretmiştir. Mısır bile Libya’ya kapılarını kapatırken, Türkiye, Suriye halkına kapılarını ardına kadar açmıştır.”

Bunları asla söylemezler.

Çünkü onların gerçek niyetleri, geride durup Türkiye’yi savaşa sokmak. Oysa Türkiye isterse savaşa girebilir, isterse girmeyebilir.

Neden mi?..

Şu anda Suriye’de sınırımıza dayanmış bir PKK sorunu var. Şam yönetimi, eli kanı örgüte özgürlük vermiş vaziyette. Daha doğrusu baba Esad’dan beri de veriyor. Türkiye eğer ki Suriye topraklarından bir PKK sızması sezerse başlarına binebilir. Çünkü Birleşmiş Milletler’in 51 ve 52. maddeleri, “Sınırda olabilecek herhangi silahlı sızmaya karşı müdahale hakkı vardır” der. Ama yine de Türkiye, siyasi hareketlilikte Ankara’ya karşı yapılan ayak oyunlarını görebilmeli ve bu durumu onlara yüklemelidir. Tabii yeri gelirse de PKK sızmalarına karşı acil önlem alıp terör yuvalarını yerinde yok edebilir.

Eder de.

Türk Silahlı Kuvvetleri nasıl ki baba Esad zamanında Suriye sınırına dayanarak, “Verin Apo’yu” dediyse... Aynı şekilde “PKK’ya arka çıkarsan sonunu hazırlarsın” diyecek gücü de vardır. 

Ancak...

Olası bir Arap Baharı dümeniyle Suriye’deki olgunlaşmamış siyasi yapıya Türkiye’nin müdahalesi çok yanlıştır.

Eğer biri çıkıp da, “Türkiye neden duruyor? Terör örgütü ve Suriye yönetimi kolkola gezerken Ankara neden müdahale etmiyor?” derse... 

Bunu söyleyen kişiye, “Madem öyle diyorsunuz, o halde neden Amerika saldırmıyor? Neden Şam’a istediği tokadı vurmuyor?..” dememiz gerekmez mi?..

Tabii ki gerekir.

Hatta bugün Clinton Paris’te kalkmış şöyle diyor: “Suriye konusunda Rusya’yı ve Çin’i cezalandırmak gerekir.”

Siz oraya kadar uzanacağınıza, Suriye’ye neden uzan mıyorsunuz?..

Uzanmaz...

Çünkü elinde (dost müttefik) dümeniyle yaklaştığı Türkiye’yi tuzağa çekmek varken, neden böylesi bir maceraya girsin ki!..

Öyle değil mi?..

TÜRKİYE, IRAK’A DA MI SAVAŞ AÇSIN?..

Eğer Türkiye, Suriye sınırındaki gelişmeleri bahane ederek Şam’a ve PKK yuvalarına saldırırsa... O zaman Irak’a da saldırması gerekmez mi?..
Yani, Kandil’den sızan eli kanlı terör örgütüne karşı bir şey yapamayan (hatta bilerek yapmak istemeyen) Irak hükümetine, Türkiye “PKK terör örgütünü durdurmazsan sana savaş açarım”ı neden söylemiyor?..

Demek oluyor ki, Türkiye üzerinden oyun oynandığını gösteren bir durum var. Bu gayet açık. Ayrıca süper güç olan iki ülkenin kılını dahi kıpırdatmadan öylece beklemeleri, o bölgede her ikisinin de çıkarının olduğunu göstermekte.

Bir düşünce de şudur: “Efendim Amerika istese Suriye’ye hemen saldırır. Ama şu durumda saldırmaz. Saldırmak istemiyor. Çünkü Amerika’dan yaklaşan seçimler var ve bu saatlerde bunu yapmak zordur...”

Bırakın Allah aşkına. Bunların hepsi palavra. Bir defa İran’a saldırmak için her dakika Tahran’ı kollayan Amerika, nedense Suriye’ye karşı pısırık duruyor...

Öyle mi?..

Hayır, buna asla inanmıyoruz. Amerika, Suriye’yi vurmak için kolunu kıpırdatmak istemiyor. Rusya ile kötü olmak istemiyor. Sonuçta her iki ülke de Suriye’deki yandaşlarına silah satıyor ve para kazanıyor. Bu, hep böyle devam edecektir. Çünkü süper güç ülkeler, silah satarak ayakta durmaktadır. Ve bundan sonra da böyle devam edecektir.
Tüm bu gelişmelerin yanında Türkiye, asla maşa olmamalıdır. PKK konusunu gündeme getirdiğinde NATO’yu göreve çağırmalıdır. Birleşmiş Milletler’i yasalarıyla siyasi bombardımana tutmalıdır. 

Kim ne derse desin şu unutulmamalıdır: NATO Ortadoğu’da oyun oynamaktadır. Birleşmiş Millerler de NATO şemsiyesi altında işini görmeye çalışmaktadır ve Batı emperyalizmi Arap Baharı sorununu Türkiye’nin gucağına atmaya çalışmaktadır. Oyuna gelmemeliyiz. Onların oyunlarını bozmalıyız.

Ayrıca, sınır ötesi harekatta sorumlunun da, yetkinin de Meclis’de olduğunu unutmamalıyız.


Ökkeş Ağaoğlu - Amerikali Turk